Yüksekdağ: Kadınlar toplumsal cesareti örgütledi

img

İSTANBUL - İktidar ile kurulu düzen muhalefetinin sonunun geldiğini ifade eden Figen Yüksekdağ, demokratik yeniden kuruluş için kadın iradesine işaret ederek, “Sokak mücadelesi toplumsal cesareti örgütledi" dedi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu 9 HDP'li milletvekili, 4 Kasım 2016 tarihinde gece yarısı evlerine düzenlenen operasyonlarla gözaltına alındı, tutuklanmaları için dokunulmazlıkları AKP, MHP ve CHP'nin oylarıyla düşürüldü. Yaptığı açıklamalar, katıldığı eylemler ve mitinglerdeki konuşmaları suçlama konusu yapılan Yüksekdağ’ın milletvekilliği de 21 Şubat 2017 tarihinde düşürüldü. 
 
Tutukluluğunun 6’ncı yılına giren Yüksekdağ, Kandıra 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'nden 8 Mart dolayısıyla sorularımızı yanıtladı.
 
Garibe Gezer, Aysel Tuğluk ve cezaevlerinde yaşamlarını yitiren hasta tutuklularla birlikte gözler cezaevlerinde yaşananlara çevrildi. Bulunduğunuz Kandıra Cezaevi’nde Garibe Gezer yaşamını yitirdi. Yine aynı cezaevinde siyasetçi Aysel Tuğluk, hastalığına rağmen tahliye edilmiyor. Siyasi tutuklulara dönük bu uygulamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Cezaevlerindeki siyasi tutsaklara yönelik ağır faşizm uygulamalarıyla içeriden çok dışarıya mesaj veriliyor. Amaç siyasi mahpuslara ölümü, zulmü gösterip, halkı sıtmaya razı etmek. Topluma, ‘Tekçi faşist rejime itiraz edersen ya da hak ararsan, mücadele ve verirsen sonun onlar gibi olur’ demek istiyorlar. Yaratılan korku ve suskunluk iklimini daha fazla korku, endişe ve acı yayarak tahkim etmeye çalışıyorlar. Ama hapishanelerde sadece ölüm ve zulüm yok. Aynı zamanda güçlü bir direniş geleneği de var. Kendini mücadeleci zeminde sürdürme pratiği var. Her boyutuyla darbe dönemlerini aşan tecrit ve saldırılara rağmen siyasi tutsaklar hala moral üstünlüğü koruyabiliyor. Çünkü haklı ve meşru tarafta olmak önemli bir güçtür.
 
Hapsetme ve siyasi cezalandırma politikaları dün olduğundan daha maksimal ve güncel bir sorun. Bu nedenle güncel siyasetin merkezinde daha ciddi yer edinmesi de kaçınılmaz. Bugün siyasi iktidarın varlığı, cezaevlerinin varlığıyla doğru orantılıdır. Hiçbir zaman ve dünyada hiçbir ülkede bu kadar cezaevi yok mesela. Nüfusu milyonlarla ölçülen despotik ülkelerde bile 300 binlik mahpus oranını zor bulursunuz. Hapsetmek ve yeni hapishane yapmak AKP-MHP iktidarının yönetim şekli haline geldi. Cezaevleri üzerine hem siyasi hem ticari bir düzen kurdular. İşin sömürü, rant, iktidar kadrolarını besleme boyutları iyi araştırılmalı. Paralel bir piyasa oluşturdular. Bir taraftan muhalifleri, hak ve özgürlük isteyenleri tecrit ve insanlık dışı siyasi yöntemlerle saf dışı bırakma, diğer taraftan bununla da yetinmeyip mahpuslar üzerinden rant sağlama sistemi işliyor.
 
Cezaevleri dışarıda ‘ölüm evleri’ olarak tanımlanmaya başlandı. Siz içerdeki tabloyu nasıl görüyorsunuz?
 
 
Cezaevlerinde derinleşen zulüm politikalarıyla halkların, kadınların, özgürlük ve demokrasi güçlerinin direnç damarı kesilmeye çalışılıyor. Kurdukları korku kalelerindeki direnişin topluma yayılmasını istemiyorlar. 
 
İşin en kritik kısmı cezaevlerinin adeta ‘ölüm evi’ne dönüşmüş olması. Pandemi bahanesiyle mahpuslar neredeyse nefes alamaz hale geldi. Eşitsiz uygulanan yargı paketleriyle adli mahkumların çoğu salıverildi ama siyasi tutsaklar ve geride kalanlar en ağır ve insanlık dışı şartlarda yaşamaya mecbur bırakıldı. Son zamanlarda artan hasta tutsak sayısı ve ölümler bu politikaların sonucu. Diğer yandan hücre şartları, işkence ve zülüm uygulamaları arttı. Garibe Gezer ile ilgili suç duyurusu ve soruşturmalarda, sorumlular kollanıp, hiçbir hesap verilmezken; protesto hakkını kullanan biz siyasi tutsaklara ‘gereksiz slogan atmak’ suçundan iletişim cezası verildi. Siyasi mahpuslara karşı derinleşen ölüm, zulüm politikalarıyla halkların, kadınların özgürlük ve demokrasi güçlerinin direnç damarı kesilmeye çalışılıyor. Kurdukları korku kalelerinin tam içinde insanların direnebileceği, yaşayabileceği kendini üreterek teslim olmayacağı, fikri bastırılan toplum tarafından bilinmesine, yayılmasına tahammülleri yok. Bu nedenle saldırının dozu her gün daha fazla artıyor. Direniş ve dayanışma da buna paralel olarak artmak durumunda. Bilhassa, hasta tutsaklar konusunda siyasi sınırların ötesine geçmeye, bir toplumsal vicdan hareketi için seferber olmaya ihtiyaç var.
 
Bir taraftan ülkeyi bu şekilde yöneten bir AKP-MHP ittifakı diğer taraftan CHP ve İyi Parti’nin bir araya geldiği Millet İttifakı var. Muhalefetin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Öncelikle, Millet İttifakı ve son dönemde 6 siyasi parti çerçevesiyle yürütülen muhalefet girişiminin iktidara alternatif olma zorunluluğunu ne düzeyde kavradığına bakmak lazım. AKP-MHP ittifakı, bu kadar aleni şekilde yönetim kabiliyetini ve yurttaşlar üzerindeki karşılığını yitirirken, ‘anketler mücadelesinde’ bile olması gereken başarı sağlanamıyor. Ekonomik ve siyasal çöküşün korkunç seviyeye gelmesinden hareketle, iktidarın bu enkazın altında kalacağı ve sorunun da böylece çözüleceğini bekleyen bir muhalefet zihniyeti var. Oysa ki muhalefet de çöküşün altında kalabilir ve uzun süre kendine gelemez. Tarihte ve bugün, dünyanın farklı yerlerinde bunun pek çok örneği var. Aslında iktidarla birlikte, kurulu düzen muhalefeti de sona geldi. Döviz kuruna endeksli muhalefet parametrelerinin, boş tencere siyasetiyle siyasetsizliğin üstünü kapamaların sonuna gelindi. Halka daha fazla şey söylemek ve yapmak zorundalar. En azından dünyada gelişen düzen içi demokratik değişim cereyanından bir parça havaları değişir mi emin değilim. Ama topluma, bu kadar büyük bir yıkım ve karanlığa karşılık, parlamenter sisteme geçiş dışında ele gelir bir şey önermiyorsanız ciddi sorun var demektir.
 
Bugün yaşanan ekonomik ve sosyal krizin kaynağında sadece tek adam rejiminin değil, faşizmin durduğu gerçeğiyle yüzleşme çizgisi ve kabiliyeti sergilenmesi gerekir. Türkiye tarihi boyunca burjuvazinin her rengi kendi rejimini, yani faşizmi doğurdu. Bu zeminden beslenen AKP-MHP iktidarı da, kısmen kara-mafya benekleri olan burjuvazisi için yeşil faşizmi yarattı. Tutarlı, anti-faşist, demokratik bir programa sahip olmayan, başta Kürt sorunu gibi temel meselelerde farkını ortaya koymayan, iktidar zihniyetinden ileriye dönük kopuş gerçekleştirmeyen hiçbir siyasal oluşum gerçek bir alternatif olamaz ve halkta güçlü bir taraflaşma, toparlanma sağlayamaz. Bir süre daha kendini idame ettirenler, muhalefet koltuğu konforunu garantiye alanlar ya da iktidarla muhtemel bir pazarlıktan kendince karlı çıkanlar olabilir ama bunun faturası memlekete ve halklara çok ağır çıkar. Ama iyi bir ihtimal daha var; değişmeyen muhalefet, çakılıp kalmış siyasi statüko, değişen halk gerçeği ve hareketiyle aşılabilir.
 
 O halde üçüncü bir seçeneğe ihtiyaç var. 
 
Türkiye'de siyasi zeminin bu denli daraltıldığı, gelişmenin bile muhalefetteki Millet İttifakı'nın 6 partili ittifaka dönüşmesiyle sınırlandırıldığı bir denklem karşısında ‘Üçüncü İttifak’ kaçınılmaz ve zorunludur. Zira memleketteki derin politik sorunlar, bu iki faktörlü denklemle çözüme kavuşturulamaz. Türkiye ve Kürdistan halklarının özgürlük ve refahını güvenceleyecek, kapsayıcı, tutarlı bir demokrasi programına dayanan ‘Üçüncü İttifak’a duyulan ihtiyaç daha da derinleşmiştir.
 
HDP'nin çağrısıyla sol, sosyalist parti ve oluşumlar bir araya geldi. Yürütülen tartışmalarda ülkenin temel sorunlarına karşı ortak mücadele vurgusu öne çıktı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
 
Demokrasi İttifakı, antifaşist cephe politikasına dayalı bir ittifaktır. Bu, dar, faydacı ve seçim endeksli bir anlayıştan ziyade, sistem siyasetinin çıkmazına karşı bağımsız bir ‘Üçüncü Seçenek’ olmaktır.
 
HDP'nin sol, sosyalist partilerle bir araya gelişi ve ziyaret trafiği, aynı zamanda güncel siyasetteki işbirliği bu anlamada çok önemli ve doğal olarak ciddi bir beklenti de doğuruyor. Tabii, beklendiği gibi HDP'nin ‘Üçüncü İttifak’ tanımı hiçbir zaman seçim hedefi ve atmosferine endeksli olmadı. Uzun zamandır HDP ve Halkların Demokratik Kongresi'nin (HDK) üzerinde çalıştığı, çeşitli biçimlerde pratik örnekleri ve sonuçlarının ortaya çıktığı “Demokrasi İttifakı”, antifaşist cephe politikasına dayalı bir ittifaktır. HDP'nin çıkış fikri, Üçüncü Yoldur. Yani, sistem siyasetinin sıkışmış, eskimiş, kendini üretemeyen, tam da bu nedenle birbirine alternatif olamayan kutuplaşma karşısında bağımsız bir ‘Üçüncü Seçenek’ olmaktır.
 
HDP’nin parti içyapısı dahi, demokratik koalisyon işleyişine sahiptir. Bu nedenle HDP'nin ittifak meselesini taktiksel, konjonktürel, dar, faydacı ve seçim endeksli ele alması yapısal olarak mümkün değil. Bugün de geliştirilen ittifak tavrı, var olan ‘Üçüncü İttifakı’ büyütmek, kapsam alanını genişletmek ve birlikten doğan kuvveti faşizmin durdurulmasına, demokratik kazanıma seferber etmek içindir.
 
Bugün ekonomik, siyasal ve toplumsal krize neden olan yönetime ve politikalarına karşı kime, nasıl bir rol düşüyor? 
 
Halkların ve emekçilerin son dönemde zamlara karşı gelişen tepki ve hareketini kapsayabilecek, öncülük yapabilecek merkez sorunu ‘Üçüncü İttifak’ pratiğiyle çözülebilir. Görüldüğü gibi halklar, emekçiler ve kadınlar, sokakta, hayatın içinde kendi doğal ittifakını kuruyor. Özellikle de demokratik, sol, sosyalist politik öznelerin bunun gerisinde kalma lüksü yok. Aksine önünde olmalı, kendini halk iradesinin yerine koymadan, tepeden bakmadan sorumluluğunu üstlenmelidir. Bu tutum birlikte geliştirildiğinde sonuçları parlak ve güçlü olacaktır.
 
İttifak kavramının demokratik muhtevasını öne çıkaran, kadın ve gençlik dinamiklerini merkezine yerleştiren, bilhassa da iktidar ve muhalefetiyle hiçbir düzen partisinin samimi ve tutarlı bir biçimde ilgilenmedikleri Kürt sorununun çözümünü ayırt edici ve ilkesel çerçeve olarak gören bir ittifaka duyulan ihtiyaç yaşamsaldır. Yine halk iradesinin değiştirici gücünü ortaya çıkarmak için sandığa gün saymanın ötesinde bir hareket enerjisi yaymayan, kendi statüko ve korkularını toplumsal hareket dinamiklerinin önünde bariyere dönüştüren muhalefet zihniyetinin alternatif siyasi yoldan aşılması da yaşamsaldır. Bu nedenle ‘Demokrasi İttifakı’ süreç ve çabalarını merkezlere ve genel protokollere daraltmadan, doğrudan yerellerden, halkın ve emekçilerin hareketinin içinden büyütmek gerekiyor. Temsili-merkezi irade beyanları ve protokoller şüphesiz siyaseten değerlidir. ‘Üçüncü İttifak’ ya da ‘Demokrasi İttifakı’, mağduriyetlerden doğan kuvvetlerin, hareketlerin ittifakıdır. Bizim böylesi bir dönemde dikkatimizi dağıtmadan bu ana eksendeki yoğunlaşmayı sürdürmemiz gerekir.
 
Ana muhalefet olan CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Demokrasinin yolu Diyarbakır’dan geçer” derken, diğer tarafından “Kürdistan” ve “Kandil” ile ilgili geleneksel devlet refleksini sürdürdü. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?
 
 
CHP, hala Kürt sorununun etrafında dolaşıyor. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem vadeden 6 siyasi parti, sistemi neyle güçlendirecek? Demokrasiyle, halk iradesiyle ve Kürt sorununun çözümüyle güçlendirilmemiş hiçbir sistemin ömrü olamaz. 
 
Tutarlı demokratik çizgi derken, tam da sorunuzdakine benzer durumlardan bahsediyoruz aslında. Bu sadece Kılıçdaroğlu'nun değil, şovenizmin ve Türk milliyetçiliğinin konforundan, egemenliğin ayrıcalıklarından kopmayan tüm muhalefetin açmazı. Diğer bir ifadeyle, konu Kürt sorunu olunca muhalefet anında iktidar oluyor. İşin muhalefet açısından kötü tarafı, temelde aynı zihniyeti paylaşmalarına rağmen, iktidarın sergilediği şeklen rutinin dışına çıkma cesaretine bile sahip olmayışı. Bu nedenle halka güven vermiyor, ikna sorunu yaşıyor. İktidar blokundan kayda değer bir fark ortaya koymuyor. Kılıçdaroğlu, son dönemde Kürt sorunu konusunda daha belirgin bir söylem benimsese de hala konunun etrafında dolaşıyor. Saf-milliyetçi merkezin yörüngesinden kopamadığı sürece tutarlı, bütüncül bir yaklaşım sergilemesi beklenemez.
 
Demokrasinin yolu hiç eğip bükmeden herkes için başta da Kürt halkı için adil, onurlu, barışçıl bir yaşamı her boyutuyla var etmekten geçiyor. Bu yol artık çürüğe çıkmış sembollerle, içinde çözüm programı barındırmayan tekil hamlelerle sürdürülemez. Ezilen, farklılığı ve hakları tanınmayan bütün halklar ve inançlar için yeni bir hukuk tanımlanması gerekiyor. Mesela bugün HDP'yle Kürtlerle mesafesini açarak, bir araya gelen ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem vadeden 6 siyasi parti, sistemi neyle güçlendireceğini söylemesi gerekiyor. Demokrasiyle, halk iradesinin merkeze alınmasıyla ve Kürt sorununun eşit yurttaşlık-kolektif haklar temelinde çözümüyle güçlendirilmemiş hiçbir sistemin ömrü olamaz. Buna siyasetçiler de dahil. Yıllar boyunca sayısız siyasetçi, Kürt kentlerine gidip oralarda görüntü verdi. Mesele ne söylediğiniz ve söylediğinizin arkasında ne kadar durduğunuzdur.
 
 İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit altında olan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 11 aydır hiçbir haber alınamıyor. Öcalan’la ilgili tüm talepleri duymamazlıktan gelen Erdoğan’ın her sıkıştığında İmralı’yı işaret etmesini nasıl okuyorsunuz?
 
Erdoğan'ın, sıkıştığı anlarda Öcalan'ı araçsallaştırmaya çalışması yeni bir taktik değil. Çözüm masasının devrilmesinin nedeni de bu. Ama ‘Akan suda iki kez yıkanılmaz.’ Türkiye'nin kritik, yaşamsal sorununun ve onun çözüm muhatabının, manipülasyon ve ucuz siyasi taktiklerle hedef olması kabul edilemez. Hiçbir cari ve tutar tarafı kalmamış bu zihniyetin artık sahiplerine de faydası yok. İmralı söylemiyle ve PKK Lideri Öcalan üzerinden Kürtleri ve HDP'yi kafa karışıklığına sürüklemek, bölüp dikkatini dağıtmak çok kötü bir algı yönetimi şeklidir. Türkiye halklarının barış ve kardeşlik umuduyla, beklentisiyle oynamaktır. Yıllardır böyle siyasi aymazlıkların acı sonuçları tecrübe ediliyor. Çokça ifade edildiği gibi; Erdoğan, Öcalan adına konuşmaktan medet ummayı bırakıp, acilen İmralı kapısını açsın. Kürt halkına yaklaşımı özetleyen mutlak tecrit, devam ettiği müddetçe onun geriye sayımı da hızlandırılmış olarak devam ediyor.
 
İttifak gündemine dönecek olursak, bununla ilgili kadınların gündemine dair neler söylemek istersiniz? Kadın ittifakını biraz açar mısınız?
 
Geçtiğimiz yıldan bugüne kadın ittifakı, kadın hareketinin ve toplumsal hareketin gündeminde. Daha çok 8 Mart ve 25 Kasımlarda öne çıkan bir söylem ve fiili siyasi hat olarak gelişiyor. Kadınların alanlarda, temel ve yakıcı taleplerde ortaklaşması bakımından, doğal dinamiklere dayalı bir kadın ittifakı dünden bu yana var aslında. Ayrıca yaşanan cins kırımı karşısında bir araya geliş, ortak hedefe yöneliş kadınlar açısından daha dolaysız oluyor. Eril sistemin ve siyasetin cins ayrımcı tutum ve saldırıları, acil kodlu hareketi zorunlu kılıyor. AKP-MHP döneminde, eril tahakkümün ve faşizmin kadına dönük benzerlerinden çok daha beter yüzüyle karşılaştık. Bu gerçeklik, kadınların mücadele cephesini genişleme ve safları eskisinden sıkı örme zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Umarım 8 Mart böylesi bir yeni genişlemeye vesile olur. Bugün kadın özgürlük yolunun kaçınılmaz olarak, erkek egemenliğinin en katı ve karanlık biçimi olan faşizmin yenilmesinden geçtiğini dikkate almak gerekiyor. Dolayısıyla faşizmin bütün kurum ve kararlarını aşabilecek, ülkenin demokratik yeniden kuruluşunun siyasal mayası olabilecek bir kadın iradesine ihtiyaç var. Kadın ittifakının güncel ve tarihsel rolü esasta buradan görülmelidir. 
 
 Kadınlar, yıl boyunca alanlarda yer alarak, sözlerini eksik etmedi. Kadın mücadelesinin bulunduğu aşamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sesin cezaevlerine yansıması oldu mu? 
 
 
 Kadınların alanlarda, doğal dinamiklere dayalı bir ittifakı dünden bu yana var. Eril sistemin ve siyasetin cinsiyetçiliği ve saldırıları, acil kodlu hareketi zorunlu kılıyor.
 
Politik hareketin en durgun olduğu anlarda kadınların sesini duymak umudumuzu diri tuttu. Kadınların bütün toplum için böyle bir rol oynadığı kesin. Bir taraftan hareket İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme örneğindeki gibi, kazanılmış hakları savunma çizgisine itilmiş görünse de bu mücadele içinde yeni durum ve dinamikler gelişti. Bu düzeyi bırakmamak, açılan patikaları ısrarlı takip etmek önemli. Kadınların, baskının en kolaylaştığı dönemlerde ve dönemeçlerde fiili meşru mücadeleyle sokağı terk etmemeleri toplumsal cesareti örgütlemiştir. Geride bıraktığımız siyasi kesit, tarihte kadınların bilinçli, politik cesaretiyle anılacaktır bence. Biz kadın tutsaklar da bundan güç aldık. Geceleri ve sokakları özgürleştiren kitlesel kadın eylemleriyle, beton duvarların içini özgürleştiren kadınların öncülüğü ve hareketi harmanlanarak, bir döneme damgasını vurdu. Bugün kadınların sesinin daha güçlü ve güzel gelmesi için yeterli bir altyapı bu.
 
 8 Mart’ta doğru giderken, kadınlara ve kadın mücadelesine dair ne söylemek isterseniz?
 
Bu yıl 8 Mart'ta acılardan ve kayıplardan çok, inadı ve kazanımları konuşmamız, bu ruhla donanmamız daha iyidir. Gasp edilen haklarımızı daha ileriden kazanmak için bir itilim noktası olmasını umuyoruz. Kadının kararlı adımları, yasakları çiğnesin yeniden. Bastığı her yerde özgürlük yeşersin. Derinleşen erkek şiddetine, ekonomik ve siyasi şiddete karşı direniş çizgisi, toplumsal politik hareketin yönünü de belirleyecek ve ivmelendirecektir. Özgürlükten, adaletten, emekten yana değişim rüzgarlarının esmeye başladığı bir dönemde, kadın kurtuluş hareketinin enerjisi fırtınalara gebedir. 8 Mart'a bu istek ve dinamizmin damgasını vuracağına inanıyor, bugünden Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü kutluyorum. Bütün kadın yoldaşlarımızı sevgiyle, özlemle kucaklıyorum.
 
MA / Mehmet Aslan

Diğer başlıklar

11:46 Kadınların hedefi 2'nci Lig
11:29 Aktar: Önceden verilen karar okundu
Karaman: Bütün mesele Wan Belediyesi’ne çökmedir
11:18 Gazetecilerin davasında açık dosyaların akıbeti sorulacak
11:08 Avukatlar Abdullah Öcalan ile görüşmek için başvurdu
11:01 Riha'da 1 gözaltı
10:28 Zeydan’ın avukatı Aktar: Kayyım için alınan siyasi bir karardır
10:27 Necla Demir: Basın devletin propaganda aygıtına dönüştürülmek isteniyor
10:18 Belediye önünde protesto: Gaspçılara ve hırsızlara izin yok! YENİLENDİ
10:14 Safitürk davasında yeniden yargılama talebi
09:53 Abdullah Zeydan'dan ilk tepki: Bu karar yok hükmündedir
09:48 Wanlılar belediye önüne akın ediyor
09:24 Öcalan nasıl bir çağrı yapacak: İmralı Heyeti’nden Önder MA’ya anlattı
09:21 Depremin bıraktığı izi şiirleriyle anlattı
09:17 Abdullah Zeydan’a 3 yıl 9 ay hapis
09:13 Kişisel Statü Yasası'na tepki: DAİŞ zihniyeti
09:12 ‘Aile Yılı’nı sorduğumuz kadınlar: Babanın sorumluluğu nerede?
09:11 İstinaf İHD üyesi Akdeniz'e verilen cezayı onadı
09:10 İnfaz ettiği disiplin cezalarına rağmen tahliye edilmedi
09:06 'Güneşimizi Karartamazsınız' eylemcilerinin hikayeleri
09:04 26 yıldır komplo protestolarında: Kendimi onunla tanıdım
09:00 11 ŞUBAT 2025 GÜNDEMİ
08:27 İstanbul'da belediyelere operasyon: 10 gözaltı
07:53 Sêwereg'de kadın katliamı
10/02/2025
23:56 Ege Denizi'nde 5.2 büyüklüğünde deprem
23:26 Romanya Cumhurbaşkanı Iohannis istifa etti
22:49 Mêrdîn Barosu'ndan gazeteci Öznur Değer çağrısı
22:38 115 isimden Abdullah Öcalan için Avrupa Konseyi'ne mektup
22:27 Ekvador'da devlet başkanlığı seçimi ikinci tura kaldı
21:15 Gulistan Tara ve Hêro Behadîn’in adı katledildikleri caddeye verildi
21:04 SOHR: Suriye’de 7 kişi katledildi
21:00 Tişrîn Barajı’ndaki direniş 33’üncü gününde
20:45 Kadın yürüyüşünde gözaltına alınanlar serbest
20:16 Guatemala'da otobüs köprüden düştü: 51 kişi hayatını kaybetti
20:08 Hamas’tan ‘esir takasını erteledik’ açıklaması
19:59 İzmir’de halk buluşması: Tecrit ortadan kalkmalı
19:34 Fransa'da kabineye karşı verilen gensoru önergesi reddedildi
19:28 Vedat Özer’in tedavisi sürüyor
19:04 Kuzey ve Doğu Suriye’nin 4 köyüne saldırı
18:37 Gazetecilerden Aziz Köylüoğlu’nun taziyesine ziyaret
18:30 Hesekê’deki meydanın adı halk kararıyla ‘Özgürlük Meydanı’ oldu
18:22 DEM Parti Kadın Meclisi: Gözaltına alınan yoldaşlarımızı bırakın
18:16 CHP'de adaylık için 'ön seçim' kararı kesinleşti
17:49 ‘Tüm saldırılara rağmen onurlu barışın talepkarları olacağız’
17:32 Kadın yürüyüşünde 18 kişi gözaltına alındı
17:28 Emeklilere zam farkı yarın ödenecek
17:26 ‘Kızılay çadır sattı’ sözleri nedeniyle ifadeye çağrıldı
16:33 İran’da 3 Kürt’e idam ve hapis cezası verildi
16:24 Temelli: Sayın Öcalan’ın tarihi açıklamasının arkasındayız
16:15 Çorum’da iş cinayeti
16:08 Ezidî çocuğu kaçıran DAİŞ’lilere ceza istendi
15:54 Çiğdem Kılıçgün Uçar: Öcalan ülkenin geleceği için çözüm üretiyor
15:53 Yasemin Cemre İçlikan’ın faillerine indirimli ceza
15:28 ‘Sînebîr Film Günleri’ yoğun ilgiyle sürüyor
15:27 Riha’da 2 kişi tutuklandı
15:10 Cihan Can'ı zırhlı araçla katleden polisin yargılamasına yeniden başlandı
15:08 HDK'den konferans sonuç bildirgesi: Tüm kesimler çözüm için rol üstlenmeli
14:47 Gazeteci Aziz Köylüoğlu için taziye kuruldu
14:42 ‘Çözüm için Meclis elini taşın altına koymalı’
14:32 Tutsaklara kelepçeli muayene dayatması
14:14 Bakanlık’tan valiliklere sokak hayvanlarına dair yazı
14:05 Kadınlardan ‘özgürlük’ yürüyüşü: Çok sayıda gözaltı
13:08 İmralı Heyeti, Federe Kürdistan Bölgesi'ni ziyaret edecek
12:50 Barış İçin Toplumsal Girişim’den ‘müzakere’ çağrısı
12:26 Gar Katliamı’nın 112’nci ayında adalet talebi
12:22 Abdullah Öcalan'a yazılan mektuba el konulmasına ‘ihlal’ kararı
11:37 Programda kadın gündemini işlemekle suçlanıyor
11:29 Gazetecilerin adli kontrol şartı kaldırıldı
11:18 Şirnex’te 11 bölgeye giriş-çıkış yasaklandı
10:36 ‘Kadını yaşamın öznesi olarak görmeyen politikayı reddediyoruz’
10:34 Özgür basının mamostesi: Aziz Köylüoğlu
09:57 Yargılanan gazeteciler: Talimatla çalışmayız, faaliyetlerimiz suç değil
09:50 Xwebûn 'Gözler Öcalan'da' manşetiyle çıktı
09:16 Gazeteci Deniz: Qereqozaq ve Tişrîn stratejik önemi nedeniyle hedefte
09:15 Fail polis olunca TİHEK ayrımcılıkla mücadeleyi unuttu
09:09 'Çırak da usta da biziz'
09:06 Komploya karşı küresel özgürlük eylemleri
09:00 10 ŞUBAT 2025 GÜNDEMİ
09/02/2025
23:44 Özel’den, Yavaş ve İmamoğlu görüşmesi sonrası paylaşım
22:41 Ege Denizi'nde peş peşe deprem
21:59 Kobanê’de bir bebek katledildi
21:54 İlham Ehmed: Suriye için en uygun sistem Ademimerkeziyetçiliktir
21:22 Özel, İmamoğlu ve Yavaş 'cumhurbaşkanı adaylığı' için bir araya geldi
21:12 Uzun Yürüyüş 20’nci gününde
19:51 Hunergeha Welat’tan yeni klip: Bendava me ye
18:51 Girê Spî ve Kobanê köyleri bombalanıyor
18:48 Ege Denizi'nde 4.4 büyüklüğünde deprem
18:44 Tutuklanan Öznur Değer: Mizansene boyun eğmedim, direniyorum
18:25 ‘Çözüm barışta’ konferansı sona erdi: Barışı mutlaka kazanacağız
18:15 Ekvador sandık başında
17:59 'Geçiş Dönemi Adaleti' konferansı: İnsan varsa haklar da var olacaktır
17:25 Tülay Hatimoğulları: Demokratik bir ülkeyi hep beraber inşa edeceğiz
17:06 TJA'dan 'Rojava Devrimi'ni sahiplenme çağrısı
17:05 Gözaltına alınan 3 gazeteci serbest bırakıldı
16:58 'Çözüm için öncelikli olarak tecrit kaldırılmalıdır'
16:17 Bayındır’dan iktidara: Öcalan çözüme, siz neye hazırlanıyorsunuz?
15:56 Polisin yaraladığı Özer saldırı anını anlattı: Bilinçli hedef alındım
15:54 Figen Yüksekdağ'ın 'Sınırsız Savunmalar' kitabı Riha'da imzalandı
15:33 ‘Çözüm için toplumsal müzakere hareketi başlatılmalı’
14:48 KDP’den KNN Televizyonu’na baskın
14:16 Mersin'de ‘Abdullah Öcalan'a özgürlük’ haykırıldı
14:12 Gazetecilerin katledilmesi ve baskılara tepki
13:58 Gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için mevlit verildi
13:44 Amed’de şüpheli kadın ölümü
13:30 Dêrsim’de intihar girişimi iddiası
13:18 Bakırhan: Abdullah Öcalan'ın mesajı Çanakkale ruhuna uygun olacak
13:01 2025’in başından bu yana Federe Kürdistan’da işlenen suçlar
12:46 Polis saldırısında yaralanan Özer gözlerini açtı
12:40 Hewlêr Valisi’nden maaşları ödenmeyen öğretmenlere tehdit
11:35 Trump ve Putin telefonda görüştü
11:20 Gazeteci Abdurrahim Yeşilağaç yaşamını yitirdi
11:03 Namibya'nın ilk cumhurbaşkanı hayatını kaybetti
11:02 Karayipler'deki deprem sonrası yapılan tsunami uyarıları iptal edildi
10:45 Türkiye’nin iki aylık saldırı bilançosu: 82 yurttaş yaşamını yitirdi
10:26 Amed mitinginden: Öcalan özgür olmadan halk da özgür olamaz
10:13 Kuzey ve Doğu Suriye’nin köylerine saldırı
10:00 Saldırıya uğrayan Vanspor’a coşkulu karşılama
09:49 Birgün’den 3 gazeteci gözaltına alındı
09:34 Jin dergi 6 Şubat depremlerini kapağına taşıdı
09:29 Türkmen: Türkiye’nin yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı var
09:09 İtfaiyenin olumsuz rapor verdiği otelde yangın çıktı, kamuoyundan gizlendi
09:08 ‘Her bir kilimin bir adı ve bir tarihi var’
09:07 Tutsağı yaralayan kurşunun sahibi bulunmadı
09:06 Sofya Alağaş'ın gerekçeli kararı: Haberler gazetecilik faaliyeti değilmiş!
09:05 Kadınlar 15 Şubat'ta Strazburg'da 'özgürlüğü' haykıracak
09:04 JES Aydın için bir tehdit
09:03 Komploya karşı direnişin ilk kıvılcımı
09:00 09 ŞUBAT 2025 GÜNDEMİ
08/02/2025
23:00 İmamoğlu'ndan bilirkişiye suç duyurusu
22:54 Mersin’de tüm gün ‘Özgürlük’ mitingine çağrı
22:31 Bakan Tunç'a Gezi Davası yanıtı
22:29 Polis saldırısında yaralanan Özer’in ailesine ziyaret
22:06 Mitingde gözaltına alınanlar serbest bırakıldı
22:00 İzmir'de Xızır Cemi düzenlendi
21:35 Ege Denizi’nde depremler sürüyor
21:23 Doğan Hatun: Çok dilli ve kültürlü mirasa sahip çıkacağız
21:16 Lübnan'dan Suriye'ye uyarı
21:13 Yangın faciasında tutuklu sayısı 22’ye yükseldi
21:09 Vanspor’a saldırı
21:01 Filistin’den Netanyahu’nun açıklamasına tepki
20:51 Lübnan’da yeni hükümet kuruldu
20:47 Fidan, İran Dışişleri Bakanı ile görüştü
20:36 Zelenski: Putin, savaşı sürdürmek için hazırlık yapıyor
20:31 Mitingde polisin saldırdığı genç beyin kanaması geçirdi
20:28 Kadınlar Havin Aşkan için eylemde
20:17 Su tankeri bombalandı
19:35 Uzun Yürüyüş Chauny kentinde
19:30 'Hakikatleri Araştırma Komisyonu’na ihtiyaç var'
19:22 AKP’li belediye oy almadığı köyün yolunu açmadı
19:06 Yürekli: Öcalan’ın özgürlüğünde ortaklaştığımızda çözüm de mümkündür
18:34 İbrahim Kalın İran’da