Riha'da Ekoloji Meclisi kuruldu

Paylaş:
RIHA - Riha Ekoloji Meclisi, düzenlediği etkinlikle kuruluşunu deklere etti. 
 
Riha Ekoloji Meclisi Kent Meclisi, düzenlediği etkinlikle kuruluşunu ilan etti. Xeliliye (Haliliye) ilçesinde KESK İbrahim Ayhan Konferans Salonu'nda düzenlenen etkinlikte, "Xweza dewlêmendê kulîlk bi heft renge", "Xweza jiyane jiyane biparêze" pankartları yer aldı. Ekoloji ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, Riha Ekoloji Derneği Eşsözcüleri Ferda Öncel ve Serhat Altandağ yer aldı. 
 
Kolektif bir ihtiyacın sonucu Riha Ekoloji Meclisinin oluştuğu söyleyen Eşsözcü Altandağ, "Bugün Urfa'da ve tüm bölgede karşı karşıya olduğumuz bir diğer büyük sorun ise iklim değişikliğidir. Artan sıcaklıklar, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve düzensiz yağışlar tarımı doğrudan etkilemektedir. Çiftçiler üretim yaparken her geçen yıl daha büyük risklerle karşı karşıya kalmaktadır. İklim krizi yalnızca bir çevre sorunu değil; aynı zamanda gıda güvenliği, ekonomik adalet ve toplumsal sürdürülebilirlik meselesidir. Bu tablo bize açık bir gerçeği göstermektedir: Ekolojik sorunlar artık tek tek kurumların veya bireylerin mücadele edebileceği sorunlar değildir. Bu sorunlar karşısında ortak akla, dayanışmaya ve kolektif mücadeleye ihtiyaç vardır. İşte bugün kurduğumuz Urfa Ekoloji Meclisi, tam da bu ihtiyacın sonucudur" dedi.
 
'SUYU KORUMAK GELECEĞİ KORUMAKTIR'
 
Ardından Ekoloji Derneği Üyesi Özlem Özdemir, kuruluş deklarasyonunu yaptı. Özlem Özdemir, deklarasyonda şunları dile getirdi: "Mezopotamya Ekoloji Hareketi olarak yeryüzünü bölünemez bir bütün kabul ediyoruz. Doğa bir "kaynak" değil, birlikte var olduğumuz canlı bir bütündür. İnsan-doğa ilişkisini tahakküm üzerinden değil, uyum ve karşılıklılık üzerinden kurmayı esas alıyoruz. Ekolojik yıkımın temelinde insanın insan üzerindeki tahakkümcü zihniyetinin yattığını biliyor; bu nedenle mücadelemizi hem doğayı hem toplumu özgürleştirme mücadelesi olarak görüyoruz. Urfa bugün ciddi bir ekolojik tehdit altındadır. Yeraltı sularının bilinçsizce çekilmesi, kuraklığın derinleşmesi, yanlış sulama ve tarım politikaları, monokültür üretim dayatmaları ve kimyasal bağımlılığı toprağı kısırlaştırmakta; suyu her geçen gün daha da geri dönülmez bir noktaya taşımaktadır. Su yaşamdır. Su metalaştırılamaz. Devletin merkezi ve rant odaklı su politikalarına karşı; suyun yerel, katılımcı ve ekolojik esaslarla yönetilmesini savunuyoruz. Bu coğrafyada suyu korumak, geleceği korumaktır.
 
DOĞA VE KADININ SÖMÜRÜLMESİ AYNI ZİHNİYETİN ÜRÜNÜDÜR
 
Urfa farklı dinlerin, dillerin, halkların ve kültürlerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı çok katmanlı bir coğrafyadır. Bu çeşitlilik bir zenginliktir. Doğadaki çeşitlilik nasıl yaşamın temeli ise, toplumsal çeşitlilik de demokratik yaşamın temelidir. Tekçi, ayrımcı ve asimilasyoncu anlayışlara karşı; çok dilli, çok inançlı ve çok kültürlü Mezopotamya gerçeğini savunuyoruz. Perspektifimizin temelinde kadın özgürlükçü paradigma vardır. Doğanın sömürülmesi ile kadının sömürülmesi aynı zihniyetin ürünüdür. Bu nedenle eş temsiliyet, eş sözcülük ve kadınların karar mekanizmalarında belirleyici rol alması vazgeçilmezdir. Kadın emeğini görünür kılan, üretimde ve örgütlenmede kadın öncülüğünü güçlendiren bir ekolojik toplum hedefliyoruz. Gençler bu mücadelenin yarını değil, bugünkü öznesidir. Topraktan ve üretimden koparılan gençliğe karşı; ekolojik eğitimler, yerel tohum çalışmaları ve doğal tarım uygulamalarıyla gençlerin doğrudan katılımını esas alıyoruz. Yarışmacı ve paraya dayalı sistem yerine; paylaşımcı, kolektif ve doğayla temas halinde bir öğrenim anlayışını savunuyoruz.
 
EKOLOJİ MECLİSİ YAŞAMI SAVUNMAK İÇİN ÖRGÜTLENECEKTİR
 
Temiz suya, temiz havaya, sağlıklı gıdaya ve barınma hakkına erişim temel haktır. Kâr merkezli değil, yaşam merkezli bir ekonomi anlayışıyla; dayanışmacı ve komünal üretim modellerini büyütmeyi hedefliyoruz. Bugün burada ilan ettiğimiz Urfa Ekoloji Meclisi, Mezopotamya Ekoloji Hareketi'nin demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü perspektifi doğrultusunda; suyu, toprağı ve yaşamı savunmak için örgütlenecektir. Doğa ile uyumlu yaşamı savunmak; aynı zamanda özgür, eşit ve demokratik bir toplumu savunmaktır. Çünkü biliyoruz ki özgür toplum ekolojik toplumdur. Ekolojik toplum ise kadın özgürlüğü ve gençliğin öncülüğü ile mümkündür. Mezopotamya'nın toprağında, suyunda ve hafızasında; demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü yaşamı birlikte kuracağımızı ilan ediyoruz. Ekoloji Meclisimiz hayırlı olsun. Meclis kurulumunda emek veren arkadaşlara teşekkürlerimizi sunuyor, başarılar diliyorum."
 
Program katılımcıların görüş ve önerileriyle son buldu. 
 
İlgili Haberler
Qerxabazar köyünde JES’e karşı ortak mücadele çağrısı
Qerxabazar köyünde JES’e karşı ortak mücadele çağrısı

Kanîreş’in Qerxabazar köyünde JES projesine karşı yurttaşlarla bir araya gelen ekolojistler, ortak mücadele vurgusu yaptı.

İzmir'den Gımgım'daki JES projesine tepki
İzmir'den Gımgım'daki JES projesine tepki

İzmir'de Gımgım'da yapılmak istenilen projenin protesto edildiği açıklamada, "Doğa bizimle yaşar, biz doğayla varız. Varto’nun üstü, altından daha değerlidir" denildi.

Dünyanın gelecekteki su riski büyüyor: Çözüm doğaya saygı
Dünyanın gelecekteki su riski büyüyor: Çözüm doğaya saygı

Dünya genelinde su sıkıntısı artarak devam ederken, ekoloji örgütleri çözüm önerileri ve projelerini sunmasına rağmen bu sorun gelecek için ciddi yaşamsal riskleri barındırıyor. Uzmanlar ise, temel çözümün doğaya saygıdan geçtiğini belirtiyor.

Wan’da yeşil alan her geçen gün azalıyor
Wan’da yeşil alan her geçen gün azalıyor

Wan'da kişi başına düşen yeşil alan oranı son verilere göre, yaklaşık 3 metrekareye kadar düştü. En büyük tahribatın ise kayyımlar döneminde yaşandığı belirtildi.

Hanönü'nde madene ‘ÇED gerekli değil’ kararı
Hanönü'nde madene ‘ÇED gerekli değil’ kararı

Hanönü ilçesinde Acacia Maden tarafından işletilen bakır ocağına bir yenisi daha eklenmeye hazırlanılıyor. Şirketin 12 yılda bakanlığa verdiği 23 proje için "ÇED olumlu" veya "ÇED gerekli değil" kararları çıktı.