‘Savaşın yarattığı ekolojik kırıma karşı kolektif mücadele gerekli’

Paylaş:

İSTANBUL - Savaşın yarattığı tahribatın “ekolojik kırım” boyutuna ulaştığını belirten Polen Ekoloji Kolektifi’nden Barış Şen, çözümün bireysel çabalardan çok kolektif mücadeleden geçtiğini söyledi. 

Dünyada artan savaşlar ve savunma sanayisinin büyümesi, yalnızca insanları değil, doğayı da geri dönülmez biçimde tahrip ediyor. Savaşların ve ileri teknolojiye dayalı savunma sanayisinin doğada yarattığı tahribatı Polen Ekoloji Kolektifi’nden Barış Şen değerlendirdi. Şen, “Savaş sanayisi dünyada yükselen bir trend. Devletler, eğitim ve sağlık gibi kamu harcamalarından çok savunma sanayisine kaynak ayırıyor. Silah üretimi ve satışı yalnızca insan yaşamını değil, ekosistemleri de hedef alıyor” diyerek bu durumun “ekolojik kırım” boyutuna ulaştığını dile getirdi. 
 
Savaşın etkilerinin çoğu zaman yalnızca çatışma anında gündeme geldiğine dikkati çeken Şen, "Oysa ekolojik yıkım savaş başlamadan önce başlıyor. Askeri tatbikatlar, lojistik faaliyetler, yakıt tüketimi ve silah testleri çevreyi kirletiyor. Ayrıca savaş sanayisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri için yapılan madencilik faaliyetleri de hava ve toprak kirliliğine yol açıyor” dedi. 
 
‘SAVAŞ BAŞLAMADAN ETKİLERİNİ YAŞIYORUZ’
 
Devletlerin bütçe önceliklerinin değiştiğine dikkat çeken Şen, savunma sanayisine yapılan yatırımların ekolojik yıkımı artırdığını belirtti. Silah üretimiyle birlikte ağır metallerin ve toksik maddelerin üretim süreçlerinde doğaya karıştığını ifade eden Şen, “Savaş başlamadan da bu maddeler besin zincirine giriyor. Savaşın etkilerini daha çatışma olmadan yaşamaya başlıyoruz” diye belirtti. Ukrayna’daki savaşın çevresel etkilerine değinen Şen, savaş sırasında büyük miktarda karbon salımı gerçekleştiğini ve geniş ormanlık alanların yok edildiğini söyledi. Bir barajın yıkılmasıyla Karadeniz ekosisteminin zarar gördüğünü de hatırlatan Şen, Karadeniz’de endemik balık türleri ve yunusların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
 
‘YUNUSLAR GÖÇ YOLLARINI KAYBEDİYOR'
 
Askeri teknolojilerin yaban hayatı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Şen, sonar ve elektromanyetik sistemlerin hayvanların yön bulma yetilerini bozduğunu belirterek, “Özellikle deniz memelileri ve kuşlar göç yollarını kaybediyor. Bu durum, türlerin yok oluş sürecini hızlandırıyor” dedi. Sudan’da uzun süredir devam eden iç savaş nedeniyle geniş alanların mayınlı araziye dönüştüğünü belirten Şen, bu durumun tarımı durma noktasına getirdiğini ve hayvan göç yollarını da yok ettiğini kaydetti. Gazze’de ise Birleşmiş Milletler verilerine göre ormanların büyük bölümünün yok edildiğini aktaran Şen, milyonlarca ton enkazın çevre üzerinde uzun yıllar sürecek tahribat yarattığını vurguladı.
 
‘ROMA STATÜSÜ UYGULANMIYOR'
 
Savaşların yalnızca insanlara değil, tüm doğaya yönelik bir yıkım yarattığını ifade eden Şen, temiz su kaynaklarına erişimin zorlaştığını ve toprakların kullanılamaz hâle geldiğini söyledi.Ekolojik tahribata karşı uluslararası hukukun yetersiz uygulandığını belirten Şen, “Roma Statüsü ve benzeri uluslararası düzenlemeler hayata geçirilmiyor. Oysa doğanın korunması için bu mekanizmaların işletilmesi gerekiyor” dedi.Şen, çözümün bireysel çabalardan çok kolektif mücadelede olduğunu vurgulayarak, “Ekolojik yıkımla ancak örgütlenme, dayanışma ve ortak mücadeleyle baş edilebilir” ifadelerini kullandı.