Jîna’nın memleketi Seqiz’de herkesin kafasında aynı soru

img
HABER MERKEZİ - Jîna Emînî'nin memleketi Seqiz'de çocuklar, annelerine "Jîna'nın yaşına geldiğimizde aynısının bizim de başımıza gelebileceğini hiç düşündün mü?" diye soruyor. Evînar Seqiz, "İşte sel olup Jîna'nın mezarına akan herkesin kafasında o çocukların sorusu var" diyor.
 
Kadim zaman şehirlerinden biri olan Rojhilat'ın Seqiz kenti iki buçuk aydır İran ve Rojhilat'ın tamamını etkisi altına alan eylemlerin fitilinin ateşlendiği kent özelliğini taşıyor. Dönüşüm ve değişimin merkezi konumundaki Seqiz, geçmişten bugüne birçok siyasi ve toplumsal hareketin de içinde yer aldı. Gözaltında darp edilen ve 16 Eylül'de yaşamını yitiren Jîna Emînî ile birlikte ayağa kalkan yaklaşık 200 bin nüfuslu bu kent, bütün İran'ı ortak paydada buluşturan "Jin Jiyan Azadî" sloganının da atıldığı ilk kent oldu. Jîna'nın toprağa verildiği 17 Eylül'den bu yana her Cumartesi ve Çarşamba günleri esnaf kepenk kapatıyor. 
 
 
Kente gitmeden önce irtibat kurduğum kişiler üzerinden Jîna Emînî'nin ailesiyle görüşme imkanının olup olmadığını öğrenmek istiyorum. İki günlük bekleyişten görüşmek umuduyla Seqiz'e doğru yola çıkıyorum. Kente ulaştığımızda irtibata geçtiğimiz kişiden henüz net bir yanıt alamadığımız için önce kenti dolaşıyorum. Diğer kentlerde olduğu gibi Seqiz'de de üzeri çizilmiş yazılamalar dikkat çekiyor. Adliye binası ve Peyamnur Üniversitesi’nin bulunduğu caddedeki kalabalık trafik dikkat çekiyor. Yavaş yavaş ilerlerken bir süre sonra karşıdan gelen bir sürücü, yolun kapatıldığını ve öğrencilerin sloganlarla yürüdüğünü söylüyor.
 
JÎNA'NIN AİLESİYLE GÖRÜŞMEK İSTİYORUM
 
Bizim adımıza Jîna Emînî'nin ailesiyle irtibata geçen Seqizli yurttaşla görüşüyoruz. Özellikle Jîna'nın 40'ıncı gün merasiminde onbinlerce kişinin yürümesinden sonra aile üzerindeki rejim baskısının da arttığını belirten aracı, aile evinin gözetim altında olduğunu, bu nedenle hala görüşme için net bir yanıt alamadıklarını söylüyor. "Başka bir evde de görüşebileceğimizi" söylüyorum ve yeniden temasa geçiyor. Yaklaşık iki saatlik bekleyişin ardından ailenin, evlerinin gözetim altında olması nedeniyle görüşmelerinin mümkün olamadığını, evlerine gelen birilerinin de başına bir şeyler gelmesinden çekindikleri için röportaj talebini geri çevirdiğini öğreniyorum. Aracı, kendilerinin de dışarı çıkma ve başka bir evde buluşma imkanının olmadığını söylüyor. Jîna'nın mezarını ziyaret etme talebim de "mezarlığa kamera sistemi kurulduğu, güvenli olmadığı, birkaç gün önce İran'ı ziyaret eden iki turistin Jîna'nın mezarını ziyaret ettikleri için tutuklandığını, bu nedenle mezarlığa gitmemin uygun olmayacağı" uyarısını alıyorum. Buna rağmen en azından Jîna'nın 40'ında mezara yürüyen halk görüntüsünün kafamda canlanması için şehrin dışındaki mezarın girişine kadar gidiyorum. Bane yolu üzerinde şehir merkezine 5 kilometre uzaklıktaki bu mezarlığa yakınındaki köyün ismi nedeniyle halk, “Ayçî Mezarlığı” diyor. Ama mezarlığın resmi tabelasında “Muhammedi Mezarlığı” yazıyor. 
 
 
EVÎNAR SEQIZ ANLATIYOR
 
Jîna'nın ailesiyle görüşemeyince hem ilk günden beri eylemlerin içerisine bulunan hem de Jîna'nın 40'ıncı günündeki o kalabalığın içerisinde bulunan Evînar Seqiz (güvenlik gerekçesiyle gerçek ismi yerine bu ismin kullanılmasını istedi) ile görüşüyorum. Evînar, hem Tahran'da yaşadığı dönemlerde karşı karşıya kaldığı muameleleri, hem de son iki aydır tüm İran'ı etkisi altına alan eylemleri ve amaçlarını anlatıyor.
 
Gaşt e İrşad'ın kurulmasından bir süre sonra kendisinin de Tahran'da çalıştığını ve birçok şeye tanıklık ettiğini belirten Evînar Seqiz, "Çalıştığım işyerinde arkadaşlarım sık sık Gaşt e İrşad'dan söz ediyordu. Hatta bir keresinde bir kadın gördüğü şiddet sonucu ölme noktasına gelmişti. Yine başka bir kadın kafasına aldığı darbelerle delirmiş ve bir süre sonra kaybolduğu söylenmişti. İşyerindeki arkadaşlarımın tanıdıkları biriydi ve ailesinin dahi bu durumu dile getiremediğinden söz ediyorlardı. Tabi bunlar korkunç şeylerdi benim için. Ve yıllar geçti bir Kürt kadını darp edilerek öldürüldü. Ancak aile bunun üzerini örtmedi, kızlarına sahip çıktı. Evet, Kürtler büyük baskı altındalar ancak başımıza bir şey geldiğinde tek ses olabiliyoruz. Halk da o aileyi yalnız bırakmadı ve Jîna'ya sahip çıktı. Ben de bir Kürt kadını olarak bu hakareti kabul edemem bu nedenle de ilk günden beri ailenin yanında durmaya çalışıyorum" dedi.
 
40’INCI GÜN ANMASI 
 
Kendisinin hem Jîna'nın taziyesine gittiğini hem de 40'ı için yapılan anmaya katıldığını anlatan Evînar Seqiz, "Tabi baba çok direndi. Hatta uzun süre gözetim altında tutuldu. Bu nedenle de baba bir konuşma yaptı ve herkese teşekkür ettikten sonra durumun daha da kötüleşmesini istemediğini söyledi. Orada insanlar babaya 'Bundan daha kötü ne olabilir ki. Bugün senin kızının başına gelenler yarın bizim başımıza gelecek' dedi. Ben de 'Jîna'nın başına gelenlerin bir kadın olarak benim başıma gelmeyeceğinin garantisi var mı? Evet Jîna için bugün buradayım ama aynı zamanda kendim için de buradayım. Bu nedenle bu itiraz daha da yaygınlaşmalı' dedim. Sonra Jîna'nın yengesi (dayısının eşi) geldi, herkese teşekkür etti ve şöyle bir konuşma yaptı: 'Tahran'da büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldık, ancak direndik. Halkın sizlerin yanımızda duracağından emindik. Bu nedenle cenazeyi aynı gün toprağa vermedik ve getirip toprağıyla buluşturduk.' Unutmamalıyız ki bizler sıradan bir insan olarak, bir Kürt olarak ve bir Kürt kadını olarak üç defa eziliyoruz. İtirazımızın bu kadar yüksek olmasının nedeni de bundandır" dedi.
 
 
'JIN JIYAN AZADÎ'NİN GÜCÜ 
 
Jîna Emînî'nin mezarı başında yükselen "Jin Jiyan Azadî" sloganını sorduğum Evînar Seqiz, şöyle diyor: "Jin Jiyan Azadî sadece kulağa hoş gelen ritmi olan bir slogan değil. Şüphesiz arkasında güçlü bir felsefe var. Ve bu felsefenin yaygınlaşabilmesi için Kürt halkı uzun yıllardır bu slogan altında direniyor, akademilerini oluşturuyor, atölyelerle bu bilincin toplum içerisinde yaygınlaşması için çabalıyor. Rojhilat'ta da Jîna'nın mezarı başında çok da önemli ve gerekli bir ortamda bunun haykırılması gerekiyordu. Bu sloganın tam zamanıydı ve bu nedenle geniş bir yankı uyandırdı. Bunun daha fazla yaygınlaşması için çabalamamız gerekiyor."
 
HERKESİN KAFASINDAKİ SORU 
 
Jîna Emînî'nin 40'ıncı gün anmasında onbinlerce kişinin şehir merkezinden mezarlığa kadar sel olup aktığı görüntüleri hatırlatıp, o gün içerisinde bulunduğu atmosferi sorduğum Evînar, başlıyor anlatmaya: "Uzun yıllardır kadınlarla çalışıyorum. Bugüne kadar sayısız kadınla buluştum ve konuştum. Jîna'dan sonra kadınlar kendilerine yapılan zulmün boyutunu daha iyi anladı diyebilirim. Bu iki ay içerisinde çok önemli şeyler deneyimledik. Küçük bir anımı anlatmak istiyorum. Benim bir kadın müşterim var ve on yaşlarında iki kızı var. Annelerine 'Anne on yıl sonra Jîna'nın yaşına geldiğimizde Jîna'nın başına gelenlerin aynısının bizim de başımıza gelebileceğini hiç düşündün mü?' diye sormuşlar. Bunu söyleyen on yaşlarındaki kız çocukları. İşte Jîna'nın 40'ında o sel olup mezara akan herkes çocuklarının başına aynı şey gelmesin diye oradaydı. Herkesin kafasında o on yaşındaki kız çocuklarının kafasını meşgul eden soru vardı. O 40 gün boyunca Jîna için sokaklara çıkan birçok kadın daha öldürüldü. O yüzden halk Jîna'nın sesi, ailenin sesi olmak gerektiğine inandı. Jîna ailesini aştı artık, o her bir ailenin Jîna'sı oldu. O yüzden o mahşeri kalabalık toplandı. Bu da Kürdün bir olursa neler yapabileceğine iyi bir örnekti."
 
NESRÎN QADIRÎ GİBİ BİR DEVRİMCİ OLMAK
 
4 Kasım'da Tahran'da kafasına vurulan copla ağır yaralanan ve yaşamını yitirdikten sonra 6 Kasım'da cenazesi rejim tarafından kaçırılarak Meriwan'da zorla toprağa verilen doktora öğrencisi Nesrîn Qadirî'yi de hatırlatan Evînar Seqiz, her bir kadının Nesrîn Qadiri gibi bir devrimci olması gerektiğini söyledi.
 
Öğretmenler arasında örgütlü kadın öğretmenlerin de olduğunu ve bu iki aylık sürede çoğunun tutuklandığını hatırlatan Evînar Seqiz, şu çağrıda bulundu: "Herkese özellikle kadınlara çağrımdır. Daha örgütlü hareket edebilmek için daha fazla bir araya gelmeliyiz. Jin Jiyan Azadî şiarının arkasında bu felsefenin Rojhilat'ta da pratikleşmesini sağlamalıyız. Kadınların korkularını bir kenara bırakmasını ve kapatıldıkları evlerden çıkmalarını istiyorum. Direnmek gerek. Ancak biz kadınlar gelecek nesilleri eğitirsek erkek egemen anlayışını değiştirebiliriz. Bu iki aylık deneyim özellikle çocuklar ve erkekler arasında ciddi bir değişim yaratabileceğimizi de gösterdi. O yüzden daha fazla çalışmak gerek."
 
EYLEMLERİN ÖNCÜLERİ ANLATIYOR
 
 
Evînar Seqiz ile röportajımın ardından kentteki eylemlerin öncülerinden biri olan Hêvî Renc Seqiz ile görüşüyorum. Jîna Emînî ile birlikte Seqiz'de başlayan eylemlerin halkta yarattığı duyguyu öğrenmek istediğim Hêvî Renc Seqiz, sözlerine şöyle başlıyor: "Bu itirazların yükselmesini sağlayan birçok neden var. Rejimin 43 yıllık ömrü boyunca hem siyaseten hem de güvenlik açısından halka yönelik zulümleri, ekonomik krizin git gide dayanılamaz bir hal alması, orta sınıfın dahi geçinmekte zorlanması, şiddet; halkın ayaklanmasının başlıca nedenleri arasında sayılabilir. Bütün bunlara Jîna Emini'nin Gaşt e İrşad tarafından öldürülmesi de eklenince halk başkaldırmaktan başka çaresinin kalmadığını düşünmeye başladı. Yani 43 yıldır aslında kesintisiz devam eden bir zulüm var ama bardağı taşıran damla Jîna'nın öldürülmesi oldu."
 
İRAN HALKLARI İLE KÜRTLER OMUZ OMUZA 
 
Jîna bir Kürt olmasına rağmen öldürülmesinin İran'ın diğer kentlerinde de protesto edilmesinin yeni bir aşama olup olmadığını sorduğum Hêvî Renc Seqiz, "Aslında İran halkları, bugüne kadar Kürdün maruz kaldığı saldırılara, katliamlara karşı herhangi bir reaksiyon göstermiş değil. Her zaman İran siyasetinin ve yönetimin Kürde karşı saldırılarını 'güvenlik' gerekçesi temelinde değerlendirmiştir. Bu saldırıları doğrudan onaylamamışsa dahi buna sessiz kalmıştır. Ama Jîna ile ilk defa bu topraklarda yaşayan halkların her bir ferdi, kendi çocuklarının da güvende olmadığını düşünmeye başladı. Yani aslında Kürt halkı ve İran halklarının Jîna için sokağa dökülmesi arasında bir fark var. Ama her ikisinin de amacı aynı noktaya çıkıyor diyebiliriz" diyor.
 
USULGERAN VE ISLAHTALEB ÇÖZÜM DEĞİL 
 
Aradaki farkı sorduğum Hêvî Renc Seqiz, şöyle diyor: "Kürt halkının maruz kaldığı zulmün yavaş yavaş kendilerine de döndüğünü idrak etmeye başladılar. Büyük bir bölümü için bugüne kadar ülkedeki ana meselenin ekonomi olduğu fikri vardı, ama Jîna ile birlikte aslında asıl meselenin her bir İranlının onur meselesi olduğu fikri yayılmaya başladı. İnsanlar aslında ne İslahtaleb'in (Xatemi - reformist kanat) ne de Usulgeran'ın (Reisi ve Humeyni - katı İslami kanat) çözüm olmadığını kavramaya başladı. Yani bu her iki kanat arasında zaman zaman çelişkiler doğuyor. Aslında her iki kanat da var olan rejimi sürdürmek istiyor. Ama Usulgeran kanadı Cumhurbaşkanlığı kazandığında İslahtaleb kanadın aleyhine kimi kanun değişiklikleri yapıyordu, İslahtaleb kanat Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğunda Usulgeran kanat aleyhine değişiklikler yapıyordu. Ve bu aralarındaki çelişkilerin artmasına neden oldu. Her iki kanat, yönetimi ele geçirmeye çalışırken arada ezilenler de, yananlar da halklar oldu. Bu itirazlar gittikçe güçlendi ancak nasıl sokağa taşacağının yolu yoktu. Jîna'nın öldürülmesi ve Kürt halkının sokaklara dökülmesi diğer İran halkları için de yol gösterdi ve halklar ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı etrafında bir oldu."
 
ERKEKLERİN İTİRAZI BİR İLK 
 
"‘Jin Jiyan Azadî’ nasıl bu kadar etkili olabildi ve kısa sürede sınırları aştı, diasporadaki İranlıların dahi sarıldığı bir slogan oldu" soruma da Hêvî Renc Seqiz, şu yanıtı veriyor: "Bunda bu fikriyatın altyapısı ve bugüne gelmesinde Kürt Özgürlük Hareketi'nin çabası yadsınamaz. Bu felsefenin hayat bulduğu, herkesin gördüğü ve deneyimlediği somut bir örnek de vardı. Rojava. Kürt Özgürlük Hareketi Rojava'da öyle bir model yarattı ki bu bütün halklara, hatta dünyadaki feminist hareketlere örnek oldu, ilham oldu. İran da her ne kadar dünyadan izole gibi görülse de aslında bunu görüyor ve bu gördükleri somut örneklerin kendi coğrafyalarında da yaşam bulabileceğini umut ediyor. Kadınların değişime nasıl öncülük ettiğini ve bu gücü bünyesinde barındırdığını anlıyor. Toplumun yarısı olmalarına rağmen bugüne kadar kadının köle gibi görüldüğü fikrini kadınlar çok iyi biliyor ve buna karşı mücadele ediyordu. Ancak burada bir şey daha ortaya çıktı. Erkekler de artık bu gerçeği gördü ve kadınlarla birlikte aynı amaç için mücadele etmeye başladılar. Bu umut tüm İrani halkların kadın erkek, ‘Jin Jiyan Azadî’ sloganı etrafında birleşmelerini sağladı." 
 
HALK HAMANEY'E KARŞI ARTIK KORKUSUZ 
 
 
"Jin Jiyan Azadî" sloganıyla birlikte "Diktatöre ölüm" sloganlarının da yükseldiğini hatırlattığım Hêvî Renc Seqiz, "Her başkaldırıyla birlikte yeni bir eşiğin aşıldığını görüyoruz. 2009 öncesi eylemlerde Hamaney'e karşı herhangi bir slogan atıldığına tanıklık etmemiştik. Bir korku vardı. Ancak 2009 ve 2019'daki eylemlerde az da olsa Hamaney sloganlarda yer bulmaya başladı. Son iki ayda gelişen eylemlerde ise bu korku tamamen kırıldı. Halk artık Hamaney karşıtı sloganları her yerde haykırıyor. Bu bile başlı başına bu başkaldırının diğerlerinden farkını gözler önüne seriyor. Evet, rejim bu eylemlere karşı saldırıların dozunu gittikçe arttırıyor. Ancak bu hepimizde haklarımıza daha fazla sahip çıkmamız gerektiği inancını pekiştiriyor" şeklinde konuşuyor. 
 
ŞİDDET ARTTIKÇA KENETLENME DE ARTIYOR
 
Şu ana kadar eylemlerin öncülüğünü halkın yaptığını belirten Hêvî Renc Seqiz, "Rojhilat'ta örgütlü yapılar var ve zaman zaman bu yapıların ortak hareket etme adına komite arayışları da oldu ancak şu ana kadar bir sonuç alınmış değil. Bu nedenle de yavaş yavaş halk kendi aralarında komiteler oluşturmaya başlıyor. Biz de Seqiz'de bu çabanın içindeyiz. Yaptığımız tüm görüşmelerde bunun önemi üzerinde tartışmalar yürütüyoruz. İnsanlar komiteler olmadan da birlikte hareket edebiliyor, bugüne kadar herhangi bir örgütlenme içerisine girmeyenlerin bile örgütlüymüş gibi hareket etmesi bizi heyecanlandırıyor" diyerek, şiddetin artmasının halkı daha fazla birbirine kenetlediğini vurguluyor. 
 
ÖMÜR BİÇENLER HALKI TANIMAYANLAR
 
Zaman zaman eylemlere ömür biçildiği, amacına ulaşamayacağı şeklinde yorumlar yapıldığını hatırlattığım Hêvî Renc Seqiz, İran'ın geçmişinden de örnekler vererek, şöyle diyor: "Bu yorumları yapanların İran halklarını ve Kürtleri tanımadığını düşünüyorum. Zaman zaman sokakların sakinleşmesinden dolayı böylesi sonuçları çıkarıyor olabilirler, ama zaten işin doğasında bu var. Halk bazen nefes alabilmek için, daha güçlü bir itiraz yükseltebilmek için sokaklardan çekilebilir. Ama bu iki aylık süre bize gösterdi ki bu kesinlikle bir geri çekilme değildir. Halk bu sistemi değiştireceğinden emin. 1979 Devrimi'ne giden süreci eğer hatırlarsak, halk 1974'te sokaklara dökülmeye başladı ve 1979'a kadar itirazlarını sürdürdü. Bazen 3 ay boyunca sokaktan çekildiği de oluyordu ama daha sonra daha güçlü sokaklara dökülüyordu ve sonuç da aldı. Bu kez halkın daha erken sonuç alacağını ve sonuç alana kadar da sokaklardan çekilmeyeceğini düşünüyorum."
 
HALK NE REHBER'İ NE DE ŞAH’I İSTİYOR 
 
"Evet, halk var olan sistemi istemiyor ve değişmesini talep ediyor. Ancak bu rejimin yerine neyi istiyor" soruma da Hêvî Renc Seqiz, şu yanıtı veriyor: "İran'da bildiğimiz doğru düzgün bir muhalefet yok. Evet Saltanatçılar var, Cumhuriyetçiler var, Halkın Mücahitleri var. Ancak hiçbirinin de güçlü bir programları yok. Taraftarları da, destekleyicileri de çok az. Bu nedenle de halk arasında alternatif görünmüyorlar. Tüm bunlar İran'ın bir kısmının, özellikle de burjuva sınıfının son iki aydır ortaya çıkan eylemlere mesafeli yaklaşmasına da neden oluyor. Çünkü geleceği göremiyor ve bu korku taraflarını seçmeyi zorlaştırıyor. Ancak bu başkaldırı yeni bir yol açabilir. Örneğin Şah devrildiğinde geçici bir Şura oluşturulmuştu. Şimdi özellikle İran'ın dışında olan muhalefetin benzer bir arayışı var, bir meclis kurma adına. Faşizan ve çıkarcı taraflar bu konuda problem yaratıyorlar. Saltanatçılar yeniden yönetime gelmenin arayışı içinde ama halkın büyük bir bölümü bunları istemiyor. Çünkü Şah'tan da çok çekti bu halk. Özellikle Kürt halkı kesinlikle Şah'ı istemiyor. Bir Fars olarak düşündüğümde de gelinen noktada üstten bana yaklaşacak bir yönetim istemem. Her bir grubun kendi çıkarlarını halkın çıkarları önüne koyması, ortak bir hareketin oluşmasını da engelliyor. Halk tüm grupların eşit temelde bir araya gelerek halkların çıkarları temelinde hareket etmesini istiyor. Eğer bu sağlanmazsa korkarım ki rejimin yenilgisi de zamana yayılmış olur."
 
EYLEMLERE KATILANLARIN YÜZDE 60'I GENÇ
 
Seqiz'de gençlerin ve lise çağındaki öğrencilerin eylemlere katılım düzeyini sorduğum Hêvî Renc Seqiz, "Eyleme katılanların büyük bölümü gençlerden oluşuyor. Daha büyük bir güce ve iradeye sahipler. Daha önce bu rejimin zulmüne, işkencelerine doğrudan muhatap olan orta yaş üstü yurttaşların taşıdığı korkuyu bu gençler taşımıyor. Eğer bir sınıflandırma yapacaksak bu eylemlere katılanların yüzde 60'a yakınını korkusuz gençler oluşturuyor. Eylemlere katılanların yüzde 20'si de gerçekten yürekleri yanan, ruhları yaralanmış kişilerden oluşuyor. Devletin ağır baskısını hayatı boyunca hissetmiş kişiler bunlar. Yani örgütlü diyebileceğimiz insanlar. Geri kalan yüzde 20 de çoğunluğa uymaya çalışan kesimdir" diye özetliyor. 
 
İNTERNET PROBLEM VPN'LER ÇALIŞMIYOR
 
Ülkedeki internet kesintileri nedeniyle gelişmelerin istenen düzeyde yayılamadığını söyleyen Hêvî Renc Seqiz, "Bu bizler için büyük bir problem. Wi-fi az da olsa telefon internetinden daha iyi, ama zaman zaman tamamen kesiliyor. VPN'ler çok işe yaramıyor. Zaten bu VPN'leri uygulamalardan indirmek büyük bir sorun. O yüzden insanlar bluetooth ya da paylaşım programları vasıtasıyla VPN'leri birbirleriyle paylaşıyorlar. Ama bunlar da çok kısa süreli çalışıyor. Buna rağmen halk, güvenli olmasa da telefonlar üzerinden birbiriyle temasa geçiyor ve gelişmelerden haberdar oluyor" dedi. 
 
 
'MAVİ GÖZLÜLERİN KARA GÖZLÜLERDEN BİR ÜSTÜNLÜĞÜ YOK'
 
Tüm İran halklarına ve dört parça Kürdistan'a çağrıda bulunan Hêvî Renc Seqiz, kendi onuruna sahip çıkan halklarla dayanışmalarını istedi ve son olarak şunları dedi: "Rojava halkının desteğini yaptıkları kitlesel yürüyüşlerle hissediyoruz. Bakur halkımızın da küçük de olsa bir sesi çıkıyor ancak bunun daha fazla olmasını istiyoruz. Yine Başur'un desteğine de ihtiyacımız var. Umarım Bakur ve Başur da gereken desteği gösterir. Tüm dünya halklarının da renkli gözlü Ukraynalılar ve kara gözlü, kahverengi gözlü bizler arasında herhangi bir fark olmadığını anlamalarını ve ona göre bize desteklerini sunmalarını diliyorum."
 
Yarın: İran'ın başkenti Tahran'da durum nedir? 
 
MA / Abdurrahman Gök
 

Diğer başlıklar

15:30 Esenyurt mitinginde Abdullah Öcalan posteri
15:08 Büyük Özgürlük Yürüyüşçüleri 'özgürlük' mitinginde
15:03 Bayındır: Çözüm istiyorsanız muhatap Abdullah Öcalan'dır
14:44 Esenyurt'ta 'Demokrasi ve Özgürlük' mitingi
13:58 Gültan Kışanak’tan kadın gazetecilere mektup
13:49 Binler ‘Özgürlük ve Demokrasi’ mitingine akın ediyor
13:43 Alevi konferansı: Asimilasyon politikaları farklı yöntemlerle devrede
12:58 Efrîn'de bir kişi daha kaçırıldı
11:33 Bakırhan: Kerboran'a yoksulluktan başka ne verdiniz?
11:06 Tepkiler üzerine mermer ocağı iptal edildi
10:32 Jin Dergi'nin bu haftaki konusu eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık
09:30 Abdullah Öcalan’ın avukatı: CPT’nin tavrı tecridi derinleştiriyor
09:18 Tutsakların eylemi üçüncü ayını geride bıraktı
09:16 KDP’nin alıkoyduğu gazeteciden 124 gündür haber yok
09:15 STÖ’ler Kürt sorununun çözümüne dair ne düşünüyor?
09:14 Rohat Aktaş’ın annesi: Onlar baharımızın en güzel çiçekleriydi
09:14 Beraat kararı verilmişti: Başka çocukları da taciz ettiği ortaya çıktı
09:11 Abdullah Öcalan'dan 36 aydır haber alınamıyor
09:09 Tutsak Abi'nin tahliyesi 15 ayda 5 kez engellendi
09:06 Müftüoğlu'nun duruşması 29 Şubat'ta: Hukuksuzluk son bulmalı
09:05 İngiltere’den Adalet Nöbeti’ne desteğe geldi
09:00 25 ŞUBAT 2024 GÜNDEMİ
24/02/2024
23:28 Lübnan Hizbullahı İsrail’e ait askeri noktaları vurdu
22:24 Ankara Dayanışma Akademisi’nin panelinde ‘Belirsizlik Çağı’ vurgusu
21:30 DAD, Hızır Cemi düzenledi
20:05 Akdeniz’de meşaleli büro açılışı
19:47 DEM Parti’nin Başakşehir adayları tanıtıldı: Kazanacağız
18:51 Şirnex’te gözaltına alınanlar serbest bırakıldı
18:48 Cizîr’de gençlerden sloganlar eşliğinde yürüyüş
17:48 DEM Parti Bedlis eşbaşkan adayları halkla buluştu
17:42 Bakırhan Cizîr’de: Kürt sorununu çözmek isteyenlere adres veriyoruz, tecridi kaldırın!
17:42 Sit alanına yapılmak istenen proje için bilirkişi incelemesi
17:26 Kuzey ve Doğu Suriye’de 8 Mart'ın startı verildi
17:16 Barış Akademisyeni Şık görevine iade edildi
17:06 Toplumsal Tecrit ve Hapishaneler: Tecrit özgür sandığımız mekanlarda yaşanıyor
17:03 Adalet Nöbeti: Tecrit insanlık suçudur, son verilsin
17:01 Adana'da 4 tutsak sürgün edildi
16:39 Birdal: Barış olmazsa bizleri büyük bir tehlike bekliyor
16:18 Milletvekili Koca: Anadil hakkı için mücadele edeceğiz
16:07 Emekliler: Kırmızı kartı göstermemize az kaldı
15:44 DEM coşkusu kent kent yayılıyor
15:22 Şirnex’te 6 kişi gözaltına alındı
15:21 Rapor: 2023'te Ege bölgesinde 515 kadın hak ihlaline maruz kaldı
15:14 Esenyurt’ta yurttaşlar özgürlük mitingine davet edildi
15:08 TJA Êlih ve İzmir'de 8 Mart startını verdi: Rabe, dem dema azadîya jina ye
15:04 Gözaltına alınan Tuşba Belediye Eşbaşkan adayları serbest bırakıldı
14:56 ‘Ağır hasta tutsak Aladağ ve Gömi serbest bırakılsın’
14:27 Gözaltında kaybedilen 4 kişinin akıbeti soruldu
14:20 KHK eylemi 87’nci haftasında: Karara rağmen göreve iade edilmiyorlar
13:43 29 yıldır oğlunu arıyor: Unutmadık, buradayız!
13:17 Amed’de ‘Kürt sorununa çözüm’ toplantısı
13:16 Gazeteci Cengiz Altun mezarı başında anıldı
13:09 Hatimoğulları: Kayyımlar gidecek, demokrasi gelecek
12:46 Ezgi Zerkin'in katili ölü bulundu
12:26 Aram Yayınevi'nden 4 yeni kitap
12:25 TJA, 'Jin Jiyan Azadî ile 8 Mart’a Doğru' şiarıyla alanlarda olacak
12:06 Asrın Hukuk Bürosu: CPT’nin İmralı'yı ziyaret etmemesi kabul edilemez
12:02 Bakırhan Şirnex'te: Sayın Öcalan'ın iradesini dikkate alarak tecridi kaldırın
12:00 Temelli’den CPT’ye tepki: Çizilen sınırlarda insan hakkı mücadelesi yürütülemez
10:04 Rojnews editörü Ahmet 123 gündür KDP istihbaratının elinde
09:47 ‘Öcalan’a özgürlük’ talebiyle 90 gündür açlık grevindeler
09:45 Wan’ın eşbaşkan adayları: Seçimlere 50 yıllık direniş ruhuyla hazırlanıyoruz
09:33 Dr. Berwarî: Türkiye’nin Irak’ta artan trafiği Kürtlerin kazanımlarına karşıdır
09:27 Sanatçı Taşdoğan: Kuşa başka dilde öt denilebilir mi?
09:26 Silopiya'da 'Sanatsal Etkinlikler' programı başlıyor
09:25 ‘Özgürlük ve Demokrasi Mitingi’ne çağrı: Biz kazanacağız
09:23 Tilqebîn eşbaşkan adayları: Halkın sorunlarını halkla çözeceğiz
09:12 Av. Adıbelli: İmralı kapılarının açılmasıyla ülke refaha erecek
09:09 DEM Parti’nin Dihê adayları: Bizim olanı almaya geliyoruz
09:05 Yargıtay, Zafer’leri karıştırdı: Olmayan beyana dayanarak mahkumiyet verdi
09:01 Av. Kılıç: Her şüpheli ölümünün arkasında şiddet var
09:00 24 ŞUBAT 2024 GÜNDEMİ
23/02/2024
23:51 İzmir Halkevi'nden MA'ya zeytin ağacı
23:16 Uçar: Kürt halkının yüzü Abdullah Öcalan’ın paradigmasına dönük
23:09 Türkiye’ye gelen CPT heyeti İmralı Adası’nı ziyaret etmedi
20:41 Tutar Apartmanı davasının tek sanığı yakalandı
19:07 Antalya'da bir avukat tutuklandı
18:47 İstinaf, H.K.G davasında cezayı az bularak kararı bozdu
17:35 ‘Size barış getirdik’ diyen AKP’li adaya: Barış nerede, ekmek 10 lira!
17:08 Mitinge davet: Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamak zorundayız
17:01 DEM Parti'nin kent kent seçim çalışması
16:54 ÇHD’li avukatlar sevk edildi
16:52 Bakırhan: Kürt sorunu Roboski, Uludere ve 33 kurşundur
16:29 Bayındır: Bu bir özgürlük meselesidir
15:38 Adalet Nöbetini tutan aileler Öcalan’ın özgürlüğünü talep etti
15:37 Erkek şiddeti: 3 kadın katledildi
15:35 Gemlik'te 4.1 büyüklüğünde deprem
15:32 Farqîn’de patlama: 1 kişi yaşamını yitirdi
15:16 Şartlı tahliye edilen Mutlak Tozun yoğun bakıma alındı
14:30 Ege açlık grevi raporu: Sağlığa erişilemiyor, disiplin cezaları veriliyor
14:00 DBB’de işçilerin ‘ek protokol’ talebi görmezden gelindi
13:45 Hatimoğulları: 31 Mart zaferini DEM’li çay ile kutlayacağız
13:21 ‘Barış sürecinde kadın hakikati ve tecrit sorunsalı’ paneli düzenlenecek
13:14 Bakırhan: Bu dağları ne İskender ne Persler geçti, hırsızlar asla geçemez
13:10 Mera ve tarım arazilerine GES kuruluyor
13:07 YÖK’ten Boğaziçi Üniversitesi Rektörü İnci hakkında inceleme
11:50 Amed Şehir Tiyatrosu Mart ayı programı
11:22 'Kendimizi ve kentlerimizi yeniden inşa edeceğiz'
11:18 Sêwereg'de bir kadın katledildi
11:02 Qileban’da koruculara 'operasyon' baskısı
10:38 Ailelerden İmralı’ya gitmek için başvuru
10:37 Alıkonulan gazeteciden 122 gündür haber yok
10:16 Cezaevlerindeki açlık grevi eylemi 89’uncu gününde
09:42 AKP’li aday seçime ‘hırsızlıkla’ başladı
09:32 Katledilen gazeteci Altun’un annesi: Kalemi yerde kalmadı
09:05 Özbingöl: 8’inci Yargı Paketi siyasi sürece hizmet eden bir argüman
09:04 Öğrenciler ‘müze’ kararından vazgeçilmesini istiyor
09:02 Özgürlük ve Demokrasi Mitingi hazırlıkları sürüyor
09:01 Kayyımla mahkemelik olan yurttaş evinden çıkarılmak isteniyor
09:00 İsveçli siyasetçi Karlqvist: Abdullah Öcalan’ın konumu iyi anlaşılmalı
09:00 23 ŞUBAT 2024 GÜNDEMİ
22/02/2024
23:20 Murat Kurum Leman'ın kapağında: Nalet olsun içimdeki imar sevgisine
22:42 AKP’nin ardından MHP’de de toplu istifa
22:38 Şirnex’te şevbuhêrk düzenlendi
20:26 Wan’da Dünya Anadil Günü etkinlikleri
19:59 DEM Parti Bursa’da eşbaşkan adaylarını açıkladı
19:07 Silivri Cezaevi’nde 25 tutsak sürgün edildi
18:43 İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin protestosu sürüyor
18:40 AKP’nin İBB adayı Kurum hakkında suç duyurusunda bulunulacak
18:19 Cumartesi Anneleri 950'inci hafta eylemi nedeniyle yargılanacak
18:18 Tuncel’den Kışanak ve Türkdoğan’a tebrik mesajı
18:03 Fransa’daki Kürt gençlerinden CPT’de eylem
17:52 Cihanbeyli ve Kulu’da coşkulu büro açılışları
17:22 İHD'den Mülteci Raporu: Her yerde ayrımcılığa uğruyorlar
17:18 Beştaş ve Çepni'den Egîdê Cimo Müzik Okulu’na ziyaret
17:15 DEM Parti Sözcüsü: Seçmen taşıyanlara sesleniyoruz, kazanamayacaksınız!
17:06 Gençler Mêrdîn’den İmralı’ya mektup gönderdi
16:58 Gazeteci Gayıp’ın yurtdışı çıkış yasağına devam kararı
16:53 DEM Partili adaylar birçok kentte halkla buluştu
16:34 Adalet Nöbeti: İktidarın zulmüne karşı mücadelemiz sürecek
16:30 Sanatçı Metin Kahraman: Konser yasağına karşı davacı olacağız
15:33 AYM’den yeni Can Atalay kararı
14:53 Eski milletvekillerinin yargılandığı dava ertelendi
14:28 Bakırhan: Gever halkı sandıkta ders verecek
14:22 Merkez Bankası'ndan faiz kararı
14:20 Kayyım yönetimindeki DBB’de usulsüz kadrolaşma protesto edildi
14:19 Baro Başkanı Eren'i tehdit davasında davanın genişletilmesi talebi
13:51 Silopiya Belediyesi’nin Toplu İş Sözleşmesi imzalandı
13:48 Qers'te konuşan Hatimoğulları: Kürtçeyi yasaklayanlara oy yok
13:05 Gazeteci Ren’e dayatılan kelepçeli muayeneye takipsizlik
12:49 DEM Parti: Siyanürle altın arama yasaklanmalı
12:46 Serhat ve Karadeniz cezaevlerinde ihlaller arttı: Tecridi derhal kaldırın
12:13 Ceylan ve Alökmen'nin duruşması ertelendi
12:12 Gazeteci Pelin Özkaptan'ın yargılandığı davada mütala hazırlanacak
11:47 DEM Parti halk buluşmaları başlattı: İktidardakilerin başı seccadede aklı hilede!
11:26 Savcılık ve cezaevine İmralı başvurusu
11:10 Metîna Dağı bombalandı
10:19 Gazeteci Alağaş’ın duruşması ertelendi
10:01 AKP ve kayyımlar Bedlîs’i parsel parsel sattı
09:44 121 gün oldu: Gazeteci Ahmet’ten haber yok