Tiler davasının gerekçeli kararında suçu kapatma kurgusu

img

URFA - Mahkeme, Eylem Tiler'i katleden Hüseyin Tiler'e verilen ağırlaştırılmış müebet hapis cezasının gerekçeli kararında, cinayetin ayrıntıları ve suçu kapatmanın kurgusunu anlattı. 

Urfa'nın Viranşehir ilçesinde 12 Ekim 2017 tarihinde Eylem Tiler’in (31) yaşadığı evde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesinin ardından evli olduğu erkek ve Hüseyin Tiler ve ailesi Eylem’in intihar ettiğini belirtmişti. Eylem Tiler katledilmesine rağmen olay basına da böyle yansımıştı. 
 
Ancak, Eylem Tiler’in ailesinin verdiği mücadele sonucu Tiler’in evli olduğu erkek Hüseyin Tiler (38) ve annesi Hani Tiler (83)  hakkında "altsoya karşı iştirak sureti ile kasten öldürme" ve "ateşli silah bulundurmak" suçundan dava açıldı. Açılan davanın 1 Şubat tarihinde görülen duruşmasında karar çıktı. Urfa 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklardan Hüseyin Tiler'e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verip cezada indirime gitmezken, annesi Hani Tiler'e ise beraat kararı verdi. Mahkeme kararın gerekçesini de yazdı.
 
JANDARMAYI BİRÇOK KEZ ARAMIŞ
 
Kararda, Eylem Tiler'in daha öncede şiddet gördüğü eşi Hüseyin Tiler'den bir kez kaçarak ailesinin evine geçtiği ve ailelerin araya girmesi ile evine geri, döndüğü belirtildi. Sanık Hüseyin Tiler'in Eylem’e yönelik şiddetinin daha sonra da devam ettiğine yer verilen kararda, 14 Eylül 2017 tarihinde katledilen Tiler'in 156 Jandarmayı birçok kez aradığı ve şiddetten ötürü ihbarda bulunduğuna, tehdit edilmesinden dolayı karakola giderek şikayette bulunamadığına yer verildi. 
 
KATLEDİP CENAZEYİ TAŞIMIŞ
 
Olaydan önceki gün Eylem’in, annesi Kudret Kırtay ile iki defa görüştüğüne yer verilen kararda, Eylem’in eşinden şiddet gördüğünü annesine söylediği de belirtildi. Kararda, Eylem’in cenazesinin bulunduğu yerde küme halde 3 noktada kan birikintisi olduğu, kan izlerinin “sürüntülenme” şeklinde olayın gerçekleştiğine kuşkuya yer vermeyecek şekilde sabit olduğu belirtildi.
 
ÇELİŞKİLİ İFADELER
 
Hüseyin Tiler'in emniyet ve kollukta verdiği ifadelerde çelişkiler olduğu, silaha "dokunmadım" demesine rağmen kendisinde svap örneklerine rastlandığı belirtilen kararda, "Eşi olan maktulün psikolojik sorunları olduğunu, ailevi sorunları bulunduğunu, olay günü araba ile tarlaya gittiğini, geldiğinde traktörü arızalı olduğu için ona baktığını, bu arada oğlu Kerim'in arabaya binmek istediğini, bunun üzerine Kerim'i arabaya bindirdiğini, daha sonra tornavida almak için eve gittiğinde eşinin yerde yatar vaziyette olduğunu, kaldırıp baktığını, sonra nabzına baktığını, yanında bulunan tabancaya hiç dokunmadığını, sonra abisi Salih'e olayı bildirdiğini, gelip baktığında yaşamadığını söylediği ve jandarmaya haber verdiklerini beyan ettiği..." ifadelerine yer verildi. 
 
Somut olay, ölü muayene ve otopsi tutanağı, olay yeri inceleme raporları, tanık beyanları ve sanık savunmalarına yer verilen kararda, "Sanık Hüseyin'in her ne kadar maktulün intihar ettiğini kendisininin maktule yönelik bir eylemi olmadığını savunmuş ise de; Sanık Hüseyin aşamalarda alınan savunmalarında kısmen çelişkili savunmalarda bulunduğu, tarlaya ne ile gittiği yürüyerek mi araba ile mi, traktörle mi gittiği yönünde çelişkili beyanlarda bulunduğu, oğlu Kerim'i arabaya kimin bindirdiğini bilmediğini soruşturma aşamasında söylediği, yargılama aşamasında kendisinin Kerim'i arabaya bindirdiğini beyan ettiği çelişen ve tutarlı olmayan savunmalarda bulunduğuna…" denilerek çelişkilere dikkat çekildi.  
 
OLAY YERİ DEĞİŞİMİ KURGUSU
 
İlk aşamalarda sanığın alınan ifadelerinde Eylem’in olayın olduğu odada kapının açılmasını engelleyecek halde yerde bulunduğunu ve zorlayarak kapıyı açtığını beyan ettiğine değinilen kararda, “Maktulenin oda içerisinde kapının açılmasını engellemeyecek halde yerde sırt üstü yattığı, olay yeri inceleme raporu ve özellikle olay yeri fotoğrafları incelendiğinde, olay yerinin olayın hemen sonrasında bir kurgu çerçevesinde değiştirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Birinci kan birikintisi noktasının olay sonrasında üzerine çöp kovasının konulmak suretiyle gizlenmeye çalışıldığı, kasten öldürme fiilinin birinci nokta olan kapının arkasında gerçekleştiği, birinci kan noktası ile ikinci kan noktası arasında kan damlaları yol izi oluştuğu, dolayısıyla birinci noktadan ikinci noktaya doğru maktulün düştüğü, taşındığı veya yerinin değiştiği ve maktulün yerinin şeklinin değiştirilmesi neticesinde sürtünme veya bulaşma şeklinde gerçekleştiği, maktulün vurulduktan sonra yerinin değiştirilmiş olduğunun dosya kapsamında anlaşıldığı" belirtildi. 
 
'KENDİNİ VURMASI ÇOK ZOR' 
 
Kararda, otopsi tutanağında mermi çekirdeğinin giriş ve çıkış yönlerine dikkat çekildi. Eylem’in sağ elini kullandığına vurgu yapılan kararda, "Bu doğrultuda maktulün sol alnından bitişiğe yakın şekilde vurulması ve merminin maktulenin kafasında izlediği yolun yukarıdan aşağıya doğru olması için sağ elini kullanan bir kişi yönünden kendisini bu şekilde vurmasının çok zor bir ihtimal olduğu, hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bileğini imkansıza yakın bir şekilde bükmesinin gerektiği, olay yerinde bulunan ve hiç kimse tarafından dokunulmadığı beyan edilen suç aleti tabanca üzerinde intihar ettiği söylenen maktulün en azından parmak izinin bulunması gerektiği, ancak parmak izine rastlanılmamış olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanık tarafından tabancanın temizlenmiş olabileceği kanaatine varıldığını ortaya koymaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında sanığın aşamalarda değişen/çelişen, dosya kapsamı ve hayatın olağan akışıyla örtüşmeyen, kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilen inkâra dönük savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanığın üzerine atılı ‘eşe karşı kasten öldürme’ ve  6136 sayılı Yasa kapsamında olduğu anlaşılan tabanca ve mermileri ruhsatsız şekilde bulundurmak/taşımak ve suçta kullanmak suretiyle üzerine atılı 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarını işlediği mahkememizce kabul edilmiştir" denildi. 
 
HANİ TİLER'E BERAAT
 
Hüseyin Tiler'in annesi Hani Tiler hakkında ise "Her ne kadar sanık hakkında maktül Eylem Tiler'e yönelik iştirak halinde kasten öldürme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillere göre sanığın üzerlerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksine mahkûmiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle müsnet suçtan beraatına" karar verildiği belirtildi. 
 
'İYİ HAL İNDİRİMİ' YAPILMADI 
 
Sanık Hüseyin Tiler açısından mahkeme,"Sanığın sabıkalı geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, dosyaya yansıyan kişilik yapısı, sosyal durumu ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki etkisi dikkate alınarak" sanık hakkında “iyi halin uygulanmasına takdiren yer olmadığına” karar verdi. 
 
MA / Müjdat Can