Eda Nur Kaplan Davası: Toplanmayan deliller suçun üstünü kapattı

  • kadın
  • 09:29 14 Nisan 2022
  • |
img
ANKARA - Eda Nur Kaplan dosyasında delil toplama süreçlerinin boş bırakıldığına dikkati çeken avukat Çisel Demirkan, toplanmayan delillerin suçun üstünün kapatılmasına neden olduğunu söyledi. 
 
Ankara’da Eda Nur Kaplan'a tecavüz ederek, intihara sürükleyen Yusuf Güzelyurt ve Mehmet Ardıçoğlu'nun “Nitelikli cinsel saldırı” suçundan yargılandığı davanın 5’inci duruşması yarın Ankara 12'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek. Bir önceki duruşmada sanıklardan Güzelyurt “delil yetersizliğinden” tahliye edildi. Görülecek duruşmada iddia makamının mütalaasını açıklaması bekleniyor.
 
Karar aşamasına gelinen davaya dair Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına davanın avukatlığını üstlenen avukat Çisel Demirkan, değerlendirmelerde bulundu.
 
Kovuşturma aşamasında iddianamenin mahkemeye sunulduğu süreçte dernek olarak dosyaya müdahil olduklarını söyleyen Demirkan, “Diğer kadın dosyalarında olduğu gibi yine aynı şeylerle karşılaştık. Avukatsız götürülen bir soruşturma süreci beraberinde çok büyük delil eksiklikleri getiriyor. Eda Nur, Şule Çet ve birçok kadın davasında süreç maalesef aynı ilerliyor. Kolluk ve soruşturma sürecindeki yetkililer tarafından toplanması gereken delillerin toplanmadığını görüyoruz” dedi.
 
'TOPLANMAYAN DELİLLER…'
 
Soruşturma aşamasında delil toplama süreçlerinin boş bırakıldığına dikkati çeken Demirkan, “Mahkeme sürecine gelindiğinde toplanmayan deliller suçun üstünün kapatılmasına neden oluyor. Örneğin, tecavüzün yaşandığı yerde ilk incelemeler yapılarak delillerin toplanması gerekiyor. Ama olay yeri incelemelerinde iddialar yönünde deliller toplanmadı. Eda sürekli şunu söyledi, ‘kimse bana inanmıyor, kimse beni dinlemiyor’ Bu süreçte Eda dinlenmiş olsaydı, Eda’nın yönlendirmeleri dikkate alınmış olsaydı bunların hiçbiri olmayacaktı” ifadelerini kullandı.
 
'ABLASIYLA POLİSE GİTTİ' 
 
Eda Nur Kaplan’ın tecavüze uğradıktan sonra ablasının yanına giderek beraber polise gittiklerini hatırlatan Demirkan, “Yardım istiyorlar, olayları anlatıyorlar. Sonrasında Eda Nur, adli tıpa yönlendiriliyor. Bu noktadan itibaren her kadının başına gelen Eda’nın başına da geliyor. Gittiğiniz ilk anda konuda uzman ve işini gerçekten iyi yapan biriyle karşılaşırsanız, yapılması gereken her şey kalem kalem yapılıyor. Ama ‘bu saatten sonra seninle mi uğraşacağım, olur böyle şeyler’ gibi söylemlerle karşılaştığınız zaman sadece basit bir ifade alınıyor ve kadınların hayatları kayıyor” şeklinde konuştu.
 
TELEFON İNCELEMESİ YETERSİZ
 
Kaplan’ın intihar dosyası için alınan telefon hakkında başlatılan incelemeye dair de konuşan Demirkan, “Biz de bu dosyaya eklenmesi talebinde bulunduk. Eda Nur’un telefonu incelendi ve ilk gelen bilirkişi raporunda telefonun teslim edilirken şifrelerin teslim edilmediği yönündeydi. İkinci kez telefonun şifresini de ulaştırdık ve bunun üzerine inceleme yeniden başlatıldı. Henüz sonuç belli değil. Maalesef dijital materyaller teslim edildikten sonraki süreci öğrenemiyoruz, göremiyoruz. Delilleri incelenmesi için istediğimizde mutlaka bir sıkıntı çıkıyor. Özellikle kadın dosyalarında, ‘İncelenmiyor, şifreyi kıramıyoruz’ gibi söylemlerle karşılaşıyoruz. Ortada çok net bir delil var. Bir taraf telefon konuşması sunuyor ama sunduğu konuşmanın arkasını önünü bilmiyoruz. Onun sunduğu kadarıyla haberimiz var. Sosyal medya görüşmesi var. Onun dışından Eda Nur Kaplan’ın telefonunda kayıtlar, fotoğraflar olabilir. Annesine attığı iddia olunan mesajlar var. Bu delillerin olmadığı iddia ediliyor. Ortada bu delilin incelenmesinde de soruşturma aşamasında bırakılmış muazzam bir açıklık var” ifadelerini kullandı.
 
'EKSİK BIRAKILAN HUSUSLAR' 
 
Sanık Güzelyurt’un “suçu kanıtlayacak yeterli delil bulunmadığı” gerekçesiyle tahliye edildiğini hatırlatan Demirkan, şunları söyledi: “Soruşturma aşamasında eksik bırakılan hususlar sanığa yaradı. Sanık yararlandı ve bundan kaynaklı da tahliye edildi. Normal şartlarda gerekli inceleme yapılmış, deliller toplanmış olsaydı sanık olarak yargılanıp yargılanmayacağına, böyle bir suçu işleyip işlemediğine o zaman karar verilirdi. Ama bu yapılmadı ve kovuşturma aşamasında tahliye edilmesine sebep oldu.  Oysaki ortada net bir suç var ve suçun delileri sabit.”
 
'HAYATI TARTIŞMA KONUSU YAPILDI'
 
Duruşmalarda sanık ve sanık avukatları tarafından Kaplan’ın hayatının tartışma konusu yapıldığına da dikkati çeken Demirkan, “Geçmişte başına gelenler, çocuk esirgeme kurumunda yaşamak zorunda kalması, aile içinde yaşanan sorunların hepsi Eda’nın başına gelecekleri ‘olumlu’ kıldı. Dosya öyle bir noktaya getirildi ki sanki suçlu olan Eda’ymış” diye aktardı.
 
'EDA'YA TECAVÜZ EDİLDİ'
 
Duruşma salonunda sanıkların Kaplan’ın ablasına yönelik suçlayıcı ithamlarda bulunduklarını da söyleyen Demirkan, “Eda Nur’un başına gelenlerden ziyade, ablası ve annesine saldırıyor olmaları çok korkunç. Annenin ne kadar iyi ya da kötü olduğunu bile tartıştılar. Bununla dosyanın yönünü değiştirmeye çalışıyorlar. Ama tüm bunlar Eda’nın başına gelenleri değiştirmeyecek. Kardeşinin faillerinin yargılanması için uğraşan bir abla var ortada. Ablası, o gece kardeşinin kaçırıldığını fark ettiğinde defalarca polisi aradığını, polisin kendisine ‘24 saat geçmeden kaçırılma vakası olarak kabul edemeyiz’ dediğini anlattı. Önlenebilir bir suç önlenmedi, 24 saat beklenildi ve Eda’ya tecavüz edildi. 24 saatin ardından polisten yine yardım istenildi ama yine bir şeyler eksik bırakıldı. Ama tüm bunların sorumlusu yardım için çığlık atan bir kadın oldu” şeklinde konuştu. 
 
'MÜCADELE AĞI KURMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
 
Davaya dair yeterli kamuoyunun oluşmadığını da dile getiren Demirkan, “Biz dernek olarak, tecavüz, çocuklara yönelik istismar ve kadın cinayetlerinde gönüllülük esasıyla sürekli bu ve benzeri davaları izlemeye devam edeceğiz. Elimizden geldiğince mücadele ağı kurmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
MA / Zemo Ağgöz