Irak’ta seçim sonuçları: Beklenen olmadı, istikrarsızlık sürecek

img

HABER MERKEZİ - ABD’nin bölgeden çekildiği sürece denk getirilen Irak seçimleri, bölgesel ve küresel güçlerin beklentisini karşılamadı. Umudunu yitiren halk, sandığı protesto etti. Ülkedeki belirsizlik ve istikrarsızlık hali uzunca bir süre daha devam edecek. 

Afganistan’ın ardından Irak’ta güçlerini çeken ABD, Kazımi öncülüğünde yapılmak istenen yeniden yapılanma isteği, seçimlerde sandığa gömüldü. Afganistan’da siyasi, askeri, teknik ve ekonomik yatırımlara rağmen tutunamayan ABD, Irak’ta da halktan veto yedi. Bölgesel elitler üzerinden yaratılmak istenen rejimler, tutmadığı gibi uluslararası güçlerin tüm “yatırımları”nı da boşa düşürüyor. Esas belirleyici olan halkın örgütlü duruşu, öz iradesi olduğu Afganistan’dan Irak’a kadar her yerde kendisini gösteriyor. Halka dayanmayan, halkın değerlerine arkasını dönen tüm yerel, bölgesel ve uluslararası güçlerin ayakta kalma şansı olmadığını bir kez daha tanıklık ediyoruz. Orta Doğu’dan Libya, Afganistan’dan İran’a, Irak’tan Suriye’ye ve Kürdistan’dan Latin Amerika’ya kadar uzanan sıcak savaş, çatışma hali tüm politik stratejileri alabora ediyor. En son örneği ise Irak’ta hafta sonu yapılan seçimler oldu. Yerel, bölgesel ve küresel güçlerin beklediği sonuç yerine yolsuzluk, adaletsizlik, işsizlik, yoksulluk ve istikrarsızlık devam edecek.  
 
BAĞDAT’A BÖLGESEL ROL 
 
Bölgenin yeni amaç ve çıkarlar üzerinden dizayn etmek için Irak’a önemli bir rol verildi. Irak’ta 2003 işgalinden sonra istikrara kavuşmayan ve ulus-devlet formatına giremeyen gerçekliği, yeniden ele alınmak istendi. ABD’nin geri çekilme tartışmaları üzerinden seçim sonuçlarıyla da bağlantılı olarak Irak yeni bir siyasi çehreye kavuşturulmak isteniyor. En son Mustafa Kazımi öncülüğünde yapılan bölgesel ve uluslararası toplantıdan da anlaşıldığı kadarıyla yeniden yapılandırma çerçevesinde, Bağdat yönetimine bölgesel düzeyde bir rol atfedilmek isteniyor. ABD ve İran’ın arabuluculuğunu onayladığı Kazımi, Kürt özgürlük hareketi karşıtlığı üzerinden de Türkiye’ye göz kırpıyor. Bu politikaya Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) de karşı çıkmadığı sahada görülmekte. 
 
SEÇMEN OYLARINI YAKTI 
 
Ekonomik ve siyasi krizler nedeniyle gündemden hiç düşmeyen erken genel seçimler tüm güçleri hayal kırıklığına uğrattı. Yapılan tüm çalışma ve hazırlıklara rağmen halk sandığa gitmedi. Resmi rakamlara göre sandık başına gidenlerin oranı yüzde 41 olarak açıklandı ancak katılımın daha da düşük olduğu tahmin ediliyor. Hem Irak hem de Federe Kürdistan Bölgesi’nde seçmen protesto amaçlı oylarını yakarak geçersiz kıldı. 2003 yılından bu yana yapılan her seçimde katılım gittikçe düşerek, tüm yerel, bölgesel ve küresel güçlere mesaj veriliyor. 
 
SEÇKİNLER SEFA HALK CEFA İÇİNDE 
 
2018-2019 yılında ekonomik, siyasi ve dış müdahalelerin protesto edildiği eylemlerin erken seçimle aşılması düşüncesi çözüm olmadığı gibi umutsuzluğu derinleştirdi. Her partinin başına buyruk bir devlet gibi hareket etmesi ve korkunç yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik halkı çaresiz bırakmış durumda. Hem Irak’ta hem de Federe Kürdistan Bölgesi’nde halkın çoğunluğu evine ekmek götüremezken, iktidar partileri veya güçleri etrafındaki bazı ayrıcalıklı kesimler ise büyük bir zenginlik ve sefa içinde yaşaması da tepki topluyor. Halk tüm bu sonuçları görerek, bu seçimde sandığa gitmeyi tercih etmedi. 
 
HÜKÜMET ZOR KURULUR 
 
Daha öncesinde Bağdat, Basra’nın yanı sıra Süleymaniye ve Hewlêr de halk sokaklarda tepkilerini gösterdi, ancak halkın bu seçimdeki tavrı önümüzdeki dönem için daha büyük tepkilerin geleceğinin işaretini veriyor. Seçimin sonuçlarına bakılacak olursa, seçimden sonra hükümet kurma çabasının bir hayli süreceği ifade ediliyor. Seçimlerde El-Sadr Hareketi’nin desteklediği ittifak birinci çıktı. Ancak dış güçlerin Irak’ta bulunmasına karşı çıkan El-Sadr Hareketi’ne başta ABD olmak üzere batılı devletler, pek sıcak bakmadıklarından dolayı hükümet kurulma sürecinin çetin geçeceği varsayılıyor. Bu anlamıyla da seçim sonuçları bölgesel ve küresel güçleri memnun etmedi. 
 
HALK KAZANDI
 
Tüm partilerin azımsanmayacak kadar oy kaybetmesi, sandığı boykot eden halkın seçim sonucunu kazananı olarak değerlendirmek mümkün. Tepkiden dolayı partiler bir ders çıkarmışlarsa olumlu yönde gelişmeler yaşanacaktır, ancak 2003 yılından bu yana yaşanan gelişmeler ve yapılan açıklamalara bakılırsa partilerin çok da ders çıkardıkları söylenemez. Öyle görülüyor ki bölgenin tamamında daha uzun bir süre sular durmayacak. 
 
KÜRTLER PARTİLERİ TERCİH ETMEDİ
 
Kürt partileri konusunda da seçim sonuçları değerlendirildiğinde, 2018 Irak genel seçimlerinde bölgede 1 milyon 800 bin seçmen oy kullandı. Bu seçmen sayısı yaklaşık 850 bine düştü. Neredeyse seçmenin yüzde 60’ı sandığı gitmedi. Bir milyonu geçen tepki oyları küçümsenmeyecek bir etki yaratacak. YNK’nin yüzde 55, KDP yüzde 42 ve Goran Hareketi ise yüzde 90 kadar oy kaybettiği kaydedildi. Böylece Bölge hükümetinin meşruluğu tartışılır hale geldi. Diğer taraftan da umut veren partiler de yok. Yeni Nesil oy oranını yükseltti, ancak bu parti de diğer partilere göre kıyaslandığında sonuç itibariyle tüm bölgeyi kapsayacak politikadan uzak ve lokal kalan bir parti olarak görülüyor. Hakeza İslami Parti de öyle. 
 
İRADE YOK
 
Tüm parti ve şahsiyetlerin askeri güç ve mali olarak bölünmesi aynı zamanda Federe Kürdistan Bölgesi’ni savunmasız bırakıyor. Tüm askeri güç, partilerin kontrolünde olması ulusal bir savunma mekanizmasının önünde engel olarak duruyor. Yine ortak yönetim bütçesi kurulamadı. Bu tablo bölge hükümetini kağıt üzerinde veya formalite kalmasına neden oluyor. 
 
TÜRKİYE’YE ALAN AÇILIYOR
 
Bu durum Türkiye tarafından 23 Nisan’dan bu yana Metina, Avaşin ve Zap bölgelerinde sürekli yapılan bombardımanlara, sivil yerleşim alanlarında kullanılan kimyasal gazlara, bölgede yaşanan askeri, siyasi işgale parlamentonun sesiz kalmasını sağlıyor. Çünkü her parti kendi çıkarları ve ilişkileri nedeniyle engelleniyor veya sessiz kalma durumu yaşanıyor. Kürdistan halkını en çok tedirgin edenler ise, ekonomik kriz, yolsuzluk, yoksulluk ve işsizliğin tavan yapmasıdır. İktidar partileri kendi etrafındaki çıkar gruplarına çalışmaktan halkın sorunlarına çözüm olamıyor. Halk, derdini sokaklarda yapılan büyük protesto eylemleriyle anlatmaya çalışsa da iktidar partileri bunlardan ders çıkarma niyetinde değil. 
 
TÜRKİYE SONUÇTAN RAHATSIZ
 
Irak genelinde El Sadr Hareketi’nin öne çıkması ise Türkiye’nin arzuladığı bir durum değil. Türkiye El Sadr Hareketi öncülüğünde kurulacak bir hükümetin kendi aleyhinde olacağını biliyor. Çünkü El Sadr başta Türkiye olmak üzere dış güçlerin Irak’a müdahalesine şiddetle karşı çıkan bir hareket. 2003 yılından beri hem ABD hem de İran’ın müdahalelerine karşı tepkisini dille getiriyor. Türkiye’nin hava ve kara saldırılarıyla birlikte bölgede kurulan çok sayıdaki askeri üssüne karşı çıktı. Türkiye bu hareket öncülüğünde kurulacak bir hükümete karşı bölgede karışıklık yaratmaya çabalayacak. Kendisi bunu beceremezse en azından karşı çıkacak güçlerin çıkaracağı karışıklığa destek vermek için pusuda bekleyecektir. 
 
ÊZİDÎLERE ENGEL
 
Şengal Êzidîlerinin büyük bir bölümü KDP’nin hakim olduğu alanlardaki kamplarda tutuluyor. Bu nedenle KDP, Şengal Özerk Yönetimi’nin adayına oy çıkmasını engellemek için türlü baskıyı uyguladı. Seçmen kayıtlarının olmadığı ya da seçmen kayıtları Şengal dışındaki farklı bölgelerde gösterildi. Türkiye’nin Şengal Özerk Yönetimi’ne yönelik düşmanlığı nedeniyle KDP Temsilcisi Aşitî Koçer’in PADE’nin adayının kazanmaması için her türlü desteği verdi. Seçim öncesinde Süleymaniye’de olduğu gibi Şengal’de de çalışanlar tehdit edildi. Özellikle Özerk Yönetimin güçlü olduğu Xanesor, Sinûnê ve Şengal’e kadar giden birçok yerde seçmenlerin oy kullanacağı dijital cihazların öğle saatlerine kadar bozuk olması da KDP’nin oynadığı oyunun bir parçası olarak görüldü. 
 
MA / Erdoğan Altan