Jîna’nın memleketi Seqiz’de herkesin kafasında aynı soru

img
HABER MERKEZİ - Jîna Emînî'nin memleketi Seqiz'de çocuklar, annelerine "Jîna'nın yaşına geldiğimizde aynısının bizim de başımıza gelebileceğini hiç düşündün mü?" diye soruyor. Evînar Seqiz, "İşte sel olup Jîna'nın mezarına akan herkesin kafasında o çocukların sorusu var" diyor.
 
Kadim zaman şehirlerinden biri olan Rojhilat'ın Seqiz kenti iki buçuk aydır İran ve Rojhilat'ın tamamını etkisi altına alan eylemlerin fitilinin ateşlendiği kent özelliğini taşıyor. Dönüşüm ve değişimin merkezi konumundaki Seqiz, geçmişten bugüne birçok siyasi ve toplumsal hareketin de içinde yer aldı. Gözaltında darp edilen ve 16 Eylül'de yaşamını yitiren Jîna Emînî ile birlikte ayağa kalkan yaklaşık 200 bin nüfuslu bu kent, bütün İran'ı ortak paydada buluşturan "Jin Jiyan Azadî" sloganının da atıldığı ilk kent oldu. Jîna'nın toprağa verildiği 17 Eylül'den bu yana her Cumartesi ve Çarşamba günleri esnaf kepenk kapatıyor. 
 
 
Kente gitmeden önce irtibat kurduğum kişiler üzerinden Jîna Emînî'nin ailesiyle görüşme imkanının olup olmadığını öğrenmek istiyorum. İki günlük bekleyişten görüşmek umuduyla Seqiz'e doğru yola çıkıyorum. Kente ulaştığımızda irtibata geçtiğimiz kişiden henüz net bir yanıt alamadığımız için önce kenti dolaşıyorum. Diğer kentlerde olduğu gibi Seqiz'de de üzeri çizilmiş yazılamalar dikkat çekiyor. Adliye binası ve Peyamnur Üniversitesi’nin bulunduğu caddedeki kalabalık trafik dikkat çekiyor. Yavaş yavaş ilerlerken bir süre sonra karşıdan gelen bir sürücü, yolun kapatıldığını ve öğrencilerin sloganlarla yürüdüğünü söylüyor.
 
JÎNA'NIN AİLESİYLE GÖRÜŞMEK İSTİYORUM
 
Bizim adımıza Jîna Emînî'nin ailesiyle irtibata geçen Seqizli yurttaşla görüşüyoruz. Özellikle Jîna'nın 40'ıncı gün merasiminde onbinlerce kişinin yürümesinden sonra aile üzerindeki rejim baskısının da arttığını belirten aracı, aile evinin gözetim altında olduğunu, bu nedenle hala görüşme için net bir yanıt alamadıklarını söylüyor. "Başka bir evde de görüşebileceğimizi" söylüyorum ve yeniden temasa geçiyor. Yaklaşık iki saatlik bekleyişin ardından ailenin, evlerinin gözetim altında olması nedeniyle görüşmelerinin mümkün olamadığını, evlerine gelen birilerinin de başına bir şeyler gelmesinden çekindikleri için röportaj talebini geri çevirdiğini öğreniyorum. Aracı, kendilerinin de dışarı çıkma ve başka bir evde buluşma imkanının olmadığını söylüyor. Jîna'nın mezarını ziyaret etme talebim de "mezarlığa kamera sistemi kurulduğu, güvenli olmadığı, birkaç gün önce İran'ı ziyaret eden iki turistin Jîna'nın mezarını ziyaret ettikleri için tutuklandığını, bu nedenle mezarlığa gitmemin uygun olmayacağı" uyarısını alıyorum. Buna rağmen en azından Jîna'nın 40'ında mezara yürüyen halk görüntüsünün kafamda canlanması için şehrin dışındaki mezarın girişine kadar gidiyorum. Bane yolu üzerinde şehir merkezine 5 kilometre uzaklıktaki bu mezarlığa yakınındaki köyün ismi nedeniyle halk, “Ayçî Mezarlığı” diyor. Ama mezarlığın resmi tabelasında “Muhammedi Mezarlığı” yazıyor. 
 
 
EVÎNAR SEQIZ ANLATIYOR
 
Jîna'nın ailesiyle görüşemeyince hem ilk günden beri eylemlerin içerisine bulunan hem de Jîna'nın 40'ıncı günündeki o kalabalığın içerisinde bulunan Evînar Seqiz (güvenlik gerekçesiyle gerçek ismi yerine bu ismin kullanılmasını istedi) ile görüşüyorum. Evînar, hem Tahran'da yaşadığı dönemlerde karşı karşıya kaldığı muameleleri, hem de son iki aydır tüm İran'ı etkisi altına alan eylemleri ve amaçlarını anlatıyor.
 
Gaşt e İrşad'ın kurulmasından bir süre sonra kendisinin de Tahran'da çalıştığını ve birçok şeye tanıklık ettiğini belirten Evînar Seqiz, "Çalıştığım işyerinde arkadaşlarım sık sık Gaşt e İrşad'dan söz ediyordu. Hatta bir keresinde bir kadın gördüğü şiddet sonucu ölme noktasına gelmişti. Yine başka bir kadın kafasına aldığı darbelerle delirmiş ve bir süre sonra kaybolduğu söylenmişti. İşyerindeki arkadaşlarımın tanıdıkları biriydi ve ailesinin dahi bu durumu dile getiremediğinden söz ediyorlardı. Tabi bunlar korkunç şeylerdi benim için. Ve yıllar geçti bir Kürt kadını darp edilerek öldürüldü. Ancak aile bunun üzerini örtmedi, kızlarına sahip çıktı. Evet, Kürtler büyük baskı altındalar ancak başımıza bir şey geldiğinde tek ses olabiliyoruz. Halk da o aileyi yalnız bırakmadı ve Jîna'ya sahip çıktı. Ben de bir Kürt kadını olarak bu hakareti kabul edemem bu nedenle de ilk günden beri ailenin yanında durmaya çalışıyorum" dedi.
 
40’INCI GÜN ANMASI 
 
Kendisinin hem Jîna'nın taziyesine gittiğini hem de 40'ı için yapılan anmaya katıldığını anlatan Evînar Seqiz, "Tabi baba çok direndi. Hatta uzun süre gözetim altında tutuldu. Bu nedenle de baba bir konuşma yaptı ve herkese teşekkür ettikten sonra durumun daha da kötüleşmesini istemediğini söyledi. Orada insanlar babaya 'Bundan daha kötü ne olabilir ki. Bugün senin kızının başına gelenler yarın bizim başımıza gelecek' dedi. Ben de 'Jîna'nın başına gelenlerin bir kadın olarak benim başıma gelmeyeceğinin garantisi var mı? Evet Jîna için bugün buradayım ama aynı zamanda kendim için de buradayım. Bu nedenle bu itiraz daha da yaygınlaşmalı' dedim. Sonra Jîna'nın yengesi (dayısının eşi) geldi, herkese teşekkür etti ve şöyle bir konuşma yaptı: 'Tahran'da büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldık, ancak direndik. Halkın sizlerin yanımızda duracağından emindik. Bu nedenle cenazeyi aynı gün toprağa vermedik ve getirip toprağıyla buluşturduk.' Unutmamalıyız ki bizler sıradan bir insan olarak, bir Kürt olarak ve bir Kürt kadını olarak üç defa eziliyoruz. İtirazımızın bu kadar yüksek olmasının nedeni de bundandır" dedi.
 
 
'JIN JIYAN AZADÎ'NİN GÜCÜ 
 
Jîna Emînî'nin mezarı başında yükselen "Jin Jiyan Azadî" sloganını sorduğum Evînar Seqiz, şöyle diyor: "Jin Jiyan Azadî sadece kulağa hoş gelen ritmi olan bir slogan değil. Şüphesiz arkasında güçlü bir felsefe var. Ve bu felsefenin yaygınlaşabilmesi için Kürt halkı uzun yıllardır bu slogan altında direniyor, akademilerini oluşturuyor, atölyelerle bu bilincin toplum içerisinde yaygınlaşması için çabalıyor. Rojhilat'ta da Jîna'nın mezarı başında çok da önemli ve gerekli bir ortamda bunun haykırılması gerekiyordu. Bu sloganın tam zamanıydı ve bu nedenle geniş bir yankı uyandırdı. Bunun daha fazla yaygınlaşması için çabalamamız gerekiyor."
 
HERKESİN KAFASINDAKİ SORU 
 
Jîna Emînî'nin 40'ıncı gün anmasında onbinlerce kişinin şehir merkezinden mezarlığa kadar sel olup aktığı görüntüleri hatırlatıp, o gün içerisinde bulunduğu atmosferi sorduğum Evînar, başlıyor anlatmaya: "Uzun yıllardır kadınlarla çalışıyorum. Bugüne kadar sayısız kadınla buluştum ve konuştum. Jîna'dan sonra kadınlar kendilerine yapılan zulmün boyutunu daha iyi anladı diyebilirim. Bu iki ay içerisinde çok önemli şeyler deneyimledik. Küçük bir anımı anlatmak istiyorum. Benim bir kadın müşterim var ve on yaşlarında iki kızı var. Annelerine 'Anne on yıl sonra Jîna'nın yaşına geldiğimizde Jîna'nın başına gelenlerin aynısının bizim de başımıza gelebileceğini hiç düşündün mü?' diye sormuşlar. Bunu söyleyen on yaşlarındaki kız çocukları. İşte Jîna'nın 40'ında o sel olup mezara akan herkes çocuklarının başına aynı şey gelmesin diye oradaydı. Herkesin kafasında o on yaşındaki kız çocuklarının kafasını meşgul eden soru vardı. O 40 gün boyunca Jîna için sokaklara çıkan birçok kadın daha öldürüldü. O yüzden halk Jîna'nın sesi, ailenin sesi olmak gerektiğine inandı. Jîna ailesini aştı artık, o her bir ailenin Jîna'sı oldu. O yüzden o mahşeri kalabalık toplandı. Bu da Kürdün bir olursa neler yapabileceğine iyi bir örnekti."
 
NESRÎN QADIRÎ GİBİ BİR DEVRİMCİ OLMAK
 
4 Kasım'da Tahran'da kafasına vurulan copla ağır yaralanan ve yaşamını yitirdikten sonra 6 Kasım'da cenazesi rejim tarafından kaçırılarak Meriwan'da zorla toprağa verilen doktora öğrencisi Nesrîn Qadirî'yi de hatırlatan Evînar Seqiz, her bir kadının Nesrîn Qadiri gibi bir devrimci olması gerektiğini söyledi.
 
Öğretmenler arasında örgütlü kadın öğretmenlerin de olduğunu ve bu iki aylık sürede çoğunun tutuklandığını hatırlatan Evînar Seqiz, şu çağrıda bulundu: "Herkese özellikle kadınlara çağrımdır. Daha örgütlü hareket edebilmek için daha fazla bir araya gelmeliyiz. Jin Jiyan Azadî şiarının arkasında bu felsefenin Rojhilat'ta da pratikleşmesini sağlamalıyız. Kadınların korkularını bir kenara bırakmasını ve kapatıldıkları evlerden çıkmalarını istiyorum. Direnmek gerek. Ancak biz kadınlar gelecek nesilleri eğitirsek erkek egemen anlayışını değiştirebiliriz. Bu iki aylık deneyim özellikle çocuklar ve erkekler arasında ciddi bir değişim yaratabileceğimizi de gösterdi. O yüzden daha fazla çalışmak gerek."
 
EYLEMLERİN ÖNCÜLERİ ANLATIYOR
 
 
Evînar Seqiz ile röportajımın ardından kentteki eylemlerin öncülerinden biri olan Hêvî Renc Seqiz ile görüşüyorum. Jîna Emînî ile birlikte Seqiz'de başlayan eylemlerin halkta yarattığı duyguyu öğrenmek istediğim Hêvî Renc Seqiz, sözlerine şöyle başlıyor: "Bu itirazların yükselmesini sağlayan birçok neden var. Rejimin 43 yıllık ömrü boyunca hem siyaseten hem de güvenlik açısından halka yönelik zulümleri, ekonomik krizin git gide dayanılamaz bir hal alması, orta sınıfın dahi geçinmekte zorlanması, şiddet; halkın ayaklanmasının başlıca nedenleri arasında sayılabilir. Bütün bunlara Jîna Emini'nin Gaşt e İrşad tarafından öldürülmesi de eklenince halk başkaldırmaktan başka çaresinin kalmadığını düşünmeye başladı. Yani 43 yıldır aslında kesintisiz devam eden bir zulüm var ama bardağı taşıran damla Jîna'nın öldürülmesi oldu."
 
İRAN HALKLARI İLE KÜRTLER OMUZ OMUZA 
 
Jîna bir Kürt olmasına rağmen öldürülmesinin İran'ın diğer kentlerinde de protesto edilmesinin yeni bir aşama olup olmadığını sorduğum Hêvî Renc Seqiz, "Aslında İran halkları, bugüne kadar Kürdün maruz kaldığı saldırılara, katliamlara karşı herhangi bir reaksiyon göstermiş değil. Her zaman İran siyasetinin ve yönetimin Kürde karşı saldırılarını 'güvenlik' gerekçesi temelinde değerlendirmiştir. Bu saldırıları doğrudan onaylamamışsa dahi buna sessiz kalmıştır. Ama Jîna ile ilk defa bu topraklarda yaşayan halkların her bir ferdi, kendi çocuklarının da güvende olmadığını düşünmeye başladı. Yani aslında Kürt halkı ve İran halklarının Jîna için sokağa dökülmesi arasında bir fark var. Ama her ikisinin de amacı aynı noktaya çıkıyor diyebiliriz" diyor.
 
USULGERAN VE ISLAHTALEB ÇÖZÜM DEĞİL 
 
Aradaki farkı sorduğum Hêvî Renc Seqiz, şöyle diyor: "Kürt halkının maruz kaldığı zulmün yavaş yavaş kendilerine de döndüğünü idrak etmeye başladılar. Büyük bir bölümü için bugüne kadar ülkedeki ana meselenin ekonomi olduğu fikri vardı, ama Jîna ile birlikte aslında asıl meselenin her bir İranlının onur meselesi olduğu fikri yayılmaya başladı. İnsanlar aslında ne İslahtaleb'in (Xatemi - reformist kanat) ne de Usulgeran'ın (Reisi ve Humeyni - katı İslami kanat) çözüm olmadığını kavramaya başladı. Yani bu her iki kanat arasında zaman zaman çelişkiler doğuyor. Aslında her iki kanat da var olan rejimi sürdürmek istiyor. Ama Usulgeran kanadı Cumhurbaşkanlığı kazandığında İslahtaleb kanadın aleyhine kimi kanun değişiklikleri yapıyordu, İslahtaleb kanat Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğunda Usulgeran kanat aleyhine değişiklikler yapıyordu. Ve bu aralarındaki çelişkilerin artmasına neden oldu. Her iki kanat, yönetimi ele geçirmeye çalışırken arada ezilenler de, yananlar da halklar oldu. Bu itirazlar gittikçe güçlendi ancak nasıl sokağa taşacağının yolu yoktu. Jîna'nın öldürülmesi ve Kürt halkının sokaklara dökülmesi diğer İran halkları için de yol gösterdi ve halklar ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı etrafında bir oldu."
 
ERKEKLERİN İTİRAZI BİR İLK 
 
"‘Jin Jiyan Azadî’ nasıl bu kadar etkili olabildi ve kısa sürede sınırları aştı, diasporadaki İranlıların dahi sarıldığı bir slogan oldu" soruma da Hêvî Renc Seqiz, şu yanıtı veriyor: "Bunda bu fikriyatın altyapısı ve bugüne gelmesinde Kürt Özgürlük Hareketi'nin çabası yadsınamaz. Bu felsefenin hayat bulduğu, herkesin gördüğü ve deneyimlediği somut bir örnek de vardı. Rojava. Kürt Özgürlük Hareketi Rojava'da öyle bir model yarattı ki bu bütün halklara, hatta dünyadaki feminist hareketlere örnek oldu, ilham oldu. İran da her ne kadar dünyadan izole gibi görülse de aslında bunu görüyor ve bu gördükleri somut örneklerin kendi coğrafyalarında da yaşam bulabileceğini umut ediyor. Kadınların değişime nasıl öncülük ettiğini ve bu gücü bünyesinde barındırdığını anlıyor. Toplumun yarısı olmalarına rağmen bugüne kadar kadının köle gibi görüldüğü fikrini kadınlar çok iyi biliyor ve buna karşı mücadele ediyordu. Ancak burada bir şey daha ortaya çıktı. Erkekler de artık bu gerçeği gördü ve kadınlarla birlikte aynı amaç için mücadele etmeye başladılar. Bu umut tüm İrani halkların kadın erkek, ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı etrafında birleşmelerini sağladı." 
 
HALK HAMANEY'E KARŞI ARTIK KORKUSUZ 
 
 
"Jin Jiyan Azadî" sloganıyla birlikte "Diktatöre ölüm" sloganlarının da yükseldiğini hatırlattığım Hêvî Renc Seqiz, "Her başkaldırıyla birlikte yeni bir eşiğin aşıldığını görüyoruz. 2009 öncesi eylemlerde Hamaney'e karşı herhangi bir slogan atıldığına tanıklık etmemiştik. Bir korku vardı. Ancak 2009 ve 2019'daki eylemlerde az da olsa Hamaney sloganlarda yer bulmaya başladı. Son iki ayda gelişen eylemlerde ise bu korku tamamen kırıldı. Halk artık Hamaney karşıtı sloganları her yerde haykırıyor. Bu bile başlı başına bu başkaldırının diğerlerinden farkını gözler önüne seriyor. Evet, rejim bu eylemlere karşı saldırıların dozunu gittikçe arttırıyor. Ancak bu hepimizde haklarımıza daha fazla sahip çıkmamız gerektiği inancını pekiştiriyor" şeklinde konuşuyor. 
 
ŞİDDET ARTTIKÇA KENETLENME DE ARTIYOR
 
Şu ana kadar eylemlerin öncülüğünü halkın yaptığını belirten Hêvî Renc Seqiz, "Rojhilat'ta örgütlü yapılar var ve zaman zaman bu yapıların ortak hareket etme adına komite arayışları da oldu ancak şu ana kadar bir sonuç alınmış değil. Bu nedenle de yavaş yavaş halk kendi aralarında komiteler oluşturmaya başlıyor. Biz de Seqiz'de bu çabanın içindeyiz. Yaptığımız tüm görüşmelerde bunun önemi üzerinde tartışmalar yürütüyoruz. İnsanlar komiteler olmadan da birlikte hareket edebiliyor, bugüne kadar herhangi bir örgütlenme içerisine girmeyenlerin bile örgütlüymüş gibi hareket etmesi bizi heyecanlandırıyor" diyerek, şiddetin artmasının halkı daha fazla birbirine kenetlediğini vurguluyor. 
 
ÖMÜR BİÇENLER HALKI TANIMAYANLAR
 
Zaman zaman eylemlere ömür biçildiği, amacına ulaşamayacağı şeklinde yorumlar yapıldığını hatırlattığım Hêvî Renc Seqiz, İran'ın geçmişinden de örnekler vererek, şöyle diyor: "Bu yorumları yapanların İran halklarını ve Kürtleri tanımadığını düşünüyorum. Zaman zaman sokakların sakinleşmesinden dolayı böylesi sonuçları çıkarıyor olabilirler, ama zaten işin doğasında bu var. Halk bazen nefes alabilmek için, daha güçlü bir itiraz yükseltebilmek için sokaklardan çekilebilir. Ama bu iki aylık süre bize gösterdi ki bu kesinlikle bir geri çekilme değildir. Halk bu sistemi değiştireceğinden emin. 1979 Devrimi'ne giden süreci eğer hatırlarsak, halk 1974'te sokaklara dökülmeye başladı ve 1979'a kadar itirazlarını sürdürdü. Bazen 3 ay boyunca sokaktan çekildiği de oluyordu ama daha sonra daha güçlü sokaklara dökülüyordu ve sonuç da aldı. Bu kez halkın daha erken sonuç alacağını ve sonuç alana kadar da sokaklardan çekilmeyeceğini düşünüyorum."
 
HALK NE REHBER'İ NE DE ŞAH’I İSTİYOR 
 
"Evet, halk var olan sistemi istemiyor ve değişmesini talep ediyor. Ancak bu rejimin yerine neyi istiyor" soruma da Hêvî Renc Seqiz, şu yanıtı veriyor: "İran'da bildiğimiz doğru düzgün bir muhalefet yok. Evet Saltanatçılar var, Cumhuriyetçiler var, Halkın Mücahitleri var. Ancak hiçbirinin de güçlü bir programları yok. Taraftarları da, destekleyicileri de çok az. Bu nedenle de halk arasında alternatif görünmüyorlar. Tüm bunlar İran'ın bir kısmının, özellikle de burjuva sınıfının son iki aydır ortaya çıkan eylemlere mesafeli yaklaşmasına da neden oluyor. Çünkü geleceği göremiyor ve bu korku taraflarını seçmeyi zorlaştırıyor. Ancak bu başkaldırı yeni bir yol açabilir. Örneğin Şah devrildiğinde geçici bir Şura oluşturulmuştu. Şimdi özellikle İran'ın dışında olan muhalefetin benzer bir arayışı var, bir meclis kurma adına. Faşizan ve çıkarcı taraflar bu konuda problem yaratıyorlar. Saltanatçılar yeniden yönetime gelmenin arayışı içinde ama halkın büyük bir bölümü bunları istemiyor. Çünkü Şah'tan da çok çekti bu halk. Özellikle Kürt halkı kesinlikle Şah'ı istemiyor. Bir Fars olarak düşündüğümde de gelinen noktada üstten bana yaklaşacak bir yönetim istemem. Her bir grubun kendi çıkarlarını halkın çıkarları önüne koyması, ortak bir hareketin oluşmasını da engelliyor. Halk tüm grupların eşit temelde bir araya gelerek halkların çıkarları temelinde hareket etmesini istiyor. Eğer bu sağlanmazsa korkarım ki rejimin yenilgisi de zamana yayılmış olur."
 
EYLEMLERE KATILANLARIN YÜZDE 60'I GENÇ
 
Seqiz'de gençlerin ve lise çağındaki öğrencilerin eylemlere katılım düzeyini sorduğum Hêvî Renc Seqiz, "Eyleme katılanların büyük bölümü gençlerden oluşuyor. Daha büyük bir güce ve iradeye sahipler. Daha önce bu rejimin zulmüne, işkencelerine doğrudan muhatap olan orta yaş üstü yurttaşların taşıdığı korkuyu bu gençler taşımıyor. Eğer bir sınıflandırma yapacaksak bu eylemlere katılanların yüzde 60'a yakınını korkusuz gençler oluşturuyor. Eylemlere katılanların yüzde 20'si de gerçekten yürekleri yanan, ruhları yaralanmış kişilerden oluşuyor. Devletin ağır baskısını hayatı boyunca hissetmiş kişiler bunlar. Yani örgütlü diyebileceğimiz insanlar. Geri kalan yüzde 20 de çoğunluğa uymaya çalışan kesimdir" diye özetliyor. 
 
İNTERNET PROBLEM VPN'LER ÇALIŞMIYOR
 
Ülkedeki internet kesintileri nedeniyle gelişmelerin istenen düzeyde yayılamadığını söyleyen Hêvî Renc Seqiz, "Bu bizler için büyük bir problem. Wi-fi az da olsa telefon internetinden daha iyi, ama zaman zaman tamamen kesiliyor. VPN'ler çok işe yaramıyor. Zaten bu VPN'leri uygulamalardan indirmek büyük bir sorun. O yüzden insanlar bluetooth ya da paylaşım programları vasıtasıyla VPN'leri birbirleriyle paylaşıyorlar. Ama bunlar da çok kısa süreli çalışıyor. Buna rağmen halk, güvenli olmasa da telefonlar üzerinden birbiriyle temasa geçiyor ve gelişmelerden haberdar oluyor" dedi. 
 
 
'MAVİ GÖZLÜLERİN KARA GÖZLÜLERDEN BİR ÜSTÜNLÜĞÜ YOK'
 
Tüm İran halklarına ve dört parça Kürdistan'a çağrıda bulunan Hêvî Renc Seqiz, kendi onuruna sahip çıkan halklarla dayanışmalarını istedi ve son olarak şunları dedi: "Rojava halkının desteğini yaptıkları kitlesel yürüyüşlerle hissediyoruz. Bakur halkımızın da küçük de olsa bir sesi çıkıyor ancak bunun daha fazla olmasını istiyoruz. Yine Başur'un desteğine de ihtiyacımız var. Umarım Bakur ve Başur da gereken desteği gösterir. Tüm dünya halklarının da renkli gözlü Ukraynalılar ve kara gözlü, kahverengi gözlü bizler arasında herhangi bir fark olmadığını anlamalarını ve ona göre bize desteklerini sunmalarını diliyorum."
 
Yarın: İran'ın başkenti Tahran'da durum nedir? 
 
MA / Abdurrahman Gök
 

Diğer başlıklar

10:51 Kayyıma karşı yola çıkanlar Colemêrg'e vardı
10:45 Gazeteci Müftüoğlu’na ceza talebi
10:45 ATK’den beklenen rapor gelmedi, duruşma yine ertelendi
10:37 İmralı'daki tutsağın kardeşi gözaltına alındı
10:27 Tutsak Bataray’ın ‘sakıncalı’ şiirleri kitaplaştırıldı
10:19 Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında
10:04 16 ilde 58 gözaltı
09:58 Tutsaklar 200 gündür ‘özgürlük’ eyleminde
09:41 Eşbaşkan Sincar'ın yurtdışına çıkışına engel
09:27 Parası kesilince provokatörlüğe sarıldı
09:07 Koltuk değneğiyle irade gaspına karşı nöbette
09:07 Sanatçılardan kayyım tepkisi: Darbe, işgal ve iradeye ipotektir
09:05 MEBYA-DER kongresi: Çözüm için Abdullah Öcalan özgür olmalı
09:05 Şüpheli ölümde günlük kayıp
09:04 Poyraz davası Yargıtay'da: Siyasi failler açığa çıkarılmalı
09:01 Av. Sevimli: Kayyım politik haydutluktur, yasal temeli yok
09:00 13 HAZİRAN 2024 GÜNDEMİ
08:46 Saldırılarda 2 bin hektar ekili alan ve 19 bin ağaç yandı
08:29 Colemêrg'ê doğru yola çıktılar
12/06/2024
23:32 MA Music Günleri'nin finali Colamêrg direnişine armağan edildi
23:26 Mêrdîn, Colemêrg mitingine hazır
23:19 Çocuklar günde 12 saat çalıştırılıyor
22:18 Eğitim Nöbeti 18’inci gününde dayanışmayla devam etti
22:12 KHK eyleminde kayyım ve eğitim müfredatına tepki
21:44 TÖP:Çocukların kaderi ne işçilik ne de yoksulluk
21:37 Wan Büyükşehir Belediyesinden JINKART müjdesi
21:26 İrade gaspına karşı nöbet sürüyor: Colemêrg mitinginde mesaj güçlü olmalı
20:11 Tecride yanıt vermeyen bakan ‘sayın’ tartışması açtı
20:03 İstanbul’da kayyım yürüyüşü: Kabul etmiyoruz
19:29 İranlı kadın yönetmen cezaevinde öldürüldü
18:54 İran’da kadın karikatüriste sanat cezası: 6 yıl hapis
18:42 Tahir Elçi Davası: Mücadeleyi yükseltelim ki aydınlık kazansın
18:34 Amed Sağlık Platformu’ndan bakanlığa Boğmaca aşısı çağrısı
18:14 İHİK’in toplantısından çıkan ÖHD’li: Sanki tecrit yokmuş gibi davranıldı
18:05 Wan’da 7 gözaltı
18:01 DEM Parti’li Avşar'a adliyede darp ve gözaltı
17:46 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde işçiye polis barikatı
17:34 Eşbaşkan Uğur tahliye edildi
17:08 Beraat kararı protesto edildi: Tahir Elçi’nin faillerini tanıyoruz
17:02 Elçi cinayeti cezasızlıkla sonuçlandı: 3 polise beraat
16:57 ÖHD Ankara Barosu'na İmralı başvurusu yapacak
16:50 Belediye önündeki provokatörlerden birisi AKP adayı çıktı
16:34 'Demokrasi Yürüyüşü' Colemêrg'de: Kayyımı göndereceğiz
16:22 ‘Demokrasi yürüyüşü’ Colemêrg'e vardı
16:17 Tecavüz failleri tutuklandı
15:59 Tahir Elçi davasında avukatlar salonu terk etti
15:55 Tutsak yakınları Adalet Bakanı Tunç ile görüştü
15:51 Din alimleri: Sesimizi daha gür çıkarmak için Colemêrg’te olacağız
15:48 Amed'de 'kayyımseverlere' tepki: İş insanları töhmet altına alınıyor
15:30 'İhbarcı' imamın darp görüntüleri ortaya çıktı
15:28 Cizîr’de şüpheli kadın ölümü
14:51 Şiddet faili Sinan Akay tutuklandı
14:41 Oda ve sendikalardan 'tasarruf paketine' karşı ortak mücadele çağrısı
14:32 İHD: Çocukların çalıştırılmasını yasaklayıcı düzenlemeler getirilmeli
14:09 Sağlıkçıların 'vergide adalet' mücadelesi sürüyor
13:28 Ayşe Ateş: ‘Erdoğan harekete geçilsin’ talimatı verdi
13:17 MEBYA-DER kongresinde İmralı tecridine tepki
12:40 Gazeteciye dönük çıplak aramaya takipsizlik kararı
12:26 Savcı Samast için zaman aşımı istedi!
11:58 Ezgi Mola’ya 'Musa Orhan' cezası
11:57 AYM'den avukat-müvekkil görüşmesinin izlenmesine ihlal kararı
11:57 Feridun Yazar mezarı başında anıldı
11:49 Gerok Ma Şemrex’te çocuk etkinliği düzenledi
11:43 İstanbul'da özel hastaneye silahlı saldırı
11:16 Kayyıma 'dur' demek için yola çıktılar
11:10 Aracın çarptığı çocuk hayatını kaybetti
11:08 7 kişinin öldüğü patlamanın davasında karar çıkmadı
11:05 'Türkiye'de her 5 çocuktan biri işçileştiriliyor'
10:33 Alman Meclisi’ne uzman tavsiyesi: Türkiye konseyden ihraç edilsin
10:25 Tahir Elçi davasında avukatlar salonu terk etti
10:23 'Çocuk işçi Haskiro'nun cinayetinin üstü örtülmeye çalışılıyor'
09:50 Avukat Nikbaht: Özdemir'e verilen ceza keyfi
09:47 Fırtına Deresi’nde akıntıya kapılan öğrencilerden 2’si yaşamını yitirdi
09:03 Colemêrg mitingine çağrı: Hukuksuzluk kabul edilmemeli
09:02 Colemêrgliler yarın kayyıma 'dur' diyecek
09:02 Tutsaklar ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük’ eyleminde
09:00 Afganistan'da kadınlar yoksulluk ve şiddet sarmalında
09:00 Çocuk işçiliğiyle mücadele kağıt üzerinde kaldı
09:00 Poyraz katledileli 3 yıl oldu: Kürtlerin mücadelesinde yaşıyor
09:00 12 HAZİRAN 2024 GÜNDEMİ
08:53 Erxenî’de gözaltına alınan 6 siyasetçi tutuklandı
11/06/2024
22:35 MYK sonrası konuşan Yücel: Kayyım anayasaya aykırı
22:11 Akdeniz'deki büyük buluşmaya çağrı
21:48 Çelê'de köy köy 13 Haziran mitingine davet
21:23 Kayyıma karşı direniş birçok kentte sürüyor
21:00 Mehmet Sait Üçlü anıldı
20:28 Colemêrg’de gün boyu miting çalışması
20:21 Noam Chomsky'nin sağlığı kötüleşti
19:56 AKP Sözcüsü Çelik'ten görüşmeye dair açıklama
19:36 Özel-Erdoğan görüşmesi sonrası CHP MYK toplandı
19:30 DEM Parti ile AK heyeti görüşmesinde tecrit gündeme geldi
19:23 Cizîr’de şüpheli kadın ölümü
19:14 Amedspor’un yeni yönetimi belli oldu
18:57 Êlih'te irade gaspı protestosu: Bu direniş sürecek
18:43 Poyraz'ın katilini ve saldırıyı öven sanığa beraat
18:00 Özel ile Erdoğan arasında 1,5 saatlik görüşme
17:52 Eğitimci ve velilerden yeni müfredat boykotu
17:08 Bankamatik çalışanlarından belediye önünde provokasyon
16:55 Şiddet gören Akay: Can güvenliğim yok, ölmek istemiyorum
16:31 Özel-Erdoğan görüşmesi başladı
16:25 Danıştay’dan Sinpaş’ın Marmaris'teki talanına dair karar
16:13 İşten çıkarılan belediye işçileri eylem başlattı
16:09 Avukatın darp edilmesine tepki: Savunmaya yapılmış bir saldırı
15:54 Dans grubuna saldırıya tepki
15:13 Yıkım kararı verilen İluh Devlet Hastanesi'ne dair açıklama
15:07 Êlih kayyımı halka değil devlet kurumlarına çalışmış
15:01 DBB'den yandaş medyaya tepki: Ancak halkın önünde diz çökeriz
14:21 İkizköylülerden Akbelen için dayanışma çağrısı
14:19 Kadınlardan Saniye Aslan’ın katledilmesine tepki
13:49 Kömür ocağı davasında karar yazılı açıklanacak
13:45 Kameraman Akkaya’nın duruşması ertelendi
13:44 Colemêrg mitingine çağrı
13:35 Çıplak arama dayatan polislere ceza istemi
13:16 Balçova Belediyesi'nde TİS eylemi
13:06 Tekstilde çalıştırılan çocuk yaşamını yitirdi
12:48 Bahçeli'nin bu haftaki hedefi Kürtlerin seçme ve seçilme hakkı
12:44 Hatimoğulları'ndan Erdoğan'a: Halk bir tek seni seçince mi halk oluyor?
12:18 ‘Kürtçeye şerh koymaya çalışıyoruz’ diyen başkana tepki
12:06 Metin Lokumcu davasında polislerin beraati istendi
12:01 Gözaltındaki siyasetçilere coğrafi bilgi soruları
11:59 10 yılda 695 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirdi
11:33 Gazeteci Gök davası: Dosyaya yeni bir 'gizli' tanık eklendi
11:32 Avukatlardan İmralı için yeni görüşme başvurusu
11:11 ‘Demokrasi Yürüyüşü’ Gever’de: Halk iradesi kazanacak
10:27 Askeri operasyon başlatılan köy ve yaylalara yasak
10:16 Alağaş’ın yurt dışı yasağı kaldırılmadı
10:11 Demokrasi yürüyüşçüleri: Kayyım gidene kadar mücadele sürecek
09:54 İki kentte kadına yönelik saldırı
09:26 İrade gaspına karşı 13 Haziran'da Colemêrg'de olacaklar
09:24 'Zanaat okulları’ ile çocuk işçiliği ortaokulda başlayacak
09:18 Botan: Uluslararası kurumlar tecride ortaktır
09:17 Tutsaklar ‘özgürlük’ için boykotta
09:15 Tanrıkulu: İktidar kendine güveniyorsa sandığı ortaya koysun
09:14 Sincan Kadın Cezaevi'nde İGK sonrası tahliye yok!
09:12 İstanbul'da kayyıma karşı nöbet: İrademizi tanımak zorundalar
09:11 Elçi cinayetinde karar günü yarın: Şüpheler giderilmedi, deliller toplanmadı
09:08 Kayyıma karşı feminist dayanışma
09:05 'Kayyım talan ve gasptır'
09:02 İki kardeşin çeyrek asırlık tutsaklığı
09:00 11 HAZİRAN 2024 GÜNDEMİ
08:30 Kastamonu’da otobüs devrildi: Biri ağır 10 yaralı
07:48 Saraçhane'deki kemere kayyım pankartı
10/06/2024
23:51 Çekmeköy’de yurttaşlardan yürüyüşlü kayyım protestosu
23:43 Düğünde havai fişek patlatıldı: 10 yaralı
23:18 İBB Meclis toplantısında kayyım tepkisi
22:46 Êlih’te yürüyüş düzenlenecek
22:41 Wan’da 17 kişi serbest bırakıldı
22:06 İstanbul’daki Adalet Nöbeti'nde Colemêrg mitingine katılım çağrısı
21:07 Hayvanlar için eylem 17’nci gününde
20:56 Demokrasi yürüyüşünün ilk günü büyük coşkuyla tamamlandı