Babat'ın şüpheli ölümü: Aileye bilgi verilmemesi bir şeylerin saklandığını gösterir

Paylaş:
WAN - Cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rojhat Babat’ın otopsisi yapılana kadar aile haber verilmediğini hatırlatan avukat Veysi Güneş, "Bu bir şeylerin saklandığına işarettir" dedi.  
 
Wan’ın Payîzava (Gürpınar) ilçesinde 2015 yılında “örgüte üye olmak” iddiasıyla 15 yaşında iken gözaltına alınıp daha sonra tutuklanan Rojhat Babat, yargılama sonucunda, müebbet hapis cezası aldı. Van F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde 10 yıl tutulan Babat, 2025'te Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevine sevk edildi. Çeşitli rahatsızlıkları bulunan Babat, tutuklandığı süreçte gördüğü işkenceler sebebiyle de psikolojik rahatsızlıklar yaşamaya başladı. Cezaevinde bulunduğu süre zarfında 2 kez intihara teşebbüs ettiği  iddia edilen Babat, 27 Mart’ta "intihar" girişiminde bulunduğu iddiasıyla hastaneye kaldırıldı. 
 
Önce Kırşehir Devlet Hastanesine götürülen Babat, 30 Mart’ta Kayseri’ye sevk edildi. 27 Mart’ta götürüldüğü Kırşehir Devlet Hastanesinde psikiyatri gözetiminde tutulan Babat için, “intihara meyillidir”, “yüksek risk” grubu teşhisi konuldu. Hastane Babat’ın gözetim altında tutulması gerektiği kararını verdi. Ancak Babat, götürüldüğü Kayseri’de tutulduğu hastane koğuşunda 1 Nisan günü şüpheli şekilde ölü bulundu. Yaşamını yitirmesi ardından ailesine saatler sonra haber verilirken, ölümüne dair bilgi verilmedi.
 
ÖLÜ MUAYANE VE  OTOPSİ RAPORU AÇIKLANDI 
 
Babat'ın ölümüne ilişkin hazırlanan ölü muayanesi raporunda, "Olay yeri inceleme ekipleri ile birlikte odaya girildiğinde şahsın yatağının üzerinde sırt üstü yatar vaziyette bulunduğu ve boynunda asıya bağlı geliştiği değerlendirilen telem izi olduğu görüldü. Odanın içerisinde bulunan lavabonun sağ kapısının olmadığı ancak kapı kenarlıklarının bulunduğu görüldü. Sağ üst köşede şahsın astığı değerlendirilen ası ipinin asılı vaziyette olduğu görüldü. Olayın öğrenilmesi üzerine görevliler tarafından şahsın asılı olduğu yerden indirildiği ve gerekli müdahalelerin yapıldığının şifai olarak öğrenildiği…. Sağ dirsek iç büklümde horizontal seyirli, alt kısmında ip sütürleri bulunan sarı renkte akıntısı bulunan içerisinde yumuşak dokuların görüldüğü  6,5x1 cm'lik yeni tıbbi müdahale lezyonu, sol el bileği önde horizontal seyirli 4,2x0,2 cmlik cilt altı ile sınırlı olan laserasyon, sağ el bileği önde horizontal seyirli 4x0,2 cm'lik cilt cilt altı ile sınırlı laserasyon, sol ayak bileği iç yüzde üzeri kurutlu 2x0,2 cm'lik kısmen ip sütüre lezyon, sağ ayak bileği ön yüzde üzeri kurutlu 2,6x0,2 cm'lik lezyon, sağ ayak ön yüzde metal sütüre 2,5x0,1 cm'lik üzeri kurutlu lezyon, sağ ön kol önde 5x1,5 cm'lik alanda ekimozlu iğne giriş izleri, her iki ingüinal ve her iki ayak sırtında iğne giriş izleri görüldü. Kesin ölüm sebebi tespit edilemediğinden klasik otopsi yapılmasına karar verildi" ifadelerine yer verildi.
 
Otopsi raporunda ise Babat'ın ölümüne ilişkin şu ifadelere yer verildi: Rojhat Babat'ın boyunda yükselip yüzeyelleştirici vasıfta telem, sağ tarafta stemocleudomastoid kasın klavikulaya tutunma yerinde kanama ve sağ hyoit kemik büyük boynuzda kanamalı kırık olması ciheti ile ası işleminin gerçekleşmiş ve asının kişinin canlı iken meydana gelmiş olduğu kanattindeyiz."
 
Otopsi raporunda Babat'ın cenazesinden alınan 1 tip idrar, 1 tip göziçi sıvısı, 1 tip safra sıvı, 1 tiip mide içeriği, herhangi koruyucu içermeyen kaplara konulmuş iç organ parçalarının (karaciğer, böbrek) Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesine gönderilerek sistemik toksikolojit analiz, alkol, uyuşturucu madde yönünde inceleme yapılması talep edildi. 
 
EŞOFMAN İÇLİĞİ İLE İNTİHAR ETMİŞ! 
 
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının olay ile ilgili tuttuğu tutanakta ise şunlara yer verildi: "Olay yerinde yaşanan teknik incelemelerde müdafinin kendisine ait eşofmanının içliğini sökerek aparat haline getirdiği, bu düzeneği banyo kapısının üst kısmındaki pervaza bağlamak suretiyle intihar eylemini gerçekleştirdiği söylenmiştir. "
 
Yapılan ölü muayenesi, otopsi raporu ve soruşturmaya dair aile avukatı Veysi Güneş değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘DEVLET ÖLÜMÜ AYDINLATMALI’
 
Yaşanan olayın münferit olmadığının altını çizen avukat Veysi Güneş, “Devletin gözetimi altında olan bir insan yaşamını yitiriyor. Bu anlamda olayın birden çok yönü var. Ölüm vakasıyla ilgili soruşturma etkin şekilde yürütülmelidir. Devletin en temel sorumluluğu, ölüm olayının aydınlatılması ve ardındaki soruların hiçbir tereddüde mahal vermeden aydınlatılmasıdır” diye konuştu.
 
Soruşturma evraklarında yer alan bilgilere değinen Güneş,"27 Mart’ta Rojhat’ın kesici aletle intihar girişiminde bulunduğu kaydediliyor. Sonra aynı gün hastaneye sevki gerçekleşiyor. Sonra Kayseri'ye gönderiliyor. Burada müdahalesi yapılıyor ve tedavi altına alınıyor. 1 Nisan’da psikiyatri servisinde gözetim altında tutulurken saat 10.17’de iddiaya göre rutin kontrol esnasında gardiyanlar seslenip cevap alamayınca odaya giriyor. Gardiyanlar, Rojhat’ı asılı bir şekilde buluyor ve daha sonra yapılan müdahaleler sonucunda öldüğü anlaşılıyor” ifadelerini kullandı. 
 
CEZAEVİ ÖNLEM ALMAMIŞ
 
Verilen doktor raporunda “yüksek riskli” ve “intihara meyilli” ibareleri yer almasına rağmen cezaevi yönetiminin bunu dikkate almadığını belirten Güneş, yönetimin bu anlamda çok fazla ihmalinin de bulunduğunu vurguladı. Olayda aydınlatılması gereken temel sorulara dikkat çeken Güneş, “Öncelikle ilk hususlardan biri, devlet gözetiminde, psikiyatri servisinde yatan bir kişi hangi araçla kendisini astı? Soruşturma evrakına baktığımızda eşofman ipinin bir aparat haline getirilip banyo kapısının üst pervazına bağlanarak asma eyleminin gerçekleştiği iddia ediliyor. Bu şahıs denetim altındayken bu içliği ya da iddia edildiği gibi eşofmanı nasıl bir aparat haline getirebildi? Hangi araçlarla bunu gerçekleştirdi? Bir diğer husus, kendini astığı söylenen yerin teknik olarak gerçekten bir insanın kendisini asabilecek yükseklikte olup olmadığıdır” şeklinde konuştu. 
 
ROJHAT'A YANLIŞ TEŞHİS 
 
Babat'a daha önce "orta düzey bir depresif epizot" tanısı konulduğunu hatırlatan Güneş, “Yaşanan intihara teşebbüsler ve son tutanağın tutulduğu 27 Mart tarihinde konulan teşhise baktığımızda Rojhat’a ilk baştan itibaren konulan teşhislerin hatalı olduğunu anlıyoruz. Orta düzey depresif epizot rahatsızlığı olan bir insanın bu derece sistematik şekilde intihara teşebbüs etmesi beklenemez ve tıbben de bu böyle açıklanıyor. Ancak ağır depresif bir kişinin bu derece sistematik bir şekilde intihara teşebbüs edebileceği tıbben söylenebilecek hususlardır” diye belirtti.
 
‘HANGİ ARAÇLARLA KENDİNİ ASTI?' 
 
Babat’la yapılan görüşmelerde de yeniden intihar edeceğine dair söylemlerin yer aldığını söyleyen Güneş, “24 saat gözetimde tutulması gereken bir insan, psikiyatri servisinde yatmasına, doktorun yanından çok kısa bir süre sonra ayrılmasına ve ilaç tüketmesine rağmen nasıl kendini asabilecek aparatlar oluşturabildi?” diye sordu.
 
'ÖLÜME TERK EDİLDİ'
 
Babat’ın ölümünün “şüpheli” olduğunu aktaran Güneş, Babat’ın ölüme terk edildiğini kaydetti. Bulunduğu cezaevinde ağır tecrit altında tutulduğunun söyleyen Güneş, “Kuyu Tipi cezaevleri psikolojik olarak insan hayatını zorluyor. Devletin, Adalet Bakanlığının ve Sağlık Bakanlığının bu konuda ihmallerinin olduğunu söyleyebiliriz. Tabi bir de bu cezaevlerinin ağır izolasyon ve yalnızlık durumu müvekkilin içinde bulunduğu psikolojik rahatsızlığı tetikledi. Psikologlar tarafından müşahede altında tutulan tutanaklara bakıldığında gerçekten Rojhat’ın psikolojik olarak çok zorlandığı anlaşılıyor. S tipleri, bu rahatsızlığı giderici ve tedavi edilebileceği bir ortam sağlamıyor. Adeta devlet gözetiminde ölüme terk edildi. Bu noktada soruşturma makamlarının üstüne çok büyük sorumluluklar düşüyor. Tarafsız, bağımsız ve şeffaf bir soruşturmanın yürütülmesi maddi hakikatin açığa çıkması gerekiyor. Bu cezaevleri kolektif insan haklarının çiğnendiği bir yer. Müvekkilimin psikolojisinin bozulmasının en temel nedenlerinden biri S tipinde ağır tecrit altında kalmasıydı" ifadelerini kullandı. 
 
'BİR ŞEYLER SAKLANILIYOR'
 
Babat'ın yaşamının yitirdikten çok sonra ailesine haber verildiğini hatırlatan Güneş, "Soruşturma evrakına bakıldığında müdafinin ölüm saati 10.55 olarak görünüyor. Ailesine ölüm bilgisi, 14.20’de veriliyor. Aradan geçen üç saatte ne oldu? Ne yaşandı? Aile bunların hiçbirini bilmiyor. Ne aile ne de biz otopsiye katıldık. Otopsinin protokole uygun yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Kırşehir S Tipi Cezaevi’ndeki,  Kayseri Şehir Hastanesi’ndeki tutuklu adli psikiyatri servisindeki kamera kayıtlarının alınıp alınmadı mı bilmiyoruz. Otopsi yapana kadar aileye bile bilgi verilmedi. Bu bir şeylerin saklandığına işarettir. Ölüm saatinin üstünden 3 saat geçtikten sonra aileyi telefonla arayıp ‘bize bir adres gönderin oğlunuzun cenazesini göndereceğiz’ deniliyor. Bu kadar acımasız ve insani değerlerden uzak yaklaşımla da karşı karşıya kaldık” diyerek ölümün şüpheli olduğunu vurguladı. 
 
DAYANIŞMA ÇAĞRISI
 
Olay aydınlanana dek hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Güneş, "Sorumluların etkin bir soruşturma ile bulunmasını istiyoruz. Hakikatin açığa çıkması için her türlü mücadeleyi vereceğiz. Bu noktada barolar başta olmak üzere hukukçulardan da yardım talebimiz var.  Rojhat Babat ve ailesinin yaşadıklarının hesabı bu çarpık ve çürümüş sistemden sorulmalıdır. Biz hukukçular olarak bu davanın sonuna kadar arkasında olacağız” şeklinde konuştu. 
 
MA / Bilal Babat