Özsoy: İsveç ve Finlandiya’nın nur topu gibi Kürt meselesi oldu

ANKARA - İsveç, Finlandiya ile Türkiye arasında imzalanan memorandumun sadece bir niyet beyanı olduğunu ifade eden HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, “Bu memorandumla birlikte Finlandiya ve İsveç’in de nur topu gibi bir Kürt meselesi oldu” dedi. 
 
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, İsveç Başbakanı Magdelena Andersson ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in katıldığı dörtlü görüşme sonrasında 28 Haziran’da bir memorandum imzalandı. Üçlü memorandumla birlikte iki ülkenin NATO’ya üyeliği yönünde müzakere çağrısı yapıldı. Erdoğan’ın iç kamuoyunda memorandumu bir kazanım olarak sunsa da karşı taraftan farklı içerik ve tepkiler var.  
 
HDP Dış İlişkiler Komisyonu üyesi ve Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, memorandumun yargıyı bağlamadığını hatırlatarak, imzalanan kağıt üzerinde sadece niyet beyanı olduğunu söyledi. 
 
Özsoy, “Kürt meselesini her geçen gün siyaseten konuşma kapasitesini yitiren Erdoğan, Kürt meselesini militarize ederek; NATO’ya taşımaya çalışıyor” dedi. Süreci yakından katip eden Özsoy, Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı. 
 
 
Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında 28 Haziran’da bir memorandum imzalandı. Diplomaside memorandum nedir? Getirdiği hükümlülükler nelerdir?
 
Memorandumlar genel olarak aslında niyet beyanıdır. Herhangi bir ülkeyi sorumluluk altına sokan bir anlaşma değil. Orada beyanlar ve taahhütler var. Önümüzdeki zaman içerisinde devletlerin beyan ve taahhütleri nasıl yerine getireceğini gösteriyor. Memorandumlar müzakerelerin genel de tam istenilen sonuca gitmediği noktalar da görüşmelerin devam etmesi için yapılır. Türkiye’de Dolmabahçe Mutabakatı bir memorandumdu. O dönemde müzakereler iyi de gitmiyordu. En azından kağıdın üzerine 10 madde dökülebildi. Olumlu sonuçları da oldu. Hükümet sahip çıkabilseydi olumlu birçok noktaya gidilebilirdi. İktidarın inkarı ile memorandum kadük kalmış oldu.
 
Dolayısıyla üç devlet arasında yapılan memorandum uluslararası kamuoyu ve Türkiye’de Erdoğan’ın kazandığı bir zafer olarak kullanılıyor. Erdoğan bunu yoğunlukla iç kamuoyu malzemesi olarak kullanacaktır. Metni tamamına bakıldığında çok ekstra bir durum söz konusu değil.
 
Tamamında neler var?
 
Somut olarak bakıldığında ise ‘İsveç ve Finlandiya PKK’yi ‘terör örgütü’ olarak gördüklerini teyit eder’ demişler. Zaten AB ülkeleri PKK için ‘terör örgütü’ listelerinde diyorlardı, bu yeni bir durum değil. Kağıt üzerine konulunca Erdoğan’ın kullanabileceği bir şey oluyor. İkincisi ‘biz bundan sonra YPG ve PYD’ye destek sunmayacağız’ demişler. YPG ve PYD’yi ‘terör örgütü’ olarak görmüyorlar. Türkiye bunu zorlamış ama kabul ettirememiş. Oradaki (Rojava) sivil yapılara, yardım kuruluşlarına, meclislere, otonom yönetim, Suriye Demokratik Güçleri üzerinden isterseler yardım edebilirler. En fazla çok bilinen İlham Ahmed gibi isimleri İsveç’e açık bir şekilde çağırmazlar. İade meselesine gelince imzalanan memorandum da ‘iade edeceğiz’ denilmiyor. ‘Siz başvuru yapmışsınız, bu süreci hızlandırmak için takipçisi, olacağız’ diyorlar. Ama nihayetinde buna karar verecek olan yargıdır, mahkemelerdir. Bu memorandum yargıyı bağlamaz. Hükümet sadece beyan ediyor.
 
Türkiye’de olmayan ancak İsveç’te olan bir güçler ayrılığı var. Hükümet, mahkemeye ‘Bunu iade et’ diyemez. Ancak şunu diyebilir; ‘Türkiye, bizden bunu istemiş, hukuki süreçleri bitirin, mahkeme bir karar versin’. Mahkemelerin orada hükümetin direktifi ile iş yapması olası değil. Hükümetten iki kişi Ragıp Zarokulu’yu Türkiye’ye teslim etmeye çalışsın, İsveç’te hükümet düşer. Bunun yansımaları çok farklı olur, o kadar kolay bir mesele değil. Şu an için zaman kazandılar. Sorunları biraz ötelediler. Madrid Zirvesi’nden önce veto kararını kaldırdılar ve bir davetiye gitti. Önümüzdeki dönemde birbirlerini getir-götür yapacaklar. İsveç ve Finlandiya en nihayetinde NATO üyesi olacaklar.
 
İsveç ve Finlandiya NATO’ya girme müzakereleri için davet edildi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “veto” açıklaması ardından verilen tavizlere bakıldığında nasıl bir süreç işleyecek?
 
 
 Talepler olacak; İsveç ‘mahkeme bırakmadı’ diyecek, Türkiye protesto edecek. Bu memorandum ile birlikte Finlandiya ve İsveç’in de nur topu gibi bir Kürt meselesi oldu. Erdoğan bunu da başardı.
 
Türkiye, veto kartından Finlandiya ve İsveç’in resmi olarak davet edilip, müzakerelerin başlaması için vazgeçti. Müzakereler başlaması ardından Finlandiya ve İsveç’in kabul edilmesi için uzun bir süreç var. Kabul edilebilmesi için 30 ülkenin parlamentolarında bunların oylanması gerekiyor. Türkiye’de de resmi onay için Meclis’e getirilip, oylanması gerekecek. Dolayısıyla önümüzdeki dönem Türkiye her seferinde veto kartını kullanma tehdidiyle bu ülkelerden taviz almaya çalışacak. Süreç henüz bitmedi. İlk veto kartını şu an sadece ertelemiş görünüyor. Türkiye’nin talep ettiği isimler var. Ragıp Zarakolu mesela…İsveç bu isimleri vermeyecek, veremeyecek. İsveç hukukunda iltica statüsü kabul olan birisinin uluslararası hukuk açısından Türkiye’ye iade edilmesi mümkün değil. Talepler olacak; İsveç ‘mahkeme bırakmadı’ diyecek, Türkiye protesto edecek. Bu memorandum ile birlikte Finlandiya ve İsveç’in de nur topu gibi bir Kürt meselesi oldu. Erdoğan bunu da başardı.
 
 Türkiye’nin “veto” çıkışı ardından ajansımıza verdiğiniz mülakatta AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın asıl ABD’den taviz almak istediğini dile getirmiştiniz. Bu tavizi alabildi mi?
 
 Mesele Suriye’deki Kürtlere batının, NATO üyesi ülkelerin destek vermesi olsaydı Erdoğan’ın en fazla Amerika’ya sonra da Fransa’ya kızması, kükremesi gerekirdi. Çünkü onların Rojava’ya sunduğu desteğin yanında İsveç ve Finlandiya’nın sunduğu komik ve cüzidir. Erdoğan ilk günden pazarlığı Biden ile yapmak istedi. Fakat Biden, büyük ustalıkla ‘Bu bizim meselemiz değil. Bu İsveç, Türkiye ve Finlandiya’nın kendi arasında çözmesi gereken bir mesele’ diyerek, kapıları kapattı. Erdoğan, dolaylı olarak görüşmek istedi. Biden, dolaylı görüştü. İsveç ve Finlandiya Devlet başkanlarıyla yüz yüze, Erdoğan’la telefon ile görüştü. Bunu bir Amerika- Türkiye pazarlığına çevirmek istemedi. Çevirseydi, Erdoğan orada aslında YPG/PYD’ye, SDG’ye dair taviz almaya çalışacaktı. Ama bu tavizi alması mümkün değil. Amerika diplomasisi açısından işi ucuza kapattılar. Kağıt üzerinde 3-5 tane taahhüt kaldı ama Erdoğan istenilen noktaya geldi.
 
Türkiye’de 2023 seçimlerine giderken, Erdoğan iç kamuoyunda kullanabileceği -her ne kadar kağıt-parçası da denilse bir kazanım var. Erdoğan ne istiyordu, istediğini alabildi mi?
 
 
 Erdoğan’ın politikasının biri ‘Müsaade edin gideyim, Suriye’de iki Kürt döveyim’.. Batı diyor ki; ‘Gel birlikte dünyayı dizayn edelim’, diyor. Türkiye, ‘Yok ben Kürt döveceğim. Tel Rıfat’a gireceğim, Kürtlere saldıracağım’ diyor.
 
Erdoğan’ın istediği ufak-tefek kırıntılar değil. Erdoğan batı ile ‘Beni iktidarda tutun’ pazarlığı yapıyor. O konuda Erdoğan’ın, biraz yalıtılmışlığı kırdığını görüyoruz. Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte Türkiye’nin artan bir önemi var. Karadeniz çok önemli bir alan olmaya başladı. Bu tahıl krizi Afrika’da çok büyük bir açlık krizine yol açabilir. Dolayısıyla hem güvenlik alanında hem de tahılın transferi açısından Türkiye olmadan bunu yapabilmek mümkün değil. Hala bir NATO gücü ama bir şekilde Türkiye’yi -Erdoğan’ı değil- değerlendirmek isteyen bir batı söz konusudur. Türkiye’nin jeopolitik gücü artmış durumda. Batı Türkiye’ye ya da Erdoğan’a diyor ki; ‘Karadeniz ve Doğu Avrupa’dan İskandinav ülkelerine kadar yeniden bir yapılandırma olurken bir rol biçiyoruz’ diyor. Fakat Erdoğan’ın perspektifi o kadar ve küçük ki; onlar bile şaşkınlık içine düşmüşler. Erdoğan’ın politikasının biri ‘Müsaade edin gideyim, Suriye’de iki Kürt döveyim’.. Batı diyor ki; ‘Gel birlikte dünyayı dizayn edelim’, diyor. Türkiye, ‘Yok ben Kürt döveceğim. Tel Rıfat’a gireceğim, Kürtlere saldıracağım’ diyor. İkincisi Türkiye’ye dair herhangi bir vizyonu kalmadığı için 2023 seçimlerinde iktidar da ‘nasıl kalabilirim’ taktik manevralarını yapmaya çalışıyor. Seçime kadar bakacaklar; Erdoğan’ın tehditlerini sineye çekiyorlar bir şekilde fakat çok da güvenilir bir partner olmadığını da düşünüyorlar. Erdoğan’ın her ne kadar asıp, kesen bir görüntüsü olsa da taviz verdiğini de biliyorlar.
 
F-16’ların modernizasyonu konusunda Biden, Erdoğan’a söz verdi. Bu da almak istediği tavizi almış olduğu anlamına gelmez mi?
 
F-16’ların modernizasyonu; Türkiye’nin 80 F-16’sı var. Bunları modernize etmek istiyor, 40 tane de almak istiyor. Türkiye’nin yeni F-16 almasına onay çıkmadı, Türkiye’nin elinde olanların modernize edilmesi konusu var. Türkiye zaten bir NATO üyesi ve ‘Türkiye’nin elindeki F-16’ları modernize etmezsek; bu NATO’yu da güçsüz kılabilir. Bir NATO gücü olarak Türkiye’ye bunu yapmamız, lazım” argümanı kullanılıyor. Kongre düzeyinde 5-6 aydır, hükümet diplomasi yürütüyor. Sürekli heyetlerle kongreyi ikna etmeye çalışıyorlar. Biden şimdi sözü de verdi. Daha önce de hükümet kongreye mektup yazmıştı ve ‘Türkiye’nin modernizasyon talebini gündemimize alalım’ demişti.
 
Ancak bu duruma kongrenin nasıl bakacağını göreceğiz. İsveç ve Finlandiya’nın ‘veto’ edilmesi açıklamasında kongreden Türkiye’ye büyük bir tepki olmuştu. Hele hele de Rojava’ya yönelik yeni bir işgal tartışmaları sırasında 15 Haziran’da Washington’daydım. O tarihte kongre Temsilciler Meclisi hem de senatosunun dış ilişkiler sorumluları, komite başkanları, Cumhuriyetçilerinde imzasıyla açıklama yapıldı. Türkiye’nin, Suriye’ye yönelik yeni bir saldırısını kabul etmeyeceklerini belirttiler. Böyle bir yerden bakıldığında Erdoğan’ın elinde olan somut kazanım; NATO’ya meydan okudu, istediklerini kısmen aldı. Bütün dünya Erdoğan’ı konuşuyor. Biden, Erdoğan’ın egosunu da sevdi ve bir saat ayırdı. Muhtemelen Erdoğan’ın bu zaafını da bildikleri için biraz kale alıp, egosunu okşadılar. İç politikada kullanabileceği bir kağıtta verdiler.
 
İsveç ve Finlandiya’nın AKP hükümeti ile imzaladığı memorandum, İsveç ve Finlandiya kamuoyunda nasıl karşılandı?
 
İsveç’te çok yankıları var. Şu an hükümet güven oyu almayabilir. Hükümet düşebilir. Erdoğan, Kürt düşmanlığı ile Kürt meselesini küresel hale getirdi. Kürt meselesi yüzünden İsveç hükümeti düşebilir. Daha önce Rojava yüzünden Amerika’nın Savunma Bakanı istifa etmişti. Mesele sürekli büyüyor. Muhalefetin, basının ciddi tepkileri var. Muhalefetin tepkilerine sosyal demokratlar cevap üretemiyorlar. Bir karmaşa söz konusu. Biz de fikirlerimizi hem hükümete hem de siyasi partilere sunuyoruz. Kağıt üzerinde olan irade beyanının pratikte yansımalarını takip edeceğiz. Zaten şu anda NATO’nun desteğiyle 40 yıldır Kürtlere karşı savaşan bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. NATO’yu, ABD’yi, İngiltere’yi arkasına alarak, savaşı yürüten Türkiye’nin faşizan çığlıklarına İsveç ve Finlandiya katılsa ne katılmasa nedir? Her halükarda Kürtler mücadelelerini devam ettirir. Asıl düşünmesi gereken İsveç ve Finlandiya halkı ve siyasetçileridir. Erdoğan, açıkça talep ediyor; ‘Yargıyı ve uluslararası sözleşmeleri bırakın, benimle dar pazarlığa girin’ diyor. Şu an yapılacak her tartışma ülke içerisinde krize, tartışmalara gebedir. Böyle zaten içten çürütüyorlar. Resmen, hukuk kurumlarınızın üzerine çıkın, diyorlar. Çıkabilecekler mi? Çıkamayacaklar. İsveç’te kurumlar Kürt meselesi yüzünden birbirine girecek. Kürtler ve Kürtlerin haklı taleplerinin daha görünür olması da sağlanabilir.
 
Nasıl?
 
Bu tür süreçlerin paradoksal sonuçları olur. Şu an İsveç ve Finlandiya basını hiçbir dönemde olmadığı kadar Kürtleri konuşuyor. Hiçbir dönemde olmadığı kadar İsveç ve Finlandiya halkı Kürtler hakkında bilgileniyor. Bu durumu fırsata dönüştürmemiz lazım. Şimdi ikili mekanizma kuracaklar ama bunlarda birkaç toplantı sonrası genelde dağılıyor. Erdoğan’ın gazı alındı.
 
Rusya, AKP’nin onay verdiği süreçten memnum mı? Yansıması nasıl olur?
 
Rusya tabii ki hoşnut değil. Ama Rusya Türkiye’nin ilk günden beri NATO’yu veto edeceğini düşünmedi. Türkiye NATO üyesi, bunu yaparsa korkunç bedel ödetirler hele de seçimlerden önce Erdoğan’ın bunu yapacak durumu yok. Aslında İsveç ve Finlandiya pek ala bu kadar geri adım atmadan da Erdoğan’ı bir noktaya çekebilirlerdi. Erdoğan, blöf yaptı bunlarda yedi. Erdoğan’a iki sayfalık bir memorandum verdiler. Metin çok muğlak ve herkesin kaçabileceği alanlar bolca mevcut.
 
İsveç, 2019 yılında Grespi’ye yönelik saldırılar ardından Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya başlamıştı. Bu ambargoda memorandum ile ortadan kalkacak bu ne anlama geliyor?
 
 
 Erdoğan bu meseleyi her uluslararası platformda bir restleşme unsuru olarak taşıdığı zaman bilerek, bilmeyerek, isteyerek, istemeyerek Kürt meselesini küresel ajandaya sahip olmasını beraberinde getiriyor. 30 NATO üyesi oturup, Rojava’yı, Kürtleri vs. konuşuyor.
 
Silah ambargosunun çok fazla bir karşılığı yoktu. İsveç-Finlandiya’nın Türkiye’ye sattığı çok fazla bir silah yoktu. Daha çok İngiltere, Kanada, Fransa, ABD satıyor. Kısmi bir ambargoydu. 2019 yılında devreye konulmuştu. Fakat sembolikte olsa bunun kaldırılması, Türkiye’nin militarist yaklaşımına destektir. Sembolik olarak da olsa Erdoğan’ın bir kazanımıdır. Totalde ise Erdoğan’ın iki sayfa kağıdı seçim meydanlarında NATO’yu dize getirdik, kullanmasının dışında çok fazla pratik getirisi yok. Kürt meselesini her geçen gün siyaseten konuşma kapasitesini yitiren Erdoğan, Kürt meselesini militarize ederek; NATO’ya taşımaya çalışıyor. Erdoğan bu meseleyi her uluslararası platformda bir restleşme unsuru olarak taşıdığı zaman bilerek, bilmeyerek, isteyerek, istemeyerek Kürt meselesini küresel ajandaya sahip olmasını beraberinde getiriyor. 30 NATO üyesi oturup, Rojava’yı, Kürtleri vs. konuşuyor. Bir parça aklı olsa, Kürt meselesini çözmek isterse gidip Helsinki’de, Stocholm’de değil, burada bu meselenin çözümü için bir yol bakardı. İktidar, uluslararası güçleri toparlayıp, Kürtlere saldırmak için bir zemin yoklamaya çalışacak.
 
MA/ Berivan Altan  
 

Diğer başlıklar

16:26 Cudi’den ağaç taşıyan TIR’lar brandalarla kapatıldı
16:13 Bagok'ta ağaç kesenlere saldırı: Bir kişi yaşamını yitirdi
16:13 Cudi Dağı’nda yangın çıktı
16:11 HDP'li Bülbül: Ayağa kalkma zamanı
16:11 Halbusi’nin istifası kabul edilmedi
15:59 Tutuklu yakınları: Sesimizi duyun artık
15:42 Gazeteci Demir davasında mütalaa hazırlanacak
15:28 Radyoloji teknikerleri iyonize radyasyona maruz kalıyor
15:25 Van Gölü'nün ‘Doğal Sit Alanı’ ilan edilmesine karşı dava açtılar
15:00 Esma Başeğmez'in faili 3 ay sonra yakalandı
14:39 ‘Barışın yolu Roboski’den geçer’
14:38 Abdullah Öcalan sorusuna ‘Sorulamayacak soru’ cevabı
14:31 Bismil’deki kazada 4 kişi yaralandı
14:24 Antep Barosu: Jina Mahsa isyanımızdır
14:08 İHD Mersin Belediyesi çalışanlarına yönelik gözaltıyı kınadı
13:55 'Fındıkta mağduriyetin tek sorumlusu AKP'
13:43 Kadınlar seçim öncesi toplanıyor: 11 kentte forum düzenlenecek
13:32 'Adliye kapısında geçirilen her gün yönetenler için utançtır'
13:22 İran Kürt partilerinin üslerine saldırdı: 7 ölü, 25 yaralı
13:08 Bakırhan: Emek ve Özgürlük ittifakını genişleteceğiz
13:01 Demokratik Modernite davasında ‘tarihsel perspektif’ vurgusu
12:45 Marmaris’te yurttaşlar ÇED toplantısını yaptırmadı
12:36 Eğitim Sen ÖMK’ye karşı topladığı imzaları Meclis’e sunacak
12:33 Ceylan Önkol için açıklama: Failleri tespit et, etkili soruşturma yürüt
11:36 Ekonomist Durmuş: Barınma yaşamsal bir krize dönüştü
11:33 Tutuklu kadınlardan erkek zihniyetine karşı mücadeleyi büyütme çağrısı
11:04 Tutuklu yakınları: Meclis’in ilk gündemi hasta tutuklular olmalı
10:51 Kadınlar Jina için kitlesel eylem yapacak
10:03 Sur’da yapılacak ‘festivale’ tepki: Önce özür dilenmeli
10:03 Türkiye bireysel silahlanmada 11’inci sırada: Kadınlara karşı kullanılıyor
09:55 Diril Davası: Gerçek faillerin açığa çıkması için ortak irade gösterilmeli
09:54 Batman Devlet Hastanesi için üçüncü ihale
09:50 İBB’den çıkarılan akademisyenler: Emek ve Özgürlük İttifakı umut veriyor
09:40 Türkyılmaz: Emek ve Özgürlük İttifakı özgürlükçü bir yol öneriyor
09:30 Bir yıl cezası kalan hasta tutuklu Yusufoğlu’nun durumu ağırlaşıyor
09:29 Mersin’de belediye çalışanları gözaltına alındı
09:27 Silopi’de dengbêj dinletisi
09:22 Kuzey ve Doğu Suriye’de ders zili çaldı
09:21 Akdeniz: Emek ve Özgürlük İttifakı’nı halk ittifakına dönüştüreceğiz
09:14 Kızıldere: Ekolojik saldırılara karşı mücadele sürekli hale getirilmeli
09:11 Bodrum bir yazı daha susuz geçirdi
09:07 Asker ve korucularla mahalleye giren DSİ tapulu arazileri kazıyor!
09:04 Köylülerin helikopterden atılması iki yıldır soruşturulmadı
09:03 Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 8 yıldır adım atmadı
09:02 İdare ve Gözlem Kurulları ‘paralel mahkeme’ gibi çalışıyor
09:01 Tutuklular: Hiçbir rejimde bulunmayan bir infaz sistemiyle karşı karşıyayız
09:00 Ömrünün 30 yılı cezaevinde geçti: Hüzün ve mutluluğu bir arada yaşadım
09:00 28 EYLÜL 2022 GÜNDEMİ
08:53 Türkiye’nin saldırısında Adalet Bürosu eşbaşkanları yaşamını yitirdi
08:17 Mersin'de polisevi saldırısı sonrası 22 gözaltı
27/09/2022
22:42 Çatımız Gökyüzü’nün eylemi 19’uncu gününde
22:27 Katledilen çocuğa ilişkin 2 kişi tutuklandı
21:57 Amedspor: Yaratılmak istenen algı gerçeği yansıtmıyor
21:43 Adana’da halk toplantısı: Barışın anahtarı Öcalan’dır
21:36 Sanal medyada #ZindanlardaKatliamlaraSon çalışması
21:10 Öztürk: Sömürgeci zihniyetlerin hesap verecekleri gün yakındır
20:12 Giresunlu kadınlar: Direnen kadınlar ilham veriyor
19:45 Bulanık eski Belediye Eşbaşkanı Çelik tahliye edildi
19:41 KDP, Avrupalı heyetin kimyasal silah kullanımını araştırmasını engelledi
19:24 YNK: Tek adayımız Berhem Salih’tir
19:12 Kobanê Davası’na ara verildi: Siyasetçiler duruşmaya katılmadı
18:57 Girkê Legê’de SİHA saldırısı: 2 ölü
18:49 İfadeye çağrılan kadınlar Meclis gündeminde
18:16 Gezi’de ve Rojava’da yaşamını yitirenlerin ailelerine ziyaret
17:59 Ardahan’da 5 büyüklüğünde deprem
17:41 HDP’den Urfa’da halk buluşması
17:04 Van Kalesi’ne Amînî pankartı asıldı
16:59 İkizköylüler reddi hakim talebinde bulundu
16:35 Jîna Amini için yapılan eyleme ırkçı saldırı girişimi
16:10 Tacizi haberleştiren Karafazlı’nın duruşması görüldü
15:55 Statta bayrak açan 6 kişi serbest bırakıldı
15:51 Adalet Nöbeti 117’nci gününde
15:07 Gergerlioğlu: KHK’lerle engizisyon usulü cezalandırma uygulandı
15:04 ESM’den promosyon tepkisi: Emekçileri görmezden gelemezsiniz
14:10 ‘Davutoğlu’nun tanıklık kararının geri çekilmesi skandaldır’
14:04 Girêçoliya bölgesinde ağaç kesimi başlatıldı
14:01 İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nden İran’a uyarı
13:48 İHD: İran’da yaşam hakkı ihlal ediliyor
13:33 Dilşah Ercan’ın aile evine baskın: 4 gözaltı
13:16 Gazeteci Çapan’ın yargılandığı dava yine ertelendi
13:15 HDP'den Şenyaşar ailesine ziyaret
13:15 OHAL-KHK raporu: İnsanlığa karşı suçlar işlendi
12:39 Çermik’teki Sinagogun kurtarılması için çağrı
12:22 Urfa’da STÖ buluşması: Sorunların temel çözümü halktır
12:14 Avukatlardan Abdullah Öcalan’la görüşme başvurusu
12:14 Urfa Adliyesi önünde 568 gündür süren adalet talebi
12:08 Mem Ararat’ın Mersin konseri iptal edildi
11:38 Irak Parlamentosu Başkanı Halbusi istifa etti
11:32 Münür Rahvancıoğlu Ankara’ya alınmadı
11:32 ‘İyi çocuklar’a verilen beraat kararına karşı Yargıtay’a başvuru
11:01 Tutuklu yakınları 11 aydır adalet arıyor
11:00 Ege İnsan Hakları Okulu’nda Sonbahar Çalıştayı 30 Eylül’de başlıyor
10:59 Çınar'da trafik kazası: 1 ölü, 5 yaralı
10:47 Çağlar Demirel’e 301’den ceza istemi
10:46 Gazeteci Sason: Xelifan olayı KDP’nin planıdır
10:45 Güneyli kadınlar: Haklarımız için meydanlardan çekilmemeliyiz
10:27 Moghaddam: İran, eylemcilerin motivasyonunu düşürmeyi başaramadı
10:16 ‘Sanatçılar zulüm karşısında birlik olmalı’
09:28 ‘Dünya Kadın Konferansı’nın hedefi enternasyonal dayanışmayı örgütlemek’
09:26 Av. Marcelli: Öcalan’ın özgür olması global ölçekte bir kazanım