WAN - Hasta tutsakların tahliyesi için yeni bir yasal düzenlemeye gerek olmadığını belirten avukat Halil Kaya, mevzuatın uygulanması halinde sorunun çözülebileceğini vurguladı.
Hukukçular ve insan hakları savunucularının çağrılarına rağmen devletin herhangi bir adım atmadığı hasta tutsakların durumu giderek ağırlaşıyor. Hukuki olarak önünde herhangi bir neden bulunmayan tahliyeler, iktidarın politikaları sonucu “güvenlik” ya da “cezaevinde yaşamını sürdürebilir” gibi gerekçelerle engelleniyor.
Wan Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi Halil Kaya, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
TÜRKİYE TARAF OLDUĞU SÖZLEŞMEYİ İHLAL EDİYOR
Hasta tutsaklara dönük hak ihlallerinin sürece rağmen devam ettiğini belirten Kaya, cezaevlerindeki uygulamaların artık yaşam hakkı ihlaline vardığına dikkat çekerek, ekledi: “Adli mahpuslarda mevzuata uygun uygulamalar yapılıyorken, siyasi tutsaklara yapılanlar tamamen mevzuata aykırı uygulamalar, buda ağır ve ciddi hak ihlallerine sebep oluyor.” Komisyona yapılan başvuruların başında sağlık hakkına erişim engellinin geldiğini söyleyen Kaya, “Özelikle siyasi mahpuslara karşı yapılan uygulamalara baktığımız zaman, işkence yasağı kapsamında değerlendirilmesi gereken durumlar var. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde tutuklu veya hükümlü fark etmeksizin her türlü sağlığa erişimi sağlayacak düzenlemeler mevcut. Hatta Türkiye’nin taraf olduğu İşkenceyi Önleme Komitesi, hasta tutsaklarla alakalı ölümcül seyir izleyen bir hastalık veya ağır bir engel taşıyan bir hastanın ya da gidişatın kötü olduğu bir hastalığa sahip kişilerin sürekli hapsedilmeyecek kişiler olarak niteliyor. Türkiye bunları imzalamış bir ülke. Ama uygulamaya baktığınız zaman özelikle de siyasi tutsaklarla alakalı bu mevzuatın tamamen dışına çıktığını söylemek mümkün” ifadelerini kullandı.
‘NORM DEVLET VE NORM DIŞI DEVLET’
Adli tutuklulara mevzuata uygun uygulamaların yapıldığını ancak siyasi tutsaklara karşı mevzuata ayrı bir tutum sergilendiğini dile getiren Kaya, “Son nitelemelerle norm devlet ve norm dışı devlet ayrımına gidildiğini görüyoruz. Adli mahpuslarda mevzuata uygun uygulamalar yapılıyorken siyasi tutsaklara yapılanlar tamamen mevzuata aykırı uygulamalar, buda ağır ve ciddi hak ihlallerine sebep oluyor. Artık sağlık hakkı erişimini bir tarafa bırakalım, yaşam hakkı ihlaline varacak uygulamalar var şuan. Çünkü sağlık hakkına erişemediği için hastalığı yeteri derecede tedavi edilemediği için cezaevinde hayatını kaybeden tutsaklar var. Bunun dışında, son kertede artık sağlık hakkına erişemediği için, tahliye edildikten bir veya iki ay sonra hayatını kaybeden insanlar var” diye belirtti.
Sağlık hakkına erişimin engellenmesinin işkence yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Kaya, “Aynı zamanda sağlık hakkına erişimin engellenmesi işkence yasağı kapsamında da düşünebilir. Çünkü mahpusların hastalık durumlarında, cezaevinde bulunan revir ve revirdeki doktorların yetersizliği nedeniyle hastaneye sevk edilmeleri gerekiyor ancak çoğu zaman bu beli periyotlarda gerçekleşiyor. Örnek verecek olursak Xelat (Ahlat) Cezaevi’nde bulunan siyasi mahpuslar hastane için talepte bulunduklarında iki veya üç ayda bir hapishane yönetimi koğuşlara gelerek, ‘bu ay aranızdan 2 kişiyi seçin bu ay sadece onları götürebiliriz’ diyorlar. Dolayısıyla bu da hastalıkların ilerlemesine neden oluyor ve kişilerin yaşam hakkı ihlaline varabilecek düzeye geliyor” dedi.
‘ATK ÇİFTE STANDART UYGULUYOR’
Özellikle Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) siyasi hasta tutuklulara karşı sürekli ret raporu verdiğini ifade eden Kaya, “Giresun Espiye Cezaevi’nde bulunan tutsak Hamdi Çiçek, kalp rahatsızlığı, tansiyon ve şeker rahatsızlığı ileri derecede olmasına rağmen Giresun Devlet Hastanesi tarafından ATK’ye sevk ediliyor ve ATK ‘cezaevinde kalabilir’ raporu vererek talepleri reddediyor. Oysa ki bu durumu yaşayan adli mahkum olsa infaz erteleme başvurusu ATK tarafından reddedilmez. Bir diğer mahpus Yahya Güneş, hem yaşlı hem de ileri derecede romatizma hastası, vücudunda ciddi anlamda şişmeler mevcut buna rağmen bırakın sağlık erişim hakkını veya infaz ertelemesini, kendi infazını tamamlamış olmasına rağmen İdari Gözlem Kurulu tarafından pişmanlık dayatması neticesinde infazı erteleniyor. Bunun için bu durumları artık yaşam hakkı ihlali olarak nitelemek durumundayız. Şehmuz Koç Giresun’da illeri derece de akıl hastası hastane tarafında ATK’ya sevk edilmiş ama başvurusu yine reddedilmiş” diye belirtti.
CEZAEVİ KOŞULLARI
Hastaneye sevk edilen tutsakların ise hijyenden uzak koğuşlarda tutulduğuna dikkati çeken Kaya, şöyle devam etti: “Necdet Koç Van F Tipi Cezaevi’nden Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ameliyat için getirildi, burada da ciddi bir sorun söz konusu. Hastanelerde bulunan mahkumların tutulduğu koğuşlar genelde zemin katlarda bulunur ve rutubetliler, enfeksiyon kapma riskleri çok yüksek. Ameliyat olduktan birkaç gün sonra direk hapishaneye götürülüyorlar. Cezaevlerinde tedavi süreçleri iyi bir şekilde ilerlemediği için bu hastalıklarının ilerlemesine, enfeksiyon kapmalarına sebep oluyor. Seyfettin Demir ve Nasır Solmaz ciddi anlamda hastalıkları olan iki hasta mahpus. Nasır Solmaz hem işkenceden kaynaklı hem de kimyasal gazdan kaynaklı iç organları tamamen tahrip olmuş durumda, buna rağmen hiçbir şekilde tedavi edilmiyor."
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dikkati çeken Kaya, "Türkiye’de başlayan bir süreç var ve bu sürecin taraflarından biri devlet. PKK bu süreçte üzerine düşen tüm somut adımları atmış durumda. Ancak Türkiye, kendi mevzuatında yer alan, mevzuatına uygun hiçbir hukuki düzenleme bile gerektirmeyen siyasi mahpusların bırakılması konusunda en ufak bir adım atmış değil. Özelikle de hasta tutsakların bırakılması ya da bırakılmadan ziyade tedaviye erişim haklarının mevzuat çerçevesinde verilmesi noktasında bile herhangi bir adım atmamış. Herhangi bir kanun değişikliği gerektirmiyor, sadece kendi mevzuatını uygulasa yeterli. Ancak hasta mahpusların bırakılmasına dair herhangi bir adım bile atılmıyor. Daha fazla mağduriyet yaşanmaması için, cezaevlerinde ölümlerin olmaması için acil bir şekilde hasta mahpusların tahliyeleri başlamalıdır" diye konuştu.