Connor Hayes: OPCW'nin sessizliğini ancak halklar bozar

  • dünya
  • 10:15 2 Kasım 2021
  • |
img

HABER MERKEZİ - Kürdistan İçin Barış Girişimi Temsilcisi Connor Hayes, "Kimyasal suçunu kanıtlayacak merciler Türkiye’nin ortakları ve savaşın taraflarıdır" diyerek, ilgili kurumları ancak halkların harekete geçirebileceğini söyledi.

Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik başlattığı askeri operasyonlar 6’ncı ayını geride bırakırken, bölgede kimyasal silah kullanıldığına dair bilgiler artıyor. Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) geçtiği bir habere göre, Türkiye son 6 ayda 323 kez kimyasal silah kullandı. Bundan kaynaklı bölgede 548 kişinin çeşitli şikayetlerle hastanelere başvurduğu ve HPG-YJA STAR'lıların yaşamını yitirdiği ifade edildi. Birçok kurum, kuruluş, aydın, yazar, akademisyen ve politikacı, kimyasal silah kullanıldığı belirtilen alanlarda incelemeler yapılması için ilgili kurumlara çağrı yaptı. Avrupa’da bulunan 51 örgüt ve parti, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne (OPCW) mektup gönderdi. Girişimde yer alan Avrupa Parlamentosu İsveç Milletvekili Malin Björk, ayrıca Avrupa Birliği (AB) Dişişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'e kimyasal kullanımı konusunda bir bilgiye sahip olup olmadıklarını sordu. Türkiye'yi destekler bir yanıt veren Josep Borrell, Türkiye’nin "terörle mücadele" amacıyla Irak’ta bulunduğunu, kimyasal kullanımı konusunda bir bilgiye sahip olmadıklarını belirtti. 
 
Federe Kürdistan Bölgesi'nde 1994 yılından bu yana inceleme yapan ve çatışma süreçlerini takip eden Kürdistan İçin Barış Girişimi Temsilcisi Connor Hayes, kimyasal silahların kullanılmasına ilişkin Mezopotamya Ajansı'nın (MA) sorularını yanıtladı. 
 
Kimyasal kullanımının uluslararası boyutundan biraz bahseder misiniz? Bu silahları kullanan ülkelere uygulanan yaptırımlar nelerdir? 
 
Kimyasal silahların kullanımına veya silah biçimindeki kimyasallara karşı uluslararası bir yasak uygulanıyor. 193 ülke tarafından imzalanmış olan bir uluslararası anlaşma var. Sözleşmenin ardından ise OPCW kuruldu. Bu kurum kimyasal silahların kullanımını uluslararası olarak izleme görevi görüyor. Anlaşmanın imzalanmasından bu yana kimyasal silah kullanan ülkelere karşı uygulanan yaptırımların emsalleri var. OPCW'nin görev alanı veya yetkileri, İngiltere'deki skripal zehirlenme olayının ardından 2018'de olduğu gibi değişti. Bu saldırıdan Rusya sorumlu tutuldu. Bu anlamda OPCW'nin faile suç isnat etme hakkı doğmuş oldu. Öncesinde ise yalnızca kimyasal silahların kullanılıp kullanılmadığını belirlemeleri gerekiyordu. Şimdi suçlu belirleyebiliyorlar. Bunu da son olarak Essad ve Suriye örneğinde yaptılar. Yakın zamanda kimyasal silah kullanımı ve bu kullanımın sıklığının tespit edilmesi halinde söz konusu ülkelere karşı güçlü yaptırımlar getirme yetkisi bu kuruma verildi.
 
 
Buradaki sorun OPCW'nin politize edilmiş olması, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bir NATO üyesi olması ve saldırdığı tarafın ise uluslararası güçler tarafından 'terör örgütü' kabul edilmesidir.
 
Federe Kürdistan Bölgesi’nde kimyasal silah kullanıldığına dair çok sayıda haber var. Girişim olarak bu konuyla ilgili bazı bildiriler ve raporlar yayınlandınız. Elinizde Türkiye veya ona bağlı güçlerin kimyasal silah kullandığına dair somut deliller, fotoğraflar, videolar, hastane raporları veya tanık ifadeleri var mı?
 
Bu son süreçte daha çok Güney Kürdistan'dan gelen kimyasal silah kullanımı iddiaları ve raporlarına odaklanmış durumdayız. Bunun dışında yine Kuzeydoğu Suriye ve Rojava'da da Türkiye ve ona bağlı çetelerin kimyasal silah kullandığına dair iddialar var. Öte yandan Güney Kürdistan özelinde, kimyasal silah kullanıldığına dair bulgular var. Çekilen bazı videolar, bu videolarda yer alan kişilerin kimyasal bir saldırıya maruz kalmış olabileceğine dair güçlü şüphe uyandırıyor. Saldırıların yaşandığı bölgelerde üzerinde, içeriğinde 'amonyum nitrat' olduğunu yazan gaz kapsüllerinin fotoğrafları var. Fakat burada şöyle bir hinlik var. Amonyum nitrat ve bazı kapsüllerde adı geçen pek çok kimyasal yasaklı değil. Başka kullanım alanları olmakla beraber, kimyasal silah olarak da kullanılabilecek kimyasallar bunlar. Bunun dışında savaşçı olmayan sivil halkın da kimyasal silah saldırısında oluşabilecek semptomlar için tedavi edildiğine dair hastane raporları var. Yine savaşçıların bedenlerinin üzerlerinde hiç bir ölümcül yara olmaksızın tünellerden sürüklenerek çıkarıldığının videoları var. Bu insanların herhangi bir yara almadan ölmelerinin tek açıklaması kimyasal silah kullanıldığıdır. Başka videolar da var. Örneğin yakın zamanda yeşil bir gaz gören insanların ifadeleri ortaya çıktı ve bu gazın videosu da var. Bu nedenle hem bizim hem Kürt hareketinin hem de dünyadaki pek çok kurum ve kuruluşun çağrısı aynı. Hepimiz OPCW'ye veya ilgili diğer uluslararası kuruma, gidip bu durumu yerinde incelemesi ve resmi bir soruşturma başlatması çağrısı yapıyoruz. OPCW, IPP ve WV gibi kimyasal silahlar ve nükleer silahların yasaklanması üzerine çalışan pek çok kurum, daha önce bundan çok daha az kanıtla, dünyanın pek çok yerinde inceleme başlattı. Bunun dışında ise Hıristiyan Arabulucular Takımı (Christian Peacemakers Team-CPT) gibi bölgede çalışan insan hakları tabanlı örgütler de bu tür silahların bölgede kullanılıyor olabileceğine dair endişelerini dile getirdi. CPT ekipleri, bu tür semptomlarla başvuran bazı siviller nedeniyle beyaz fosfor kullanılma olasılığına yönelik kanıtlar ortaya koydu. Ancak asıl sorun 'Burada kimyasal silah kullanıldı' diyebilmek için resmi bir soruşturma başlatılması, testlerin resmi olarak yapılması ve sonucunda da resmi kanallardan bir rapor çıkarılması gerekiyor. Bunun henüz olmamış olmasının sebebi de OPCW'nin politize edilmiş olması, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bir NATO üyesi olması ve saldırdığı tarafın ise uluslararası güçler tarafından 'terör örgütü' kabul edilmesidir. Tüm bu nedenlerle, insanlığa karşı suç olarak sayılan bu kimyasal silah kullanımına ve her türlü suçun işlenmesine, bu uluslararası güçler tarafından tam yetki verilmiştir.
 
Türkiye'nin son altı ayda 323 kez kimyasal silah kullandığına dair bilgiler var. Bölgede yapılan bir araştırmanız var mı?
 
Bu rakamları yalnızca Kürt hareketinden alabiliyoruz. CPT gibi örgütlerden ise münferit vakalara dair bazı bilgiler alınabiliyor. Bu rakamlarla ilgili sorun şu ki, vakalar muharebe alanlarında veya medya savunma alanlarında raporlanıyor ve bu bölgelere gidip bu raporları teyit edebilecek uluslararası gözlemciler yok.  Uluslararası pek çok kuruluş Kürt hareketini bu durumda taraflardan biri olarak gördüğü için güvenilir bir kaynak olarak değerlendirmiyor. Bu da bizi aynı yere getiriyor. Bu iddiaların araştırılması için bağımsız bir teyit aracına ihtiyaç vardır. Şunu söylemek gerekir ki, Kürt hareketinin bu anlamda güvenilir bir kaynak olarak görülmemesi onların güvenilir olmadığı anlamına gelmiyor. Bu tamamen hareketin uluslararası güçler tarafından kriminalize edilmesiyle alakalıdır. Her ne kadar bu güçler, söz konusu çatışma içinde Kürt hareketinin direkt taraflardan biri olduğunu ve bu nedenle verdikleri rakamların güvenilir bilgi kabul edemeyeceğini söylese de, unutmamak gerekir ki söz konusu bu güçler de o çatışma içinde bir taraftır hem de çıkarları olan bir taraftır. Var olan tüm kanıtlarla birlikte, bu rakamlar, bu videolar, fotoğraflar, gaz fişekleri, sivillerden gelen raporlar ve şikayetler, bir soruşturma başlatılması için yeterlidir ve bizim çağrımız da budur. Hareketin söylediği de daha farklı bir şey değildir. Uluslararası bağımsız heyetler gelsin ve bölgede bir soruşturma başlatsın.
 
Kürt hareketinin kaynak olarak dikkate alınmadığını söylediniz. O halde uluslararası kurumlar hangi şart ve koşullarda ve nasıl harekete geçirillir?  
 
Evet, sorun da gerçekten bu değil mi? Biz de tam olarak bunu çözmeye çalışıyoruz. OPCW'nin soruşturmayı başlatması için belli kriterleri var. Etkilenen devletin hükümeti, yani Irak Federe Kürdistan hükümeti tarafından resmi olarak çağrılmaları, bu da olmuyorsa Birleşmiş Milletler tarafından bağımsız olarak davet edilmeleri gerekiyor. Ve o zaman muhtemelen bunun gerektireceği şey de emperyalist güçlerden oluşan BM Güvenlik Konseyi'nin onaylanmasıdır. Şu anda OPCW dışında bağımsız bir laboratuar tarafından testlerin resmi olarak yapılıp yapılamayacağı, geçerli olup olmayacağı konusunu inceliyoruz. Bununla ilgili sorun da şudur ki, kimyasal silah saldırısına maruz kalmış bir bölgede örnek toplamak için uygun ekipmana, bilgiye ve deneyime sahip olmak gerekiyor. Bu da, ancak direk o bölgede bulunan insanların uğraşması gereken bir şey olarak kalıyor. Fakat resmi organların bu işi üstlenmesini sağlamaya çalışmak zorlu bir savaş. Zira daha önce de belirttiğim gibi, bu uluslararası 'bağımsız' kuruluşlar, bağımsız değil, Lahey'e bağlı ve Avrupa ile batı tarafından kontrol ediliyor. Haliyle bu organlar, NATO üyesi bir ülkenin kimyasal silah kullandığını açık açık dile getirmek istemiyorlar. Öte yandan bu konu şu anda gerçekten çok gündemde olan bir konu. Özellikle batıda, bu konu ile ilgili haberlerin çoğu, Morning Star gazetesinden Steve Sweeney tarafından yazıldı. Sweeney uzun süre bölgede haberi sahadan takip ederek bu konuda pek çok haber yazdı ve kimyasal silah kullanımı iddiasını dünya gündemine sokmayı başardı. Şu anda da hala bu konunun araştırılması için çaba sarf ediyor ve pek çok kurum ve kuruluşun ilgisini bu yöne çekmeyi başardı. Dolayısıyla şu anda bu konu ile ilgili bir farkındalık ve bir endişe var. Ama yine de bu iddianın resmi olarak araştırılmasını sağlamak en basit tarifiyle bayır yukarı bir savaş.
 
 
 Kimyasal silah kullanımı Türkiye'nin savaş suçlarının sadece bir tanesi. Bu suçların işlendiğini kanıtlayacak merciler de Türkiye'nin ortakları, bu savaşta çıkarları olan taraflar. 
 
 Kimyasal silahlardan etkilenen yurttaşlar için özel gizli bir hastanenin kurulduğu belirtildi. Şimdiye kadar ne kadar yurttaş etkilendi ve hayatını kaybetti? Buna dair bilgileriniz nedir? 
 
Her ne kadar kimyasal silah saldırısını işaret etmeleriyle tutarlı olarak, semptomlar nedeniyle tedavi gören çok sayıda vatandaş vakasına ilişkin münferit raporlar olsa da, dediğim gibi bölgede bu tür durumlar, 'resmi raporlar' olmaması nedeniyle eksik kalıyor. Bu nedenle yine 'resmi olarak', herhangi bir rakamı doğrulamak veya yalanlamak spekülatif olur. Fakat kimyasal silah saldırısında oluşabilecek semptomlar nedeniyle tedavi gören düzinelerce insana ait hastane raporları mevcut.
 
Burada asıl sorun, ya da tek sorun Türkiye'nin kimyasal silah kullanması değil, Türkiye'nin yaptığı diğer her şey. Kimyasal silah kullanımı Türkiye'nin savaş suçlarının sadece bir tanesi. Diğer bir boyut ise Türkiye'nin Kürt halkına karşı devam eden ve asla sonu gelmeyen saldırısı. Asıl son verilmesi gereken, bitirilmesi gereken budur. Bu sona ermeden çabamız ya da bu suçun işlendiğini kanıtlamaktan ileri gitmiyor. Ve dediğimiz gibi, bu suçların işlendiğini kanıtlayacak merciler de Türkiye'nin ortakları, bu savaşta çıkarları olan taraflar. Ve yaşananlar da bu kontrolsüzlüğün sonuçlarıdır. Türkiye'nin yayılmacı politikası herkesin malumu. Kimi zaman buna Yeni Osmanlıcılık olarak işaret ediliyor. Türkiye bu kapsamda başka ülkelerin egemen olduğu topraklara girmekte bir beis görmüyor. Buraları zaten ulusal topraklarının bir parçası olarak görüyor. Özellikle Irak'ın ve Suriye'nin kuzeyini. Ve bu bölgelerde de nüfus genel olarak Kürt nüfusu. Şu anda Irak'ta, hatta Türkiye'nin güneydoğusunda bile soykırımcı bir politikaya sahip olduklarını gösteriyorlar. Demografiyi değiştirmeye çalışıyorlar, insanları yerinden etmeye ve asimile etmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla Türkiye'nin kimyasal silah kullanımını kontrol etmemenin sonuçları sadece bu gündemin ve bu politikanın genişlemesini ve tırmanmasını sağlıyor. Şu anda bile ekonomik ve kültürel bağlarını kullanarak vekaleten kendi yerlerine savaştırdıkları cihatçılar tarafından sömürgeleştirilmeye başlanan bölgeler olduğunu biliyoruz. Böylece bu kontrolsüzlüğün sonucu, verilen bu açık çekin sonucunda korkunç ölçekte bir insan kıyımı olacak diyebiliriz.”
 
 
 Türkiye ne yaparsa yapsın, Türkiye'deki hükümet ne yaparsa yapsın, buna göz yumuluyor ve Türkiye de NATO'ya ihtiyacı olduğunu biliyor. NATO ve ABD'nin göz yumamayacağı sınırları geçmemeye dikkat ediyor.
 
Bölgeden birçok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin Birleşmiş Milletlere inceleme çağrısı var. Birleşmiş Milletler konuya ilişkin neden harekete geçmiyor?
 
OPCW ve BM'nin soruşturma yapması gereken organlarının ve bu örgütlerin siyasi doğasından kaynaklanıyor. Bu kararlar öncelikle BM Güvenlik Konseyi tarafından alınıyor. Konsey ise NATO'nun en büyük silahlı gücü olan ABD hakimiyetinde. Her ne kadar Türkiye ile ABD arasında zaman zaman ufak gerginlikler olsa da, Türkiye NATO ve ABD için hayati bir jeostratejik öneme sahip. Biliyorsunuz, bölgedeki NATO operasyonları Türkiye'deki hava üsleri aracılığıyla yapılıyor ve Türkiye'de ABD'ye ait nükleer silahlar var. Dolayısıyla şunu söylemek mümkün, bu jeostratejik önem nedeniyle, Türkiye ne yaparsa yapsın, Türkiye'deki hükümet ne yaparsa yapsın, buna göz yumuluyor ve Türkiye de NATO'ya ihtiyacı olduğunu biliyor. NATO ve ABD'nin göz yumamayacağı sınırları geçmemeye dikkat ediyor. Bu şartlar altında, bahsettiğimiz bayır yukarı savaş, sendikaların içindeki ve dışındaki farklı türdeki örgütlerin ve ilerici güçlerin sivil toplum örgütlerinin yeterli desteğinin olup olmadığını söyleyebilmenizin nasıl mümkün olacağıyla belirleniyor. NATO ve ABD ile Fransa, Almanya, Birleşik Krallık gibi güçlere bu olayı aydınlatmak için bir araştırma yapması anlamında baskı oluşturmak, olayda zarar gören tarafın meşruiyetine dair doğru algıyı oluşturmak, şu anda en öncelikli çalışmamız. Aynı zamanda bu anlamda çok büyük bir dirençle karşı karşıya olduğumuzun da altını çizmek gerekiyor. Ana akım medyanın bu konu hakkında yazıp çizmesini sağlamamız gerekiyor ki bu ülkelerin halkları olan bitenden haberdar olmuş olsun. Çünkü ancak o zaman, kendi vatandaşları bu suçun araştırılması için bir baskı oluşturabilir ve bu suç ifşa edilebilirse, bu ülkelerin kendi toplumları araştırma talep ederse, ‘Hayır yapmıyoruz’ diyemeyecekler. Çünkü hayır demeleri insan hakları anlamında bir krize neden olacaktır. Hali hazırda ABD'nin, yani CIA'in Türkiye'ye dağdaki gerillanın koordinatlarını verdiğini biliyoruz. Her türlü silah ve lojistik yardımı yaptıklarını da biliyoruz. Birleşik Krallık ve Kanada için de bu aynıdır. Bu ülkelerin hiçbiri Kürt halkının dostu değildir. Onların derdi kendi çıkarlarına hizmet etmek. Bu nedenle bizlerin ulaşması gereken resmi makamlar değil, resmi makamları harekete geçmek zorunda bırakacak olan halklar, sendikalar, partiler, örgütler ve gerçeği yazan gazetecilerdir. 
 
 Sizin hem BM’ye hem de kendi ülkenize çağrınız nedir? 
 
Şu ana kadar çalışmalarımız sonucunda Türkiye'nin kimyasal silah kullanımı iddiası, İngiltere, Almanya ve İtalya parlamentolarında gündeme alındı. Bunun dışında Avrupa Parlamento'suna da yansıdı. Kesintisiz bir şekilde tüm üyelerimizle dışişleri ve BM Ofisi'ne açık mektuplar gönderiyoruz. Parlamentoda konuyla ilgili önergeler sunuyoruz ve soru önergeleri veriyoruz. Onlara tek çağrım sürdürülebilir bir çözüm nasıl olur bunun üzerinde düşünmeye başlamak ve bu krizden direkt etkilenen insanların seslerini kesmemek, aksine onları dinlemek. Bunun en güzel örneği Şengal'deki Êzidî toplumu. Bu kadim halk statüleri verilmeden büyük güçler tarafından senelerce manipule edildi. Kimlikleri inkar edildi. Kendi kaderlerini tayin etmeleri engellendi. Bu halk en sonunda ayağa kalktı ve kendi kaderini tayin edeceğini söyledi. Çünkü bu kriz hali başka türlü sona eremezdi. ABD ve İngiltere hükümetleri halkı temsil etmez, halkın çok küçük bir kesimini temsil eder. Bu anlamda benim çağrım; BM ya da bu gibi ülkelere değil, bu ülkelerde yaşayan temsil edilmeyen halklara. Her şeye rağmen mücadeleye devam etmek zorundayız.
 
MA / Gözde Çağrı Özköse - Ömer Akın

Diğer başlıklar

11:05 55 yıllık pêşmerge: KDP ulusal değerlere ihanet ediyor
11:03 Gola Xizir büyülüyor
10:57 HDP Merkezi Kadın Konferansı’nda yeni dönem yol haritası tartışılacak
10:47 Gazeteci Avşar: Çakıcı'nın tetikçisini haberleştirdiğim için tehdit ediliyorum
10:35 Güroymak Belediyesi eski Eşbaşkanı tahliye oldu
09:53 Tanrıkulu: Ses kayıtları katilin yalnız olmadığını doğruladı
09:48 Barış Anneleri: Biz KDP’lilerle lokmamızı paylaştık, onlar çocuklarımızı öldürüyor
09:45 Dengbêjlik geleneğini İzmir’de sürdürüyor
09:45 Maltepe Belediyesi'ne operasyon
09:41 Belediye binasını satışa çıkaran kayyıma tepki: Talan kültürüdür
09:24 ZMO Başkanı Suiçmez: Hayvansal ürünlerin fiyatı artacak
09:20 'Bekçilik özel savaşın bir parçası oldu'
09:18 15 Şubat’ta koruculuğu da KDP’yi de bıraktı: İhanet etmeyeceğime yemin ettim
09:17 'Gözünün üstünde kaş var' iddianamesi!
09:14 Doç. Dr. Özgün: Aysel’i özgürleştirene kadar mücadele devam edecek
09:10 Sanatçı Çat: Yasaklanan Kürt dili, kültürü ve sanatıdır
09:07 Dr. Turan: ATK kararları hekimlik değerleriyle bağdaşmıyor
09:05 Sebahat Tuncel: Mela Mustafa’nın projesine ihanet ediliyor
09:02 Adalet talebine 11 soruşturma, 4 dava
09:01 ‘Çerkes soykırımı asimilasyonla devam ediyor’
09:00 20 MAYIS 2022 GÜNDEMİ
08:39 Michael Rubin: Türkiye’nin mülteci projesi etnik soykırımdır
08:32 Girê Spî’ye mülteciler yerleştirildi
19/05/2022
23:13 Hurda toplayan çocuklar duvarın altında kaldı: 1 ölü, 1 yaralı
23:00 Til Temir ve Zirgan’da bombardıman
21:16 BM Raportörü 17 yıl sonra İran’ı ziyaret etti
20:47 Efrîn’de tecride karşı yürüyüş
20:41 Koronadan 4 yeni vefat tespiti
20:04 İstanbul’da gözaltına alınan 8 kişi tutuklandı, 14 kişi serbest
19:12 İzmir ve Diyarbakır'da kadın cinayeti
18:50 Heftanîn’de hava hareketliliği: Bir asker yaşamını yitirdi
18:37 AKP’li Cahit Özkan görevden alındı
18:34 Adana ve İstanbul'da 'Mayıs ayı şehitleri' anıldı - YENİLENDİ
17:38 İngiliz sendikalarından Türkiye Büyükelçiliği'ne saldırıları kınama mektubu
17:26 Cudi’de yasaklar 8’inci gününde sürüyor
17:08 Besta’da kayalıklardan düşen Zeyrek yaralandı
17:06 Bagok ve Omerîya'da askeri hareketlilik
17:03 Gözaltına alınan 3 kişi serbest
17:02 Süleymaniye güvenliği Çelebi cinayetinde sessizliğini koruyor!
16:52 Dr. Xeyas Neyîse: Türkiye Kürt-Arap ortak çözüm mücadelesini tehdit ediyor
16:27 İstanbul’da 10 kişiye tutuklama talebi
16:03 Taliban'dan kadın TV sunucularına peçe zorunluluğu
15:38 Gözaltında katledilen Karakoç ve Ocak anıldı
15:26 Heftanîn’de çatışma: 1 korucu yaşamını yitirdi
15:16 Halkların Köprüsü Derneği mülteci karşıtlığına tepki gösterdi
15:12 İHD, Çukurova cezaevleri hak ihlalleri raporunu açıkladı
14:58 HDP'li 12 kişi gözaltına alındı
14:56 Direnişler Meclisi'nden Şenyaşar ailesine destek
14:45 Tutuklu yakınları: Dünya duysun Türkiye’de adalet yok
14:36 Amed Sağlık Platformu’ndan 29 Mayıs mitingine çağrı
13:57 Karakola 300 metre mesafede kadın cenazesi bulundu
12:36 Eyn Îsa köylerine bombardıman
12:19 İtalyalılar, Ukrayna ve Federe Kürdistan’da süren savaşa karşı greve gidiyor
12:18 İki yaşındaki Kadir’i katleden fail tutuklandı
12:00 Botan’da tutuklama konsepti: Kürtleri bitiremezsiniz
11:56 AKP-KDP ortaklığı ‘karınca’ların işini bitirdi
11:56 İstanbul’daki gözaltıların adliyeye sevki bekleniyor
11:55 Uzaklaştırma kararı olan polis kadını katletti
11:25 DBB kayyımı sosyal alanı ranta açtı, yeşil alanı askeriyeye devretti
11:20 Taş ocağında yaşamını yitiren Esen toprağa verildi
10:47 Şenyaşar ailesi: İnsanlık suçunu işleyen iktidarın arkasına saklanmış
09:57 Tecavüz faillerinin tutuklanma talebi reddedildi
09:33 ‘Kurtuluş devrimci mücadelededir’
09:32 Avukat Ezer: Yeni düzenlemeler yerine İstanbul Sözleşmesi uygulansın
09:30 Kayyım belediye binasını satılığa çıkardı
09:29 Kimyasal silah saldırılarına tepki: Onları Roboski ve Cizre’den tanıyoruz
09:29 İki çocuğunu yitiren anne: Bu bir ihanet savaşıdır
09:05 Diyarbakır esnafı: Ekonomik krizin nedeni savaş harcamasıdır
09:04 Bağımlılığa karşı spor ve kültürel etkinliklerle mücadele ediyorlar
09:03 AKP iktidarında en az 801 çocuk iş cinayetlerinde öldü
09:02 Afganistan'dan uluslararası kamuoyuna çağrı: Bizi duyun, görün
09:02 Öğrenciler yurttan çıkamıyor!
09:01 Pontuslu Rumlar: Karadeniz’de Rum paranoyası sürüyor
09:00 19 MAYIS 2022 GÜNDEMİ
18/05/2022
23:31 Süleymaniye’de saldırıya uğrayan Çelebi yaşamını yitirdi
23:23 Hakkari'de maden ocağının kurulmasına karşı çıkan köylüler darp edildi
22:46 KESK Van Şubeler Platformu’ndan etkinlik
21:40 Gizli tanık Ulaş'ın ifadesiyle bir kişi daha tutuklandı!
21:25 Koronadan 3 vefat, bin 443 yeni vaka
21:15 Kadınlar erkek şiddetini protesto etti
20:47 İzmir'deki KHK eylemi 212'nci haftasında
20:41 HDP'li Oluç: Harun gibi başlayıp Karunların Türkiye’sini yarattınız
20:33 Agit İpek’in annesinin evine polis baskını
20:28 Silopi’de intihar girişimi
20:24 BMG’nin açıklamasına polis müdahalesi: Çok sayıda gözaltı
20:12 TMMOB: Gezi Davası’nda tutuklananlar serbest bırakılsın
19:17 Yüksekova’da gözaltına alınan 3 kişi serbest
19:04 Finlandiya ve İsveç NATO başvurusunda bulundu
18:54 Sağlıkçıların Ankara'daki mitingine katılım çağrısı
18:20 AKP’li vekil, Erdoğan’ın ‘ilişkim yok’ dediği SADAT ile çalışıldığını belirtti
17:51 Beytüşşebap'ta hava hareketliliği
17:40 ‘Kürt sorunu sınır ötesi operasyonlarla çözülemez’
17:38 Tutuklu yakınlarından SYKP’ye ziyaret
17:10 Van Kadın Platformu: 18 gün içinde 16 kadın katledildi
17:03 Pancar toplarken düşen kadın yaşamını yitirdi
17:01 Oluç: Dedeoğulları ailesi katliamı arkasında kimler var?
16:52 DİSK-AR: Genç işsizlik AKP döneminde artıyor
15:46 Yüksekova’ya 3 asker cenazesi daha getirildi
15:44 Erdoğan’ın ‘ilişkim yok’ dediği SADAT’ın kurucusu başdanışmanlığını yapmıştı
15:34 Irak, Türkiye'yi topraklarından çıkması için BM’ye şikâyet etti