Tutuklandıktan sonra gülmeyi hatırladı

Paylaş:
MÊRDÎN – Tutuklanmadan önce arşivdeki fotoğraflarına baktığında, bütün fotoğraflarda gülmediğini ve suratının asık olduğunu belirten yazar Mehmet Aydın Alökmen,  "Tutuklandıktan sonraki fotoğraflarıma bakıyorum, yüzüm hepsinde gülüyor. Özgür olduğum için gülüyordum" dedi. 
 
Kürt özgürlük hareketinin doğuşuyla birlikte Kürtler için birçok alanda yenilikler yaşandı. Bu yeniliklerin başında ise kültür, sanat ve edebiyat alanda yaşanan köklü değişikler. Son 50 yılda bu alanda yaşanan değişimler ile Kürt edebiyatı ivme kazanırken, Kürtçe yazan yazarların sayısında ise hayli bir yükselme yaşandı. Bu yazarlardan biri de Mehmet Aydın Alökmen (Ferhadê Dengizî). Yaklaşık 19 yıl matematik öğretmenliği yapan Alökmen, 1989 yılında “örgüte yardım etmek” iddiasıyla tutuklanmasının ardından öğretmenlik mesleğini kaybetti, 1996 yılında Kürtçe yazmaya başladı. 
 
Kürt özgürlük hareketinin büyümesiyle Kürt dili, edebiyatı ve tarihinin yazıya aktarılmaya başlandığını söyleyen Alökmen, Kürtlerin uzun yıllar kendi dilleri, tarihleri ve kültürleri konusunda baskı altında tutulduğunu, 15 Ağustos 1984 sonrasında yaşanan gelişmelerin toplumun kültürel alanına da yansıdığını belirtti.  Kürtçe şiir ve edebiyat çalışmalarının giderek güçlendiğini belirten Alökmen, “Psikolojiden, ruh halinden, özgüvenden, kendini sevmekten tutun özgürlük isteğine kadar halk içinde çok güçlü bir tutum oluştu. Aydınlar arasında da bu oluştu” dedi. 
 
‘ÖZGÜR OLDUĞUM İÇİN GÜLÜYORDUM’
 
Tutuklandıktan sonra özgürleştiğini belirten Alökmen, “Tutuklanmadan önce arşivdeki fotoğraflara bakıyorum, bütün fotoğraflarda gülmüyorum, suratım asık. Neden gülmüyordum? Halkımız baskı altındaydı, devlet dairelerine gittiğimizde bize hakaret ediliyordu, öğretmenlik yaptığım yerde hakaret vardı. 1989’da tutuklandığım zaman öğretmenliğim gitti. Ondan sonraki fotoğraflarıma bakıyorum, yüzüm hepsinde gülüyor. Özgür olduğum için gülüyordum, eskiden özgür değildim dedim” ifadelerini kullandı.
 
‘KÜRTLER KENDİLERİ İLE YENİDEN BULUŞTU
 
1970’li yıllardan itibaren Kürt toplumu içerisinde güçlü bir arayışın geliştiğini anımsatan Alökmen, “Kürt ve Kürdistan meselesi, devrimcilik, sosyalist ve demokratik bir toplum üzerine, 68’in romantik devrimciliğinde bile bir başkaldırı potansiyeli, bir patlama vardı. Zaten bu patlama 70’ten ve 75’ten itibaren Kürdistan’da ulusal bir devrim havası aldı, yoğun bir beklentiydi. Neredeyse herkes ‘yarın ne yapacağız’ diyordu” diye konuştu. 
 
‘ÖZGÜRLÜK SINIRLAR İLE İLGİLİ DEĞİL’
 
Alökmen, Kürt toplumunda korkunun zamanla kırıldığını ve insanların kendilerini sürecin dışında görmemeye başladığını dile getirdi. Halkın giderek daha fazla sürece dahil olduğunu ifade eden Alökmen, “Halk kendini çok katmıştı ve öyle gizlice çok çalışıyordu. Her işe, her insana görev düşüyordu. Bugün büyük bir başarının olduğunu söyleyebilirim. Özgürlük sadece sınırlarla ilgili değil, zihindedir” dedi.
 
ULUSAL BİRLİK KAÇINILMAZ
 
Kürtlerin ulusal birliklerini sağlamasının kaçınılmaz olduğunun altını çizen Alökmen, Kürtlerin ortaklaşabileceği temel başlıkların demokrasi, ekoloji ve kadın özgürlüğüdür diyerek, “Dilimiz Kürtçe, toprağımız Kürdistan’dır. Bu temelde hepimiz bir olabiliriz. Önümüze çok güçlü ilkeler konuldu; demokrasi, ekoloji ve kadın özgürlüğü. Bu üç temel sütun üzerinde birliğimizi kurabiliriz. İnanıyorum ki Kürtler siyasette ne zaman birliklerini sağlarlarsa, o zaman çok daha büyük başarılara imza atacaklardır” şeklinde konuştu.