Erkek şiddetine karşı kadınların çözüm kapısı örgütlülük!
AMED - Evli oldukları erkeklerin uyguladığı baskı ve şiddete karşı başvurdukları devlet kurumlarından “bir şey yapamayız” denilerek gönderilen Neval Demirkıran ve Pınar Memiş, Rosa Kadın Derneği’nin desteğiyle kendilerine yeni bir yaşam kurdular.
Kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne hazırlanırken, ataerkil sistemin neden olduğu erkek şiddeti gündemden düşmüyor. Günde en az 6 kadının en yakınındaki erkek tarafından katledildiği ülkede, şiddet ve katliamları önlemesi gereken devlet mekanizmaları işletilmiyor, adliyenin ön kapısından içeri giren fail erkekler, arka kapıdan salıveriliyor. Emniyet ya da adliyelere başvurduktan sonra mağduriyet üstüne mağduriyet yaşayan kadınlar için çözüm mekanizması artık kadın kurumları ve örgütlülüğü. Dayanışmanın büyütüldüğü bu kurumlarda, kadınlara hem psikolojik hem de hukuki destek veriliyor.
Ülkede 2016 yılında başlayan ve 2018 Temmuz ayında resmen kaldırılan Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinin son dönemlerinde (29 Aralık 2018) Amed’de kurulan Rosa Kadın Derneği de kadınların çözüm merci haline gelen derneklerden biri. Derneğe başvuran Neval Demirkıran (27) ve Pınar Memiş (35) ile derneğe başvurduktan sonra yaşadıkları süreci konuştuk.
NEVAL DEMİRKIRAN’IN MÜCADELESİ
2014 yılında henüz 15 yaşındayken evlendirilen ve iki çocuğu olan Neval Demirkıran’ın, boşandıktan sonra ayakları üzerinde durma mücadelesi başladı. Boşanmak istediğinde çevredeki insanların “geri git, idare edebilirsin, yapabilirsin” diyerek baskı uyguladığını belirten Neval Demirkıran, Bir hayat kurmak istedik ama beceremedik. 9’uncu yılda evliliği sonlandırmaya karar verdik” dedi. Boşandıktan sonra aile evine giden Neval Demirkıran, en büyük desteği babası ve kardeşlerinden aldığını söyledi. Boşanma sürecinde kendisini arayan şahısın uzlaşma teklifinde bulunduğunu kabul etmeyince bu kez tehditlere başladığını dile getirdi.
Sonrasında Xana Axpar’daki (Çınar) Jinwar Kadın Merkezi’ne başvuran, oradan da Rosa Kadın Derneği’ne yönlendirilen Neval Demirkıran, hukuki destek talebinde bulununca Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi ile irtibata geçildiğini ve boşanma sürecinin hızlandırıldığını söyledi. Derneğin aynı zamanda kendisine psikolojik destek de verdiğini belirten Neval Demirkıran, “Tek başıma olmadığımı, benim gibi binlerce kadının olduğunu ve hepsine nasıl yardımcı olduklarını, neler yaptıklarını gördüm. Nasıl bir süreçten geçeceğimi, nelerle karşı karşıya kalabileceğimi ve bunlara karşı her türlü desteği ifade ettiler ancak ben ailemin yanında kalmayı tercih ettim.Yani maddi, manevi her şekilde bana yardımcı oldular” dedi.
‘ROSA UMUT OLDU’
Rosa Kadın Derneği için “Bana hem umut hem de direniş oldu” diyen Neval Demirkıran, “Nasıl direneceğimi, ayaklarımın üzerinde nasıl durabileceğimi gösterdiler. Dediler ki ‘Biz buradayız, yanındayız ama senin de kendi ayakların üzerinde direnmen gerekiyor.’ Yapabileceğim şeyleri, çocukların düşeceği psikolojik durumu anlattılar. ‘Bunlara dayanabilirsen bir adım atabilirsin. Gerçekten yalnız değilsin. Biz varız, aile var’ dediler ve toplumda gerçekten benim gibi binlerce kadın var” ifadelerini kullandı.
‘DEVLET KURUMLARI GÜVENSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRİYOR’
Geçen yıl boşandığı erkek tarafından defalarca şiddete maruz kaldığını ve darp raporu aldığını söyleyen Neval Demirkıran, devlet kurumuna başvurduğunda sadece bir aylık uzaklaştırma kararı verildiğini aktardı. Bu süreçte de hem kendisini hem de ailesinin tehdit edildiğini söyleyen Neval Demirkıran, “Tekrar başvurduğum zaman ‘Senin uzaklaştırmada F maddesi (Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi) olmadığı için biz hiçbir şey yapamıyoruz’ dediler. Bu tür durumlar güvensizliği derinleştiriyor. Devlet kurumları mesela sana bir kağıt veriyor ve bu kağıtla arama yaptığın zaman ‘geleceğim’ diyor. Peki o süre içerisinde neler yaşayacağım? Bunun önlemi alınamıyorsa ben nereye sığınacağım? Nereden destek almaya çalışacağım? Rahatlıkla bir evliliği bitiremiyoruz, bir yaşam süremiyoruz. Birlikte bir yola adım atıyoruz ama erkekler her hakka sahipken, neden biz kadınlar her şeyden kısıtlanıyoruz? Mesela bir erkek bir kadını darp ettiği zaman neden sadece uzaklaştırma alıyor, neden hapishaneye gönderilmiyor? Öldükten sonra benim için hiçbir şekilde önlem alınmasın” diye belirtti.
‘SESSİZLİK ŞİDDET VE ÖLÜM DEMEK’
Kadın kurumlarının erkek şiddetine karşı kalkan olduğunu belirten Neval Demirkıran, şöyle devam etti: “Hiçbir zaman hiçbir kadın tek başına değil. ‘Ben şunu yapamam’ demesinler. Bizim, benim gibi binlerce kadın var. ‘Toplum bana ne şekilde bakacak’ demesinler. Kesinlikle kendi ayakları üzerinde durmaya çalışsınlar. Bir erkeğe bağlı yaşamasınlar. Sana kötü davranan bir insana karşı ayakta durmak zorundasın. Sessiz kalmasınlar. Çünkü ne kadar sessiz kalırsak göz yummuş oluyoruz ve öldürülüyoruz. O yüzden dirensinler, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışsınlar. Bir çocuğu huzursuz bir evde büyütmek o çocuk için en büyük kötülüktür. Çocuğuna iyi gelmek istiyorsan o evin içinden çıkacaksın. Zorlukları olacağını biliyordum. Toplumdaki bakış açısı bir defa çok değişiyor. Boşanmış bir kadın oluyorsun. Bunu defalarca söylediler. ‘Boşanmış bir kadın olarak topluma girmeyi istiyor musun?’ Ben kötü hiçbir şey yapmadım. Niye bundan utanç duyayım? Herkesin karşısında dimdik durabilirim. Karşı tarafın yaptığı bir hata benim bir ömrüme mal olacak ve ben bunu kabul ettiğim anda bir ömür boyunca sürekli bununla karşı karşıya kalacaktım.
‘BEN BAŞARDIM’
Şu an ailem ve çocuklarımla toparlanmaya çalışıyorum. Açıktan lise okuyorum. KPSS’ye girmeyi düşünüyorum. Bir insanla iletişim kurduğum zaman, ‘Sen benim ne yaşadığımı bilmiyorsun’ diyor. Ama senin yaşadıklarının hepsini ben de yaşadım. Ve ben ayakta durdum, sen de durabilirsin. Senin yaşadıklarını yaşadığım için sana bir yol olmak istiyorum. Ben de şiddet gördüm. Yıpratılmaya, manipüle edilmeye çalışıldım. Daha 27 yaşındayım ve 12 yıldır bu mücadelenin içindeyim. Ben gerçekten başardım. Bir olabilirsek, kadının yapamayacağı hiçbir şey yok. Kadınlar, kadın derneklerine gitsinler. Orada sadece şiddet görmüş kadınlar yok. Kendimizi bilinçlendirebiliriz, geliştirebiliriz. Bu şekilde kendimizi de bizimle beraber yol alan erkekleri de değiştirebiliriz.”
DEVLET VE ERKEK ZİHNİYETİ
Rosa Kadın Derneği’ne başvuran Pınar Memiş de, hem Kürt hem de kadın kimliğinden kaynaklı yaşadığı zorlukları anlattı. Devletin baskılardan dolayı 2002 yılında Amed’in Pasûr’dan (Kulp) ilçesinden Farqîn (Silvan) ilçesine göç ettiklerini belirten Pınar Memiş, henüz 16 yaşındayken evlendirildiğini söyledi. Evliliğinde erkek zihniyetinin kendisine yaşattıklarını daha önce devletin yaşattığını dile getiren Pınar Memiş, erkek-devlet zihniyetinin farksız olmadığının altını çizdi.
‘İKİ AİLE BİR KADINI KURBAN GÖRDÜLER’
Evli olduğu kişinin kendisini “köle” gibi görüp, şiddet uyguladığını belirten Pınar Memiş, “Ailede, toplumda, ‘bu evliliği yürütemiyorum’ deme hakkın yok. Kadın olarak kendi başına yaşayamazsın, haklarını savunamazsın. Çünkü o erkek o evin iktidarı. 2017’de bir karar aldım ve ‘bu insandan kopmak istiyorum’ dedim. Benim ve onun ailesi, boşanmaya karşı çıktı. ‘Bir şey olmaz, sen kadınsın’ diyorlardı. O da, ‘Ben ne yaparsam yapayım erkeğim, hesabına gelirse’ diyordu. ‘Benim malımsın’ zihniyeti vardı. Bende ona, ‘Yaşam senin zihniyetindeki gibi değil’ diyordum. Kabul etmiyordum. İki aile bir kadını kendine kurban gibi görüyorlardı. Yine de ‘ayrılacağım’ dedim. Böyle olunca katliamcı bir saldırıyla üzerime geldiler” dedi.
‘POLİS İLE EŞİM ÇAY İÇİYORDU’
Şiddet sonrası devlet kurumlarına başvurduğunu dile getiren Pınar Memiş, ailesinin yurtsever kimliğinden kaynaklı devletin “bu fırsatı kaçırmayarak” kendisine yaklaştığını belirtti. Adliyede kendisine erkek avukat verildiğini dile getiren Pınar Memiş, onu istemeyerek Rosa Kadın Derneği’ne başvurduğu söyleyerek, ekledi: “Kadın arkadaşlar gelip beni dinlediler. Sahiplenme bana güç verdi. ‘Demek ki tek değilim’ dedim. Hukuki açıdan destek verdiler. Bir gün ifadeye gittik ve sistem bana, ‘Eşin haksız değil. Siz Kürt kadınlarıyla başa çıkılmaz’ dedi. Yani devletin ve erkeğin zihniyeti aynı. Bana, ‘Kim sana Rosa’ya başvur dedi, nereden biliyorsun?’ sorularını sordu. Kadına köle gibi bakıyorlar. 2020 yılına kadar hem aileler kabul etmiyordu hem de sistem bu şekilde oyalamak istiyordu. 2021’de aynı şekilde devam etti. Yine baskı, saldırı vardı. Bir gün ifadeye gittiğimde polisle eşim çay içiyordu. Bana, ‘Seni tutuklayacağız’ dediler. ‘Sizin beni tutuklama hakkınız nedir?’ dedim. ‘Hakkında şikayet var’ dediler. ‘İşkence, şiddet gören, raporu olan benim’ deyince, ‘O da senin üzerine ifade vermiş’ dedi. Sonra avukatımı istedim, kadın bir avukat geldi, durumu anlattım. Tekrar Rosa’ya gittim. Rosa’daki arkadaşlar ve TJA geldi, açıklama yaptık. Açıklamadan sonra moral, güç aldım. ‘Yalnız değilim’ dedim. Bana cesaret, moral verdi. O sahiplenmeyi görünce bütün zorlu yolları aşabileceğimi gördüm. Kadınların hakkını savunan kadınları yanımda gördüm. Moralle çocuklarıma sahip çıktım, yaşamıma devam ettim.”
DEVLET KURUMLARINA GÜVEN YOK
Daha sonra yine devlete gittiğinde “kadınlar seninle ilgilensin” yanıtı aldığını dile getiren Pınar Memiş, “Dershanede çalışıyordum. Hem kütüphaneye bakıyordum hem de oranın temizliğini yapıyordum. O şekilde ekonomik anlamında güçlendim, çocuklarıma sahip çıktım, okuttum. Hala okuyorlar. Çocukların masrafı çoğalınca temizlik yapmaya başladım. Diğer kadınlara da moral oluyordu. 2019’daki yerel seçimlerde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) Farqîn’de Meclis üyesi seçildim. Belediyeye kayyım atanmasının ardından farklı işlerde çalıştım. Son seçimlerde yine meclis üyesi seçildim ve Farqîn Belediyesi’nde çalışıyorum. Şimdide moralle elimizden ne gelirse Farqîn’deki kadınlara, 4 duvar arasındaki kadınlara yapmaya çalışıyoruz. Kadın hattında çalışmalar yürütüyoruz. Kadınlar istediği zaman yapamayacağı şey yok. Yeter ki mücadele etsin” diye belirtti.
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel