Gazetecilerden medyaya Rojava tepkisi

Paylaş:
İZMİR - Muhalif medyanın, Rojava'ya dönük saldırıları ele alış biçimine tepki gösteren Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal ile gazeteci Fatih Polat, şuursuz bir şekilde yayıncılık yapıldığını ve bunun savaş suçunu destekleme kapsamına girdiğini söyledi. 
 
Rojava'ya yönelik HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların saldırıları devam ederken, medyanın bu süreci işleyiş biçimi ciddi bir etik tartışmayı beraberinde getirdi. Uluslararası basının saldırılar karşısındaki sessizliği ve taraflı tutumu dikkat çekiyor. Ulusal basında iktidara ve devlet aklına yakın basın kurumları Rojava'ya dönük saldırıları "Suriye'yi terörden arındırma" olarak nitelerken, muhalefete yakın çoğu basın organı da saldırıları iktidar medyasından farksız bir biçimde, gerçeği çarpıtarak işledi.
 
"Muhalif medyanın" Rojava'ya yönelik saldırıları haberleştirme şekline dair Gazeteci Fatih Polat ve Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal değerlendirmelerde bulundu.
 
'ŞUURSUZ BİR YAYINCILIK YAPILIYOR'
 
Gazetecilerin ve medya organlarının halka doğru bilgiyi ulaştırması gerektiğini söyleyen Fatih Polat, gerçeğe dayalı gazetecilik çerçevesinde gazetecilerin, Rojava'ya dönük kuşatmanın karşısında durmaları gerektiğine dikkat çekti. "Rojava'ya uygulanan kuşatmanın bir zafer gibi sunulması kabul edilemez" diyen Polat, sözlerini şöyle sürdürdü: "Savaş suçunun işlendiği birçok gelişme yaşanıyor. Bütün bunların karşısında gazeteci, Rojava halkının geleceğini kendisinin kurmasının yanında olmalıdır. Tüm yayın organları açısından, hiçbir ayrım yapmadan gerçeğe dayalı bir gazetecilikten bahsetmek gerekir. Emperyalist güçlerin bir yeri işgal etmesini veya kuşatmasını gazeteciler destekleyebilir mi? Bunlar savaş suçunu destekleme kapsamına girer. Şu anki doku IŞİD zihniyetidir. Ankara ve Suruç katliamlarını da bunlar yaptı. Gazetecilik, gerçekliğin tarihsel izlerini takip etmeyi gerektirir. Şu an şuursuz bir şekilde yayıncılık yapılıyor. Gazetecilik yapan arkadaşlarımız gözaltına alınıyor, şiddet uygulanıyor; bu durum son derece meşru bir şeymiş gibi kabul ediliyor. Bu duruma çok net bir şekilde karşı çıkılması gerekiyor."
 
'CİHATÇI YAPILARI DESTEKLEYEN SÖZDE MUHALİFLER'
 
Halep'teki Kürt mahallelerine ve SDG kontrolündeki bölgelere yönelik saldırıların "muhalif çevreler" için turnusol kâğıdı işlevi gördüğüne işaret eden Hakkı Özdal ise bazı muhalif basın organlarının konu Kürt halkının kazanımları olunca zıt yönde davrandıklarını vurguladı. Saldırıya uğrayanların "terörist", cihatçı grupların ise "Suriye Arap Ordusu" diye isimlendirildiğini anımsatan Özdal, şu ifadeleri kullandı: "Kendilerini 'yeminli Erdoğan düşmanı' gibi gösteren bu çevrelerin; Erdoğan ve iktidarının bölge siyaseti ve bekasıyla bu denli gönüllü olarak aynı hizaya gelmesini ilk kez yaşamıyoruz. Daha önce de ve üstelik konu yine Kürt meselesiyken, gösterişçi muhaliflerin Erdoğan politikalarını benimsediğine tanık olduk. Bu, Erdoğan rejiminin sıklıkla harekete geçirdiği kullanışlı bir imkân haline geliyor ve onun hareket alanını sıklıkla genişletiyor. Kürt halkının siyasal kazanımlarına karşıtlık, çok köpürtülen laiklik hassasiyetinin bile önüne geçiyor. Ortaya cihatçı yapıları destekleyen sözde laik muhalifler olan ucube bir tablo çıkıyor."