Maryam Ebrahimi: Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için daha çok çalışmalıyız

Paylaş:
HABER MERKEZİ - “Jin, jiyan, azadî” mücadelesinden etkilendiğini belirten Abdullah Öcalan’ın Özgürlüğü İçin Uluslararası Komite Eşsözcüsü Maryam Ebrahimi, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için baskı yapılması gerektiğini vurguladı.
 
Ülkede yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci tartışmalarında, Kürt sorununun demokratik çözümü için yasal düzenlemeler, demokratik anayasa, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın koşullarının iyileştirilerek "umut hakkı" kapsamında statüsünün netleştirilmesi temel gündem olarak öne çıkıyor. Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve statüsü farklı ülkelerden siyasetçi, akademisyen, sanatçı ve hak savunucularının imzasını taşıyan çağrılarla da sürekli olarak uluslararası kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Bu çağrıların son örneklerinden biri de en az 580 kişinin imzacısı olduğu ve 7 Nisan’da uluslararası kurumlara sunulan açık mektup oldu. 
 
Abdullah Öcalan’ın Özgürlüğü İçin Uluslararası Komite (The International Committee for Freedom of Abdullah Öcalan) öncülüğünde hazırlanan metinde, “umut hakkı”nın uygulanmasının süreç için de belirleyici olduğuna dikkat çekildi. Komitenin Eşsözcüsü yönetmen Maryam Ebrahimi, gündeme ilişkin Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu.
 
MARYAM EBRAHİMİ HAKKINDA 
 
İranlı olan Maryam Ebrahimi, İsveç’te yaşıyor. Politik belgeselleri ve uluslararası insan hakları çalışmalarındaki aktif rolüyle tanınan Maryam Ebrahimi, 2012 yılında Afganistan’daki kadın hapishanesinde geçen No Burqas Behind Bars (Parmaklıklar Arkasında Burka Yok) filmiyle Emmy ödülü, 11-12 Mart 2026 tarihinde Kopenhag Belgesel Film Festivalin’de gösterimini yaptığı Rojava’daki gazi topluluklarını anlattığı (Rojava’nın Hayalet Acısı) filmiyle de festivalde İnsan Hakları Ödülü’nü kazandı. Savaş, medya ve temsiliyet üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen ve uluslararası pek çok ödülün sahibi Maryam Ebrahimi, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için kurulan komitenin eşsözcüsü olma nedenini, “Neden bir insan 28 yıl boyunca hapishanede tecrit altında kalmak zorunda olsun ki? Bu, benim için, tüm ideolojilerin ve diğer şeylerin ötesinde temel motivasyonumdan biriydi. Birçok insan tarafından sevilen birini parmaklıklar arkasında tecrit etmenin gerçekten acımasız ve insanlık dışı olduğunu düşünüyorum” sözleriyle açıkladı. 
 
‘TECRİT İNSANLIK DIŞI’
 
Abdullah Öcalan’ın uluslararası komployla Türkiye’ye getirilmesini İran televizyonunda gördüğünü ancak genç olduğu için Abdullah Öcalan’ı ve Kürt hareketini tanımadığını belirten Maryam Ebrahimi, uzun zaman sonra Abdullah Öcalan’ın tutukluluğunun sebebinin ne olduğunu sormaya başladığını ve özellikle Rojava’da bulunduğu dönemde insanlarla konuşmaya başladığını söyledi. Mesleği gereği taraf tutmamaya çalıştığını ve filmlerinde insan haklarını öncelediğini ifade eden Maryam Ebrahimi, Abdullah Öcalan’a Özgürlük Komitesi’nde yer alma nedenini şöyle anlattı: “Aklıma gelen ilk soru şuydu: Neden bir insan 28 yıl boyunca hapishanede tecrit altında kalmak zorunda olsun ki? Bu, benim için tüm ideolojilerin ve diğer şeylerin ötesinde temel motivasyonumdan biriydi. Birçok insan tarafından sevilen birini parmaklıklar arkasında tecrit etmenin gerçekten acımasız ve insanlık dışı olduğunu düşünüyorum. Bu, sadece o kişiye karşı değil aynı zamanda onun halkına, onu seven insanlara karşı da insanlık dışıdır. Bu durum daha fazla nefret de yaratır. Bu, durdurulması gereken bir şeydir ve şimdi durdurulmalıdır. Sonrasında bir birey, bir film yapımcısı olarak insan haklarına odaklanarak bu konuyu gündeme getirmeye başladım.”
 
Bir tutuklunun her koşulda iletişim kurmaya hakkı olduğunun altını çizen Maryam Ebrahimi, “Tecridin 28 yıl sürmüş olmasına çok şaşırıyorum. Elbette tepkiler oldu ama Türk hükümetinin politikasını değiştirecek ciddi bir etki yaratmadı. Bu kabul edilemez. İnsanları, soru sormak isteyen insanlardan tamamen izole edemezsiniz. Bu sadece destek meselesi değil; bilmek, anlamak, ne düşündüğünü öğrenmek meselesidir. Bu kabul edilemez ve çok geç olmadan tepki vermeliyiz. Tecrit uzun sürdü ve sadece onun için değil, insanlar için de büyük bir psikolojik zarar yarattı” ifadelerini kullandı. 
 
TÜRKİYE VE DÜNYANIN TUTUMU 
 
Abdullah Öcalan’ın pek çok destekçisi olduğuna dikkati çeken Maryam Ebrahimi, Türkiye’nin ise bu durumu bir risk olarak gördüğünü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına ve sürece rağmen fiziki özgürlüğün sağlanmasına engel olduğunu söyledi. Maryam Ebrahimi, “Onu seven insanlar tarafından bu kadar saygı görmesi nedeniyle, serbest kalırsa Türk hükümeti için yeni bir risk oluşturabileceğini düşünüyorlar. Bu elbette onlar için kolay değil. Ama aynı zamanda insanların vazgeçmemesi gerektiğini düşünüyorum. Benim kaygım şu ki, onu bu kadar uzun süre hapiste tutamayız ve bu durum, söylediğim gibi insanları travmatize ederek gelecekte daha fazla çatışma ve nefret yaratır. Bunun bir korku meselesi olduğunu düşünüyorum ve ne yazık ki Türkiye NATO üyesi güçlü bir devlet. Bu nedenle diğer ülkelerin Abdullah Öcalan’ın arkasında durması kolay değil. Ama bu konuyu çözmek için çalışmalı ve baskı yapmalıyız” diye belirtti. 
 
JIN, JIYAN, AZADÎ MÜCADELESİ 
 
Bir kadın olarak Abdullah Öcalan’ın fikriyatının önemine değinen Maryam Ebrahimi, kendisini en çok etkileyen şeyin “Jin, jiyan, azadî” direnişlerinin başta Rojava ve kendi ülkesi İran’da yükselmesi ve Ortadoğu’ya yayılması olduğunu söyledi. Maryam Ebrahimi, “Bu hareket Abdullah Öcalan’ın ideolojisine dayanıyor ve kadınlara bakış açısından çok güzel ve ilerici bir yaklaşım sunuyor. Bir film yapımcısı olarak gördüğüm şey, bu hareketin Ortadoğu’da kadınların durumunu gerçekten değiştirdiği, geliştirdiği ve iyileştirdiğiydi. Bu nedenle kadınlar örgütlenerek, Abdullah Öcalan’a destek olması gerekiyor. Herhangi bir partiye ya da ideolojiye bağlı olmasak bile, bu hareket kadın eşitliği açısından çok güzel bir örnek. Bir kadın olarak saygı göstermek, barış ve özgürlük sürecinin hızlanmasına katkıda bulunmanın benim sorumluluğum olduğunu düşünüyorum. Bu hareketin önemini kadınların da anlaması çok önemli. Bu hareket, kadınların DAİŞ’e karşı Rojava’da, Kobanê’de mücadele ettiği dönemde başladı. Bunun ‘Kadın, yaşam, özgürlük’ hareketinin doğuşu olduğunu unutmamalıyız. Sonrasında etkisi birçok ülkeye yayıldı ve kadınlara daha iyi bir yaşam için mücadele etme özgüveni verdi. Artık kapitalizmin köleleri olmadığımızı gösterdi. Bu beni bir kadın olarak derinden etkiledi” ifadelerini kullandı. 
 
Maryam Ebrahimi son olarak mektuplarına değinerek, her kesimden 580’i aşkın imza topladıklarını ve her imzanın çok büyük bir anlamı olduğunu söyledi. Yanıt almak için daha fazla çalışmaları gerektiğinin altını çizen Maryam Ebrahimi, şöyle devam etti: “Tanıdığım insanlarla iletişime geçmeye çalışıyorum, özellikle Avrupa’da. Mesajlar gönderiyorum, telefonla konuşuyorum, bireysel olarak süreci hızlandırmak için elimden geldiğince örgütlerle ve medyayla iletişim kuruyorum çünkü çok fazla zamanımız yok. Komiteyi kurmamızın üzerinden çok zaman geçmedi ama buna sahip olduğumuz için mutluyum. Etrafımızdaki kadınlardan da çok destek alıyoruz ve elimizden geldiğince bu konuyu yaymaya çalışıyoruz.”
 
MA / Hivda Çelebi