DEM Parti Grup Başkanvekili: Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşemez

ANKARA - Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’nin demokratikleşemeyeceğini belirten DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç KoçyiğitGülistan Kılıç Koçyiğit,“Bu ülkede fiili olarak anayasa askıdadır. Kürt sorununu hukuki ve siyasi zeminin açılması gerekiyor, bir an önce yasal çerçevesinin ve güvencesinin Meclis tarafından oluşturulması gerekiyor” dedi. 

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te güncel gelişmelere ilişkin düzenlediği basın toplantısında konuştu. 

Meclis’te görüşülen ve emekli bayram ikramiyesinin yükseltilmesine yönelik düzenlemeyi de içeren kanun teklifine değinen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu yasanın en can alıcı maddelerinden biri emekli ikramiyelerinin 3 bin TL’den 4 bin TL’ye çıkarılması oldu. Yani koca AKP iktidarı 22 yıllık iktidarının sonunda günlerce yaptığı toplantıların ardından kocaman bir rakamı tamı tamamına bin TL’yi emeklilere reva gördü. Bunun için de sabahlara kadar Meclis’i çalıştırarak bu büyük miktarı emeklilere ulaştırmanın yolu ve yöntemini aradı. Gerçek anlamda telaffuz ederken utanıyoruz. Söz kurarken utanıyoruz, emekli o parayı çekerken utanıyor, yoksul pazara giderken utanıyor ama ne yazık ki iktidar yarattığı bütün bu yoksulluğun bu yıkımın karşısında utanmak bir yana pişkin pişkin yoksulun emeklinin yüzüne bakarak bin TL’yi büyük bir rakammış gibi topluma anlatmaya devam ediyor” dedi.  

 
ENFLASYON YÜZDE 7,3 ARTTI 
 
Milyonlarca insanın açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildiğine vurgu yapan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Günümüzde milyonlarca insan asgari ücretin neredeyse yarısıyla yaşamak durumunda kalıyor. 4 milyon emekli yaşamlarını cüzi miktarlarla idame etmeye çalışıyorlar. Dünya kadar uluslararası rapor ve endeks var. Hepsinde Türkiye ne yazık ki en sonda yer alıyor. Hepsinde Türkiye’deki emekliler ve dar grup olarak toplanmış durumdalar. Ekonomi toplum ve yoksullar açısından alarm veriyor. Buna rağmen iktidar ve onun sermayesi elini ovuşturarak yoksulun emeklinin asgari ücretlinin sırtına binmeye devam ediyor. Sadece 2 ay içindeki enflasyon oranı yüzde 7,3 oranında arttı. Yani 14 bin 469 TL olan emekli maaşını yüzde 56’sı aslında 2 aylık enflasyon oranıyla zaten eridi gitti. Bir de şöyle düşünelim. Aslında zaten verilen emekli maaşı hedef enflasyon üzerinden verilmişti. Bu da çok düşük tutulmuştu” ifadelerini kullandı. 
 
YOKSULLUK SINIRI 78 BİN 230 TL 
 
Gülistan Kılıç Koçyiğit, konuşmasına şöyle devam etti: “Hali hazırda işçiler hedef enflasyon üzerinden büyük kayıplarla çalışıyor, asgari ücretliler yine aynı şekilde çalışıyor, emekliler ise yaşamaya çalışıyorlar. Onun için söyleyelim; bugün milyonlarca insan, maaşları 5 katı arttırılsa ancak ve ancak yoksulluk sınırına yaklaşabiliyor. Neden? Çünkü bu ülkede yoksulluk sınırı 78 bin 230 TL’ye, açlık sınırı 25 bin 720 TL’ye yaklaştı. Emekli ne alıyor? Sadece 14 bin 469 TL. Peki bunlarla yaşamak mümkün mü? Bin TL ile bu ülkede iki kişi yemek yiyemiyor. Bin TL ile pazara giden dar gelirli pazar filesinin altına 3 parça bir şey koyamıyor. Bin TL ile bir bayram alışverişi, bir tatlı alışverişi, bir şeker alışverişi yapılamıyor. Bin TL’yi yoksul insanlar artık hiçbir dertlerine derman olmayacak bir miktar olduğunu çok iyi biliyorlar ama hali hazırda bunu pazarlamaya iktidar anlatıp abartmaya devam ediyor.  
 
2 TRİLYON BORSA KAYBI VAR
 
Sadece ekonomi meselesi değil ülkenin içinde bulunduğu bütün anti demokratik uygulamaların İstanbul Belediyesi’ne yapılan operasyonun ekonomik maliyetlerine bakalım. Tüm bunları üst üste koyduğumuzda aslında nasıl bir dar girdap içerisinde olduğumuzu göreceğiz. Bakın 3 gün içinde sadece Merkez Bankası’nın 25 milyar dolar rezervi erimiş durumda. Bu 25 milyar doları nasıl o merkez bankasına koydular. Kemer sıkma politikalarıyla işçiye yoksula emekliye vermek yerine bu rezevrleri oradan doldurmaya çalıştılar. Anti demokratik hukuksuz  bir darbenin sonucunda bu ülkenin Merkez Bankası’nın rezervleri 3 günde dövizi bir yerde tutmak için 25 milyar dolar eridi. Neden piyasaya sürekli döviz sattılar. Borsayı kesmek zorunda kaldılar. Çünkü 2 trilyon TL’lik bir borsa kaybı oldu. Uluslararası bazı yatırım kuruluşları Türkiye’deki bütün haklarından feragat ederek, Türkiye piyasasından çekildiler. Bu da yetmedi, bu riskler artınca borsa çökünce dolar rezervleri eriyince Sermaye Piyasası Kurulu önlem için toplantı aldı. Bankalarla toplantı aldılar bu krizi nasıl engelleriz diye. Krizi engellemenin yolu açıktır. Anti demokratik olmayın, hukuksuzluk yapmayın, darbe yapmayın, seçilmiş iradeye el koymayın, belediye başkanlarını tutuklamayın darbe üzerine darbe yapmayın. Cumhuriyet Başsavcılarını Operasyon odağı olarak bindirilmiş kıtalar gibi kullanmayın, döviz rezerviniz de artar ekonomik kırılganlığınız da gider refah da artar.   
 
DEMOKRASİ OLMADAN EKONOMİ OLUR MU?
 
Bu ülkede demokrasi olmadan ekonomi olur mu? Bir ülkede barış olmadan ekonomi olur mu? Bir ülkenin en temel gerekçesi iç huzur ve barış değil midir? Demokratik normların yükseltilmesi değil midir? Adaletin tesis edilmesi değil midir? Bütün bunları ekonomi yönetimi bilmiyor mu? Hükümet bilmiyor mu? Mehmet Şimşek bilmiyor mu? Şimdi uluslararası finans kuruluşlarıyla online toplantı yapıyor sayın Şimşek. Toparlamaya çalışıyor. Bu İstanbul’un hali nedir diye soranlara ‘yanıt yok’ diyor. Nasıl ‘yanıt yok’ darbeci bir iktidarın ekonomi bakanısınız. Yanıt açık, halka hukuka sandığa darbe yapıyorsunuz. Seçilmiş iradeyi gasp ediyor, sandığı tanımıyorsunuz. Seçimsiz bir yönetim ve rejim ilan etmeye, sistemi buraya itmeye çalışıyorsunuz. AKP şunu söylüyor ‘Ben sandıktan çıkarsam sandık meşrudur sandık haktır o zaman halkın iradesi tecelli etmiştir’ ama sandıktan muhalefet ve başka bir parti çıkarsa ‘O sandık gayri meşrudur’ diyor. ‘Ben ona öyle ya da böyle el koyarım’ diyor. ‘Gerekirse iftira atarım yolsuzluk derim gerekirse bizim belediyelerimizde olduğu gibi terör ile iltisak gibi uydurma bir şey yaparım kayyım atarım. Kent Uzlaşısı gibi toplumun ihtiyaçlarına cevap veren demokrasi kültürünü geliştiren uzlaşıyı demokrasinin en ilkesini kriminalize ederim, HDK’yi oradan KCK’ye bağlarım kopyala yapıştır dosyalar yaparım’ diyor. ‘CHP’ye DEM Partiye de kayyım atarım’ diyor. 
 
Bütün bunlara ekonomi bakanının bir sözü yoksa biz ekonomi bakanına söyleyelim orada boşuna oturuyorsun. Geldiğinden beri ne enflasyon düştü ne ekonomik göstergeler düzeldi halk açlık ve yoksullukla sınanıyor, milyonlar açlık ve yoksullukla mücadele etmeye çalışıyor. Uluslararası ekonomi kuruluşlarının peşinde gezerek bu ülkenin ekonomisinin düzelmeyeceğini görmek için kahin olmaya da ekonomist olmaya da yüksek tahsile de gerek yok. Gidin sokaktaki Mehmet amcaya sorun ekonominin nasıl düzeleceğinin reçetesini sunsun. Ama bütün bunları yapmıyorlar. Bütün bunlar umurlarında değil.”
 
POLİS ŞİDDETİNE TEPKİ 
 
Bakın İstanbul darbesinden sonra sokağa çıkan gençlere milyonlara karşı uygulanan polis şiddetinden görüyoruz. Ne zamandan beri toplumun hukuka sahip çıkması, adalet talep etmesi, demokrasiye sahip çıkması, seçilmiş iradesinin arkasında durması vandallık oldu. Hangi demokraside devlette vandallık olarak yaftalanabilir ki? Nasıl bir vandallık olabilir? Bir vandallık varsa söyleyelim polisin orantısız bir şekilde halka yönelik şiddetidir vandallık. Vandallıksa vandalık budur. Sokakta yürüyen kadını durdurup coplamaktır. Kadın ne yapıyor? Sırtına basıp gözaltına alan polisin pozisyonu nedir? Yakın mesafede insanların gözünün içine gaz sıkmak, su sıkmak, insanları yaralamak, kolunu ve bacağını kırmak nedir? Orantılı mıdır bütün bunlar. Yaşananlar hukuk devleti ve demokrasi ile bağdaşan şeyler midir? Sokağa çıkmak protesto etmek evrensel bir haktır. Bugün milyonlar bu evrensel hakkını ve anayasadan kaynaklı hakkını kullanıyor. Demokrasi olsun diye kullanıyor, bu ülke daha fazla karanlığa sürüklenmesin diye toplum iradesini ortaya koyuyor. Sandığa attığı oyun gereğini yapıyor. ‘Oy attım sahip çıkıyorum’ diyor. İktidar bu tabloyu okumak ve sokaktaki milyonların sesine kulak vermek yerine anti demokratik uygulamalardan geri adım atmıyor. Bunları yapmamak yerine bugün sokağı bilerek isteyerek terörize ediyor. Sokağa çıkan insanları hedef haline getiriyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. Sadece haber takibi yapan hakikati ve gerçeği halka ulaştırmaya çalışan 16 gazeteci tutuklandı. Gazetecilik suç olabilir mi? Mesleki faaliyetini yapmak nedeniyle insanlar nasıl gözaltına alınıp tutuklanırlar bu hangi demokrasi kriteridir bu nasıl bir ülkedir. Artık isyan ediyoruz bunlara. Bunları anlatmak zorundayız ama artık söz gerçekten bitti. 
 
TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINDA
 
Bu darbe sürecinin Türkiye’ye etkilerini daha konuşacağız. Türkiye iki açıdan yol ayrımındadır. Birincisi; 27 Şubat’ta yapılan çağrı nedeniyle yol ayrımındadır. 27 Şubattaki Sayın Öcalan’ın tarihi çağrısı Türkiye’ye şu soruyu soruyor. Sen Kürt sorununun demokratik çözümünden yana mısın, demokrasiden birlikte yaşamdan yana mısın? Yoksa mevcut düzenin devamından mı yanasın. Çözümsüzlükte ısrar ederek iktidarda kalmaya mı çalışacaksın sorusunu bugün AKP iktidarına soruyor. Diğeri İstanbul’daki darbenin kendisi Türkiye’yi bir yol ayrımına getirmiştir. 16 milyonluk bir mega kentin, bir metropolün dünya başkentlerinden birinin büyükşehir belediye başkanını tutuklamak, onun ilçe belediye başkanlarını tutuklamak, cezaevine koymak yetmemiş, kayyım atamanın kendisi bir yol ayrımıdır. Türkiye ve iktidar kararını vermek zorundadır. Ya anti demokratik uygulamalarla yol almaya devam edecekler ya da gerçekten rotalarını demokrasiye dönecekler ve bu ülkeyi hep beraber düze çıkaracağız. Ama gördüğümüz anladığımız okuduğumuz şey iktidar hukuksuzlukla ayakta kalmaya çalışıyor. Zorla ayakta kalmaya çalışıyor. Kendisine rakip olabilecek insanları anti demokratik yargıyı araçsallaştırarak, bertaraf etmeye çalışıyor. Her bir siyasetçi özneyi cezaevine koyup sesini kısarak kendisi için dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalışıyor. Bunları kabul etmiyoruz ve bunlara karşı mücadele ettik bundan sonrada mücadele edeceğiz.
 
KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMEDEN TÜRKİYE DEMOKRATİKLEŞEMEZ
 
Bu anlamıyla çatısı altında bulunduğumuz Meclis’in özel rolüne, özel önemine de dikkat çekmek istiyorum. Bugün toplumda büyük bir feryat varken, büyük bir itiraz hareketi yükselmişken, Newroz alanlarında milyonlar 27 Şubat’taki asrın çağrsının etrafında kenetlenmişken, barış ve çözüm talebini birinci elden milyonlar sahiplenmiş ve bu çağrının arkasında durmuşken yine Saraçhane’den Amed Newrozu’na, İstanbul Newrozu’ndan bugün İzmir’de, Ankara’da sokağa çıkan her bir yurttaşa kadar bu ülkenin demokratik geleceği için söz söyleyen, alana çıkan insanların sesine Meclis gerçekten kulak kabartacak mı, yoksa bugün olduğu gibi anti demokratik yasaları toplum karşıtı yasaları çıkarmaya devam mı edecek? O anlamıyla bunu açık ve net söyleyelim; demokrasi meselesini bir bütün olarak görüyoruz. Sadece Kürde demokrasi gibi bir algımız yoktur. Çok açık ve net söylüyorum. Türkiye demokratikleşmeden Kürt sorunu çözülemez. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşemez. Bunlar iç içe ve birbirine bağlıdır. Bu ülke demokratik olmadığı için özgürlükçü olmadığı için Kürt sorunu diye bir sorunumuz var. Bugün adım atılacaksa bütün ülkenin demokratikleşmesi için adım atılmak zorundadır. Bu Kürdü de Türkü de kapsayacaktır, bu ülkede yaşayan 86 milyon insanı da kapsayacak bir demokrasi hamlesi olmalı, olmak zorundadır.
 
MECLİS SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMELİ
 
Şimdi buradan Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a da seslenmek istiyoruz. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yaptığı çağrının ardından Meclis başkanımız ‘TBMM Türkiye’nin bütün sorunlarının çözüm yeridir. Dolayısıyla mesele TBMM’deki siyasi partilerin ortak tavrı ile çözümlenecektir. Gerektiği zaman biz de devreye girerek bu konuyla ilgili meselenin şeffaf, açık, samimi bir şekilde yürütülmesini sağlayacağız’ demişti. Sonuçta Meclis üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecek diye de sözlerini söylemişti. Peki soruyoruz? Ne zaman bu sorumluluğu yerine getirecek? Ne zaman Meclis toplumsal barış için gerçekten söz söyleyecek, demokrasi taleplerini duyacak ve demokrasi taleplerinin gereği hızlı bir şekilde adım atacak? Bu tarihsel sorumluluktan ne zamana kadar kaçacaklar? Kafalarını kuma göme göme ne kadar yol alabilirler, bu ülkeye ne kadar yol aldırtabilirler sorusunu sormamız gerekiyor. 
 
Ülkenin, halkın gerçek gündemi demokratik alanın genişletilmesi, ekonomik refahın yükseltilmesi, barışın toplumsallaşması ve bütün bunlar için emek sarf eden bir Meclis pratiğini bütün Türkiye halkları görmek istiyor. 1 Ekim’den beri içinde bulunduğumuz süreçte sürekli iktidarın parmak salladığını görüyoruz. Herkese parmak sallayan, sürekli aba altından sopa gösteren ve kayyım pratikleriyle, tutuklama pratikleriyle de demokrasi alanını daraltan anti demokratik uygulamaları son hız devam ettiren bir iktidar pratiğiyle karşı karşıyayız. Meclis’te ne konuşuyoruz sürekli? İktidarın zorbalıklarını ve anti demokratik uygulamalarını konuşuyoruz.  Tecrit kaldırılsın, umut hakkı tanınsın, hasta tutsaklar öncelikli olmak üzere infazda eşitlik sağlansın terörle mücadele kanunu TMK ve TCK hızla ayrımcı yasal maddeler ayıklansın, gerçekten AİHM ve AYM kararları doğrultusunda bu ülkedeki yasal mevzuat hızlı bir şekilde taransın dediğimizde karşımıza tek bir madde ile çıkıyorlar.  Tek bir sözle çıkıyorlar. ‘Silahlar bırakılsın.’ İyi tamam bırakılsın. Silah bırakılmasın diyen var mı? Sayın Öcalan büyük bir sorumlulukla  40 yılı aşkın bir süredir içinde bulunduğumuz bu şiddet zeminini sonlandıracak, çağrıyı 27 Şubat’ta yapmadı mı? Kendi örgütüne 27 Şubat’ta silah bırakma çağrısı yapmadı mı? Yaptı. Örgüt buna olumlu karşılık verdi mi? Evet. Hatta bir adım attılar ateşkes ilan ettiler. Bugün Meclis gerçekten örgütün silah bırakması için gerekli yasal mevzuatı, sürecin selameti için gerekli olan çerçeve yasayı konuşuyor mu? Hayır. Bu insanlar nereye silah bırakacak, örgüt nereye ve nasıl bırakacak? Bunun yasal güvenceleri nedir diye bir tartışma yürütüyor mu? Hayır. 
 
SALDIRILAR SÜRECİ ZEHİRLİYOR
 
Tek bir şey var ‘silah bıraksın’. Nereye bıraksın nasıl bıraksın hangi yöntemle bıraksın. Bu soruların yanıtlarını alamıyoruz. Sayın Öcalan’ın bu sürecin selameti açısından bu sürecin ilerletilmesi açısından koşullarının düzeltilmesine ilişkin bir adım var mı? Onun da olmadığını görüyoruz. Hali hazırda özgür çalışma koşullarını süreci yürütmek için örgütüyle ilişki kurup kongre yaptırabilecek koşullara yönelik bir yaklaşım var mı? Hayır. Sayın Numan Kurtulmuş’a atıfla yeniden söyleyelim. Demişti ki ‘Hiç kimsenin süreci zehirlememesi gerektiği kanaatindeyiz. Süreci bir siyasi pazar haline getirmeden tamamlayacağız.’ Bu çok önemli peki o halde soralım. Bu kadar önemli bu kadar tarihi bir açıklama varken, bu süreci İstanbul pratiği ile kayyım ve tutuklama pratiğiyle, sokaktaki insanlara gazla copla saldırma pratikleriyle kim zehirliyor? Bugün süreç karşıtı bir iklimin oluşması sürecin zehirlenmesi açısından kim çalışıyor kim söz söylüyor kim harekete geçmiş durumda. Bu soruları Sayın Kurtulmuş’a ve bütün iktidar yetkililerine sormak istiyoruz. Bu ülkede fiili olarak anayasa askıdadır. Fiili olarak anayasa askıda olduğu için bugün Kürt sorunu hukuki ve siyasi zeminde konuşamıyoruz. O nedenle bir an önce hukuki ve siyasi zeminin açılması gerekiyor bir an önce yasal çerçevesinin ve güvencesinin Meclis tarafından oluşturulması gerekiyor. Bir an önce Meclis’in Kürt sorunun demokratik çözümü için inisiyatif alması, meclis başkanının burada rolünü oynaması gerekiyor. Bütün bunlar için de Meclis’in yeniden kurucu bir anlayışla 21’inci yüzyılın kurucu Meclis rolüyle harekete geçmesi gerekiyor. 
 
İSTANBUL ADLİYESİ’NDEN TÜRKİYE DEMOKRASİSİNE 
 
Bütün bu meselelerin içerisinde İstanbul Barosu’nun görevden alınması, İmamoğlu’nun tutuklanması Eğitim Sen’li akademisyenlerin kararı nedeniyle Eğitim Sen’e soruşturma açılması meselesinde sarayın savcısının önemli bir rolü var. Bir zamanların Zekeriya Öz’ün taklidini yapmaktadır. Onun rolünü üstlenmiştir. Bütün bunların Türkiye’de barış sürecini zehirlediğini barış sürecine zarar verdiğini, barışa sabotaj olduğunun altını çizmek istiyoruz. Bugün İstanbul Adliyesi’nden Türkiye’nin geleceği belirlenmeye çalışılıyor. İstanbul Adliyesi’nde Türkiye demokrasisine pusu kuruluyor. İstanbul Adliyesi’nden bütün ülkeye yayılacak anti demokratik bir rejim kalıcılaştırılmak isteniyor. Bu ülkenin geleceğini belirleyenin Meclis olması gerekirken ne yazık ki Saraydan talimatla bir başsavcı her şeyi belirlemeye ve yönetmeye çalışıyor. Ülkenin demokrasisine barışına dinamit koyuyor. Bunu tarihe not düşelim. 19 Mart tarihinden başlayan bu sürecin gelişmesi ve derinleşmesi Türkiye’ye ve demokrasisine kaybettirir. Bu sürecin karşısında demokrasiden eşitlikten ve özgürlükten yana tutumumuzu sürdürüyoruz. Sokağa çıkan milyonların haykırdığı demokrasi talebinin yanındayız. Hiç kimsenin ama hiç kimsenin umutsuzluğa kapılmaması gerekiyor. Türkiye’nin dört bir yanında üniversiteler demokrasi için alanlara çıkmışsa umudumuz büyüktür. Demokratik bir Türkiye’yi ve cumhuriyeti elbette inşa edeceğiz. Bütün bu süreci zehirleyen anti demokratik uygulamalara rağmen biz barış ve çözüm ısrarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.’
 

Diğer başlıklar

12:51 Eş Genel Başkanlardan bayram mesajı
12:17 İzmir'de kimyasal fabrikasında patlama
11:49 Cezaevinde halaya 'propaganda' soruşturması
11:33 Tahliyeye 'toplumla bütünleşmeye hazır değil' engeli
11:10 İtalya eski bakanı: Sürecin ilerlemesi için Öcalan özgür olmalı
10:29 Tahliye edilen gazeteci Tunç: Polis komplo kurdu
10:19 Ne şeker ne bayramlık alabiliyorlar
09:45 Kurul kararıyla tahliyesi 3'üncü kez ertelendi
09:44 Myanmar'da ölü sayısı bini geçti
09:43 Ayşe İnceyol davası: Etkin yargılama için fail bulunmalı
09:42 Kazançları günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor
09:10 Av. Emekçi: Abdullah Öcalan kendi toplumuna güveniyor
09:07 Saldırıları duyuran Beluc gazeteciler hedefte
09:03 Fail polis olunca savcı sürgün edildi, soruşturmada ilerleme sağlanmadı
09:03 Özerk Yönetim'den saldırı altındaki Alevilerle dayanışma
09:01 Üniversite öğrencileri direnişlerinde kararlı
09:00 29 MART 2025 GÜNDEMİ
00:01 Ameliyat olması gereken Werîşe Muradî’nin tedavi hakkı engelleniyor
28/03/2025
23:54 Ankara’da 52 kişi serbest bırakıldı
23:49 Uludağ'daki otel yangınıyla ilgili 4 tutuklama
23:18 Tişrîn Barajı'ndaki direniş sürüyor
22:52 KYK yurdunda öğrencilere soruşturma tehdidi
22:32 Tutuklu sayısı 263’e yükseldi
20:34 IGFM: Suriye’de Aleviler, Kürtler ve Hristiyanlara karşı katliam riski var!
19:48 İsveçli gazeteci tutuklandı
19:38 TBB Başkanvekili Zeydan Karalar oldu
19:02 Amed Emek ve Demokrasi Platformu: Engellemelerden vazgeçin
18:21 13 dokunulmazlık fezlekesi Meclis’te: Aralarında Bakırhan ve Başarır da var
17:27 Amed’ten Amara’ya yürüyüşe katılım çağrısı
16:49 Adana'da 9 kişi serbest bırakıldı
16:45 Lise öğrencileri de boykot başlattı: Direnişi büyüteceğiz
16:41 Wan’da kahramanlık haftası programı
15:54 Katledilen Sevcan Demir için çağrı: Fail cezalandırılsın
15:31 IHR: İran'ın 'Jîna Emînî' raporu gerçek dışı!
15:19 KESK ve DİSK’ten iş bırakma eylemi
14:59 Roboskî Katliamı 159'uncu ayında: Kayıp hukukun peşindeyiz
14:56 Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde darp ve soruşturma
14:46 İBB soruşturması ve polis şiddetine ortak tepki
14:32 İHD: Gözaltına alınanlar işkenceye maruz kaldı
14:20 DEM Parti Kadın Meclisi’nden polis şiddetine tepki
14:20 Ankara’da kaza: 6 ölü, 3 yaralı
14:12 Amed Barosu ve ÖHD'den Newroz raporu
13:57 Tahrip edilen mezarlıklara bayram ziyareti
13:22 Emek ve Demokrasi Güçleri'nden Maltepe mitingine çağrı
13:14 BYC: Gazeteci Khan şiddeti çektiği için kaçırıldı
13:02 CHP kayyım düzenlemesinin iptali için AYM'ye başvurdu
12:43 Öğrenciler: Hukuksuzluklar son bulana kadar boykota devam
12:22 Kayyım kadın çalışanları temizlik işlerine gönderiyor
12:05 Suriye-Lübnan arasında sınır anlaşması
11:55 İran, Trump’ın mektubuna yanıt verdi
11:16 Ne zaman indirileceğini bilmeden tutulduğun Filistin Askısı: Karihomenlilik
11:14 Myanmar'da 7,7 büyüklüğünde deprem
11:00 Avusturyalı siyasetçiler: Türkiye Öcalan’ın mesajını dikkate almalı
10:00 4 aylık İmralı raporu: CPT'ye 'ivedi' başvuru
09:26 Gözaltındaki ihlalleri anlattılar: Gençliğin gücünden korkuyorlar
09:15 İstanbul ve Ankara'da ev baskınları: 2 gazeteci gözaltında
09:09 Mêrdîn’de 26 kişiye ‘kayyım protestosu’ davası
09:08 Muş Ovası'nda kardelen şöleni
09:08 Bayram şekerinden de kıstılar
09:07 ‘Suriye’de kadınlar katılmadan yeni sistem inşa edilemez’
09:05 Tunç Soyer: Barış ve demokrasi mücadelesi birbirinden ayrılamaz
09:04 Abdullah Öcalan’ın çağrısının üzerinden bir ay geçti: Fiziki özgürlüğü sağlanmalı
09:00 28 MART 2025 GÜNDEMİ
08:06 Ankara'da 3 tutuklama
07:59 ODTÜ’de gece boyunca direniş
27/03/2025
23:34 BİRTEK-SEN üyesi Halil Kara tutuklandı
23:26 DTCF’lilerden 27 Mart Dünya Tiyatro Günü açıklaması
22:39 Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinden yürüyüş
22:36 CHP’li Ali Mahir Başarır: Seçim otobüsümüz kaçırıldı
21:35 Kürt Konferansı sona erdi: Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü sağlanmalı
21:25 Bismil'deki kazada 3 kişi yaşamını yitirdi
20:54 Kürt ve Azerbaycanlı insan hakları grupları Urmiye'deki ırkçı gösteriyi kınadı
20:50 AP'de Abdullah Öcalan'a uluslararası destek: 200 isim barış çağrısı yaptı
20:25 Anadolu Üniversitesi’nde boykota katılım çağrısı
20:20 Xana Axpar’da yüzlerce kişi iftar yemeğinde bir araya geldi
20:16 İsrail'in Gazze saldırısında 20 kişi katledildi
20:11 Ayvalık'ta 7 kişi gözaltına alındı
19:38 Hesekê'de kadın çalıştayı
19:34 DFG bilançoyu açıkladı: Gazetecilik yargılanamaz
19:00 Erdoğan Somali Cumhurbaşkanı ile görüştü
18:57 14 kişinin daha mal varlıklarına el konuldu
18:46 Gazeteci Can Ataklı serbest bırakıldı
18:41 Uludağ'da çıkan yangında otel müdürü gözaltına alındı
18:33 Kızıldeniz kıyısında denizaltı battı: 6 ölü
18:17 Boykottaki öğrencilere akademisyenlerden destek
18:13 Muğla'da orman yangını
18:11 Metro İstanbul, toplu ulaşıma kısıtlama getirdi
17:57 Tişrîn'de direniş nöbeti 78'inci gününde
17:45 Avusturya’da öğrencilerin telefon kullanması yasaklandı
17:39 Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye heyet gönderme kararı
17:20 Avrupalı iki bakanın Şam ziyareti iptal edildi
17:10 RTÜK TV’lere ceza yağdırdı
17:09 Suzan Uçakan’ın mezarı başında açıklama: Hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz
17:01 Ayşe İnceyol davası ertelendi: Fail hala yakalanmadı
16:52 ‘Gözaltılar toplumsal barışı zedeliyor’
16:43 Eskişehir’de 6 kişi serbest bırakıldı
16:30 MEBYA-DER'den Cizîr'de anma
16:29 İBB Genel Sekreter Yardımcısı Polat hastaneye kaldırıldı
15:55 Kolunu kaybeden Kadri Ceyhan davasında 18 yıl sonra ‘ihlal’ kararı
15:50 BBC muhabiri Türkiye'den deport edildi
15:50 AP’de Kürt konferansı: Abdullah Öcalan halen muhatap arıyor
15:48 Gazetecilere yönelik baskılara tepki
14:58 Gazeteci Egîd Roj anıldı
14:33 Gazetecilere yönelik baskılar protesto edildi
14:24 Akademisyen Levent Dölek tutuklandı
13:52 Nesibe Elgün'ü katleden fail tutuklandı
13:51 Bakırhan: Kürt sorununun çözümü tercih değil, zorunluluk
13:46 Belucistan’da eylemler sürüyor
13:41 DEM Parti’nin Ramazan Bayramı programı belli oldu
13:14 Ali İsmail Korkmaz’ın fakültesinde boykot
13:10 İzmir'de tutuklanan 10 kişi cezaevinde darp edildi
12:48 Gazetecilerin Anadolu Üniversitesi’ne girişine engel
12:15 TÜİK Şubat ayı işsizlik oranını açıkladı
11:59 Hamas sözcüsü İsrail saldırısında yaşamını yitirdi
11:31 Avukatlardan İmralı için 2 ayrı başvuru
11:20 LAB: Eğitim Sen'in yanındayız
11:19 Bin 876 gözaltı, 260 tutuklama
11:06 Gazeteci Yağız Barut serbest
10:16 BAC: Beluc gazeteciden haber alınamıyor
09:54 50 akademisyen açığa alındı
09:50 Şirnex'te 11 bölgeye yasak
09:46 Otel yangınında ölü sayısı 2'ye çıktı
09:23 Nicolas Walder: Türk devleti sürece samimi yaklaşmalı, somut adım atmalı
09:21 Yılın son Newroz’unu kutlayan Kırşehirliler: Umutluyuz
09:01 Yerine kayyım atanan Sarıyıldız: Umudumuz dimdik ayakta
09:00 27 MART 2025 GÜNDEMİ
08:54 7 gazeteci hakkında tahliye kararı
08:26 Ankara'da ev baskınları: Veli Saçılık gözaltında
08:20 ODTÜ'nün eyleminde çok sayıda gözaltı
07:51 Uludağ’da otel yangını: 1 ölü
26/03/2025
23:57 DEM Parti ve DBP heyeti KNK ile görüştü
23:49 Ankara Barosu'ndan kitlesel yürüyüş: Meslek onuru için mücadele edeceğiz
23:43 NATO: Litvanya'da kaybolan 4 ABD askeri ölü bulundu
23:37 Adana’da protestolar sürüyor
23:20 19. Uluslararası Avrupa Birliği, Ortadoğu, Türkiye ve Kürtler Konferansı başladı
21:53 CHP'nin olağanüstü kurultay kararı için iptal başvurusu talebine ret
21:40 Hozan Comerd'in yeni albümü ‘Xozan’ çıktı
20:22 DEM Parti ve DBP heyeti Halk Cephesi ile bir araya geldi
19:38 Kütahya'da kadın cinayeti
19:34 32 yıllık tutsaklık sona erdi: Güzel günlerin gelişi yakın
19:27 KHK eyleminde Eğitim Sen'in hedef gösterilmesi protesto edildi
19:23 31 yıl sonra tahliye edildi: Başaracağımıza inanıyorum
19:05 Soruşturma protesto edildi: Eğitim Sen biat etmez
18:26 Cenevre eylemi 51'inci ayında: Çağrıya karşılık sorumluluk alın
17:50 Özel: Maltepe Mitingi'nde cumhurbaşkanı adayımızı ilan edeceğiz
17:45 Üniversiteliler boykotta: Mücadelemize omuz verin
17:41 Xana Axpar’daki kum ocağı Meclis gündeminde
17:32 Gülistan Kılıç Koçyiğit: İktidar üzerine düşen sorumluluğu yapmalı
17:06 ‘Fuhuş Çetesi’ davası: Tutuklama talebi reddedildi
16:50 İHD’den ‘ekolojik hak ihlalleri’ raporu: Barınma hakkı hedefte