Dr. Aken: Kimyasal saldırı gerçekleştiğine dair çok kanıt var

ANKARA - Kimyasal silah kullanımını araştırmak için Federe Kürdistan Bölgesi'ne giden IPPNW Almanya Bilimsel Danışma Kurulu üyesi Dr. Jan Van Aken, "Kimyasal saldırısı gerçekleştiği yönünde pek çok kanıt var ve bir araştırma başlatılması gerekiyor" dedi.
 
Türkiye’nin Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ortaklığı ile Zap, Metîna ve Avaşîn bölgelerine dönük 17 Nisan'da başlattığı saldırılar 6'ncı ayını geride bıraktı. Saldırıların sürdüğü süreçte, tüm dünyada insanlığa karşı suç olarak kabul edilen kimyasal silahlar kullanıldı. Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında kimyasal silah kullanımından kaynaklı 17 HPG ve YJA-Star üyesinin hayatını kaybettiği açıklandı. Kimyasal silaha maruz kaldıktan sonra yaşamını yitiren 2 HPG'linin görüntüleri de yayınladı. 
 
Bu görüntülerden yaklaşık bir ay önce yaptıkları çalışmalardan kaynaklı 1985 yılında Nobel Barış Ödülü alan Nükleer Savaşın Önlenmesi için Uluslararası Hekimler (IPPNW), kimyasal silah kullanımını incelemek için Federe Kürdistan Bölgesi'ne gitti. 20-27 Eylül 2022 tarihlerinde gerçekleşen ziyarette, Almanya'nın bilimsel danışma kurulu üyesi ve Saddam Hüseyin döneminde Irak'taki kimyasal ve biyolojik silahlarını araştıran Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı bir kuruluş olan UNMOVIC adına görev yapmış eski biyolojik silah denetçisi ve kimyasal silah uzmanı Dr. Jan Van Aken de yer aldı. 
 
Birleşmiş Milletler'in (BM) bir araştırma başlatması için yeterince kanıt bulunduğunu ifade eden Dr. Jan Van Aken, Mezopotamya Ajansı'nın (MA) sorularını yanıtladı.
 
 Eylül ayının sonunda incelemelerde bulunmak için Federe Kürdistan Bölgesi'ne gittiniz. Öncelikle bize bunun nedenini anlatır mısınız? 
 
Ben bir kimyasal silah uzmanıyım. Daha önce de Birleşmiş Milletler'de biyolojik silah uzmanı olarak çalıştım. Dünyada herhangi bir yerde kimyasal ya da biyolojik silah kullanıldığına dair bir iddia olunca, tavrım "Asla inanma, ama muhakkak araştır" şeklindedir. Kuzey Irak'ta bir buçuk yıldır dillendirilen Türkiye'nin kimyasal silah kullandığına dair iddiaları duyuyorum. Son döneme kadar ortaya çıkan kanıtlar bana yeterli gelmemişti. Ama son dönemde gidip kontrol etmeye, orada kimyasal silahlardan etkilenen yerel kaynaklarla konuşmaya, onlardan kan örneği almaya, kimyasaldan etkilenen bölgelerden bazı örnekler almaya ve bu örneklerde kimyasal olup olmadığını saptamaya çalışmaya karar verdim. Amacım buydu, bu nedenle gittim.
 
 Kimyasala maruz kalan kişilerle görüşmeniz ve bölgeye girmeniz engellendi. Bize ziyaretinizde neler yaşandığını anlatır mısınız?
 
Amediye'nin kuzeyine gittik. Orada bir köyü ziyaret edecektik çünkü o köyde bir çiftçinin ve ailesinin kimyasal madde ya da maddelere maruz kalmış olabileceğini öğrenmiştik. Bu aileyle görüşmek istiyorduk. Bu aileyi muayene eden doktorlarla görüşüp onların da görüşünü almak istiyorduk. Bunun üzerine Amediye valisiyle görüştük ancak ne aileyle görüşmemize ne de doktorlarla görüşmemize izin vermedi. Bunun için bir gerekçe de göstermedi. Tahmin ediyorum asıl mesele Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin bizim orada araştırma yapmamızı istememesiydi. Bunun nedeni de Türkiye hükümetiyle olan ilişkileriydi.
 
 
 Burada bir kimyasal saldırısı gerçekleştiği yönünde pek çok kanıt var ve bir araştırma başlatılması gerekiyor
 
 Bölgede bulunan ve çalışmalar yürüten Christian Peacemakers Team (CPT) gibi insan hakları savunucuları da var ve bu saldırılara pek çok kez şahit oldular. Bu tür gruplarla fikir alışverişi yapma şansınız oldu mu. Size neler anlattılar?
 
Süleymaniye'de ve Irak'ın pek çok bölgesinde, pek çok kişiyle görüşmeler gerçekleştirdik. Halepçe'ye gidip kimyasal silah saldırısına maruz kalan kişilerle görüştük, bunun dışında yine Halepçe'de Kimyasal Silah Kurbanları Topluluğu'yla görüştük. Çemçamal'da bazı görüşmeler gerçekleştirdik. Bölgede çalışma yürüten Halk Arabulucular Takımı'yla (CP) da görüştük. Bu grup düzenli olarak kimyasal saldırısına maruz kalan köylerde araştırmalar yapıyor ve geçtiğimiz günlerde de Türkiye ordusunun sivillere yönelik saldırılarına ilişkin oldukça ilginç bir rapor yayınladılar. Orada bir hafta kaldık ve pek çok görüşme gerçekleştirdik ve benim edindiğim izlenim uluslararası bir soruşturma yürütülmesini gerektirecek kadar kanıt olduğu yönünde. "Evet, burada bir kimyasal silah saldırısı gerçekleşmiş" diyecek bir pozisyonda değilim, ancak "Evet, burada bir kimyasal saldırısı gerçekleştiği yönünde pek çok kanıt var ve bir araştırma başlatılması gerekiyor" diyecek pozisyondayım.
 
 Daha önce de bölgeye incelemeler yapmak üzere çeşitli insan hakları aktivistleri ve hukukçular gitmişti. Bölgeye giremediklerini, KDP tarafından engellendiklerini söylemişlerdi. Bu heyetten görüştüğümüz Andi Kocsondi, ilk raporları tutan doktorların raporlarının değiştirildiği bilgisini edindiklerini söylemişti. Bölgeye girememiş ve araştırma yapamamış da olsanız, bu esnada eriştiğiniz başka bilgiler var mı?
 
Ne yazık ki bu tür bir tıbbi belgeye ulaşamadık. Doktorlarla konuşmak amacıyla Kani Masi'deki hastaneye gitmek istedik ama doktorlarla görüşme sağlayamadık. Bazı hastane raporları gördük. Ama bence bu raporlar kulakdan duyma tutulmuş raporlardı. Bu nedenle ortada şüpheli bir durum olduğunu söylemek mümkün. Raporlara bakınca birilerinin bu raporları değiştirmeye zorlanmış olabileceğini düşünmek de mümkün. Ancak buna dair kesin bir kanıta sahip değilim. Objektif ve net olmaya çalışıyorum. Ancak tüm bunlar da yine Birleşmiş Milletler'de devletlerden bağımsız bir heyetin araştırma başlatması gerektiğine işaret ediyor. Bağımsız bir kişinin ya da bir Sivil Toplum Örgütü'nin kimyasal silah kullanımına dair nihai bir kanıta ulaşmak için ihtiyaç duyulacak bilgilere ulaşması mümkün değil. Bunu BM'nin yapması gerekiyor.
 
 Ziyaretiniz sonrası bağımsız bir soruşturmaya ihtiyaç olduğunu vurguladığınız bir rapor yazdınız. Türk devletinin kimyasal kullanımını itiraf ettiğini ve bunun Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’nin açık bir ihlali olduğunu vurguladınız. Raporunuzu OPCW ve BM gibi ilgili kurumlara gönderdiniz mi? Bir geri dönüş aldınız mı?
 
OPCW bu konuda geçerli bir muhatap değil. OPCW üye devletleri olan bir örgüt ve burada esas patron bu üye devletler. Bu nedenle bu raporu üye ülkelere göndermemiz gerekiyordu. Ben gidip bizzat OPCW'ya bu raporu verip araştırma talep etseydim, onlar da Kürt dostu olmasıyla bilinen ve bu araştırmayı yapmayı canı gönülden isteyen bir örgüt olsalardı bile, kendi kendilerine bu araştırmayı başlatma yetkileri yok. Çünkü onların patronları bahsettiğimiz üye ülkeler. Bu üye ülkelerin gidip araştırın demesi gerekiyor. O yüzden ben raporu Alman hükümetine gönderdim ve bir sonuç almayı umuyorum. Yapılması gereken ve şu anda yapılması planlanan da bu raporun tüm üye devletlerin elçiliklerine ve Lahey'e gönderilmesi. Bu elçiliklerden temsilciler OPCW toplantılarına katılıyor ve onların orada bu araştırmayı talep etmesi gerekiyor.  
 
 
Uluslararası hukuk devletler arasındadır ve dediğiniz gibi Kürtlerin bir devleti yok. Bu Kürtleri dezavantajlı bir konuma sokuyor. Ne yazık ki var olan sistem içerisinde adım atmaya çalışmak zorundayız
 
 OPCW'nun üye devletlerin talebi olmaksızın araştırma başlatamıyor olması, Kürtler gibi bir devleti olmayan toplumların bu gibi saldırılarda tek başına bırakılacağı anlamına mı geliyor? 
 
Bu soruyu iki ayrı noktadan ele alabiliriz. Öncelikle Türkiye'nin askeri operasyonlarını hiç bir zaman kabul etmemiş ve izin vermemiş Irak Federal Hükümeti var. Bu nedenle sadece kimyasal saldırısı değil operasyonun kendisi uluslararası anlaşmalara aykırı zaten. Bağdat'ın ve federal hükümetin OPCW'ya gidip araştırma talep etmesi gerekiyor. Bağdat'ta yüksek pozisyonlarda çok sayıda Kürt siyasetçi var. Bu siyasetçilerin OPCW'ya gidip araştırma talep etmesi gerekiyor. Elbette ki bu durum son derece çelişkili ve adil değil. Ancak burada uluslararası hukuktan bahsediyoruz. Uluslararası hukuk her zaman adil olmuyor maalesef. Uluslararası hukuk devletler arasındadır ve dediğiniz gibi Kürtlerin bir devleti yok. Bu Kürtleri dezavantajlı bir konuma sokuyor. Ne yazık ki var olan sistem içerisinde adım atmaya çalışmak zorundayız. 
 
 Raporunuzda bazı dolaylı kanıtlar elde edildiğini ifade etmiştiniz. Ne gibi kanıtlar elde ettiniz?
 
Elimizdeki en güçlü kanıt bir yıl önce Türkiye'nin Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın bizzat kendisinin Meclis'te "Biz yalnızca biber gazı kullanıyoruz" demesi. Herhalde kendisi bundan haberdar değil ama askeri bir operasyonda biber gazı kullanılması Kimyasal Silahlar Anlaşması uyarınca yasaktır. Sokak eylemlerinde kullanılması yasak olmayan bir kimyasal gazın askeri bir operasyonda kullanılmasının yasak olması biraz tuhaf gelebilir, ancak Kimyasal Silahlar Anlaşmasında bulunan madde son derece net. Askeri operasyonda biber gazı kullanmak yasak ve bunun için de çok geçerli sebepler var. Ancak Akar Parlamento'da bunu söylediğinde Kimyasal Silahlar Anlaşmasını ihlal ettiğini açık bir şekilde itiraf etmiş oldu. Elimizde bir araştırma başlatılması için gerekli en güçlü kanıt Türkiye Savunma Bakanı'nın kendi sözleri. Bu araştırma başlatılması için yeterlidir. Bunun yanı sıra, PKK tarafından paylaşılan tüm videoları inceledik. Pek çoğunda kullanılan maddenin ne olduğuna dair net bir fikir sahibi olmak mümkün değildi. Kimyasal silah da olabilir, olmayabilir de. Ancak, kimyasal silah kullanılmış olabileceği şüphesi uyandıran 3 video bulduk. Bu videolarda Türk Silahlı Kuvvetlerinin gaz atmak için kullanılan bir aparat kullandığı görülüyor ve bu aparatın başka bir kullanım şekli yok. Başka bir görüntüde de gerilla bir kimyasal silah olan klorin üretmek için kullanılmış olabilecek bir konteynır buluyor. Bu konteynırların klorin üretilmek için kullanılıp kullanılmadığını, ya da gördüğümüz aparatın PKK'nin konumlandığı tünellere kimyasal silah atmak için kullanılıp kullanılmadığını net bir şekilde bilmiyoruz. Tüm bunlar dolaylı kanıtlar ancak tüm bunları bir arada düşündüğümüz zaman, benim kanaatimce, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kendi kaynaklarıyla bir kimyasal üretmiş olduğunu düşünmek mümkün. Sarin vs. gibi bilinen kimyasal silahlardan bahsetmiyorum, ama kendilerinin ürettiği bir kimyasalı kullanıyor ve tünellerde kullanıyor olabileceklerini düşünüyorum. Ancak dediğim gibi bu bir kanıt değil, bir şüphe. 
 
 Daha önce 2019'da Serekaniye'de de Türkiye'nin kimyasal kullandığı iddia edilmiş, vücudunda yanıklar olan bir çocuk tedavi için Fransa'ya götürülmüştü. O zaman da OPCW'ya araştırma yapması için çağrı yapılmış, OPCW da araştırma yapacağını söylemişti. Ancak Türkiye tam da o sırada OPCW'ya 30 bin Euro bağış yapmış, OPCW da araştırma yapmaları için yeterli kanıt olmadığını söyleyerek, araştırma kararından caymıştı. Ardından da İngiltere büyük bir bağışta bulunmuştu OPCW'nun Türkiye'nin kimyasal kullanma iddialarını ısrarla araştırmamasının nedeni nedir ve bu araştırmayı engelleyen başka ülkeler de olabilir mi? 
 
Bu ikisinin birbiriyle bir alakası yok. Pek çok ülke OPCW'ya bağışta bulunur ve bulunmalı da. Zira aksi taktirde OPCW gerekli durumlarda araştırma yapacak kaynak bulamaz. Zaten OPCW bu şekilde çalışmıyor bundan çok eminim. Ben de OPCW'yu eleştiriyorum, yapmaları gereken pek çok şeyi yapamadılar ancak bağışların bu konuyla bir alakası olması imkansız. İkincisi, az önce de belirttiğim gibi, OPCW'nun patronu üye devletler. OPCW kendi kendine araştırma başlatamaz. Bu anlamda da eleştirmemiz gereken OPCW değil üye devletler, başta Bağdat, Berlin, Londra. Neden araştırma talep etmiyorlar? Üçüncüsü, Serekaniye'de kullanılan beyaz fosfordu ve bunun insanlar üzerinde kullanılması korkunç ve ayrıca uluslararası anlaşmalara da aykırı, ancak beyaz fosfor bir kimyasal silah değil. Bu nedenle işi kimyasal silahları araştırmak olan OPCW'nun araştırma yapmaması bu anlamda yerinde. Beni yanlış anlamayın, bu elbette araştırılması ve eleştirilmesi gereken bir suç, ama bu araştırmanın muhatabı işi kimyasal silahları araştırmak olan OPCW değildi.
 
 
 Özellikle de Bağdat'a baskı uygulanması gerekiyor. Bu saldırı onların topraklarında, onların yurttaşlarına karşı gerçekleştirildi. Bu durum uluslararası hukuka aykırı. Biliyorum bu zor, biliyorum Bağdat'ta bir hükümet yok, biliyorum bu son derece karmaşık bir politik durum, ancak çözüm bu.
 
 
 Uzun bir süredir OPCW önünde akrabalarının Türkiye'nin kimyasal saldırılarında yaşamını yitirdiğini söyleyen aileler oturma eylemi yapıyor. Bunun yanı sıra Avrupa kentlerinde de pek çok eylem düzenlendi. Pek çok heyet bölgeye giderek araştırma yapmak istedi ve KDP tarafından engellendi. Siz de ziyaretinizde OPCW'nun araştırma başlatmasına yetecek kadar kanıt olduğunu ifade ettiniz. OPCW'nun araştırma yapması için ne yapılması gerekiyor?
 
Yapılması gereken üye devletlerin yurttaşlarının kendi hükümetlerine araştırma talep etmeleri için baskı yapması. Özellikle de Bağdat'a baskı uygulanması gerekiyor. Bu saldırı onların topraklarında, onların yurttaşlarına karşı gerçekleştirildi. Bu durum uluslararası hukuka aykırı. Biliyorum bu zor, biliyorum Bağdat'ta bir hükümet yok, biliyorum bu son derece karmaşık bir politik durum, ancak çözüm bu. Avrupa'da, Paris'te, Londra'da, Berlin'de yapılan eylemlerde de talep edilmesi gereken şey bu hükümetlerin OPCW'ya araştırma talebinde bulunmasıdır.
 
 Kimyasal silah kullanımını OPCW'nin resmi olarak açıkladığı taktirde ne gibi sonuçlar ortaya çıkar, Türkiye nasıl yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir veya yaptırımların uygulana bilineceğini düşünüyor musunuz?
 
Bu çok yavaş işleyen bir süreç ancak bu süreçteki anahtar noktanın Türkiye'nin artık tüm dünyanın gözünün onların üstünde olduğunu anlaması. Şu anda kamuoyuna yansımasa da diğer NATO ülkeleri ve Türkiye arasında perde arkasında bazı görüşmeler gerçekleştiğine ve bu saldırıların durdurulması gerektiğinin Türkiye'ye söylendiğine inanıyorum. Türkiye'de bu durumun kabul edilemez olduğunu biliyor ve OPCW bir araştırma başlattığı anda Türkiye'nin kimyasal silah kullanmayı bırakacağını düşünüyorum. Yaptırımlara gerek kalacağını düşünmüyorum. Savaşmayı bırakmasalar da kimyasal kullanmayı bırakacaklardır.
 
MA / Gözde Çağrı Özköse
 

Diğer başlıklar

13:34 Koçyiğit gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi
13:34 Suya giren çocuk hayatını kaybetti
13:30 Kemal Türkler mezarı başında anıldı
12:56 Gazeteciler 'haber' verdi: Geçinemiyoruz
12:43 Emeklilere zam farkı ödemesi tarihi belli oldu
11:48 Merkez Bankası'nın dolar tahmini
11:31 Tiryaki: Iğdır Emniyet Müdürü AKP temsilcisi gibi davranıyor
11:03 Kendini yaktığı iddia edilen tutuklu yaşamını yitirdi
11:00 CPT’den İmralı yanıtları
10:57 Savaş uçakları Metîna’yı bombaladı
10:04 Saldırılar ve KDP işbirliğine tepki: Birlikle karşı durulabilir
09:38 Agirî Dağı’nda kaybolan dağcıların cansız bedenine ulaşıldı
09:13 Ev işçilerinin talebi İLO sözleşmesinin imzalanması
09:05 Kızıl Kurdistan'a dair yeni bir telgraf: Kemalist yönetim endişeli!
09:03 Hilal Kar'ın faili 1 aydır yakalanmadı
09:02 Bakanlık talimatıyla tekli hücrede tutulan tutsağa baskı arttı
09:00 Peköz: Ankara’nın stratejisinde Hewlêr dahil Kürtlere yer yok
09:00 22 TEMMUZ 2024 GÜNDEMİ
08:56 Wan’da ev baskını
21/07/2024
23:36 Kuzey ve Doğu Suriye’de 480 tutuklu tahliye edildi
23:29 Minbic’ın 5 köyüne saldırı
22:31 Habur Çayı'na düşen 4 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti
22:04 Hayvan hakları savunucularından muhalefete çağrı
21:05 ABD Başkanı Joe Biden adaylıktan çekildi
20:17 KDP'ye tepki: Ortadoğudaki sorunun çözümü de adresi de belli
20:09 Gabar’da hayatını kaybeden mühendisin kimliği açıklandı
20:05 Aydın'daki yangın kontrol altına alındı
19:31 Fotoğrafçı Murat Yazar’dan haber alındı: Serbest bırakıldı
19:20 Aydos Ormanı’ndaki yangın kontrol altına alındı
17:51 Bağcılar’da tecrit gündemli halk toplantısı
17:29 DEM Parti heyeti, Gabar Dağı’nda incelemede bulundu
16:51 Göle düşen otomobildeki 4 kişi yaşamını yitirdi
16:51 Gabar'da enkaz altında kalan mühendis yaşamını yitirdi
16:47 Bağcılar'da 'işgal ve ihanet' protestosu
16:20 Baro: Şirketler Şirnex doğasını rant kapısı haline getirdi
15:59 TOKİ inşaatında iş cinayeti
15:36 Bakırköy Cezaevi önünde 'Özgürlüğe ses ver' eylemi
15:12 İstanbul'daki Aydos Ormanı'nda yangın
14:07 İzmir'de bir kadın katledildi
13:45 Emniyet müdürü bankamatik çalışanlarının provokatif eyleminde
13:38 DEM Parti Sözcüsü Doğan: PYD ile de görüşün
13:19 Şırnak Valiliği: 2 işçi kurtarıldı, 1'i enkaz altında
12:55 DAİŞ yöneticisi Hebiba yakalandı
12:30 Tahribatın sürdüğü Gabar’da sondaj kulesi devrildi
12:14 Bayındır: Abdullah Öcalan’a özgürlük, Kurdistan'a statü
11:17 DEM Parti Amed İl Eşbaşkanları belli oldu
10:36 Bakırhan'dan KDP'ye: İşgale ortak olmayın
09:49 Jin derginin yeni sayısının konusu ırkçılık
09:40 Peyas'ta 'özel savaş' atölyesi
09:25 Amed'de mahkeme kararına rağmen sağlıkçılar kamerayla izleniyor
09:23 9 yıl geçti: Olay aydınlatılmadı, dosya Yargıtay’da bekletiliyor
09:21 Gazeteci Işık: KDP’nin işbirliği iktidarını sürdürme çabasıdır
09:16 DEDAŞ'ın kesintileri hasta çocuğu nefessiz bıraktı
09:12 Sosyalist partilerden saldırılara karşı 'ortak mücadele' çağrısı
09:10 Sırtında platin ve tek böbrekle yaşayan tutsağın durumu ağır
09:07 Yozgat Cezaevi ihlal raporunda yok yok!
09:04 Kiras-fîstan fiyatları dörde katlandı
09:00 21 TEMMUZ 2024 GÜNDEMİ
08:32 Adana'da deprem
00:25 Gençlik örgütleri Pîrsus için yasaklanan Taksim Meydanı’na çıktı
20/07/2024
23:55 33 düş yolcusu Avrupa'da anıldı
23:27 Gözaltına alınan gençler serbest bırakıldı
23:21 Özgür Özel’den Pîrsûs Katliamı paylaşımı
22:59 32 yılın aradan tahliye edilen Güneş’e kitlesel karşılama
22:09 Fotoğrafçı Murat Yazar’dan haber alınamıyor
21:40 İrade gaspına karşı nöbetler sürüyor: Kayyım zihniyetinden vazgeç
21:24 Gever’de Gülistan Doku Futbol Turnuvasının final maçı oynandı
20:32 'Öldürme' yasası protesto edildi
19:01 KDP’ye çağrı: İhanete son ver
18:52 Akbelen Ormanı için büyük buluşma
18:03 Pîrsûs'ta katledilenler İstanbul'da anıldı: Düşleri yarım kalmayacak
18:01 Wan’da iki ilçede sel
16:43 Sebahat Tuncel: Mücadele varsa zafer de vardır
15:51 Hastanedeki yemekten zehirlenen çalışan 3 gündür tedavi altında
15:36 Ağır hasta tutsağa hücre cezası verildi
15:08 Kuday ve Menteş’in tahliyesi istendi
14:57 Efrîn’de 9 kişi kaçırıldı
14:39 Mülteci teknesinde yangın: 40 ölü
14:09 Düş yolcuları anıldı: Mezarlarına karanfil ve oyuncak bırakıldı
14:04 Yolcu treni otomobile çarptı: 3 ölü
14:03 Kafe saldırısında bir kişi daha gözaltına alındı
13:29 Emniyet yetkilisi ‘gözaltında’ dedi, 32 yıldır haber yok
13:16 DEM Parti Merkez İlçe Eşbaşkanı tutuklandı
12:30 Kayıp yakınları 4 kentte adalet talep etti
12:25 Kadın Stratejik Planlama Çalıştayı: Yerel demokrasi kadınla başlar
12:00 Cezaevinde adli tutuklunun kendini yaktığı iddiası
11:58 Yaşamını yitiren 30 yıllık tutsak Yaşa Amed’de defnedildi
11:43 Pirsûs’ta katledilenler anıldı: Düşleri yarım kalmayacak
11:30 Ekoloji örgütleri 28 Temmuz'da Şirnex'te olacak
11:23 Çin’de köprü çöktü: 11 ölü, 30 kayıp
11:09 Federe Kurdistan Bölgesi’nde 1 yarbay hayatını kaybetti
11:02 DEM Parti Kadın Meclisi'nden kampanya: Özgür ve eşit yaşamda ısrarcıyız
10:27 Şêladizêli imamdan KDP’ye tepki: Bölgemizin özgürlüğünü istiyoruz
10:14 Giresun'da sel ve heyelan
09:47 Kadınlardan KDP’ye tepki: İhanet çizgisinden dön
09:42 Dicle Üniversitesi’nde yemek zehirlenmesi: Personele rapor verilmedi
09:41 Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi: Savaş karşıtlarına birlikte mücadele çağrısı
09:40 ‘Amaç Kobanê’deki devrimi bu topraklarla buluşturmaktı’
09:32 CPT eski üyesi Restellini: İmralı yeniden ziyaret edilmeli
09:22 ‘Türkiye cesareti KDP’nin ihanet çizgisinden alıyor’
09:19 Şirnex’te sağlıkta kriz derinleşiyor: Ameliyatların sayısı düşürüldü
09:14 Gazeteci Topaloğlu’nun avukatı: Medya eliyle operasyon çekildi
09:11 Ağaçların kesildiği noktalara kalekollar inşa ediliyor
09:09 Aydınlar hemfikir: Kürt sorunu savaşla çözülmez
09:07 Kıbrıslı yazar Şah: Türkiye'nin işgalinin sonlandırılmasını istiyoruz
09:00 20 TEMMUZ 2024 GÜNDEMİ
19/07/2024
22:58 KNK'nin temasları sürüyor: KDP işgalin ortağı oldu
22:47 Yaşamını yitiren tutsağın cenazesi Amed’e getirildi
22:39 Akdeniz’de ortak mücadele vurgusu
22:23 Birca Belek yeni mezunlar verdi
22:12 KDP’ye birçok kentte tepki:Bimire xiyanet, bijî berxwedan
21:48 Bakırhan Tarım Mitingi'nde konuştu: Bunlar bizim ekmeğimizi çalanlardır
21:20 33 düş yolcusu için zincir oluşturuldu
20:47 Kadınlar 9’uncu yargı paketine karşı mücadeleyi büyütüyor
20:06 Semsûr’da kadın katliamı
19:23 DEM Parti'den Qoser'de miting: Toprağımızı savunacağız
17:47 Pirsûs Katliamı'nda hayatını kaybeden Günebakan anıldı
17:20 Ortodoks Kilisesi'nde görevli Aykurt yaşamını yitirdi
17:11 Demirtaş'a 2 yıl 6 ay hapis cezası
17:00 Bakırhan yangın bölgesinde: Bu DEDAŞ’ın katliamıdır
16:47 Irak’taki aşiretler saldırılara karşı parlamentoyu göreve çağırdı
16:46 Şenyaşar davası: Tanıkların dinlenilmesi talebine ret
16:40 Uçar: Bu savaşa geçit vermeyelim
16:06 Tez-Koop-İş: Enflasyonun asıl sorumlusu iktidardır
15:47 Eylemler 13’üncü haftasında: Tecride son verin
15:45 DEM Parti'den TÜİK hakkında suç duyurusu
15:26 Emniyet müdür yardımcısı evinde ölü bulundu
15:12 Kadınlara saldıran kişi bu sefer de hakaret etti
15:10 Polisin tehdit ettiği gazeteci Kaya'dan suç duyurusu
15:03 KDP Kerkük'te Kürt karşıtı cepheyle anlaştı
14:28 Êlih Belediyesi kültür programlarının startını verdi
14:19 Erbek’in cenazesi 4 yıl sonra ailesine verildi
14:19 10 vekilin fezlekeleri Meclis’te
14:18 Tutuklanan annelere çıplak arama ve ayakta sayım dayatması
13:59 DEM Parti'den emekli aylığı ve asgari ücret önergesi
13:48 Hastanede yemek boykotu: Sorumlular cezalandırılsın
13:34 Demirtaş: Faşist bir siyasetçi olsaydım yargı beni korurdu
13:25 Avukat Çiftçi'nin serbest bırakılması istendi | YENİLENDİ
13:19 ‘Kobay’ olarak kullanılan kişiden yetkililer hakkında suç duyurusu
13:03 Tuncel: Türkiye Kurdistan’ı ilhak ediyor, KDP ses çıkartmıyor
12:21 Komate'de orman kıyımı sürüyor
11:32 3'ü anne 9 kişinin tutukluluğuna itiraz: Dosyada delil yok
11:15 40 aydır haber alınamayan Abdullah Öcalan için yeni başvuru
10:50 DEM Parti: Rojava Devrimi'nin korumak hepimizin sorumluluğu
10:48 İşkence gören genç ve avukatları öldürülme tehdidi altında
10:25 Türkiye’den askeri sevkiyat ve bombalama
10:24 İzmir’deki orman yangını devam ediyor
10:22 Ameliyat sonrası hayatını kaybeden tutuklunun ailesi: İhmal var
10:00 İsrail’in başkenti Tel Aviv’e saldırı: 1 ölü, 4 yaralı
09:51 'Oğlumun katledildiği gün adalet onunla gömüldü'