KNK'li Koç: Ortadoğu Kürdistan üzerinden dizayn ediliyor

img

MERSİN - Ortadoğu’nun Kürdistan üzerinden dizayn edildiğini belirten KNK Yürütme Konseyi Üyesi Nilüfer Koç, Türkiye’nin operasyonuyla Güney Kürdistan’da başlayarak Irak’ı hedeflediğini söyledi. 

 
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile KDP’nin, Federe Kürdistan Bölgesi’nde Metîna, Avaşîn ve Zap’a 17 Nisan günü başlattığı sınır ötesi operasyon, şiddetli çatışmalarla devam ediyor. Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Yürütme Konseyi Üyesi Nilüfer Koç, bölgedeki operasyon konusunda değerlendirmelerde bulundu. Koç, saldırının birinci amacının, Ortadoğu’da değişen dengelerde Kürtlerin kendi özgürlüklerini garantiye almasına, diğer sebebin ise, Türk ulus devleti rejiminin içten yaşadığı krizin aşılmasına yönelik olduğunu söyledi.
 
‘KAPSAMLI BİR KUMAR OYNADI’
 
Koç, Türkiye’deki yurttaşların mevcut durumda özellikle artan zamlar ve alım gücünün ortadan kalkması ile birlikte rejime artık tahammüllerinin kalmadığını belirterek, binlerce sorun yaratan bir dış politikaya sahip olan rejimin geldiği noktada, kapsamlı bir kumar oynadığını söyledi. Çöküşte olan rejimin bir çıkış yolu aradığını ifade eden Koç, “Bu çıkışı da Kürt sorunu üzerinde yapmaya çalışıyor. Bu nedenle de 17 Nisan günü yeni bir savaş başlattı” diye konuştu. 
 
‘EFSANE KALMADI’
 
Türk ulus devletinin 2015 yılından bu yana devreye koyduğu “Çöktürme Planı” ile Kürtlerin kazanımlarına dönük her türlü saldırı yöntemini denediğini, ancak sonuç almadığını kaydeden Koç, Türkiye’nin 2021 yılında Garê’de yaşadığı hezimetin intikamını almak için daha büyük saldırılara giriştiğini söyledi.  Koç, “Garê’den sonra intikam almaya çalıştılar, ancak orada da hezimet yaşadılar. Türk ordusunun aldığı büyük bir darbe var. Yani artık Mehmetçik efsanesi gerilla karşısında kalmadı. Bunu toparlamaya çalışıyor” dedi.
 
NATO İLE PAZARLIK YAPILDI
 
Koç, Türk ordusunun tüm teknolojik silahlarına rağmen bir çıkmaz içerisinde olduğunu ve imajının da Garê’den sonra sıfırlandığını kaydeden Koç, ordunun “Ben NATO’nun ikinci büyük ordusuyum” diyemediğini ifade etti. Koç, NATO üyesi ülke basınlarının Hulusi Akar’ın açıklamalarına yer vermesinin, Türk devletinin, operasyon öncesi NATO ile pazarlık yaptığını gösterdiğini söyledi.  
    
‘BİR İŞGAL HAREKETİ’
 
Türkiye’nin başlattığı sınır dışı operasyonda, yalanlara dayandırdığı bir sürü politika ürettiğini ifade eden Koç, iddia edikleri gibi Irak’ın mevcut operasyonda yanlarında olmadığını kaydetti. Koç, şöyle konuştu:  “Irak hükümeti dünden beri Türkiye’nin kendi sınırlarından çıkması yönünden açıklamalar yapıyor. Irak’taki en güçlü olan Şia da aynı söylemde bulundu. Yani bu noktada Mukteda es-Sadr, Maliki ve Haydar Ebadi; Türkiye’nin bu son işgal operasyona karşı birleşti. Bu çok önemli bir gelişme. Yine Güney Kürdistan’da KDP dışında kalan tüm partiler, bu savaşın yol açacağı sonuçlara dikkat çekerek, Türkiye’nin iddia ettiği gibi, bir savunma değil, bir işgal hareketi olduğunu söylüyor” dedi.  
 
‘IRAK’I HEDEFLEYEN BİR SAVAŞ’
 
Türkiye’nin mevcut operasyonunun Güney Kürdistan’da başlayarak Irak’ı hedefleyen bir savaş olduğunun altını çizen Koç, “Erdoğan bunu Ukrayna dönüşünde gazetecilere yaptığı açıklamalarda, ‘Neçirvan Barzani ile sadece Kuzey Irak’ı değil, tüm Irak’ı konuştuk’ dedi. Ardından da gittiler Irak’ın merkezi hükümetine rağmen Güney Kürdistan’ın petrol ve doğalgazını Türkiye ile birlikte dünya piyasasına sundular. Çünkü dünya şu anda Ukrayna savaşından dolayı gaz ve petrole ihtiyaç duyuyor. Onun için KDP ve Erdoğan, hem ekonomik krizi hem de enerji krizini bu yolla aşmaya çalıştılar. Enerjide yaşanan krizi fırsattan istifade ederek, bu noktada Irak’ı baypas etmeye çalışarak, Irak’a ciddi bir devlet olmadığı mesajını verdi. Zaten Irak vatandaşlarının çoğu, Irak devletine işgale karşı pasifliğine tepki gösteriyor. Şimdi Irak’ın siyaseti de yoğun bir baskı altında olduğu için, Iraklı yetkililer sürekli açıklamalar yapıyor” diye belirtti.
 
KÜRT ARAP İTTİFAKI 
 
Koç, HPG ile YJA-Star gerillalarının Güney Kürdistan’ın yanı sıra Irak halklarının geleceği için de mücadele ettiğine vurgu yaptı. Koç, “Öyle bakmak lazım. Nitekim Iraklıların Türkiye’nin işgal politikasına bu kadar refleks göstermesi de bununla da alakalı. Burada Kürt-Irak-Arap ittifakı büyük önem arz ediyor. Bu tek Kürtlere karşı bir savaş değil, Türkiye’nin yayılmacı politikasının bir sonucu olarak gelişiyor. Baktığınızda, Türkiye zaten Musul etrafında, Kerkük’te çok ciddi bir işgal alt yapısı oluşturmuş. Şimdi Türkiye bu Zap-Avaşin-Metina hattında ilerleme kaydederse; Irak coğrafyasının çok büyük bir bölümünü işgal etme imkânına sahip olur. Önceden Sünni Türkmenler üzerinde hazırlıklarını yapmış. Bu Telafer-Musul-Kerkük hattında yine bazı suni Arap aşiretlerle bunun hazırlıklarını yapmış” diye konuştu.
 
VEKÂLET SAVAŞI
 
Türkiye’nin Irak’ta alt yapısını oluşturduğu işgal hareketini vekalet savaşı şeklinde yürüttüğünü söyleyen Koç, şöyle devam etti: “Bu çağın savaş karakterinde vekâlet savaşı var. Yani kendi adına birilerini para ile savaştırmak veya birilerinin zaafından faydalanarak, onu savaşa ortak etmek. Türkiye bunu şuanda KDP ile yapıyor. Çünkü kendisinin gücü yetmiyor. O yüzden de vekil arıyor kendisine. Güney Kürdistan’da bunu KDP yapıyor. O yüzden bu yılın başından şimdiye kadar Barzaniler sürekli Ankara- İstanbul hattında gidip geldiler. Yine cumhurbaşkanlığı seçiminde,  Irak’ı da Ankara’nın denetimine koyacak bir politika geliştirdiler. Yani orada da KDP-AKP ve Arap halkıyla alakası olmayan Kazımi gibi insanlarla böyle bir ittifak oluşturarak, Irak’ı devirmek istediler. Tabi burada sonuç alamadılar. Çünkü bölgede İran faktörü var, ABD faktörü var. Sonuç alamayınca Kürdistan’da bunu denemeye başladı. 17 Nisan saldırılarını ele alırken, geçen yıl ki saldırılardan daha farklı yanları var. Bir de Ukrayna savaşı ile birlikte dünya konjonktürü, geçen senenin ki gibi değil. Türkiye bu konjonktürden faydalanmak istiyor”
 
‘KÜRTLERİN BÜYÜK KAZANMA İMKÂNI VAR’
 
Mevcut operasyona bakıldığı kadarıyla savaşın çok tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini kaydeden Koç, ancak mevcut denklemde Kürtlerin çok büyük kazanma imkânlarının olduğunu söyledi. Koç,  “Şunu söylemek durumundayız; bize bir şey olursa, başta Türkiye halkları olmak üzere hepiniz bitersiniz. Bu rejime mecbur kalacaksınız. Şimdiye kadar Kürtlerin Türkiye’ye dönük politikası son derece ilkeli oldu.  Onun için Türkiye’de herkesin ses çıkarması gerekiyor. Çünkü demokrasinin kalesi ve garantisi olan Kürtler yenildiğinde, Türkiye’nin geleceğini artık hiç kimse düşünmesin. Kara bulutların altında kimse kalkamaz.
 
‘İSYAN ATEŞİ BUNLARI YAKACAK’
 
Türkiye’deki muhalefetin, AKP-MHP arkasına tekrardan dizilmesi ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koç, “Muhalefetin Türkiye’yi tuzağa çektiğini düşünüyorum. Çünkü bu muhalefette olan partilerin her birinin diplomatik ilişkileri var. Bu savaşa onay verenlerin, kendilerini ikna ettiklerini düşünüyorum. Kılıçdaroğlu’nun o gün yaptığı açıklamaya baktığınızda diyorsunuz bu dil değişikliği nerden geliyor? Aslında biraz uluslararası konjonktürde de kendilerine verilen sinyaller olduğunu düşünüyorum. Savaşla ortak olmaları, Türkiye’yi ateşe atmak anlamına geliyor. Çünkü AKP-MHP rejimleriyle birlikte kendilerini de yakacaklar. Kürt halkının isyan ateşi bunları yakacak” şeklinde konuştu.
 
‘DENKLEM DEĞİŞECEK’
 
Ayrıca muhalefetin iktidarla aynı noktada olma denkleminin kısa bir süre sonra değişeceğini ifade eden Koç, “Çünkü bir iki hafta içerisinde Kürt tarafından zafer müjdesinin verileceğine inanıyorum. Nasıl ki Garê zaferi ile dengeler alt üst olduysa, bu operasyon sonucunda da böyle olacak.  Yani dengeler Kürtlerin elinde. Zap, Avaşîn, Metîna onların dengelerini belirleyecek” dedi. 
 
‘HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALI’
 
Kürtlerin bu savaşta yalnız olmadıklarını kaydeden Koç, şöyle konuştu:  “Bölgenin geleceği söz konusu. Kürdistan üzerinden bölge dizayn ediliyor. Ama her şeyden önce ulusal birliğimiz şart. Artık bu ulusal birlik kavramında; Kürt adını kullanıp da Kürtlerin düşmanı ile uzlaşan birisi, Kürtlerin kardeşi değildir. Bu çerçevede PKK’ye baktığımızda, biz kazanmaya çok yakınız. Onun için kazanmak istiyorsak, içimizdeki bir yarayı söküp atmamız gerekiyor. Eğer bu yara KDP ise, söküp atmamız gerekiyor. Burada vay işte Kürt Kürdü vurmasın gibi şeylerin anlamı yok. Bir kere bu mesele kan bağına dayalı bir mesele değildir. Bir özgürlük ve demokrasi isteyen, çağdaş bir Kürt gerçekliği var. Bir de kendi iktidarı için Kürtleri satan bir gerçeklik var. İkisi bir arada yürümüyor. Gördük bunu. Elimizden geleni yaptık ama ikna edemedik. KDP ikna olmadı. 50 milyon kürdün geleceğine gölge düşüren, bunu tehlikeye atan bir politika söz konusu. İkincisi tüm özel yaşamımızı bir tarafa bırakarak, ülke savunmasına geçmemiz gerekiyor. Bir bütünen her şeyi gerillaya bırakmak çok ahlaki değildir. O zaten görevini yapıyor ama herkes kendi cephesinde üzerine düşeni yapmalı.”
 
MA / Selman Güleryüz