KHK eyleminde Barış Akademisyenleri'ne dikkat çekildi
İZMİR - KHK ile ihraç edilen emekçilerin işlerine dönmeleri talebiyle gerçekleştirilen eylemin 354'üncü haftasında Barış Akademisyenlerinin durumuna dikkat çekildi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her çarşamba düzenlediği oturma eylemi 354'üncü haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti. “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” ve "Akademi biat etmez, KHK'lar gidecek biz döneceğiz" pankartları açılan açıklamada, Barış Akademisyenlerinin durumuna dikkat çekildi.
Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi üyesi Bulut Yavuz, "Buradayız, çünkü bu ülkede barış istemenin bedeli on yıldır ödetilmeye devam ediyor. Buradayız, çünkü bu ülkede binlerce KHK’li için adalet hâlâ tesis edilmedi. Buradayız, çünkü bu hukuksuzluk ne 'eski'dir ne de 'çözülmüştür'. Bu hukuksuzluk bugün hâlâ sürmektedir. Bin 128 akademisyen 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' diyerek tarihe not düştü. Bu bildiri, bir suçun değil, bir savaş politikasının karşısında durdu. Bu bildiri, ölümü değil yaşamı, şiddeti değil barışı savundu. Ama bu ülkede, barış talebi bir kez daha suç ilan edildi. Daha ilk günden itibaren akademisyenler hedef gösterildi. Üniversite yönetimleri akademik özgürlüğü ayaklar altına aldı. Medya linç kampanyalarının parçası oldu. Savcılıklar, nefret söylemini değil barış talebini soruşturdu. Bugün çok net biliyoruz: Bu süreç, tek adam rejiminin akademi üzerindeki ilk büyük saldırısıydı" dedi.
YARGININ SİYASALLAŞMASI
İhraçların, yalnızca bir meslekten çıkarma değil, bilinçli bir sivil ölüm politikası olduğunu vurgulayan Yavuz, Anayasa Mahkemesi'nin bildiri hakkında verdiği ifade özgürlüğü kararının bile tanınmadığını ifade etti. Haklarında göreve iade kararı verilen akademisyenlerin bile halen yargılandığını belirten Yavuz, "Üniversiteler, kendi akademisyenlerinin dönüşüne itiraz ediyor. Görevine dönenler bir kez daha ihraç ediliyor. Bu mudur çözüm? Bu mudur adalet? On yılın sonunda yalnızca birkaç kişi hakkında kesinleşmiş iade kararı vardır. Bu tablo, Türkiye tarihinin en büyük akademik tasfiyesidir. Mahkemeler artık barış bildirisine imzayı doğrudan cezalandıramıyor. Ama vazgeçmiyorlar. Bu kez ne yapıyorlar? 'İltisak', 'İrtibat' diyorlar. İçi boş, sınırları belirsiz, tamamen siyasi kavramlarla insanların hayatını karartıyorlar. Sosyal medya paylaşımları, basın açıklamaları, sendikal faaliyetler, suç gibi gösteriliyor.
Her şey iltisak, her şey irtibat sayılıyor. Anayasal haklar delil yapılıyor. Bu, hukuk değildir. Bu, yargının siyasallaşmasının en çıplak halidir" ifadelerini kullandı.
'BU MEYDANLAR SUSMAYACAK'
Barışın, barışı savunanları cezalandırarak kurulamayacağını söyleyen Yavuz, şöyle konuştu: "Barış, adaletsizliği sürdürerek inşa edilmez. Barış, hakları iade etmeden, hesap vermeden gelmez. On yıldır süren bu hukuksuzluk sona ermeden bu ülkede gerçek bir barış mümkün değildir. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Talebimiz nettir. KHK’ler koşulsuz iptal edilsin. Barış Akademisyenleri eksiksiz biçimde görevlerine iade edilsin. Bu mücadele burada bitmeyecek. Bu meydanlar susmayacak."