Egemenlerin can pazarında demokratik ulus inşası

img
HABER MERKEZİ - Egemenlerin çıkarları uğruna can pazarına çevirdiği Suriye'de, ABD kendine hizmet edecek aktör, Rusya amaçlarını gerçekleştirecek Esad, Türkiye Kürtsüz yönetim istiyor. Kürtler ise, demokratik ulus hedefinde ilerlemeyi sürdürüyor.  
 
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya, Avrupa ve son dönemlerde eklenen Çin'in egemenlik kaygıları, dünyanın birçok bölgesinde can almaya devam ediyor. Ortadoğu coğrafyasında hiç durmayan savaş, son olarak Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısıyla açığa çıkan egemenlik çatışmasıyla devam ediyor. Irak'ın işgali, Arap devletlerden Tunus ile başlayan ve adına "Arap Baharı" denilen halkların meşru talepleri ile coğrafyanın tamamına salınan egemenlik arayışları, 10-15 yıllık süre zarfında milyonlarca can aldı, milyonlarcasının yaralanmasına ve coğrafyasını terk etmesine yol açtı. 
 
TAŞERONLAR
 
Egemenlerin bölgenin statükocu devletleri ve taşeronlar eliyle yürüttüğü 2011’den bu yana yürüttüğü iç savaşa karşı, on yıllarca Arap milliyetçiliğinin Nusayri mezhebinin egemenliği ile Esad baskısına maruz kalan Suriye halklarının direnişini de fitilini ateşledi. Suriye'de halkın direnişinin öncülüğüne atanan ve adına Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adı verilen paramiliter güçler, kısa sürede kendilerine küçük egemenlik alanları oluşturdu. Irak'ta Saddam döneminden kalan ve El Kaide'ye uzanan selefi Nusra ve DAİŞ'in de girmesiyle Suriye'de can pazarı başladı. 
 
Şam çevresine kadar dayanan ve Esad yönetimini devirme noktasına gelen bu gruplardan DAİŞ, Irak'ın Musul kentini kontrol altına aldıktan sonra Rakka'yı işgal ederek halifelik ilan etti. Yenilgi aşamasına gelen Esad’ın açık davette bulunduğu Rusya, 30 Eylül 2015 tarihinde paramiliter gruplara karşı hava saldırıları başlattı. 
 
DEVRİME SALDIRILAR
 
Tüm bunlar yaşanırken Suriye'nin kadim halklarından olan Kürtler, ne Esad ne de ÖSO'nun yanında yer aldı. Kuzey ve Doğu Suriye kentlerinin sokaklarında örgütlenen Kürtler, 2012 yılının 19 Temmuz'unda Esad yönetimini kentlerinden çıkararak, önce Kobanê, Efrîn ve Qamışlo'da kantonlar ilan etti. Egemenlerin hesaplarına uymayan Kürtlerin demokratik özerklik ilanı, ilk adımı ile taşeronların saldırısına uğradı. Serêkaniyê'de başlayan saldırılar, yer yer Rojava’nın tamamına yayıldı. Saldırıların en önemlisi ise, Kürt coğrafyasının ortasında yer alan, devrimin doğduğu yer olan Kobanê'ye oldu. DAİŞ, 15 Eylül 2014 tarihinde Irak ve Suriye ordusundan aldığı ağır silahlar ile üç koldan Kobanê'ye saldırı başlattı. Kürtler, Yekineyên Parastina Gel (Halk Savunma Birlikleri-YPG) ve Yekineyên Parastına Jinan (Kadın Savunma Birlikleri-YPJ) öncülüğünde 5 aylık direnişten sonra dünyaya korku salan DAİŞ'i yenilgiye uğrattı. 
 
Kobanê'ye saldırılarda DAİŞ'e karşı oluşturulduğu iddia edilen ve başını ABD'nin çektiği Uluslararası Koalisyon güçleri de önemli rol oynadı. ABD öncülüklü egemenler, Kürtlere destek ve DAİŞ karşıtlığı üzerinden Suriye'ye yerleşen diğer güçlerden oldu. 
 
DEVRİM SÜREKLİ BÜYÜDÜ
 
Kürtler her ne kadar ABD öncülüklü güçler ile ittifak yapsa da devrimi geliştirmek ve demokratik ulus inşasından asla vazgeçmedi. Siyasi anlamda kantonları Fırat, Qamişlo ve Efrîn bölgelerine taşırarak, Arap, Türkmen, Ermeni, Süryani ve diğer halklar ile meclislerden oluşan yönetimler oluşturdu. Yine askeri anlamda YPG-YPJ'yi Demokratik Suriye Güçleri'ne (QSD) yükselterek, halkları savunacak bir güç oluşturdu. Kapitalizme aykırı düşen bu model, egemenleri sürekli rahatsız etti.
 
TÜRKİYE'NİN SALDIRILARI
 
Bu yapılanmadan kaynaklı Kürtlerin öncülük ettiği sistem, egemenlerin onayları ile bölgenin statükocu güçlerinden Türkiye'nin saldırılarına maruz kaldı. Türkiye 25 Ağustos 2016 tarihinde adına "Fırat Kalkanı" dediği saldırılar ile Cerablus'tan Minbic sınırına kadar girdi. Sonra 20 Ocak 2018 tarihinde "Zeytin Dalı" adlı saldırılar ile Efrin'e girdi. Yine 9 Ekim 2019 tarihinde Serêkaniyê ve Girê Spî, "Barış harekatı" adlı saldırılar ile Türkiye ve denetimindeki paramiliter gruplara bırakıldı. 
 
EGEMENLERİN AMACI
 
Türkiye'nin saldırılarında 3 maymunu oynayan ABD Kürtleri oluşturdukları sistemden uzaklaştırmayı amaçlarken, Rusya ise Kürtleri Esad'a muhtaç bırakmak istedi. Egemenlerin amaçlarında ve saldırı onaylarında da değişme olmadı. 21 Haziran’da Kazakistan'ın başkenti Astana'da Türkiye ve Esad yönetimini bir araya getiren Rusya ve İran, 2 ülkeyi uzlaştırma çalışmalarında Kuzey ve Doğu Suriye halklarını yok saydı. Bugüne kadar İsviçre'nin başkenti Cenevre'de ABD öncülüklü devletlerin de yaptığı gibi, halklar ve talepleri hiç gündeme getirilmedi.
 
SİHA SALDIRILARI
 
Halkların taleplerine kulaklarını tıkayan ve sadece kendi çıkarlarını esas alan egemenler, 23 Haziran 2020’den itibaren Türkiye'ye daha yıkıcı bir onay verdiler. Artık Suriye topraklarına girme yolları tıkanan Türkiye, bu tarihten sonra amacı olan Kuzey ve Doğu Suriye halklarını bir birinden ayırmak, korku salmak, yönetime güvensizlik yaratmak için Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) ile saldırılara başladı. Bu tarihten sonra Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik 181 SİHA saldırısı oldu. 112 devrim öncüsü ve sivil yaşamını yitirdi, 72 kişi yaralandı. Ayrıca Şam hükümeti güçlerine ait üslere yapılan saldırılarda 46 asker yaşamını yitirdi, 50 asker yaralandı.
 
23 Haziran 2020'de Kobanê’nin Hêlince köyüne dönük saldırıda Kongra Star Koordinasyonu üyeleri Zehra Berkel ve Hebûn Mele Xelîl ile Emine Weysi adlı yurttaşın yaşamını yitirmesiyle başlayan saldırılar, Tirbespiyê-Qamişlo yolunda 20 Haziran'da Qamişlo Kantonu Eşbaşkanı Yusra Derwêş, yardımcısı Lîman Şiwêş ve aracın şoförü Firat Tûma'nın katledilmesi ile sürüyor. 
 
ABD TÜRKİYE'Yİ ANLIYOR!
 
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Derwêş, Şiwêş ve Tûma’nın katledildiği saldırıyla ilgili 20 Haziran tarihli açıklamasında, "Türkiye'nin sınırda güvenlik sorunu var ve biz bunu anlıyoruz. Türkiye'nin de Suriye'de ne yaptığımızı, neden yaptığımızı ve kimlerle neden çalıştığımızı anlaması gerekiyor” dedi ve Türkiye’nin saldırılarını onayladıklarını ima etti. 
 
Kürtler öncülüklü Kuzey ve Doğu Suriye halkları ise, hem egemenlerin hesaplarına hem Türkiye'nin yayılmacı amaçlarına karşı örgütlenmeye ve coğrafyalarında gösterdikleri tepkiler ile büyümeye devam ediyor. Öyle ki artık Rojava Devrimi olarak tarihe geçen halkların direnişi, dünyanın her tarafından ilgi görmeye devam ediyor.
 
MA / Emrullah Acar