İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılması 6284'ü zayıflattı

  • kadın
  • 09:06 20 Temmuz 2021
  • |
img
ANKARA - İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasıyla 6284 sayılı kanunun zayıfladığını belirten hukukçular, kadınların hukuki yollara başvurmaya çekinir hale geldiklerini belirtti.
 
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesiyle birlikte, 6284 sayılı “Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun” da tartışmaya açıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılması Komisyonu'nda yasanın sözleşmeye atıfta bulunan maddesinin çıkartılabileceğini söyledi. 
 
Ankara’daki kadın avukatlar, 6284’ün de değiştirilmesi ya da kaldırılması durumunda, ortaya çıkacak tabloyu ve buna karşı nasıl mücadele edeceklerini Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı. 
 
ALINAN TEDBİR KARARLARI
 
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Kadın Komisyonu üyesi Evin Konuk, İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddet konusunda devletlere önleme, tedbir alma, kadınları koruma ve koruyamadığı ölçüde de cezalandırma ve bunu yaptırıma bağlama görevi yüklediğini ve 6284 sayılı kanunun da bu bağlamda çıkarıldığını hatırlattı. Konuk, “6284 sayılı kanunda kadına yönelik şiddeti önlemek adına herhangi bir delil aranmaksızın, kadının şiddete uğradığına yönelik beyanıyla birlikte şiddeti önlemek için birtakım tedbirler alınabilmesine ilişkin düzenlemeler var. Bu tedbirler şiddet failinin evden uzaklaştırılması ya da silah bulunduruyorsa silahı teslim etmeye zorlamak, kadının çalıştığı ya da oturduğu yere yaklaştırmamak, telefon vs. diğer iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, şiddete uğrayan kadına dahi ulaşmamak şeklinde çok ciddi tedbir kararları verilebiliyor” dedi. 
 
KARAKOLLAR BAŞVURU ALMADI
 
6284’te herhangi bir değişiklik yapılması durumunda kadınların başvurdukları karakol ve adliyelerde tedbir kararı aldırmalarının zorlaşacağını belirten Konuk, “Nitekim bunu da gördük. Sözleşmeden çıkma kararı verildiğinde karakollar, bir süre başvuruları almadılar. Ta ki kadın alanında çalışan avukatların bu meseleyi duyurması üzerine almaya başladılar. Tekrar eski haline döndü ama 1 Temmuz itibariyle artık ne olacağını çok da kestiremiyoruz. 6284 sayılı yasadan da çekilirse bu kadınlar açısından çok ciddi sorun yaratacak” diye belirtti.
 
'UMUTSUZ DEĞİLİZ'
 
Her şeye rağmen mücadelelerini sürdüreceklerini aktaran Konuk, şöyle devam etti: “Sözleşme ve 6284 sayılı kanun kadın hareketinin bir kazanımıdır. Kadın hareketi mücadelesine devam edecek ve çok da güçlendi. Sözleşmeden çıkılması canımızı yakıyor ama hiçbir zaman umutsuz olmaya gerek yok.  Gerçekten kadın hareketi çok ciddi yol kat etti ve daha çok yol kat edecek. Ankara Barosu kadına yönelik mücadele belgesi yayınladı, bu baroya bağlı kadın avukatların zorlaması ve önerisiyle oldu. Yine baro içerisinde toplumsal cinsiyet derslerinin verilmesi de kadınların çabalarıyla oldu. Staja başlayan her avukat toplumsal cinsiyet dersi de alıyor. Kadın mücadelesi baroda da devam ediyor.” 
 
CMK İLE SONUÇ ALINAMIYOR
 
Toplumsal Hukuk Grubu’ndan avukat İlayda Doğa Karaman, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasıyla birlikte 6284 sayılı kanunun da önleyici ve koruyucu tedbirler bağlamında zayıfladığına işaret etti. 6284 sayılı kanunda belirlenen koruyucu ve önleyici tedbirler sayesinde tedbir kararları çıkarıp kadına yönelik şiddet olaylarında hızlı bir sonuç alabildiklerini belirten Karaman, “Kadının mücadelesini daha da güçlendiren bir hale geçebiliyorduk. Şiddetin önüne bir engel koyabiliyorduk. Ama eğer 6284 kaldırılırsa zaten şu an işlemekte zorluklar gördüğümüz tedbir kararları ve ŞÖNİM için negatif sonuçları olacak. Çünkü Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda (CMK) öngörülen koruma tedbirleri söz konusu kadına yönelik şiddet olduğunda hızlı bir sonuç alabilen ve önüne geçebilen maddeler yok. Bu da kadına yönelik şiddet noktasında sayıların artmasına neden olacak. 6284 kaldırılırsa kadına yönelik şiddet durumlarında herhangi bir şekilde önleyici ve koruyucu tedbir almamızın önüne geçilmiş olunacak. Bu durumda elimiz kolumuz bağlanacak” dedi. 
 
‘MÜCADELEYE DEVAM’
 
Kadın hareketinin var olduğu günden bugüne büyüdüğünü ve birçok kazanım elde ettiğine dikkati çeken Karaman, “Bugüne kadar elde etmiş olduğumuz hiçbir kazanımımızdan vazgeçmeyeceğiz. Biz sözleşmedeki yükümlülüklerin, sorumlulukların yerine getirilmesi için taleplerimizin her zaman arkasında durmaya devam edeceğiz. Kadınlar hep birlikte güçlü. Tüm renklerimizle hep birlikte yılmadan mücadele etmeye devam edeceğiz” mesajını verdi. Karaman, İstanbul Sözleşmesi’ni baktıkları davalarda referans olarak göstermeye devam edeceklerini belirtti. 
 
GÜVENCESİZ HİSSEDECEKLER
 
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Kadın Komisyonu Sözcüsü Çiğdem Kozan da kadınların sözleşmeden vazgeçmediğini tüm eylemlilikleriyle ortaya koyduğuna hatırlattı. 6284 sayılı yasadan sıkça faydalandıklarını sözlerine ekleyen Kozan, “Bir kadın boşanma davası açtığında, fiziksel, tehdit ya da hakaret gibi şiddetlere maruz kaldığı durumlarda koruma tedbiri talebinde bulunabiliyoruz. Bunların değiştirilmesi ya da kaldırılması şiddete maruz kalan kadınların kendini güvencesiz hissetmesine ve bu şiddetle yaşamaya devam etmesi sonucunu doğuracaktır. Zira zaten erkeklere uygulanan cezasızlık durumu kadınların hukuki yollara başvurmasını engelliyordu. Bu kez bir de koruma kararı dahi alamayacak duruma gelmeleri onları yaşadıkları şiddet sarmalından çıkamama ile karşı karşıya getirecektir. Şiddet faili erkeklerin de cezasızlık rahatlığıyla hareket etmelerine neden olacak” diye belirtti.
 
ŞİDDET KAPILAR ARDINDA KALACAK
 
Sözleşmeden çekilme kararının sadece sanıkları değil sanık konumuna gelmemiş şiddet faillerini de cesaretlendirdiğini ifade eden Kozan, “Şiddet uyguladıklarında başlarına bir şey gelmeyeceğini, kadının başvuracağı bir hukuki yol kalmadığını düşünür hale geldiler. 1 Temmuz’dan sonra hukuki yollara başvurmaktan çekinen kadınların iyice çekinir hale geldiğine tanık oldum. Zira bir kadın bana şunu söyledi; ‘Ben nasıl bir hukuki yola başvurabilirim ki zaten İstanbul Sözleşmesi kalktı, eşim de ‘artık bize bir şey olmaz’ diyerek iyice şiddetin dozunu arttırdı’ dedi. Yani kadınlar sözleşme kalktığı için başvurabilecekleri bir hukuki yol kalmadığını düşünüyor. Bunun sonuçlarının çok ağır olacağının, yaşanan şiddet olaylarının zaten çok küçük bir kısmı açığa çıkıyor iken artık şiddet olayları daha çok kapalı kapılar ardında kalacak” şeklinde konuştu.
 
'MÜCADELEYİ DEVAM ETTİRECEĞİZ'
 
Tüm kadınların birlikte mücadele etmesi gereken bir süreç olduğunu vurgulayan Kozan, şöyle devam etti: “Ancak tabi biz avukatları adliye koridorlarında daha farklı bir süreç bekliyor. Ceza almayacağını düşünen sanıklar ya da yasaların kendisini korumayacağını düşünen kadınlar ile karşı karşıya kalacağız. Ayrıca sözleşme varken uygulatmak için mücadele verdiğimiz hakim ve savcılarla bu kez sözleşme olmadan mücadele etmek durumunda kalacağız. Yani erkek egemen yargı daha da erkek egemen bir hale gelecek. Şiddete asla sessiz kalmayarak bu konuda kadınların yanında olarak, faillerin cezalandırılması konusunda devamlı bir mücadele ile ve kadınların bu örgütlülüğünün yıkılamayacağını, kadınların sözleşmeden vazgeçmeyeceğini göstererek, bu mücadeleyi devam ettirmek zorundayız. Bu sadece kadın avukatlar nezdinde değil tüm kadınlar nezdinde yürütülecek meşru bir mücadeledir.”
 
MA / Zemo Ağgöz