Baluken: HDP ‘ölüm ve sıtma’ arasında tercihe zorlanacak parti değil

img

ANKARA - Muhalefetin HDP’yle kurduğu ilişki tarzının “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” kısırlığında olduğunu dile getiren İmralı Heyeti üyesi İdris Baluken, “HDP, kasaba kurnazlığı ile kendisine ölüm ve sıtma arasında tercih yapma teklifini, bedel ödemeyi göze alarak reddeder ve mücadelesini yürütür" dedi.

Çözüm sürecinin bitirilmesiyle birlikte başlayan çatışmalı süreç, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik baskılar ve siyasette yapılan darbelerle derinleşti. AKP-MHP iktidarına karşı bir araya gelen 6 “muhalefet partisi” 28 Şubat’ta bir mutabakat metni imzaladı. Türkiye’de Millet ve Cumhur İttifakı’na karşı HDP, bileşenleri ve ittifak halindeki güçlerle üçüncü yol perspektifini sürdürüyor. 
 
Sincan F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan İmralı Heyeti Üyesi İdris Baluken, Türkiye’de derinleşen krizler ve muhalefetin durumuna dair Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.
 
Çözüm sürecinin sonlandırılması ve çatışmaların yeniden başlamasının ardından milletvekili olduğunuz dönemde tutuklandınız ve yaklaşık beş buçuk yıldır cezaevinde tutuluyorsunuz. O günden bugüne neler değişti, değişim dinamiği ne yöne evirildi?
 
Sorunuza olumlu anlamda cevap vermeyi her şeyden çok isterdim. Maalesef, önümüze gelen gerçek, bu istencin tam aksi yönünde şekillendi. İktidar olanaklarını ellerinde tutanlar ve bunlar tarafından beslenen irili ufaklı bir takım yapılanmalar dışında, işlerin iyiye gittiğini söyleyeni bulmak artık mümkün görünmüyor. Mevcut devletin ve yönetim anlayışının büyük çöküşüyle toplumsal ve siyasal alanda ortaya çıkan sefalet üzerinden, beş yıllık sürecin yıkıcı sonuçlarını özetleyebiliriz. İşin kötüsü, kısa veya orta vadede köklü bir değişim dinamiği ortaya çıkarılamazsa, mevcut tablonun daha da ağırlaşacağı gerçeği önümüzde duruyor.
 
Bahsettiğiniz mevcut tablonun ağırlığından kim sorumlu?
 
Bu tablonun asıl sorumluğu, tabii ki, siyasi iktidarda ve devletin yönetim kademesindedir. Burası net ve tartışmasızdır. Ancak siyasi partiler başta olmak üzere tüm toplumsal muhalefet bileşenlerinin de toplumu koruyamama ve bu kıyıcı zulüm cenderesini kıramama sorumluğunu anımsatmamız gerekiyor. İktidarın yarattığı tahribatı, yıkımı, talanı uzun uzadıya detaylandırmaya gerek yok. Herkes biliyor zaten.
 
Daha önce bir röportajlarınızda iktidarın mevcut durumunu, “çılgınlık nöbeti geçiren bir Amok koşucusu”na benzetmiş, bu koşunun her şeyi tuzla buz etmesine seyirci kalınmaması ikazında bulunmuştunuz. Muhalefet sürece seyirci mi kalıyor?
 
Siyasal ve toplumsal muhalefetin içine düştüğü dağınıklığı, acziyeti, çaresizliği, çözümsüzlüğü haklı gösterecek hiçbir gerekçeden bahsedilemez.  Bir ülke ve bir toplum sicili ve pratiği ortada olan bir iktidarın insafına terk edilmemeli, bu düzeyde sahipsiz bırakılmamalıdır. Toplumun neredeyse ezici bir çoğunluğunun, bu süreçte bu düzeyde bir umutsuzluk, karamsarlık ve kötümserlik havasında tutmaya hiç kimsenin hakkı olmamalıydı. Maalesef muhalefetsizliğin konformizmini yaşayan siyasi iktidar, her şeyi tuz buz edip yıktıktan sonra takatten düştü, gücünü kaybetti. Bu saatten sonra iflah olması, belini doğrultması da mümkün görünmüyor. Hal böyleyken bile topluma güven veren, barışçıl ve demokratik bir gelecek müjdeleyen, körelmiş umutları yenileyen, bütüncül bir seçeneğini şekillendiğini söyleyemeyiz. Bu kısır döngüyü kırmaya yönelik HDP’nin ortaya koyduğu çaba ve çalışmalar istenen düzeyde bir öncülük ve örgütlenmeye erişemedi. Fakat bu kısır döngüyü kırmaya muktedir tek güç de HDP ve onun fikriyatıdır.
 
 HDP’ye nasıl bir sorumluluk düşüyor?
 
HDP hala bu döngüyü kırmak, kararlı ve net tutumlarla topluma alternatif bir yolun, çözüme dair gerçek bir adresin sunulması sorumluluğuyla karşı karşıyadır. Bunun için seçim endeksli bir takım arayışlar ya da politikaların yerine, siyasi hedefi belli güçlü programlarla yanıt olması gerekliliği açık ve nettir. Tüm topluma hatta iktidarı ve muhalefeti ile mevcut siyasi aktörlerin tümüne, yerel ve evrensel ölçekte geçerliliği kanıtlanmış birkaç hususu hatırlatmakta fayda var.
İlkini Kırgız yazar Aytmatov’un söylemi üzerinden ifade edelim. Aytmatov, iktidarını kan ve ateş üzerine kurmaya yeltenenlerin tarih boyunca, doğanın bu iki büyük gücüne kurban olmaktan kurtulamadığını söylerken haksız mıydı? İkincisi için, insanlık tarihinin uzun serüvenine bir göz atalım. Tarihi büyük acılar ve travmatik yaşantılarla dolu, insanlık, en kötü barışın bile en iyi savaştan daha iyi olduğuna açık ve net bir şekilde tanık olmuştur. Güncelde yaşanan çatışma ve savaş süreçlerinin ortaya çıkardığı manzaralar bile tek başına bu kadim deneyimin doğruluğunu onaylar niteliktedir. Savaş makinalarının harıl harıl çalıştığı yerlerde ne toplumsal uzlaşıya dayanan barışı yakalamak mümkündür ne de insan ve doğayı içeren yaşamsal değerleri korumak. Savaşın karadeliğinin yutup ortadan kaldıramadığı hiçbir yaşamsal veya insani değerden bahsedilemez.
 
Kürt sorununu çözmeyen çözülür…
 
Konuyu daha fazla dallanıp budaklandırmadan, bu bilgiler ışığında üçüncü hususu da kısaca vurgulayayım. Yerel bazda defalarca doğrulanmış bir tez olarak ülke ve bölge nezdinde Kürt meselesini çözmeyen çözülür, gerçeğidir. Güncelde AKP ve irili ufaklı ortaklarının yaşadığı akıbet de bundan ibarettir. Demokratik değerleri ve halkın iradesini çökertmeyi hedefleyenler, çöker. Günübirlik siyasetin içine saplandığı sığlıktan tarihsel yaşanmışlıkların derinliklerine başvurarak kurtulmaya çalışmak öncelenmelidir. Israrlı anlatımlara rağmen görmek istemeyen ve anlamaktan çekinenlere karşı siyasi ve insani tavırlar geliştirmek önemli bir gerekliliktir.
 
Bugün ülkede ekonomide yaşanan krizlere dair itirazlar yükseliyor. Ekonomide girilen çıkmazın temel sebebini neye bağlıyorsunuz? 
 
 
 Temel değerlerde iyileşmeler olmadan ekonomik göstergelerde düzelme olmaz. Keza devasa bir savaş aygıtının makinalarıyla kalabalık bir toplumun fertleri aynı anda doymaz, doyamaz.
 
Sosyal, siyasal, hukuksal, ekonomik ve hemen her alanda yaşanan krizlerin geldiği düzeyden ve bunların birey ya da toplum yaşamını etkileme düzeyinden haberdarız. Hatta bu krizin dört duvar arasındaki doğrudan tanıkları, mağdurları, sanıkları konumundayız. Politik tutsaklar olarak derdest edilip zindan duvarları arasına kapatılmadan önce siyasi ve insani kimliklerimizle yaptığımız bütün uyarılar, bugünlerde ortaya çıkan ağır tablolara yönelik ön alma girişimleriydi. Aynı çabaları, zindandayken dışarıya iletimiz mesajlar üzerinden yinelemeye çalıştık. Maalesef dikkate alınmadı ve felaket göz göre göre gelen büyük bir pervasızlığın sonucu olarak kayda geçti. Yargının içine düştüğü durum, basına yönelik saldırıların vardığı düzeyi, temel hak ve özgürlüklere dair hukuksuzluklar beraberin ekonomik sefalet, açlık, yoksulluk ve işsizliği getirdi. Ekonomik felaketler, yolsuzluk, hırsızlık ve usulsüzlük üzerinden yaşanan yozlaşmalar ve benzeri her konuda bütün dünyaya ders olan trajik bir safhaya ulaşıldı.
 
Demokrasi, özgürlük, adalet başta olmak üzere bütün insani değerlerle ilgili uluslararası karnelerde muz cumhuriyetlerinin dahi gerisine düşen bir aymazlığa varıldı. Tabii ki bu duruma üzülüyor ve çıkış için aklın, mantığın gerektirdiği rasyonel arayışlara girilmesini umuyoruz. Keşke toplumda doğrudan etkilendiği ekonomik kriz kapıya dayanmadan önce diğer alanlarla ilgili krizlere yeterince duyarlılık geliştirseydi. Cüzdanı boşalmış insanların tepkilerindense, vicdani ayaklanmış duyarlılıkları görmeyi herkesten çok bizler isterdik. Dileğimiz yaşananlardan doğru dersler çıkarılması ve geleceğe dair akılcı muhakemelerin yapılmasıdır.
 
Devasa bir savaş aygıtının makinalarıyla kalabalık bir toplumun fertleri aynı anda doymaz, doyamaz…
 
Kamuoyu araştırmalarında en önde gelen ekonomik sorunlarla demokrasi, barış, adalet, özgürlük değerlerinin geriye gitmesi arasında doğru temelde ilişkiler kurulması şarttır. Temel değerlerde iyileşmeler olmadan ekonomik göstergelerde düzelme olmaz. Keza devasa bir savaş aygıtının makinalarıyla kalabalık bir toplumun fertleri aynı anda doymaz, doyamaz. Birinin doyması diğerinin açlığı demektir. Savaş zihniyeti ve politikaları her alanda felaket olduğu gibi ekonomik alanda da karşı konamaz bir sefalet demektir. Haksızlığı her kabullenişin daha büyüğünü doğuracağı gerçeği unutulmamalıdır. Tüm bu dramatik tablo içinde, iktidarda bulunanların açlıkla boğuşan insanlara ‘daha az yemelerini’ öğütlemesi ahlaksızlığı ve muhalefetin de aynı insanlara ‘seçime kadar dişinizi sıkın’ teklifinde bulunma aymazlığı oldukça sorunlu ve ibretlik yaklaşımlar olarak belirtilebilir. Barış, yaşamlarımızı, çocuklarımızı, doğayı, aynı dünyayı paylaştığımız can yoldaşlarımızı koruyacağı gibi sofralarımızı, lokmalarımızı, huzur içinde alınacak soluklarımızı da koruyacak en şifalı ilaçtır…
 
HDP’nin demokrasi ittifakı yanı sıra 6 muhalefet partisi de bir mutabakat metni imzaladı. Bir yandan yargı bağımsızlığı, demokrasi çağrıları yapan muhalefetin ilk pratiği de bir kez daha dokunulmazlıklar konusunda iktidarın sınırlarına çekilme oldu. Muhalefetin bu durumuna dair eleştirileriniz var mı?
 
 
 Muhalefet kendisini Erdoğan ve Bahçeli’nin belirlediği dar sınırlara hapsetmiş görüntüsündedir. Oyun kurma yeterliliği ve yeteneğinden mahrum gibi görünmekteler. Türkiye’nin temel meselelerine dair cesur tartışmalar yürütmekten ya da bunlara dair köklü çözümler geliştirmekten ısrarla imtina etmekteler.
 
Muhalefet kendisini Erdoğan ve Bahçeli’nin belirlediği dar sınırlara hapsetmiş görüntüsündedir. Oyun kurma yeterliliği ve yeteneğinden mahrum gibi görünmekteler. Türkiye’nin temel meselelerine dair cesur tartışmalar yürütmekten ya da bunlara dair köklü çözümler geliştirmekten ısrarla imtina etmekteler. İki adım geri, bir adım ileri sığlığından sıyrıldıklarını söylemek mümkün değil. Siyasal ve toplumsal beklentileri karşılamaktan çok uzaklar. HDP ile ilişkileri bir kenara bırakırsak dahi, kendi aralarında bile her açıdan topluma güven ve umut verecek bir birlikteliği başardıkları söylenemez. Bilinen yumuşak karınlarını ve açıkta duran sinir uçlarını ortadan kaldırabilmiş değiller.
Oysaki bu zayıflıkları çoktan aşmış, HDP ile ilişkiler dâhil olmak üzere tüm topluma ‘otoriter bir rejim mi, demokratik bir gelecek mi’ seçeneğini korkusuzca sunmuş olmaları gerekirdi. Yapmadılar. Böylece Erdoğan ve Bahçeli’nin oyun kurma iştahını, birlikteliği dağıtma hevesini diri tuttular.
 
Muhalefet HDP ile nasıl bir ilişki geliştiriyor?
 
Muhalefetin HDP’yle kurduğu ilişki tarzı, ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etme’ kısırlığını aşamadı. Bunu kapatma davası, hukuksuz kumpaslar, kayyum darbesi gibi çok sayıda hukuksuzluk üzerinden mevcut iktidar da yapıyor, zaten. Kendileri bilir. HDP her iki tarafa da pabuç bırakmayacak kadar yeterli politik birikim ve deneyime sahiptir. HDP, kasaba kurnazlığı ile kendisine ölüm ve sıtma arasında tercih yapma teklifini, bedel ödemeyi göze alarak ret eder ve mücadelesini yürütür. HDP ile ortak hareket etmek, HDP için hayati olmaktan çok muhatapları açısından hayatidir. Kaldı ki, mevcut siyasi aktörler içinde geçmişteki hatalar, suçlar, günahlar açısından HDP’ye parmak sallayacak, had bildirecek cüreti kendinde görecek tek bir özneden bahsedilemez.
 
Biliyoruz ki, kolektif umut, eski defterler arasında gezinmeyi pek sevmez. O geleceğe dair vizyonun ışıltısıyla ilgilenmeyi tercih eder. Buna saygının gereği olarak biz de eski defterleri açıp kirli defterleri okumaktan çok, herkesi yeni sayfalarda temiz ve aydınlık bir gelecek kurma aklına davet etmeyi uygun görüyoruz. Baldıran ekip, buğday biçilemeyeceği gerçeğini bir kez daha herkese hatırlatıyorum. Yaklaşım bu olursa, ülkeyi demokratik ve barışçıl bir geleceğe taşımak mümkün olur. Aynı şekilde toplumun huzur içinde bir soluk nefes, bir lokma yemek özlemini sonlandırmak hiç de zor olmaz.
 
HDP çözüm ışığı saçan bir kutup yıldızı gibi parlayabilir…
 
Muhataplarının tavırlarından bağımsız olarak HDP’nin bu güveni, umudu, cesareti, rahatlığı, tüm topluma göstermesi, ulaştırması oldukça önemlidir. Mevcut durumda, karanlık vaat etmenin ötesine geçemeyen iki yapı arasında, HDP çözüm ışığı saçan bir kutup yıldızı gibi parlayabilir. Yeter ki, özgüven içinde hareket edilsin. Muhataplarının sandık hesaplarından çok, toplumun tüm kesimlerinin saygısı önemsensin. Yüzde doksanı bir şekilde mağdur edilmiş, ezilen konumunda olan bir toplumdan ve ezilenlerin partisi olduğunu iddia eden bir gerçeklik üzerinden konuştuğumuz düşünülürse, HDP’nin olası hedeflerini gerçekleştirme potansiyeli de açığa çıkar. HDP, hükmetme heveslisi olmayan bir yönetimi topluma vaat edip, karar süreçlerinin her aşamasında halkın dâhil olduğu, kendi kendini yöneten, katılımcı ve kapsayıcı bir demokrasi modelini topluma kazandırmayı amaç edinirse bu potansiyeli hakkıyla yaşama geçirebilir.
 
Siyaseti çok konuştuk. Röportaj talebimiz sırasında “Sincan’dan Edirne’ye - Hasbıhal-Name” kitabınızda Dipnot yayınlarından çıktı. Kitabınızla ilgili yorumlarınızı alsak neler söylersiniz?
 
 
 İki yılı aşkın bir süredir dinlenmeyi bekleyen bir çalışmaydı. Kıvamını bulduğuna getirilen bir kanaatle, süt beyazı bir güvercinin iki kanadına sıkıştırıldı, bu notlar. Biri Edirne F Tipi Hapishanesinde hücresine sığmayan koca bir yüreğe, diğeri de dışarıda bizlerle birlikte çarpan sevgi dolu binlerce- milyonlarca yüreğe ulaşacaktı.
 
Yeni kitapla ilgili, en azından bu aşamada, söz söyleme, yorum yapma hakkını kendimde görmüyorum. Söz, yorum ve eleştiri hakkı, kitap yayınlandığı andan itibaren okuyucuya geçmiştir. Herhangi bir yönlendirme olmaksızın, okuyucudan gelen geri dönütlerin kıymetine inananlardanım. Onlardan öğrenecek çok şey var ve ben bu öğrencilikten mahrum kalmak istemem.
 
Hapishane yaşamında yazının önemi, üretim ve yaratım süreçlerinin gücünü içselleştiren biri olarak, yeni bir çalışma sunmanın mutluluğunu paylaşabilirim. İki yılı aşkın bir süredir dinlenmeyi bekleyen bir çalışmaydı. Kıvamını bulduğuna getirilen bir kanaatle, süt beyazı bir güvercinin iki kanadına sıkıştırıldı, bu notlar. Biri Edirne F Tipi Hapishanesinde hücresine sığmayan koca bir yüreğe, diğeri de dışarıda bizlerle birlikte çarpan sevgi dolu binlerce- milyonlarca yüreğe ulaşacaktı. Güvercinimizin bir şey yapmasından memnunum. Günün birinde ağzındaki zeytin dalı ile gönül zenginliklerinde özgürce kanat çırptığını görmeyi ise her şeyden çok isterim.
 
 Mart ayı aynı zamanda Newroz’un da kutlandığı bir ay. Newroz’a dair bir mesajınız var mı?
 
Bu ay hem halkımız hem de bütün insanlık açısından muazzam bir geçmişi barındırıyor. Öncelikle 8 Mart vesilesiyle Dünya Kadınlar Gününü kutlarım. Kadın mücadelesi ve kadın özgürlük değerleri uğruna yaşamını yitirmiş bütün kadınların anısını saygıyla yâd ediyorum. Yeryüzünün herhangi bir yerinde, mücadeleyi sürdüren bütün kadınlara en özel selam, sevgi ve saygılarımı göndermek istiyorum. Her gün büyük bir keder ve öfke eşliğinde öğrenme durumunda kaldığımız kadın katliamlarını, kadına yönelik her türlü şiddeti, ayrımcılığı, ötekileştirici tutumları kınıyor, erkek egemen zihniyetin sürdürdüğü katliamcı yaklaşımları lanetliyorum. Tarih boyunca, yaşamı, doğayı, dünyayı kirleten, talan eden, yok etmeyi hedefleyen bütün savaşların, erkek eliyle yaratıldığını belirtmezsek eksik kalacak. Geçmişi erkekler mahvetti, geleceği kadınlar kurtaracak. İnsanlığı erkekler köleleştirdi, eninde sonunda muhakkak kadınlar özgürleştirecek. Özgür dünyanın kaderi, özgür kadınların avuçlarındadır. Gecikmemesini diliyorum…
 
Mart ayı, aynı zaman zamanda Halepçe katliamı başta olmak üzere, Kürt halkı ve tüm halklarımız ile ezilen dünya halkları açısından büyük acıların, katliamların, yıkımların yaşandığı bir ay. Keza bu ayda büyük mücadelelerin, destansı direnişlerin, baş edilemez iradelerin de tarihe geçtiğini biliyoruz. Özgürlüğün ve barışın bayramını, yani. Baharın müjdesini, zulme karşı başkaldırıda ortaklaşan halkların kardeşliğini… Bu anlamda Halepçe ve Newroz başta olmak üzere, bu ay içinde yapılan bütün katliamlarda yaşamını yitiren canları saygıyla anıyor, insanlık değerlerinin çiğnenmediği özgür ve barışçıl bir gelecek diliyorum.
 
Tüm halkımızın ve dünya halklarının Newroz bayramını kutluyor, 2022 Newroz’unun barış, demokrasi, özgürlük, adalet, kardeşlik, eşitlik başta olmak üzere tüm insani değerlere katkı sunmasını temenni ediyorum. Özgür Newroz’larda, barış halaylarında buluşma temennisiyle…
 
İDRİS BALUKEN KİMDİR?
 
İdris Baluken, 1976’da Bingöl’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bingöl’de tamamladı. 1992’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydoldu. 1998’de bu fakülteden mezun oldu. Heybeliada Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi’nde ihtisas yaptı. Bingöl ve Diyarbakır’da uzman doktor olarak çalıştı. SES, TTB başta olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütlerinde yer aldı. 24. dönem Bingöl, 25. dönem Diyarbakır milletvekilliği yaptı. Çatışmalı sürecin sonlandırılmasına yönelik başlatılan çözüm sürecinde Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’la birlikte İmralı Heyeti’nde yer aldı.  4 Kasım 2016 tarihinde HDP’ye yönelik operasyonlar kapsamında tutuklandı. 30 Ocak 2017’de ilk duruşmada tahliye edildi. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki bir ilkle tahliye kararına yapılan itiraz sonucu 21 Şubat 2017’de yeniden tutuklandı. Baluken, 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Şuan Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuluyor.
 
MA/ Berivan Altan 

Diğer başlıklar

19:06 DEM Parti Eş Genel Başkanları'ndan Polat için çağrı: Ağır hasta tutsaklar tahliye edilsin
18:37 Öğrencilere cinsel ve şiddet içerikli şarkı söyleten öğretmen hakkında soruşturma
18:24 Abdullah Öcalan’ın doğum gününde fidanlar toprakla buluşturuldu
18:15 Pakize Nayır’ın babası yaşamını yitirdi
18:06 Ümit Uysal, CHP Genel Başkan adaylığını açıkladı
17:19 TL’nin reel değeri azaldı
17:02 İBB Genel Sekreter Yardımcısı Polat ATK’ye sevk edildi
16:54 Wan’da 4 Nisan kutlaması: Örgütlenerek çağrıya sahip çıkmalıyız
16:46 Avukatlar polis şiddetine karşı yürüdü
16:42 Jin Dergi podcast yayını başlattı
16:09 CHP’nin standına saldıran şahıs tutuklandı
16:02 CHP’yi hedef alan Erdoğan’dan Gezi göndermesi
15:49 Abdullah Öcalan’ın doğum günü doğduğu evde kutlandı
15:28 Yaşamını yitiren Taş için mevlit verildi
15:00 Riha’da göçükte yaşamını yitiren 3 işçi defnedildi
13:38 Reşit Kibar davası başlıyor
13:24 'Sert kış ve don fındık rekoltesini düşürecek'
13:12 Bayramda yaşanan kazalarda 57 kişi hayatını kaybetti
12:56 Yat limanına Danıştay'dan onay
12:21 Ege’de göçmen botu battı: 9 kişi öldü
12:19 On binler Amara'ya yürüdü: Devlet adım atmalı
11:17 Sozdar Avesta: Devlet laftan çıkıp uygulamaya geçmeli
10:25 4 Nisan Festivali 2’nci gününde
09:29 Kurd Archive yayında: 30 yıl bekleyen hazine açılıyor
09:13 Alfonso Gomez: Müzakere için tarafları Cenevre’de ağırlamaya hazırız
09:12 'Abdullah Öcalan'ın doğumu insanlığın yeniden doğuşudur’
09:11 Avukat Ergül: Türkiye AİHM'in Öcalan kararını uygulamak zorunda
09:07 ‘Gazeteciler sahadaki gerçeği yansıttığı için hedefte’
09:06 İstanbul’da tutuklananların tek suçu Saraçhane’de bulunmak
09:03 'Şervano' şarkısını ‘tehlikeli’ bulan savcı ceza istedi
09:02 Emekliler bayramı evde geçirdi
09:00 04 NİSAN 2025 GÜNDEMİ
08:32 32 kent için sağanak uyarısı
03/04/2025
23:54 Çiğdem Kılıçgün Uçar: Devletin sessizliği kabul edilemez
23:23 İsrail bir kez daha Şam’ı bombaladı
23:15 Kadınlar Abdullah Öcalan için 76 meşale yaktı
22:20 Kuzey ve Doğu Suriye’de 4 Nisan kutlamaları
21:50 Cizîr’de şüpheli ölüm
21:06 Adalet Bakanlığı’na yürümek isteyen Alevilere polis engeli
20:53 Abdullah Öcalan’dan gençlere mesaj: Örgütlenin, örgütleyin
20:38 Zenûbiya Kadın Topluluğu: Meşru bir yönetim istiyoruz
20:29 Gençler festival alanında
20:09 Ankara’da 3 kişi tahliye edildi
19:53 Dîlok'ta boykotu paylaşan işçi işten atıldı
19:50 Şengal için 21 kurumdan çağrı
19:32 İstanbul'da gözaltına alınan 11 kişi serbest bırakıldı
19:29 Eskişehir’de ‘tutuklular serbest bırakılsın’ çağrısı
19:23 İsrail'den Şam'a saldırı uyarısı
19:18 Bahçeli boykot edenleri hedef aldı
18:54 Tavuk dönerden zehirlenenlerin sayısı 300'ü geçti
18:46 CHP standına bıçaklı saldırı
18:40 Serêkaniyê'de göçük altında kalan işçiler hayatını kaybetti
18:37 Abdullah Öcalan'a özgürlük nöbeti 667'nci haftasında
18:29 Şengal Özerk Yönetimi: Irak Êzidîlerden özür dilemelidir
18:16 Anlaşma kapsamında tutsaklar serbest bırakıldı
18:14 Xelfetî'de festival sürüyor
18:12 CPT: Türkiye 118 saldırı gerçekleştirdi
17:38 Tişrîn direnişi 87'nci gününde
16:59 Saldırıya rağmen Amara yürüyüşçüleri Xelfetî'ye yürüyor
15:44 HDK’den 'boykot' gözaltılarına tepki: Cadı avı
15:09 Xelfetî'de 4 Nisan Festivali
14:31 BES-AR: Gerçek enflasyon yüzde 58,20
13:27 GGM'de tutulan Ylhamcanov Hurşit için serbest bırakılma çağrısı
12:48 TTB: Protestolarda tutuklananlar sağlık hakkına erişemiyor
12:37 Af Örgütü: Suriye’de Aleviler kasten öldürüldü
12:33 Tarık Taş toprağa verildi
12:24 Xelfetî'de festival erken başladı
12:12 Silêmaniyê'de şüpheli kadın ölümü
11:43 Amara yürüyüşçüleri Mustafa Dağ’ı andı
11:40 Gençlerin yürüyüşü 3’üncü günde: 33 düş yolcusu anıldı
11:37 DFG’den Mart ayı raporu: 21 gazeteci gözaltına alındı, 8'i tutuklandı
11:32 Özel'den hesapları engelleyen X'e uyarı
11:25 Xelfetî’de 4 Nisan Festivali coşkusu
11:15 Yıllık enflasyon TÜİK'e göre yüzde 38, ENAG'a göre yüzde 75
11:14 OSB'nin tehdit ettiği Söke Ovası için çağrı
10:33 Sondaj çalışmaları, heyelan ve sele neden oldu
10:26 İran’da ilk 3 ayda en az 56 Beluc katledildi
10:17 Amara’ya yürüyen gençlerin mesajı net: Abdullah Öcalan özgür olmalı
09:51 Tahliye olan Eripek 30 yılın ardından köyünde
09:10 Gazeteciye ceza gerekçesi ‘soru sorma’
09:09 Avrupa’da Kürtler ve dostları 4 Nisan’a hazırlanıyor
09:08 Tutsaklara 20 ay 'aile görüş yasağı' cezası
09:07 Cilo Dağı eteklerinde baharı müjdeleyen görüntüler
09:06 Ayşe Çelikbilek: ‘Umut Hakkı’ sağlanmalı
09:05 Trump yeni gümrük vergilerini açıkladı
09:03 Kozanoğlu: Döviz kontrol edilmese kriz başlayacak
Sönmez: Enflasyonun 6 puan yükselmesi bekleniyor
09:02 6 yıl sonra İmralı’ya giden Sabiha Aslan: Sağlık durumları ve moralleri iyiydi
09:00 03 NİSAN 2025 GÜNDEMİ
08:40 Kadınlar Çiyayê Reş'te 4 Nisan’ı kutladı
08:35 İstanbul’da ‘boykot’ gözaltıları
07:25 Colemêrg’teki madende iş cinayeti
02/04/2025
23:18 Polisten şiddet görenler için bilgilendirme formu
23:09 Uluslararası Af Örgütü: Suriye sahilindeki katliamlar savaş suçudur
22:18 ‘Kürt Dirilişi’ belgeselinin ilk bölümü yayınlandı
22:13 Amor: AB üyeliği askeri güçten değil demokrasiden geçiyor
21:53 Mêrdîn'de fırtına: Çatılar uçtu, ağaçlar yerinden söküldü
21:40 Gözaltı sonrası beyin kanaması geçiren kişi yaşamını yitirdi
21:09 30 yıl tutsaklığın ardından yaşamını yitirdi
20:43 Abdullah Öcalan’ın yaş günü sloganlarla kutlandı
20:01 OHCR’ye Alevi katliamları dosyası sunuldu
19:44 Tirbespiyêli Êzidîlerden 4 Nisan kutlaması
19:24 Tişrîn nöbeti 86'ncı gününde
19:14 KHK'liler: Ülkeyi yönetenler halka hukuksuzluk dayatıyor
18:39 Amara yürüyüşçüleri Pirsûs’ta: Rojava Devrimi selamlandı
18:28 Boykot çağrılarına dünyaca ünlü müzisyenlerden destek
17:40 Irak Cumhurbaşkanı Reşid, Bafil Talabani ile görüştü
17:33 Çin'den Tayvan'a gözdağı tatbikatı
17:14 Werîşe Muradî için sanal medyada kampanya
16:19 Özgür Özel: Boykot listemizin arkasındayız
16:16 TOMA'nın ayağını ezdiği genç 2 ay yürüyemeyecek
16:04 Abdullah Öcalan’ın 76’ncı yaş günü kutlandı
15:39 Gazeteci Evin Buldan mezarı başında anıldı
15:34 TRT 1, 'boykotu' destekleyen oyuncunun işine son verdi
15:18 Gençlere coşkulu karşılama: Amara'da doğan güneş İmralı'da yükseliyor
14:24 İsrail karadan saldırı başlattı: 16 Filistinli katledildi
13:45 Alıkonulan 5 YBŞ’linin ailesinden eylem
13:42 AB Türkiye'yle yapılacak toplantıları iptal etti
13:33 RTÜK Başkanı ‘boykot’ haberlerini veren yayınları hedef aldı
13:21 Eğitim Sen ‘Anadilde Eğitim Çalıştayı’ düzenleyecek
13:17 30 yıllık tutsak Namet Eripek tahliye oldu
13:10 Türkiye Barolar Birliği’nden polis şiddetine tepki
12:51 Amara yürüyüşleri Curne Rêş’te
12:13 Pentagon’dan Ortadoğu açıklaması: Askeri kapasite arttırılacak
11:53 Mart ayı savaş bilançosu: 11 bin 585 saldırı gerçekleşti
10:44 Mêrdîn'de ulaşıma zam
10:32 Doğal gaz faturalarında kademeli tarife
10:14 Bakan Yerlikaya’dan ‘boykot’ açıklaması
09:55 Federe Kürdistan ziyareti: Öcalan’ın tarihi çağrısının heyecanı vardı
09:26 DBP'li Mehmet Gidici yaşamını yitirdi
09:07 Enternasyonal gençler: Öcalan yeni bir siyaset anlayışı geliştirdi
09:06 Hizbullahçıları affeden Erdoğan’a: Süreci zorlayan değil geliştiren adımlar atın
09:05 Amara misafirleri ağırlamaya hazır
09:03 Gençler: Abdullah Öcalan’ın açtığı yolda birlikte yürüyelim
09:00 02 NİSAN 2025 GÜNDEMİ
08:25 Sivas'ta kaza: 2 ölü, 18 yaralı
00:11 Müvekkiliyle görüşmek isteyen avukata şiddet
01/04/2025
23:07 Sudani, Pezeşkiyan’la telefonla görüştü
22:56 CPT: Türkiye Belave köyü çevresini bombaladı
22:48 Genel Meclis, Şam anlaşmasını kamuoyuna duyurdu
22:17 Bayındır’dan 30 yıl sonra tahliye olan Rüzgar’a ziyaret
21:41 Hunergeha Welat’tan yeni klip:Ji Firatê
21:03 ‘Boykot’ çağrısına soruşturma
20:30 Özel’den tüketim boykotuna destek
20:25 İmamoğlu'ndan ailesinin hedef alınmasına tepki
19:59 Trump'tan '2 Nisan' alarmı
19:44 Nûrî Şêxo: Anlaşma tüm yurttaşların haklarını koruyacak
19:27 Amara yürüyüşçüleri Sewreg’de sloganlarla karşılandı
18:51 Êzidîler Abdullah Öcalan’ın Rönesans perspektifini pratikleştirecek
18:39 Halep ile Şam arasında anlaşma
18:23 Sudani’den cumhurbaşkanına dava