Suçu ortaya çıkardı, 5 yıldır tutuklu: Sesime ses olun

Paylaş:
AMED - Lice Adliyesi’nde yaşanan usulsüzlüğü tespit ederek, suç duyurusunda bulunmasına rağmen tutuklanan zabıt katibi Mehmet Oğuz Ademoğlu ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, “Sesime ses olun” çağrısında bulundu.    
 
Lice Adliyesi’nde zabıt katibi olarak görev yapan Mehmet Oğuz Ademoğlu, suçsuz olduğuna dair onca tanığa ve kanıta rağmen yaklaşık 5 yıldır tutuklu yargılanıyor. Licê’de 26 Nisan ile 7 Temmuz 2021 tarihleri arasında eski İcra Müdür Yardımcısı Kemal Torun tarafından 63 sahte aracın tescil işlemi, ihaleye çıkmadan ve evrak hazırlanmadan yapıldı. Durumdan şüphelenen Ademoğlu, icra müdürü Hasan Sönmez’e haber verdi. İşlemde usulsüzlük olduğunu teyit eden Sönmez ve Ademoğlu, Torun hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Usulsüzlüğü açığa çıkaran Ademoğlu, 23 Ağustos 2021’de tutuklandı.
 
Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 20 Ocak’ta 14’üncü duruşması görülecek olan Ademoğlu’nun avukatı Mehmet Yolcu, dosyaya dair değerlendirmelerde bulundu. Ademoğlu’nun Lice Adliyesi'nde Asliye Ceza'da katip olarak çalışan bir personel olduğunu belirten Yolcu, icrada personel olmadığı zaman müvekkilinin onların yerine vekaleten baktığını aktardı. Müvekkilinin orada çalıştığını öğrenen birilerinin Amed’den Licê’ye gittiğini ve kendilerini icra müdürü olarak tanıtıp, Ademoğlu’nun güvenini kazandığını sözlerine ekleyen Yolcu, sonrasında icra takiplerini başlattığını kaydetti. İşlemlerin usule uygun ilerlemesinden kaynaklı müvekkilin şüphelenmediğini belirten Yolcu, Ademoğlu’nun aynı zamanda yapılan her işlem evrakının çıktılarını o zamanki İcra Müdürü Hasan Sönmez'e gösterip, teyit ettirdiğini kaydetti.
 
SÜREÇ NASIL İŞLEDİ?
 
Yaklaşık 6 aylık bir süreç boyunca Hasan Sönmez'in izinde olduğu günlerde Kemal Torun; Yusuf Aslan ve Ferzende Güler’le birlikte Ademoğlu’nun bulunduğu icra dairesine gittiğini ve işlemleri yaptığını aktaran Yolcu, müvekkilinin kalemde olmadığı sırada Torun’un bunu fırsat bilip, araç satış işlemlerini yaptığını belirtti. Aynı kişilerin benzer işlemleri İzmir ve Burdur'da da gerçekleştirdiğini sözlerine ekleyen Yolcu, sahte imza atılarak araçların noterden Ferzande Güler adına alındığını ve Güler’in aracı aldıktan sonra uygun buldukları kişiye sattıklarını belirtti. Müvekkilinin icra bilgisi olmadığından kaynaklı usulsüzlükleri fark edemediğini sözlerine ekleyen Yolcu, şu aktarımlarda bulundu: “2021'in Nisan, Mayıs ayında müvekkilimiz Kemal Torun'un bilgisayarda bir işlem yaptığını fark ediyor. ‘Ne yaptın?’ diyor. O da, ‘Önemli bir şey değil. Bir reddiyat yaptım’ diyor. Müvekkilimiz merak ediyor ve peşine düşüyor. Daha sonra izinden dönen icra müdürüne durumu anlatıyor. İcra müdürü de bakıyor, ‘Herhangi bir sıkıntı yok’ diyor. Tabii müvekkilimiz ısrar ediyor. Birkaç kişiye danışıyorlar. Geçmişe dönük baktıklarında usulsüz bir şekilde araç devirlerinin yapıldığını tespit ediyorlar. Hemen icra müdürü ile birlikte aksiyon alıyorlar ve yapılan fakat henüz satışı gerçekleşmeyen araçlara haciz işlemi uyguluyorlar. Yaklaşık 14 aracı bu şekilde geri döndürüyorlar. Tabii diğer araçlar neredeyse 6 aylık bir süreç geçtiği için satılmış oluyor ve müvekkilimizin onlara müdahale etme şansı kalmıyor.”
 
‘MAĞDUR KONUMDA’
 
Müvekkilinin sonrasında Hasan Sönmez’le birlikte durumu tutanak altına alarak, savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirten Yolcu, sonrasında ismi geçen herkesin gözaltına alındığını söyledi. Yolcu, bu süreçte 30-35 işlemde imzası bulunan hem müvekkilinin hem de Sönmez’in de tutuklandığını, sonrasında başlayan yargılamada müvekkili ve yargılanan diğer isimlere ağır ve haksız cezalar verildiğini ifade etti. Yolcu, “İstinaf aşamasında müvekkilimiz ile aynı konumda olan ve e-imzası kullanılan mağdur icra müdürü Hasan Sönmez tahliye ediliyor. Fakat müvekkilimiz tahliye edilmiyor. İkisi de mağdur konumda. Ve dosya tekrar Diyarbakır 9 Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderiliyor. Yargılamada özellikle gerçek kullanıcının kim olduğunun tespiti hususunda çok eksik kalındı. Çünkü dosyada kamera kayıtları var. UYAP'ta işlemin yapıldığı saat, dakika ve saniye hepsi belli. Dosyadaki kamera kayıtları ile UYAP kayıtları eşleştirildiği zaman hangi olayın; hangi saat ve dakikada işlendiği net bir şekilde ortaya çıkacakken, bilirkişiden iki üç defa rapor talep edildiği halde ek raporlarla dahi bu net ortaya konmadı. Biz kendimiz kamera kayıtlarını inceleyerek bunu net ve açık bir şekilde ortaya koyduk. Mahkemeye de bu bunun delillerini sunduk” şeklinde konuştu.
 
‘SUÇSUZLUĞU DELİLLERLE ORTADA’
 
Müvekkilinin bugüne kadar tutuklu kalmasının tek sebebinin e-imzasının kullanılmış olması olduğunu belirten Yolcu, “Dosyada tanık ifadeleri de mevcut. Beraber çalıştığı mesai arkadaşları, diğer katiplerin hepsi de müvekkilimizin işlem saatlerinde dışarıda olduğunu, Kemal Torun'un odada tek başına bilgisayarda bir şeyler yaptığını fakat ne yaptıklarını görmediklerini beyan etmişler. Yani müvekkilimizin beyanlarını destekleyen hem sanıklar, hem müştekiler, hem de tanıklar var. Kamera kayıtlarında da bu ortada. Bunu destekleyen savcılığın kendi kamera kayıt sistemleri mevcut. Ayrıca müvekkilimizi olayı ihbar eden 14 adet aracın satılmasını engelleyen kişi konumundadır. Sadece o 14 aracın satılmasını engellemesi bile bu işin içinde olmadığını açıkça göstermekte” diye belirtti.
 
‘YARGI AĞIR İLERLİYOR’
 
Yaşanan mağduriyete dikkat çeken Yolcu, “Müvekkilimiz neredeyse 5 yıldır tutuklu. Makul tutukluk süresi 2 yıl. En fazla maksimum uzayabileceği süre 5 yıl ama daha karar verilmedi. Dosyada eksiklikler var, istinaf, Yargıtay süreci var. Nereden baksanız bu dosyanın daha en az 3 ve 4 yılı var. Dolayısıyla makul süre de kalmıyor. Tutuklukta bütün süreler aşılıyor. Şu ana kadar mahkemeye defalarca tutukluluğa itiraz başvurusu yaptık fakat herhangi bir sonuç alamadık. Yargının ağır ilerlemesinden dolayı elle tutulabilir somut bir adım yok. Mahkemenin tutukluluğa itirazlarımızı reddetmesinin en önemli sebebi, istinaf bozmasından önce verilen cezanın yüksek olması. ‘Bu cezayı hiçe sayıp tahliye edemeyiz’ diyorlar. Maalesef hukuku uygulamakta çok geride kalıyorlar. Bunu açık ve net bir şekilde ifade etmek gerekiyor. Dosyadaki deliller sabit, net. Dolayısıyla eski verilen ceza da istinaf tarafından bozulduğu için artık o cezanın bir bağlayıcılığı yok. Hakimlerin oraya takılıp kalmasını anlamış değilim” tepkisinde bulundu.
 
“Tutuklama bir tedbirdir, cezalandırma aracı değil” diyen Yolcu, adli kontrol gibi bu tedbiri sağlayacak başka hususların da olduğuna dikkat çekti. Yolcu, “Bir yerden sonra bu tutuklama bir tedbir olmaktan öte, cezalandırma aracı oluyor. Dolayısıyla bu aşamada mahkemenin yapabileceği; yurt dışı çıkış yasağı ve imza şeklinde adli kontrol verip, müvekkili tahliye etmesi. Çünkü kanunun öngördüğü bütün süreler dolmuş. Dolayısıyla mahkeme direkt Anayasa’yı ihlal ediyor” dedi. 
 
‘SUÇU ORTAYA ÇIKARANIN YANINDA OLMAMIZ LAZIM’
 
Ademoğlu’nun yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Yolcu, “Noterden, adliyeye, hacizli araçların tespitine kadar bir şebekenin varlığıyla karşı karşıyayız. Şebekenin bütün üyeleri maalesef dosyada yok. Dosyanın üstü kapatılmaya çalışılmakta. Burada önemli olan Mehmet'e destek çıkılması. Bir kişi bir suçu gördüğü zaman, suçun karşısında durabilmeli, ortaya çıkmasını sağlamalı. Fakat ortaya çıkaran eğer bu duruma düşecekse, kimse suçu ortaya da çıkarmaz, suçluya ‘dur’ demez. Burada bizim en önemli vazifemiz suçsuz birisinin arkasında durmak. Suçu ortaya çıkaran, suç şebekelerine karşı duran birinin yanında olmamız lazım. Aksi takdirde kimse suçluya karşı durmaz ve ülkede suç oranı daha da yükselir” diye konuştu.
 
‘SESİME SES OLUN’ ÇAĞRISI
 
Ademoğlu da ailesi aracığıyla dayanışma çağrısında bulundu. Bozma ilamına rağmen içi boş bir iddianamenin hazırlandığını dile getiren Ademoğlu, “Bahse konu soruşturmanın suç duyurusunda ben bulundum. Ancak kimin kuyruğuna bastım bunu bilmiyorum. Bir kaç kuruş dahi tarafıma geçmedi. Buna ilişkin MASAK raporu talep ediyorum, reddediliyor. Dosyada suçu kabul eden, şahsımdan özür dileyen var ama bunu ne okuyan ne takan yok. Böylesi bir hukuksuzluğa can daha fazla nasıl dayanır bilmiyorum. Ama ayaktayım, direniyorum. Tüm duyarlı avukatlara, milletvekillerine 20 Ocak’ta sesime ses olmaya davet ediyorum” dedi.
 
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel