Ömer Öcalan'dan Halep uyarısı: Çaresiz bırakırsanız bu iş farklı büyüyebilir

Paylaş:

ANKARA – Süreç yürütülürken Halep'te Kürtlere dönük saldırıların Kürtlerde duygu kırılması yaşandığını ifade eden DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan, "Çaresiz bırakırsanız bu iş farklı da büyüyebilir; biz parti olarak bu noktadayız" dedi. 

Meclis Genel Kurulu'nda söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Zülküf  Uçar, Türkiye'de  en büyük sorunların başında inkar siyaseti geldiğini söyleyerek, Kuzey ve Doğu Suriye'de yaşanan katliamların bu siyasetin ürünü olduğunu söyledi.  "Önümüzdeki en acil görev Kürt inkârına dayanan devlet refleksini ve Kürt düşmanlığını dönüştürmek olmalıdır" diyen Uçar, "İnkâr tarihi sürekli tekerrür edip duruyor. Dün Başur Kürtlerine yapılan bugün Rojava'da Rojava Kürtlerine yapılıyor. Bakın, 1970'lerde, 1990'larda, 2005'li yıllarda Kürdistan yönetiminin kurumsallaşması aşamasının her birinde devletin konumu neyse şu anda da aynı durumda" dedi.
 
ECEVİT'İN SÖZLERİNE DİKKAT ÇEKTİ
 
Eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in 2002'de Federe Kürdistan Bölgesi için sarf ettiği sözlere işaret eden Uçar, "'Kürt nüfusu cesaret kazanıyor. Bir statü tanındığı takdirde gerekirse askerî müdahalede bulunuruz.' Diyordu. Askerî müdahalenin tek gerekçesi Kürt'ün statü kazanma potansiyeli. Peki, o gün yapılan düşmanlık kime ne kazandırdı? Kocaman bir sıfır, hiçbir şey. Farkında mısınız bilmem; ama onca senenin ve düşmanlığın ardından bugün Orta Doğu'da güvenebileceğiniz tek müttefikiniz Başûr yönetimi; bunu görebiliyor musunuz bilmiyorum. Kürt düşmanlığı o gün açık ve pervasız bir şekilde sergileniyordu, bugün de aynı şeye devam ediliyor. Kurulan yalanlar ve kullanılan maskelerin ardından korunan gerçeklik de aynıdır, bu da Kürt düşmanlığıdır" diye konuştu.
 
'KÜRT'Ü TANIMADAN KÜRTLE BARIŞAMAZSIN'
 
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kürtlere karşı sözlerine dikkat çeken Uçar, "'HTŞ destek talep ederse derhâl karşılarız.' Deniliyor. Destekleyecekleri şey ne? Kürt katliamı, Kürt mahallesini işgal. Peki, şunu açıkça hatırlatalım size, şu sosyolojik ve politik hakikati görmeyen tek bir adım dahi öteye gidemez: Halep'te Kürt'ü katleden, Amed'de kardeşliği kabul edecek tek bir Kürt dahi bulamaz. Kobanê'ye saygı duymayan, Vanlı Kürt'e güven veremez. Daha önce defalarca söyledik, yine söylüyoruz: Barışın ve kardeşliğin ön şartı tanımadır. Kürt'ü tanımadan Kürt'le barış yapamazsınız. Efrîn'in Kürt olduğunu kabul etmek zorundasınız. Şêxmaqsûd ve Eşrefiyê'nin Kürt olduğunu kabul etmek zorundasınız. Kobanê'nin, Qamişlo'nun Kürt olduğunu kabul etmek zorundasınız ve unutmayın, halklar arasında barış ve kardeşlik kan bağıyla değil, tanımak ve saygı duymakla gerçekleşir" ifadelerini kullandı. 
 
 
Türkiye'nin Kürtleri hukuki ve diplomatik yönden tanıması gerektiğini belirten Uçar, "Ortaya konulan kardeşlik söylemi Türkiye halklarında şu ana kadar karşılık bulmamış, söylemde kalmıştır. Buna dair inancı pekiştirmek gibi bir sorumluluk varken önünüzde, siz HTŞ gibi bir katiller ordusuna destek vermekten bahsediyorsunuz. Şunu net bir şekilde ortaya koymak lazım: Kardeşlik yapacağınız Kürtlük, sizin yaratmaya çalıştığınız makbul Kürtlük değildir çünkü yaratmaya çalıştığınız makbul Kürtlük, Kürt'ün ve Kürtlüğün inkârıdır. Bakın, DAİŞ artıkları bugün de Deyr Hafir'da ve Meskene'de yeni katliamlar peşinde. Eğer bunun karşısında durmayacaksak, bu katliamların karşısında durmayacaksak o zaman kardeşlikten de söz etmeyeceğiz. Her türlü insanlık dışı suçu işleyen bu karanlık yapıların karşısında direnmek insanca yaşamanın bir gereğidir. Bu nedenle Rojava'da direnen ve Rojava halkı için direnen bütün halkımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum" diye konuştu. 
 
'HALKLARI BİRBİRİNE BOĞDURABİLİR'
 
Söz alan DEM Parti Ömer Öcalan ise şöyle konuştu: "Ortadoğu'da olağanüstü gelişmeler yaşanıyor, yüzyıl öncesinin tarihine çok benziyor. Burada stratejik hatalardan uzak durmak gerekiyor, gerilimi her yerde düşürmek gerekiyor; siyaset ortamında da meydanlarda da her yerde bu gerilimi düşürmek gerekiyor. Bakınız, Sayın Cumhurbaşkanı, son dönemlerdeki konuşmalarında Arap, Türk, Kürt kardeşliğine vurgu yapıyor, ama şu an Suriye'de yaşananlar, Rojava'da yaşananlar derin tarihsel kırılmalara götürebilir, halklar birbirine boğdurulabilir, halklar birbirine karşı düşmanlaştırılabilir; bunun önünde durmalıyız. Halep mahallelerinde yaşananlar, Tişrîn Barajı'nda yaşananlar problemli durumlardır, bu gerilimi düşürmeliyiz; kan akmamalıdır, çatışma durmalıdır.
 
TÜRKİYE POZİTİF ROL OYNAMALI
 
Herkes bu coğrafyada yaşayabilir; Kürt'üyle, Türk'üyle, Arap'ıyla, farklı inançlar yaşayabilir. Bakınız çok farklı bir şeydir, Yahudi toplumunun da bu topraklarda yaşama hakkı vardır, lakin Filistin halkının da yaşama hakkı vardır, kendi inancıyla, diliyle. Bizim karşı durduğumuz yayılmacı politikalardır. Biz bu yayılmacı politikalara ilkesel olarak her yerde karşı çıkıyoruz; ama şu an bir yangın yeridir, kestirilemeyen bir durum vardır, çok güçlü zannettiğiniz yerde çok hâkim olduğunuz noktada büyük tehlikeleri yaşayabilirsiniz. Türkiye burada pozitif bir rol oynayabilir. AK Parti içerisindeki aklıselim insanlar, barışı savunan insanlar rol almalıdır; muhalefetin içindeki insanlar rol almalıdır. Bakınız, bu bir güç gösterisi değildir, ateş düştüğü yeri yakar. Çaresiz bırakırsanız bu iş farklı da büyüyebilir; biz parti olarak bu noktadayız.
 
KÜRTLERDE DUYGU KIRILMASI VAR
 
Bakınız, 6 Ocaktan itibaren gerilim artmıştır. Buradaki süreç yürüyor, barışa doğru yürüyor, çözüme doğru yürüyor; ama Kürtlerde bir duygu kırılmasına doğru gittiğini de bilin, bu duygu kırılmasını aynı zamanda biz de yaşıyoruz. Bakınız, bir yanda yas var, bir yanda öfke var, yükselen farklı düşünceler vardır. Biz buradan hükûmet yetkililerini, devlet yetkililerini aklıselime çağırıyoruz. Bu coğrafyada yıllardır birlikte tüm farklılıklar yaşadı, büyük düşündü, büyük inşa etti; bundan sonra da bu coğrafyayı, Ortadoğu'yu model hâline getirebiliriz. Kürt'ün dili Türk'ün dilinin karşısında tehlike değildir, Türk'ün dili Arap'ın dilinin karşısında tehlike değildir; bir yandan da bunların hepsi bizim farklılıklarımızdır, zenginliklerimizdir; ama hükûmetin bazı bakanları yanlış politikalar yapıyorlar, yanlış yolda yürüyorlar. Bir an önce bu yanlış yoldan, yanlış politikalardan vazgeçmek lazım."