Wan Barosu: Şüpheli şekilde yaşamını yitiren 5 kadından 3'ü katledildi
WAN - Bir haftada şüpheli şekilde yaşamını yitiren 5 kadından 3'ünün katledildiğini söyleyen Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi Üyesi Jiyan Özkaplan, katledilen kadınların başvurularına rağmen korunmadığını ifade etti.
Türkiye'de bir günde 6 kadının katledilmesi, kadına yönelik olası şiddette karşı önleyici tedbirlerin yetersizliğini bir kez daha gösterdi. Kadın örgütlerinin önleyici tedbirlerin etkin bir şekilde yürütülmesini isterken son dönemde şüpheli kadın ölümleriyle gündeme gelen Serhat'ta bir haftada 5 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Artan kadın katliamları ve şüpheli ölümlere dikkati çeken Wan Barosu Başkan Yardımcısı ve Kadın Hakları Merkezi Üyesi Jiyan Özkaplan, yargının, kadını koruyan ve şiddeti önleyen politikalar geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Serhat'ta biri yaralı olmak üzere 5 kadının şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini söyleyen Jiyan Özkaplan, "Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak, bölgede katledilen 3 kadın arkadaşın taziyesine katılım sağlayarak dosyalarına dahil olduk. Panos'ta katledilen Güler Özkan'ın taziyesine ziyarete bulunduk ve savcılık dosyasına dahil olduk. Ziyaretimizde Güler Özkan'ın aile bireyleri ile görüşme aldık. Güler Özkan dosyasında, aslında çok defa kolluk kuvvetlerini aradığı ve can güvenliğinin olmadığını söyleyip, 'Beni öldürecek', 'Beni koruyun' dediğini ve köyde yaşadığı için jandarmanın 'Evine git, bir şey olmaz' diyerek geri gönderdiği ortaya çıktı. Çocukları ile görüşme sağladığımızda ise, 'Babamız annemize sürekli şiddet uyguluyordu' dediler ve aslında en büyük kızı daha 17 yaşında zorla evlendirmeye kalkıştığı için anne Güler Özkan, eş tarafından şiddete maruz kalıyordu. Buna karşı çıktığı için evli olduğu erkeğin ailesi tarafından planlı bir şekilde katlediliyor. Çocukları ise annenin cenazesini görüyor ve annelerinin katledilme anına şahitlik ediyor" ifadelerini kullandı.
'GÜVENDE HİSSETTİKLERİ YERLERDE KATLEDİLDİLER'
Wan'ın Bêgirî (Muradiye) ilçesinde Filiz Şağbangül, şiddete maruz kaldığı için sığınma evinde kaldığı ve çocuklarını görmek için onların yanına gidip katledildiğini anlatan Jiyan Özkaplan, "Sığınma evinden çocuklarını görmek için evine gittiği esnada evli olduğu erkek tarafından katledildiğini gördük. Bu dosyalarda bir uzaklaştırma kararı, 6284 yasa kapsamında bir tedbir kararı var. Şiddet mağduru kadınların her defasında 'Beni koruyun ve kurtarın' diye defalarca kolluk birimlerine başvuruları görünüyor. Bizler burada çok yetersiz ve tamamen kâğıt üzerinde, sırf idari bir işlem yapmak maksadı ile yapılmış işlemler ile karşı karşıyayız. 6284 sayılı yasa önleyici bir tedbir için çıkarılmış bir yasa, ancak bunlar hiçbir şekilde önlenmemiş. Başvuruda bulunan kadınlar, belki de kendilerini en güvende hissettikleri yerlerde rahatlıkla katledildi" diye konuştu.
'HİÇBİRİ KORUNAMADI, TEDBİRLER KAĞIT ÜZERİNDE KALDI'
Wan'ın merkezine bağlı bir mahallesinde uzaklaştırma kararı olmasına rağmen evli olduğu erkek tarafından katledilen Gönül Alkan'ın hatırlatan Jiyan Özkaplan, "11'inci Yargı Paketi sonucu cezaevinden tahliye edilen fail, Gönül Alkan'ı aile evinde katletti. Gönül Alkan evli olduğu erkek tarafından sürekli ve sistematik bir şekilde şiddete maruz kalıyordu. Ve Gönül Alkan, birçok kez kolluk kuvvetlerine başvuruda bulunmuş. Verilen birçok uzaklaştırma kararı var ve Gönül Alkan defalarca kez kolluk kuvvetlerine 'Beni koruyun' diye başvuruda bulunmuş. Gönül Alkan şiddetten kaçarak aile evine sığınıyor. Fail tahliyesinin 50'inci gününde Gönül Alkan'ı annesinin ve çocuklarının gözünün önünde katletti. Bu dosyalarda ortak olarak, uzaklaştırma kararını görebiliyoruz. 6284 tedbir yasası kapsamında kadınların tedbir kararı var. Ancak hiçbiri korunamadı ve tedbirler uygulanmadı, sadece karar kâğıtlar üzerinde kaldı. Kadınlar hukuken verilen tedbir kararlarına rağmen katledildi. Aslında bir yasa var, fakat yasayı uygulamayan kolluk birimleri ile karşı karşıya kalıyoruz. 'Eve git, bir şey olmaz' diye gönderilen ve fail eş tarafından katledilen kadınlar var" şeklinde konuştu.
'KADININ BEYANI ESASTIR İDESİNDEN UZAKLAŞMIŞ BİR YARGI SİSTEMİ
Kadınların "Beni kurtar" diye devlete sığınanların mekanizmalar tarafından korunmadığını vurgulayan Jiyan Özkaplan, "Kâğıt üzerinde kalan yasalar kadın katliamlarının önüne geçemedi. Bu dosyalarda verilen ifadelere baktığımızda fail eşlerin ifadeleri hep aynı. 'İhanet' iddiası artık sistematik bir durum haline geldi. Kadını katletmeyi kafaya koymuş fail eş, profiline sıkça rastlıyoruz. Faillere sürekli 'Haksız tahrik' ve 'iyi hal' indirimi yapılıyor. Yargı mekanizmasında her karar aslında topluma bir mesaj veriyor. Fail adaylarına ve faillere de bu mesaj veriliyor ve fail cezasızlık bilincinde olduğu için kadını katletme planlaması yapabiliyor. Yargı mekanizmaları 'ihanet' beyanını esas alan bir noktada durmuş durumdalar. Bu durum yaşanınca topluma, toplumsal cinsiyet eşitsizliği mesajı veriliyor. Bu sebepten fail adaylar artıyor. Verilen kararlar çoğunlukla failleri caydırmıyor, aksine cesaretlendiriyor. 'Kadının beyanı esastır' idesinden, uzaklaşmış bir yargı mekanizmasından faillerin 'ihanet' iddiası esas alınıyor. Boşanma bir haktır. Ama failler bunu 'haksız tahrik' olarak görüyor ve yargı mekanizması ise bunlara göre hüküm sürdürebiliyor" şeklinde konuştu.
SİSTEMSEL BOZUKLUK
Boşanmanın hak olduğunu hatırlatan Jiyan Özkaplan şöyle devam etti; "Failler boşanmayı 'haksız tahrik' olarak gördükleri için bu tarz beyanların arkasına sığınıyor. Aslında var olan sistemsel bozukluk buradan doğuyor. Yargı mekanizmasının verdiği kararlar çok önemlidir. Cezasızlık ve 'iyi hal indirimi' politikasından bir an önce uzaklaşmalıdır. Kadının beyanı esastır idesine yakınlaşarak, kadınları koruyucu, kadınlara yönelik uygulanan her türlü şiddeti önleyici şekilde kararlar verilmelidir."
Kürdistan ve Türkiye'de birçok kurum ve kuruluşların kadınlara hukuki destek sağladığının altını çizen Jiyan Özkaplan, şunları dile getirdi: "Her kurumun var olan bir Alo Şiddet Hattı var. Kadınlar rahatlık yaşadığı her türlü şiddet karşısında başvurabilir. Şiddeti önlemek önemlidir, fakat başka bir önemli nokta ise şiddetten sonra kadına nasıl bir destek sağlanacağıdır. Önleyici tedbirler acısından kurum, kuruluşların ve mekanizmaların sağlıklı bir şekilde çalışması gerekir. Sadece idari bir işlem görevi olarak değerlendirilmemelidir. 6284 sayılı kanunun ruhuna uygun bir şekilde politikalar uygulanmalıdır. Şiddet mağduru kadınların Kürdistan ve Türkiye'de birçok kadın kurum ve kuruluşları var. Şiddete maruz kalan kadınlar buralara başvuruda bulunabilirler. Şiddet ve katliamdan sonra da bizlerin mücadelesi devam ediyor. Aile ile temasımız devam ediyor. Gerek savcılık gerekse bütün yargı mekanizmaları ile görüşmelerimiz devam ediyor. Soruşturma aşamasını sadece kâğıt üzerinde kalmaması için gerekli bütün çabayı veriyoruz. Faillerin gerekli ve hak ettiği cezayı almaları yönündeki çabamızda devam edecektir."
MA / Özlem Yacan - Bilal Babat