HABER MERKEZİ - Birçok merkezde gözaltında kaybedilenlerin akıbetini soran kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları adalet ve yüzleşme çağrısında bulundu.
Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla düzenledikleri eylemler bu hafta da Amed, Êlih, Riha, İzmir ve Colemerg'de devam etti.
AMED
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla sürdürdükleri eylemlerinin 914’üncü haftasında Rezan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Eyleme katılan Kayıp yakınları, kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyarak, akıbetlerinin açıklanmasını istedi. Bu haftaki eylemde, 15 Ağustos 1994 tarihinde kaybettirilen İbrahim Kartay’ın akıbeti soruldu. Eyleme Barış Anneleri, sivil toplum örgütleri ile çok sayıda kişi katıldı.
Hikayeyi İHD Amed Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av. Berfin Elçi okudu. Okunan hikaye şöyle: “1965 Lice doğumlu İbrahim Kartay, Amed’in Hêne ilçesine bağlı Hurê köyünde yaşıyordu. Evli ve üç çocuk babası olan Kartay, çiftçilikle geçimini sağlıyordu. 15 Ağustos 1994 tarihinde, askerler tarafından İbrahim Kartay’ın köyüne baskın düzenlendi. Köy halkı meydanda toplanarak köyü boşaltmaları istendi. Eşyalarını almalarına izin verilmeden evler yakılmaya başlandı. Köylülerin geçim kaynağı olan hayvanlar da silahla taranarak öldürüldü.
Köy çıkışında eşini bekleyen Salime Kartay’a köylüler, eşinin gözaltına alındığını söyledi. Çocuklarıyla birlikte komşu bir köye sığınan Salime Kartay, on gün boyunca eşinden haber alma umuduyla bekledi. Ardından kayınpederiyle birlikte Hêne’ye giderek Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundu. Ancak savcılıktan herhangi bir yanıt alamadılar. Bunun üzerine Hani Jandarma Karakolu’na gittiler. Burada, yetkililer İbrahim Kartay’ın gözaltına alınmadığını söyledi. Bir süre sonra baba Kadri Kartay tekrar karakola başvurdu. Ancak karakoldaki görevliler tarafından kendisine ateş açıldı ve oğlunu bir daha sormaması için tehdit edildi.
Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Gözaltına alınırken ve gözaltında tutulurken birçok kişi tarafından görülmesine rağmen, yetkililer İbrahim Kartay’ın gözaltına alındığını inkar etti. O günden bu yana kendisinden bir daha haber alınamadı.
TÜM KAYIPLAR İÇİN ADALET SAĞLANSIN
İbrahim Kartay’ın gözaltında kaybedilişinin 32. yılında bir kez daha talep ediyoruz: Yargı makamları, zaman aşımını; faillerin soruşturulmasını ve yargılanmasını engellemek amacıyla kullanmaktan vazgeçsin. İbrahim Kartay dosyasında gerçeği açığa çıkaracak, suça karışan tüm sorumluları tespit ederek yargılayacak etkinlikte bir soruşturma başlatılsın. İbrahim Kartay için ve tüm kayıplarımız için adalet sağlansın.”
Açıklama oturma eylemi ile son buldu.
ÊLIH
İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 750'nci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı siyasi parti temsilcileri de katıldı.
Bu haftaki eylemde 15 Ağustos 1995 tarihinde Colemérg'in Çelé (Çukurca) ilçesinde kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hacı Ahmet Er’in akıbeti soruldu. Er'in kaybedilme hikâyesini İHD yöneticisi Ali Karadoğan şöyle dile getirdi: "Ailesinin anlatım ve beyanlarına göre; ‘Hacı Ahmet Er’in ikamet ettiği Kurudere köyünde 15 Ağustos 1995 tarihinde köyde operasyon başlatan askerler ile PKK militanları arasında çatışma çıkar. Operasyonu yöneten askeri komutan, köylülerin bir an önce köyü boşaltmasını, aksi takdirde askerlere vur emrini vereceğini söyleyerek tehdit eder. Bir süre sonra da köy askerlerin baskınına uğrar.
Hacı Ahmet Er’in oğlu Adnan, ev eşyalarını taşımak için komşu köy olan Kavşak’a katır bulmak için gider. Adnan’ın gittiği sırada, iki köy arasında silah sesleri duyulur. Silah seslerinin gelmesi üzerine ailesi Adnan için kaygılanmaya başlar. Hacı Ahmet Er ve kardeşi Hacı Mirap Er, Adnan’ın peşinden Kavşak köyüne gider. Operasyona çıkan askerler, Er kardeşleri gözaltına alır ve Işıklı Köyü karakoluna götürürler.
Olaydan birkaç gün sonra ağır işkencelere maruz kalan Hacı Mirap Er, köyü terk etmesi şartıyla askerler tarafından serbest bırakılır. Aile Hacı Mirap Er ile birlikte gözaltına alınan kardeşi Hacı Ahmet Er’in de serbest bırakılacağını düşünürler. Ancak Hacı Ahmet Er’den bir daha haber alınmaz."
Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.
COLEMÊRG
İnsan Hakları Derneği (İHD) Colemêrg Şubesi ve kayıp yakınları eylemlerinin 240'ıncı haftasında Abdulkerim Vardar'ın akibetini sordu. Gever (Yüksekova) Sanat Sokağı'nda yapılan açıklamada, kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Açıklamaya kentte bulunan siyasi parti ve demokratik kurum temsilcileri katıldı.
YÜZLEŞME ÇAĞRISI
Açıklamada konuşan şube eşbaşkanı Ozan Akbaş, Abdulkerim Vardar'ın 15 Ağustos 1993 Gever’in Esentepe Mahallesi'nde bulunan evine baskın yapan askerler tarafından katledildiğini belirtti. Vardar ve nice katledilenlerin dosyalarının cezasızlık politikalarıyla karşı karşıya bırakıldığını belirten Akbaş, yüzleşme çağrısında bulundu.
Açıklama bir dakikalık oturma eylemiyle son buldu.
RİHA
İnsan Hakları Derneği (İHD) Riha Şubesi, "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" talebiyle düzenlediği eylemlerinin 81’inci haftasında Novada Park önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı ve faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirenler ve gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde, bu hafta Batman’dan Riha’ya sürgün edildikten sonra katledilen Harran Üniversitesi çalışanı Ramazan Şat’ın akıbeti soruldu.
Açıklama metnini okuyan İHD Riha Şube Yöneticisi İsmail Telli, dönemin tanıklarından Eyüp Vakar’ın anlatımlarına yer vererek, Harran Üniversitesi’nde memur olarak çalışan Ramazan Şat’ın Kapalı Pasaj önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildiğini belirtti. Telli, saldırganın olay yerindeki yurttaşlar tarafından yakalanarak polislere teslim edilmesine ve beyaz Renault marka bir araca bindirilmesine rağmen olayın üzerinin örtüldüğünü ve tanıkların tehdit edildiğini kaydetti.
Siyasi cinayetlerin cezasızlık zırhıyla korunduğuna dikkat çeken Telli, tüm faillerin etkin bir şekilde soruşturularak yargılanması çağrısında bulundu.
Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.

İZMİR
İHD İzmir Şubesi Kayıp Komisyonu’nun, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle iki haftada bir gerçekleştirdiği eylem, Konak Eski Sümerbank önünde devam etti. Eylemde “Kayıplar belli, failler nerede”, “Kayıplar vicdanındır, sahip çık” yazılı pankart taşınırken basın metnini dernek adına İHD İzmir Şube yöneticisi Mustafa Kızartıcı okudu. Açıklamada Mehmet Günkan ve Osman Buluttekin’in akıbeti soruldu.
‘GÜNKAN AİLESİ DOSYAYI AİHM’E TAŞIDI’
Mehmet Günkan’ın Amed’in Henî’ye bağlı Dernû köyünün muhtarı olduğunu belirten Mustafa Kızartıcı, 13 Haziran 1994’te köy yakınında çatışma çıktığını ve sabaha karşı jandarma tarafından köyün yakıldığını söyledi. Olay sonrasında jandarmanın köylüleri köy meydanına topladığını, köyü boşaltmalarını söylediğini ve hiçbir gerekçe gösterilmeden Mehmet Günkan ile birlikte üç köylünün gözaltına alındığını kaydeden Mustafa Kızartıcı, “Köyleri yakılıp yıkılan Mehmet Günkan ailesi Diyarbakır’a bağlı Kaledibi köyüne göçtü. Mehmet Günkan bir hafta sonra serbest bırakıldı. Ankara’ya giderek İnsan Hakları Derneğine başvurdu. Bir televizyon kanalına çıkarak uğradığı haksızlığı anlattı; ardından Kaledibi köyüne döndü. 18 Ağustos 1994 günü, oğlu Heybet Günkan ile birlikte kahvede otururken Hakan isimli bir astsubay tarafından Topçular Jandarma Karakoluna çağrıldı. Karakola gittikten bir süre sonra binadan çıkarılarak askeri bir helikoptere bindirildi. Bu olay hem oğlu hem de köylüler tarafından görüldü. O günden sonra Mehmet Günkan’dan bir daha haber alınamadı. Ailesi Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet dahil tüm yetkili mercilere yaptığı başvurular ‘Bizde yok’ denilerek cevaplandı. 90’lı yılların insanlık dışı atmosferinde kimse bildiklerini söylemese de olaydan yıllar sonra, 2001 yılında Fethi, Abdullah ve Hayriye Temur isimli köylüler tanıklıklarını anlattılar. Tanıklar, Mehmet Günkan’ın Diyarbakır yakınında operasyon yürüten Bolu Dağ Komando Tugayı tarafından helikoptere bindirildiğini ve helikopter uzaklaşırken bir kişinin aşağıya atıldığını gördüklerini anlattılar. Günkan ailesi bu tanıklıklar üzerine ikinci kez suç duyurusunda bulundu. Bütün mercilere yeniden başvurular yaptı. Aradan yıllar geçti; iç hukukta hiçbir ilerleme kaydedilmedi, Günkan ailesi dosyayı AİHM’e taşıdı” dedi.
‘KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ’
35 yaşındaki Osman Buluttekin’in Amed’in Qulp ilçesinde yaşadığını ifade eden Mustafa Kızartıcı, 23 Ağustos 1995 gecesi civardaki çatışma nedeniyle ilçeye giriş çıkışların yasaklandığını söyledi. Mustafa Kızartıcı, “O gece yarısı Buluttekin’in ailesinin Jandarma Karakoluna ve Kaymakamlık konutuna 100 metre mesafedeki evine kendilerini polis olarak tanıtan ağır silahlı 4 kişi tarafından baskın yapıldı. Emniyette anne Kariban Buluttekin’e ‘Biz almadık ama sana söz veriyoruz, onu bulacağız’ dediler. Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı; 31 yıldır Osman Buluttekin’den bir daha haber alınamadı. Gözaltında kaybetme, yaşam hakkına yönelmiş en büyük saldırıdır. Devletler yaşam hakkını korumak için yasal, idari ve yargısal önlemleri almakla yükümlüdür. Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulması geçmişin kapanmadığını, aksine bugünün meselesi haline geldiğini gösteriyor. Bu vesileyle Adalet Bakanlığına sesleniyoruz: Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı; başta kaybetmeler ve faili meçhul cinayetler olmak üzere, cezasız bırakılmış insanlık suçu sayılan bütün davaları incelesin ve etkin bir yargılama süreci yürütsün. Bu suçlarla gerçek anlamda yüzleşilmeden, failler ve sorumlular ortaya çıkarılmadan, cezasızlık politikasına son verilmeden bu ülkede toplumsal barışın kurulması mümkün değildir. Biz insan hakları savunucuları; kaç yıl geçerse geçsin Mehmet Günkan, Osman Buluttekin ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan asla vazgeçmeyeceğiz” sözlerini kullandı.
Açıklama yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi.