Mızraklı: Kayyımlar sarayın yereldeki prototipleridir

img
HABER MERKEZİ - Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, belediyelere atanan kayyımların amaç ve sonuçlarını değerlendirerek, “Kayyım bir halkın özgürlüğüne pranga vurmadır. Ankara merkezli altın varaklı, büyük sarayların yereldeki prototipidir” dedi. 
 
AKP iktidarının 24 Temmuz 2015’te yeniden savaş ve çatışma sürecine dönmesinin ardından 11 Eylül 2016’da kayyım politikalarını devreye koydu. Bu süreçte, Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) yönetiminde olan 96 belediyenin eşbaşkanları görevden alınarak, yerlerine kayyımlar atandı. Bu politika, bu kez Halkların Demokratik Partisi’nin 31 Mart 2019 seçimlerinde kazandığı 65 belediye kayyım atanmasıyla sürdürüldü. İçişleri Bakanlığı kararıyla HDP’nin kazandığı 65 belediyeden 48’ine kayyım atandı. Görevden alınan birçok belediye eşbaşkanı da tutuklandı.
 
Bu süreç, seçimlerden 4 ay sonra 19 Ağustos 2019’da HDP yönetimindeki Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine kayyım atanmasıyla sürdürüldü. Görevden alındıktan sonra Ekim 2019’da çıkarıldığı mahkemece tutuklanan ve “örgüt üyeliği” iddiasıyla 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verilen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı ile iktidarın kayyım politikalarını, amaç ve sonuçlarını konuştuk. 
 
Mızraklı’nın tutuklu bulunduğu Kayseri Bünyan T2 Cezaevi’nden sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle: 
 
Diyarbakır’ın seçilmiş bir vekili ve belediye eşbaşkanı olarak bir yılı aşkındır tutuklu bulunuyorsunuz. İçeriden dışarısını nasıl görüyorsunuz, gidişatı nasıl okuyorsunuz?
 
24 Haziran 2018’de HDP Diyarbakır Milletvekili, 31 Mart 2019 seçimlerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı seçildim. 19 Ağustos 2019 tarihinde ise yasadışı bir şekilde kayyum ataması yapıldı. Ekim 2019’da da tutuklandım. Ben küçük bir cezaevindeyim ama dışarısı koca bir cezaevine çevrildi. Kendi koltukları için ülkeyi halklar hapishanesine çevirdiler. Bu da yetmedi, son süreçte yaşananlara bakarsak, şu anda ülkeyi halklar mezarlığına çevirmek istiyorlar. Basından takip ettiğimiz kadarıyla ülke doğa felaketlerle karşı karşıya kaldı. Bu doğa felaketleri doğal olmayan müdahaleler sonucunda yaşanıyor. Burada suçlu olan doğa değildir, doğayı rant uğruna bu hale getiren iktidardır. 20 yıllık iktidarlarına baktığımızda, yeşile dair ne varsa betonlaştıran, ucubeleştiren AKP ile karşı karşıyayız. Rant uğruna yakılan ormanlara göz yumanlar bellidir. Yakılan alanları imara açıp yandaşlarına otel yapanlar bellidir. Dereleri HES’lerle kurutan, yatağını değiştiren, bataklığa çeviren yine aynı kişilerdir. Bataklık alanları imara açan, her gördüğü boş alanı TOKİ’ye peşkeş çekenler, bugün afetlerin bir numaraları suçlularıdır. Bunca yiten canın katilidirler. Peş peşe orman yangınları çıktı, en ufak yağmurda seller oluştu. Bütün bunlar iktidarın politikaları sonucu meydana geldi. 
 
 
Bu kadar olumsuz görünen bir ülke tablosu var ama birde sol cevahirimizde büyüttüğümüz umut var. Tüm bu gidişe dur diyebilecek, tüm muhalifleri Üçüncü Yol ile buluşturacak bir umut var.
 
İçeriden dışarıya baktığımızda her yerin yangın yeri olduğunu görüyoruz. Uçuruma doğru hızla giden bir ülke görüyoruz. Doğru, hızlı ve yerinde müdahaleler olmazsa, ne yazık ki ülkenin gidişatı çokta iyi görünmüyor. Irkçılığın hortlatılmak istendiği, koltuklarını kaybetmemek için milyonlarca insanı bir iç çatışmaya sürüklemekten kaçınmayacak bir iktidar gerçekliği var. Bu kadar olumsuz görünen bir ülke tablosu var ama birde sol cevahirimizde koruduğumuz ve büyüttüğümüz umut var. Umut HDP’dir, umut bu halktır. Tüm bu gidişe dur diyebilecek, tüm muhalifleri Üçüncü Yol ile buluşturacak bir umut var. Bizlerde içerden dışarıya baktığımızda bu umudu görebiliyoruz. Bu umut son dönemde daha da büyüyor. Daha da büyüyecek. Kapı kapı, sokak sokak, mahalle mahalle, köy köy, şehir şehir büyüyüp tüm ülkeyi kucaklayacaktır. Buna inancım vardır. Yeter ki herkesin buna inancı olsun, buna yönelik çalışmalar olsun, mücadele olsun. Tüm bu kötü gidişata rağmen yine de bir umudumuz var. 
 
Aynı zamanda bir sağlıkçısınız, Diyarbakır’da uzun yıllar hekimlik yaptınız. Pandemi koşullarında cezaevlerinde durum nedir? 
 
Öncelikle şuna açıklık getirmek lazım, bu iktidar pandemiyi bahane ederek, tüm hakları askıya alarak, yeni bir yönetim şekli oluşturmak istedi. Hala bunu sürdürmeye çalışıyor. Bunu sadece Türkiye yapmadı, dünyadaki birçok ülke yaptı. Pandemi koşullarını bahane ederek eylem ve etkinlikler yasaklandı. Halkın yaşam tarzına müdahale edildi. Muhalifler bastırıldı. Kendi yandaşlarına her şeyi serbest kılan bir anlayış gelişirken, muhaliflere ise müzik dinlemeyi bile yasakladılar. Sağlıkçılar köleleştirilmek istendi. İşçiler işten çıkarıldı. Eğitim pespaye bir hale getirilmek istendi. İnsanlar yetersiz sağlık hizmetlerinden dolayı yaşamlarını yitirdi. Kendi yandaşlarının rant alanlarını büyütmek uğruna pandemi ile ilgili sağlık tedbirleri alınmadı. Göstermelik birkaç tedbir hayata geçirildi. Bunun sonucunda yüz binlerce insan Kovid-19 olurken, on binlerce insan yaşamını yitirdi. Tüm bunlar alınmayan tedbirlerden kaynaklıdır. Yanlış bir yönetim anlayışından kaynaklıdır. Ama bu yanlış bilerek ve isteyerek yapılmıştır. Hala da yapılmaktadır. Dışarıdaki bu olumsuzluklar tabi ki de cezaevlerine de yansımaktadır. 
 
Şuan bulunduğunuz cezaevinde de tecride karşı açlık grevleri sürmektedir. Pandemi koşullarında açlık grevi ve tutukluların talebi için ne düşünüyorsunuz?
 
Zaten sağlıksız olan cezaevleri, böylesi bir süreçte daha da tehlikeli bir hal almaktadır. Tamamen kapalı bir ortamda yaşamın idame edildiği böylesi alanlar riskli bölge statüsündedirler. Cezaevlerinde insanlar kendi tedbirlerini kendileri almak zorunda. Daha dikkatli davranmak zorundadır. Yaşam bu şekilde sürmektedir. Pandemi risklerinin devam ettiği böylesi bir dönemde, açlık grevleri bu riski daha da arttırmaktadır. Kovid-19’a karşı sağlıklı beslenmenin önemi bilinmektedir. Fakat bu açlık grevleri ile zayıflayan bedenler bu riski büyük oranda taşımaktadırlar. Bu riskin bertaraf edilmesi için bir an önce açlık grevindeki insanların talepleri kabul edilmelidir. 
 
Açlık grevindeki insanların talepleri gayet insani taleplerdir. Tecrit insan hakkı ihlalidir. Cezaevi zaten bir tecrit etme şeklidir. Buna bir de tecrit içinde tecridi dayatırsan, yani insani ilişkileri yasaklarsan, en basit insani hak olan telefonla görüşmeyi, aile ve avukat görüşmelerini yasaklarsan, insanların tepkisi de açlık grevi ile olur. Cezaevindeki insanların en büyük direniş aracı bedenleridir. İnsanlar kendi bedenlerini ortaya koymaktadırlar. Bir an önce buna çözüm bulunmalıdır. Yitip giden canlar olmadan, bedensel hastalıklar kalıcılaşmadan, insani talepleri kabul görmelidir.
 
Gelelim röportajımızın gündemine. 19 Ağustos 2019’da HDP’li üç büyükşehir belediye eşbaşkanları görevden alındı, yerlerine kayyımlar atandı. 19 Ağustos’un üzerinden 2 yıl geçti. Bugünden dönüp o günlere baktığınızda, 19 Ağustos’ta neler oldu?
 
 
Şatafatlı yaşamlarını terk etmek istemeyenler, büyük sarayın ihtişamlı yaşamına özenenler, her ilde kendi küçük saraycıklarını inşa etmişlerdi. Bunu terk etmeyenler, seçimin ertesinde kayyım istemişlerdi.
 
Aslında 19 Ağustos değil, öncesinden bir şeyler oldu. 31 Mart seçimleri ile kayyım atanmış olan belediyeler, yine halkın oldu. Bu yenilgiyi kabul edemeyenler, seçimden bir gün sonra 1 Nisan’da İçişleri Bakanı’na resmi yazıyla başvurarak, kayyım atanmasını talep etmişlerdi. Şatafatlı yaşamlarını terk etmek istemeyenler, büyük sarayın ihtişamlı yaşamına özenenler, her ilde kendi küçük saraycıklarını inşa etmişlerdi. Kendilerine bol israflı bir saray yaşamı dizayn etmişlerdi. Bunu terk etmeyenler, halkın sırtından geçinenler, zaten seçimin ertesinde kayyım istemişlerdi. İçişleri Bakanlığı da daha seçimin ertesinde öncelikle birçok bahane ile HDP’li eşbaşkanlarımızın bir kısmına mazbata vermedi. Birkaç belediyemizi, seçimden birkaç gün sonra yasadışı bir şekilde el koyarak, AKP’lilere peşkeş çekti. Sonrasında ise belediyelerimizin çalışmalarını çok yakından izledi. Dört ay gibi kısa bir sürede eski kayyım dönemine yönelik değil, bizlere yönelik iki defa müfettişler görevlendirildi, denetleler yapıldı. Belediyelerin halkın nefes alma boruları olduğunu, belediyelerin tamamen halkın kontrolünde olduğunu görenler, bundan korktular. Rant araçları ellerinden alınanlar işbirlikçiler, bakanlığa baskı kurdu. Bunun yanı sıra yerel yönetimler ile halkı asimile etmeye çalışan, halkı kimliksizleştirmek isteyen kesimler, politikalarının çökeceğini fark edenler devreye girerek, 19 Ağustos darbesini gerçekleştirdiler.
 
* 2016 yılında da belediyelerinize kayyımlar atanmıştı; 19 Ağustos ikinci kayyım dönemleriydi. İktidarın kayyım politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz, sonuç alınır mı?
 
İktidar Kürt halkını kimliksizleştirme, asimile etme, kadın hareketini bastırmak için kayyımlar atadı. Yani bu iktidar kadına, çocuğa ve yeşile düşmandır. Halka düşmandır. Halk adına, toplum adına ne varsa, bunları yok etmek için yerel yönetimleri seçti. Yerel yönetimler burada yerelin sesiydi. Bu sesi kısmak istediler. Yandaşlarına yeni rant alanları oluşturmak istediler. Yerel yandaşlar oluşturmak istediler. Kürt halkını, Kürt siyasi hareketini çembere almak, yok etmek istediler. Ondan dolayı siyasetçileri tutukladılar, belediyelere kayyım atadılar, dernek ve vakıfları ise uydurma gerekçeler ile kapadılar. Basın organları, TV’lere el koydular. Tüm bunlar birbiri ile bağlantılıdır ve bir politikanın devamıdır. Günden güne güçlenen Kürt siyasi hareketini boğma çabalarıydı. Başaramadılar. İlk dönemler kendileri açısından başarılı bir sonuç yarattığını düşünenler olmuş olsa da bugüne baktığımızda beş yıl geçti ve başarılı olamadılar. 
 
Kürt siyasi hareketi daha da güçleniyor. Halk yerel yönetimler olmadan da birçok sorunu birlikte hareket ederek çözebileceğini görmektedir. Yerel yönetimler önemli mekanizmalardır. Sorunların çözülebileceği alanlardır ama yerel yönetimler dört duvar arasıyla sınırlı değildir. Belediye binaları ile sınırlı değildir. Bugün HDP’nin Yerel Yönetimler Kurulu var. Onlarca belediyemize kayyım atanmış olsa da yerel yönetimler kurulumuz görevi başında ve çalışmalarını yürütmektedir. Yani belediyeyi dört duvarlı bir bina, bir mekan olarak görmüyoruz. Ondan dolayı iktidar bu kayyım atamalarında başarısızlığa uğrarken, bizler ise tüm mekanları ve tüm alanları yerel yönetimlere dönüştürdüğümüz sürece başarılı olacağız.
 
31 Mart seçimlerinden sonra kayyımın arkasından bıraktığı şatafatı, belediyeye ayak bastığınız ilk gün toplumla paylaştınız ve o şatafat halleri ile har gelip harman savurma uygulamaları toplumda büyük tepki topladı. Toplumda kayyım deyince akıllara o görüntüler geliyor. Kayyımları nasıl tarif edersiniz?
 
 
Kayyım israfın görünen yüzüdür. Ankara merkezli altın varaklı, büyük sarayların yereldeki protipidir. Halka sırtını dönmenin, ahlaksız bir yaşamın izdüşümüdür. 
 
Kayyım kısaca bir halkın özgürlüğüne pranga vurmadır. Asimile etme çabasıdır. Yerelde yandaş oluşturma, yeni rant alanları oluşturma girişimidir. Kayyım israfın görünen yüzüdür. Ankara merkezli altın varaklı, büyük sarayların yereldeki protipidir. Halka sırtını dönmenin, ahlaksız bir yaşamın izdüşümüdür. Hamam görüntülerini milyonlarca insan izledi, gördü. Halk orada kayyımların gerçek yüzünü gördü. Zaten o görüntülerin intikamı olarak yeniden saldırıya geçtiler. Halkın gerçek yüzlerini görmesini istemeyenler, buna engel olmak için kayyım atamalarını istediler. Kayyım demek, bir yılda 2 ton fıstıklı kadayıf yemektir. Kayyım demek, İçişleri Bakanı ve eşrafına, milyonlarca liralık değerli mücevherleri belediye kasasından alıp, kanunsuzca hediye etmek demektir. Kayyım demek, kentleri yandaşlara peşkeş çekmek demektir. 
 
 2016 yılından sonra 2019 yerel seçimlerinde partiniz tekrardan belediyelerin yönetimlerine seçildi. 4 buçuk ay görevde kaldınız; şayet kayyım darbesi olmasaydı, Diyarbakır için neler yapacaktınız?
 
16 Nisan 2019’da mazbatayı aldığımızda, zaten bir enkaz ile karşılaştık. Maddi açıdan her şey talan edilmişti ama daha da önemlisi maneviyata saldırı olmuştu. Bir halkın diline, kimliğine, inançlarına saldırmışlardı. Belediyeler üzerinden bir halk kimliksizleştirilmek istenmişti. Yeniden yandaş bir şekilde dizayn edilmek istenmişti. Bizler belediye eşbaşkanları olarak seçildiğimizde, ilk olarak bunlarla mücadele etmek zorunda kaldık. Dört ay gibi kısa bir sürede, bakanlığın, valiliğin, devletin tüm resmi kurumlarının engellemelerine rağmen ilk olarak kapatılan Zarokistanlar açıldı. Kapatılan kadın birimleri yeniden açıldı. Kültür ve sanata dair ne varsa, yeniden toplumla buluşması sağlandı. Bunların yanı sıra, Amed için kanayan yara olan katı çöp toplama alanının ıslahı ve enerji elde etme projelerine başlandı. Amed için sorun hale gelmeye başlayan ulaşım için yeni yol güzergahları, yeni araçlar için girişimler başlatılmıştı. Karacadağ’ın turizme kazandırılması projesi vardı. Doğal üretim ve halka direk ucuz satış merkezlerinin kurulması, giysi fabrikaları, dayanışma ağları gibi birçok projeye başlanmıştı. Hepsi kayyımla birlikte heba oldu. 
 
 Kayyım politikaları, sizlerin tutuklanması, partiniz üzerindeki baskılar, siyasetteki çıkmaz ve toplumsal sorunların büyük kısmı Kürt sorununun varlığıyla bağlantılıdır. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bir türlü çözülmek istenmeyen Kürt sorunu için ne söylemek istersiniz ve sizce çözümün yolu nereden, neyden geçer?
 
 
HDP’nin ortaya koyduğu Üçüncü Yol stratejisi ile çözülür. Çözmek istenirse, yol ve yöntemler var. Ama eski yöntemler ile çözülmez ve eski yöntemlerde başarılı olunmaz.
 
Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan Kürt isyanları, Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte artmıştır. Bunun sebebi yok sayılan bir halkın kendini var etme mücadelesidir. Kimliği tanınmayan, ‘Dağ Türkü’ olarak lanse edilen bir halkın haklı bir mücadelesini görmekteyiz. Bunu demokratik yöntemlerle çözmeye çalışmaktadır. Yüz yıllardır Kürt sorununu öteleyen, halının altına süpürüp erteleyen zihniyet, inkarcı zihniyet, bugün de aynı yöntemlerle sorunu çözmeye çalışmaktadır. Onlarca kez denenen ama başarılı olmayan bu yöntemleri teknolojik imkanları arkasına alarak, daha da baskıcı bir şekilde bir kez daha denemeye çalışmaktadırlar. Takriri sükun ile, tehcir ile sıkıyönetim ve OHAL’ler ile sorunu daha da büyütenler, bugün kayyımlar ile çözmeye çalışmaktadır. Kürt sorunu sadece kayyımların atanması sonucunu doğurmamıştır. Kürt sorununun çözümsüzlüğü, Türkiye’nin ekonomisinin çökmesinin, eğitimden sağlığa, tüm alanlarda bozulan gidişatının ana nedenidir. Sırf çözümsüzlüğü dayatanlar, ırkçılığı yükseltenlerdir. Bir arada kültürünü yok etmek isteyenlerdir. Bu ülkenin karanlığa teslim olmasını isteyenlerdir. Siyasi ve ekonomik rant elde edenler, bu sorunu çözmek istemeyenlerdir. 
 
Sorunun çözümü aslında bellidir. Halklar hapishanesine, mezarlığına çevrilmek istenilen bu ülkenin halklar bahçesine dönüştürülmesi ile çözülür. Sadece Kürt halkının değil, bu topraklarda yaşayan tüm halkların kimlikleri tanınarak, anayasal güvenceye alınarak çözülebilir. Anadilde eğitim hakkı ile çözülür. Halkların kültürlerini özgürce yaşayabilmesi ile çözülür. Yeni bir anayasa ile çözülür. Demokratik birlikte yaşam ile çözülür. Siyasi bir süreç ile çözülür. HDP ile çözülür. HDP’nin ortaya koyduğu Üçüncü Yol stratejisi ile çözülür. Çözmek istenirse, yol ve yöntemler var. Ama eski yöntemler ile çözülmez ve eski yöntemlerde başarılı olunmaz. Baskıcı yöntemler ile kayyımlar ile bu sorun çözülmeyeceği gibi daha da büyüyecektir. Baskı yöntemleri ile Kürt halkını dize getireceğini sananlar, geçmiş tarihte olduğu gibi bugünde yanılacaklardır. Yine hüsrana uğrayacaklardır. Bu halk çok fazla bedel ödedi. Bundan sonrada gözünü kırpmadan ödeyecektir. Ondan dolayı baskıcı ve zor yöntemler asla başarılı olmayacaktır. Bu halk her zaman olduğu gibi bugünde kazanacaktır. 
 
MA / Özgür Paksoy

Diğer başlıklar

22/07/2024
23:08 Sahilde halay çeken gençler gözaltına alındı
22:35 Cizîr'de 2'nci Geleneksel Futbol Turnuvası başladı
20:53 Türkiye’nin saldırıları protesto edildi
20:33 Kayyım nöbeti: İktidar meşruluğunu yitirmiştir
20:06 AKP’den hayvanları ‘öldürme’ yasasında ‘ötenazi’ oyunu
19:27 Cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybeden Yüksel defnedildi
18:23 Çanakkale’de deprem
16:43 Hayvanları öldürme tasarısında AKP-CHP görüşecek
16:40 Kadınlar için soyadı düzenlemesi paketten çıkarıldı
16:32 Tutsak yakınlarının 'Özgürlüğe ses ver' direnişi sürüyor
16:31 Cinsel saldırı suçundan yargılanan akademisyene hapis ve para cezası
16:19 DEDAŞ çiftçilerin trafolarını söktü
15:43 Şirnex'te yaralı bulunan kişi yaşamını yitirdi
15:35 'Öldürme' yasası görüşmeleri protestolarla başladı
14:58 Cezaevinde şüpheli ölüm: Çakmak gözden kaçmış!
14:32 Abdullah Öcalan'a 3 aylık aile görüş yasağı
14:21 CHP'den hayvanları 'öldürme' yasasına karşı 'direnme' çağrısı
13:34 Koçyiğit: Ülkede tarihin en büyük yoksulluğu yaşanıyor
13:34 Suya giren çocuk hayatını kaybetti
13:30 Kemal Türkler mezarı başında anıldı
12:56 Gazeteciler 'haber' verdi: Geçinemiyoruz
12:43 Emeklilere zam farkı ödemesi tarihi belli oldu
11:48 Merkez Bankası'nın dolar tahmini
11:31 Tiryaki: Iğdır Emniyet Müdürü AKP temsilcisi gibi davranıyor
11:03 Kendini yaktığı iddia edilen tutuklu yaşamını yitirdi
11:00 CPT’den İmralı yanıtları
10:57 Savaş uçakları Metîna’yı bombaladı
10:04 Saldırılar ve KDP işbirliğine tepki: Birlikle karşı durulabilir
09:38 Agirî Dağı’nda kaybolan dağcıların cansız bedenine ulaşıldı
09:13 Ev işçilerinin talebi İLO sözleşmesinin imzalanması
09:05 Kızıl Kurdistan'a dair yeni bir telgraf: Kemalist yönetim endişeli!
09:03 Hilal Kar'ın faili 1 aydır yakalanmadı
09:02 Bakanlık talimatıyla tekli hücrede tutulan tutsağa baskı arttı
09:00 Peköz: Ankara’nın stratejisinde Hewlêr dahil Kürtlere yer yok
09:00 22 TEMMUZ 2024 GÜNDEMİ
08:56 Wan’da ev baskını
21/07/2024
23:36 Kuzey ve Doğu Suriye’de 480 tutuklu tahliye edildi
23:29 Minbic’ın 5 köyüne saldırı
22:31 Habur Çayı'na düşen 4 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti
22:04 Hayvan hakları savunucularından muhalefete çağrı
21:05 ABD Başkanı Joe Biden adaylıktan çekildi
20:17 KDP'ye tepki: Ortadoğudaki sorunun çözümü de adresi de belli
20:09 Gabar’da hayatını kaybeden mühendisin kimliği açıklandı
20:05 Aydın'daki yangın kontrol altına alındı
19:31 Fotoğrafçı Murat Yazar’dan haber alındı: Serbest bırakıldı
19:20 Aydos Ormanı’ndaki yangın kontrol altına alındı
17:51 Bağcılar’da tecrit gündemli halk toplantısı
17:29 DEM Parti heyeti, Gabar Dağı’nda incelemede bulundu
16:51 Göle düşen otomobildeki 4 kişi yaşamını yitirdi
16:51 Gabar'da enkaz altında kalan mühendis yaşamını yitirdi
16:47 Bağcılar'da 'işgal ve ihanet' protestosu
16:20 Baro: Şirketler Şirnex doğasını rant kapısı haline getirdi
15:59 TOKİ inşaatında iş cinayeti
15:36 Bakırköy Cezaevi önünde 'Özgürlüğe ses ver' eylemi
15:12 İstanbul'daki Aydos Ormanı'nda yangın
14:07 İzmir'de bir kadın katledildi
13:45 Emniyet müdürü bankamatik çalışanlarının provokatif eyleminde
13:38 DEM Parti Sözcüsü Doğan: PYD ile de görüşün
13:19 Şırnak Valiliği: 2 işçi kurtarıldı, 1'i enkaz altında
12:55 DAİŞ yöneticisi Hebiba yakalandı
12:30 Tahribatın sürdüğü Gabar’da sondaj kulesi devrildi
12:14 Bayındır: Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kurdistan'a statü
11:17 DEM Parti Amed İl Eşbaşkanları belli oldu
10:36 Bakırhan'dan KDP'ye: İşgale ortak olmayın
09:49 Jin derginin yeni sayısının konusu ırkçılık
09:40 Peyas'ta 'özel savaş' atölyesi
09:25 Amed'de mahkeme kararına rağmen sağlıkçılar kamerayla izleniyor
09:23 9 yıl geçti: Olay aydınlatılmadı, dosya Yargıtay’da bekletiliyor
09:21 Gazeteci Işık: KDP’nin işbirliği iktidarını sürdürme çabasıdır
09:16 DEDAŞ'ın kesintileri hasta çocuğu nefessiz bıraktı
09:12 Sosyalist partilerden saldırılara karşı 'ortak mücadele' çağrısı
09:10 Sırtında platin ve tek böbrekle yaşayan tutsağın durumu ağır
09:07 Yozgat Cezaevi ihlal raporunda yok yok!
09:04 Kiras-fîstan fiyatları dörde katlandı
09:00 21 TEMMUZ 2024 GÜNDEMİ
08:32 Adana'da deprem
00:25 Gençlik örgütleri Pîrsus için yasaklanan Taksim Meydanı’na çıktı
20/07/2024
23:55 33 düş yolcusu Avrupa'da anıldı
23:27 Gözaltına alınan gençler serbest bırakıldı
23:21 Özgür Özel’den Pîrsûs Katliamı paylaşımı
22:59 32 yılın aradan tahliye edilen Güneş’e kitlesel karşılama
22:09 Fotoğrafçı Murat Yazar’dan haber alınamıyor
21:40 İrade gaspına karşı nöbetler sürüyor: Kayyım zihniyetinden vazgeç
21:24 Gever’de Gülistan Doku Futbol Turnuvasının final maçı oynandı
20:32 'Öldürme' yasası protesto edildi
19:01 KDP’ye çağrı: İhanete son ver
18:52 Akbelen Ormanı için büyük buluşma
18:03 Pîrsûs'ta katledilenler İstanbul'da anıldı: Düşleri yarım kalmayacak
18:01 Wan’da iki ilçede sel
16:43 Sebahat Tuncel: Mücadele varsa zafer de vardır
15:51 Hastanedeki yemekten zehirlenen çalışan 3 gündür tedavi altında
15:36 Ağır hasta tutsağa hücre cezası verildi
15:08 Kuday ve Menteş’in tahliyesi istendi
14:57 Efrîn’de 9 kişi kaçırıldı
14:39 Mülteci teknesinde yangın: 40 ölü
14:09 Düş yolcuları anıldı: Mezarlarına karanfil ve oyuncak bırakıldı
14:04 Yolcu treni otomobile çarptı: 3 ölü
14:03 Kafe saldırısında bir kişi daha gözaltına alındı
13:29 Emniyet yetkilisi ‘gözaltında’ dedi, 32 yıldır haber yok
13:16 DEM Parti Merkez İlçe Eşbaşkanı tutuklandı
12:30 Kayıp yakınları 4 kentte adalet talep etti
12:25 Kadın Stratejik Planlama Çalıştayı: Yerel demokrasi kadınla başlar
12:00 Cezaevinde adli tutuklunun kendini yaktığı iddiası
11:58 Yaşamını yitiren 30 yıllık tutsak Yaşa Amed’de defnedildi
11:43 Pirsûs’ta katledilenler anıldı: Düşleri yarım kalmayacak
11:30 Ekoloji örgütleri 28 Temmuz'da Şirnex'te olacak
11:23 Çin’de köprü çöktü: 11 ölü, 30 kayıp
11:09 Federe Kurdistan Bölgesi’nde 1 yarbay hayatını kaybetti
11:02 DEM Parti Kadın Meclisi'nden kampanya: Özgür ve eşit yaşamda ısrarcıyız
10:27 Şêladizêli imamdan KDP’ye tepki: Bölgemizin özgürlüğünü istiyoruz
10:14 Giresun'da sel ve heyelan
09:47 Kadınlardan KDP’ye tepki: İhanet çizgisinden dön
09:42 Dicle Üniversitesi’nde yemek zehirlenmesi: Personele rapor verilmedi
09:41 Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi: Savaş karşıtlarına birlikte mücadele çağrısı
09:40 ‘Amaç Kobanê’deki devrimi bu topraklarla buluşturmaktı’
09:32 CPT eski üyesi Restellini: İmralı yeniden ziyaret edilmeli
09:22 ‘Türkiye cesareti KDP’nin ihanet çizgisinden alıyor’
09:19 Şirnex’te sağlıkta kriz derinleşiyor: Ameliyatların sayısı düşürüldü
09:14 Gazeteci Topaloğlu’nun avukatı: Medya eliyle operasyon çekildi
09:11 Ağaçların kesildiği noktalara kalekollar inşa ediliyor
09:09 Aydınlar hemfikir: Kürt sorunu savaşla çözülmez
09:07 Kıbrıslı yazar Şah: Türkiye'nin işgalinin sonlandırılmasını istiyoruz
09:00 20 TEMMUZ 2024 GÜNDEMİ
19/07/2024
22:58 KNK'nin temasları sürüyor: KDP işgalin ortağı oldu
22:47 Yaşamını yitiren tutsağın cenazesi Amed’e getirildi
22:39 Akdeniz’de ortak mücadele vurgusu
22:23 Birca Belek yeni mezunlar verdi
22:12 KDP’ye birçok kentte tepki:Bimire xiyanet, bijî berxwedan
21:48 Bakırhan Tarım Mitingi'nde konuştu: Bunlar bizim ekmeğimizi çalanlardır
21:20 33 düş yolcusu için zincir oluşturuldu
20:47 Kadınlar 9’uncu yargı paketine karşı mücadeleyi büyütüyor
20:06 Semsûr’da kadın katliamı
19:23 DEM Parti'den Qoser'de miting: Toprağımızı savunacağız
17:47 Pirsûs Katliamı'nda hayatını kaybeden Günebakan anıldı
17:20 Ortodoks Kilisesi'nde görevli Aykurt yaşamını yitirdi
17:11 Demirtaş'a 2 yıl 6 ay hapis cezası
17:00 Bakırhan yangın bölgesinde: Bu DEDAŞ’ın katliamıdır
16:47 Irak’taki aşiretler saldırılara karşı parlamentoyu göreve çağırdı
16:46 Şenyaşar davası: Tanıkların dinlenilmesi talebine ret
16:40 Uçar: Bu savaşa geçit vermeyelim
16:06 Tez-Koop-İş: Enflasyonun asıl sorumlusu iktidardır
15:47 Eylemler 13’üncü haftasında: Tecride son verin
15:45 DEM Parti'den TÜİK hakkında suç duyurusu
15:26 Emniyet müdür yardımcısı evinde ölü bulundu
15:12 Kadınlara saldıran kişi bu sefer de hakaret etti
15:10 Polisin tehdit ettiği gazeteci Kaya'dan suç duyurusu
15:03 KDP Kerkük'te Kürt karşıtı cepheyle anlaştı
14:28 Êlih Belediyesi kültür programlarının startını verdi
14:19 Erbek’in cenazesi 4 yıl sonra ailesine verildi
14:19 10 vekilin fezlekeleri Meclis’te